İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/963 E. 2026/438 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/963
- Karar No
- 2026/438
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/963 Esas KARAR NO : 2026/438
TALEP : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 22/07/2024 KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talebinde bulunan davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Tic. Ltd. Şti., hakkında konkordato talep edilen borçlu ...A.Ş.'den alacaklı durumda olduğunu, müvekkili şirketin alacağı, daha yüksek olmasına rağmen ...A.Ş.'nin daha önceki konkordato projesinde alacak miktarı 19.723.160,34-TL. olarak gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından ... A.Ş.'den müvekkil şirkete bu zamana dek herhangi bir ödeme yapılmamış olup müvekkili şirketin alacaklı olduğunun açık olduğunu, borçlu ...A.Ş. tarafından sunulacak belgeler ve Mahkeme tarafından atanacak komiser ve bilirkişi değerlendirmesiyle konkordato yargılamasında imtiyazlı ve adi alacaklıların alacak miktarları tespit edilebilecek, alacaklılar arasındaki eşitlik sağlanarak müvekkili şirket de alacağını tahsil edebileceğini, aksi durumda, borçlu şirket ...A.Ş. aleyhine alacaklılar tarafından iflâs talep edilmesi ve şirketin iflâs etmesi yüksek bir ihtimaldir. Şirketin iflâs etmesi durumunda ise, oluşacak iflâs masasından büyük çoğunlukla sadece rehinli alacaklılar tatmin edilebilecek ve sadece rehinli alacaklılar alacaklarına kavuşabileceğini, zira, ... Bankası A.Ş. İle ... A.Ş. Arasında 01.11.2010 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde, ... Bankası A.Ş. tarafından ... A.Ş.'ye 270.000.000.- Euro limitli bir kredi açılması kabul edilmiştir. ... A.Ş'ye ait iki adet taşınmaz üzerinde ... A.Ş.'nin bankaya olan borçlarının teminatı olarak ... Bankası A.Ş. Lehine 675.000.000.- Euro bedelli 1. Derece ve 1. Sırada toplu ipotek tesis edildiğini, şirketin iflâs etmesi durumunda, müvekkili şirket, alacağını, ancak, rehinli alacaklılar, eşya ve taşınmazın aynından doğan kamu alacakları, işçilik alacakları ve eşya ile taşınmazın aynından doğmayan kamu alacakları için ödeme yapıldıktan sonra alacağını, iflâs tasfiyesinin çok uzun zaman alması ve bu alacaklara işleyecek faizler de dikkate alındığında, müvekkili alacağını olağanüstü uzun bir zamanda ve kuvvetle muhtemel hiç tahsil edememe tehlikesi altında olduğunu, müvekkil şirketin alacağını tahsil edebilmesinin tek yolu, borçlu şirketin cebri icra baskısı altında kalmaksızın faaliyetlerini devam ettirebilmesi olduğunu, bunun için de şirket hakkında konkordato geçici mühleti verilmesi ve alınacak konkordato mühletine ilişkin tedbirlerle şirketin faaliyetine devam etmesinin sağlanması, tüm alacaklıların lehine olacağını, borçlu şirket hakkındaki bu konkordato başvurusunun kabulüne ve borçlu ... A.Ş. için konkordato işlemlerinin başlatılmasına, acilen ve hemen ... A.Ş.'nin İİK m. 286'da belirtilen belgeleri sunmaya davet edilmesine, ... A.Ş.'ye İİK m. 286'da yer alan belgeleri sunması için İİK m. 287 uyarınca makul bir süre verilmesine, borçlu şirket hakkında Konkordato Geçici Mühleti verilmesine, geçici mühlet sonrasında kesin mühlet kararının verilmesine ve konkordatonun tasdikine, karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir. Davacılar vekilinin konkordato talep etmesine engel bir dava şartı olmayıp dava görevli ve yetkili olan mahkememizde açılmış ve yargılama aşamasında komiser ve temsilci dinlenilmiştir. MAHKEMEMİZCE OLUŞTURULAN ...E. ... K.SAYILI VE 12/09/2026 TARİHLİ GEREKÇELİ KARARINA GÖRE; "Kesin mühlete geçilmeden eldeki aşamada konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu 21/05/2025 tarihli raporda "Borçlu şirketin faaliyet kodunun 68.20.02 olduğu ve faaliyet konusunun “Kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasing işlemlerinin yapılması olduğu, Şirketin mevcut makine tesisat ve demirbaşları ile kıst çalışma düzeninin mevcut olduğu, Kasım /2024 dönem itibariyle şirkette 83 kişinin istihdam edildiği, 30.11.2024 tarihi itibariyle 55.027.516,53TL net satış, buna mukabil (-)35.672.277,62 TL faaliyet zararı, (-) 8.769.155,95 TL dönem sonu zararı olduğu, Borçlu şirketin 31.10.2024 tarihi itibariyle kaydi özvarlıklarının (+) 2.369.357.069.31 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla, şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, Borçlu şirketin bilirkişilerin 31.10.2024 tarih itibariyle yapmış oldukları rayiç belirlemeler kapsamında 31.10.2024 tarih itibariyle rayiç değerlere göre özvarlıklarının (+) 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, Şirketin Projede yer verilen satış ve kârlılık hedeflerinin ulaşmasının, Şirketin gelir tablosu projeksiyonlarında yer alan tutarın Alışveriş Merkezi, ... İşletmesi gelirleri olarak projeksiyonu yapılan Çalışma Modeli ve Gelir Paylaşım Oranları bölümünde yer alan tutarlardan oluşturulduğu, söz konusu çalışma modellerinin kademeli olarak elde edilecek gelirlere dayandığı, söz konusu kaynağın oluşturulabilmesi için faaliyete geçrilecek bölümlere yapılması gereken masraflara ilişkin “Bu çalışma modelinin dışında ayrıca işletmecilerin haklarının da gözetilerek alternatif model ve düşünceler aşağıdadır. Şirketin, varlık satışından veya konkordato dışı şirket ortaklarının mevcut hisselerinin / yeni çıkarılacak hisselerin bir kısmını yurt içi veya yurtdışı yatırımcılara 2025 yılında satışından elde edilecek gelirin sermayeye eklenerek borç kapatmada kullanılacağı, Şirketin kar dağıtımı yapmayacağı ve yöneticilere de zorunlu harcamalar haricinde “Huzur Hakkı” ödemesi yapılmayacağı, oluşacak fonların şirket kaynağına dönüşeceği, dolayısıyla, Esas faaliyet sonucu elde edilecek ticari KAR ve Yaratılan Nakitler ile, faaliyette olmayan bölümlerin açılarak tam kapasite ile hizmet verilmeye başlanması sağlanacaktır” şeklindeki bildirilen hususların öncelikli olarak gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlı olduğu, Gayrimenkul satışı ile elde edilecek kaynak tutarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, ancak bu kaynağın oluşturulabilmesi için şirketin azami gayret göstermesi gerektiği ve söz konusu satışların belirtilen sürelerde gerçekleşmesinin mümkün olacağına ilişkin somut aksiyon sunulması gerektiği, Şirketin faaliyet gelirlerinin yeterli olmadığı, faaliyet gelirlerine ulaşılabilmesi için yapılacak tadilatlara ilişkin katlanılacak ek masraf ve ek yatırım maliyetlerinin yapılması gerektiği, şu aşamada böyle bir bütçesinin gözükmediği, bu sebeple faaliyet gelirinin gerçekleşmesinin bağlı olduğu koşulların yerine getirilmemesi halinde inandırıcı olarak değerlendirilemeyeceği, ancak taşınmazın toplam değerinin borcu karşılayabilecek nitelikte olduğu, bu açıdan kaynakların yeterli olduğu, Sonuç olarak, TTK. m.376’ya çıkarılan rayiç bilançodaki varlıklarının değeri 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, borçlunun revize projesinde faizler dahil ödemeyi teklif ettiği toplam tutarın 5.003.317.702,85 TL olduğu, iflas halinde ise borçlunun aktiflerinin toplamı 8.121.848.988,46 TL olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması kapsamında, borçlunun varlıklarının doğrudan satış veya iflas sürecinde satılması halinde alacaklıların alacağına erişme süresi ve teklifin iflasa nazaran daha iyi bir teklif olmaması nedeniyle borçlunun kesin mühlete geçmesine heyetimizce olumsuz yaklaşıldığı, Diğer yandan Şirketin projesinde yer alan alacakların Sayın Mahkemenize sunulan revize projede, her ne kadar kayıtlı borç ve projedeki borç tutarı yukarıdaki şekilde ise de çekişmeli alacaklara ilişkin karar ve tasdik raporundaki borç tutarları göz önünde bulundurulduğunda, revize projenin bu kapsamda borç tutarları açısından eksiklik ihtiva ettiği bir durumun da söz konusu olabileceği, bu durum dikkate alındığında konkordato projesindeki borç ve varlık dengesi açısından değerlendirmenin doğru ve güvenilir olmasına yönelik hususların ancak İİK. m.299 vd. gereği alacak kayıtları ile tamamlanabileceği düşünülmekte olup bu hususa ilişkin takdirin Sayın Mahkmenize ait olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir. Mahkememizce oluşturulan 24/01/2025 tarihli ara kararda altı ay süre ile kesin mühlet verilmesi takdir olunmuştur. Ayrıca aynı duruşmada "borçlu şirketin mevcut mali tablolar, mevcut dönen ve duran varlıkları, stoklar, fiilen şirketin borca batık olup olmadığını tespit etmeye yarayacak tüm aktif ve pasiflerin rayiç değerleri üzerinde daha önce yapılan yakın tarihli incelemeler, özellikle ... Bankası A.Ş.vekilinin itirazları da gözetildiğinde projenin başarı ihtimalinin bulup bulunmadığının irdelenmesi, buna göre şirketin mali, işletmesel, muhasebesel, sektörel açısından başarıya ulaşılıp ulaşamayacağının irdelenmesi, bu noktada borçlu şirketin konkordato komiser heyeti raporuna yönelik itirazları ve banka itirazları üzerinde de mali, işletmesel, muhasebesel ve sektörel açından durulması, yapılacak tüm incelemeler sonrası komiser heyetinin 21/01/2025 tarihli raporunda iştirak edilmeyen bir husus olup olmadığı, sonuç olarak konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu 21/01/2025 tarihli rapora gerekçe ve sonuç açısından iştirak edilmeyen hal olup olmadığı noktalarının irdelenmesi, açısından bilirkişi incelemesi yapılmasına" dair ara karar oluşturulmuştur. Anılan konkordato komiser heyeti, kesin mühlete geçilmesi noktasında olumsuz nitelik taşımakla birlikte projenin başarısız olup olmadığının ehil bilirkişi kurulu aracılığıyla araştırılmasının takdir olunduğu, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Geçici mühletin dolması nedeniyle kesin mühlete geçilmiş ise de bu konuda ayrıca bilirkişi inceleme ara kararı dahi oluşturulmuştur. Mahkememizce konusunda ehil üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 13/08/2025 tarihli raporlarında; "Şayet alacaklılar, borçlunun iflası halinde alacaklarına büyük oranda ya da tamamen ulaşabiliyorlarsa, bu durumun borçlunun konkordatoya ihtiyaç olmadığını, başka bir ifadeyle konkordatonun iflastan daha iyi bir seçenek olmadığını gösterdiği, nitekim İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki koşullarından biri de teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartı arandığı, Yargıtay’ın da bu kabulde olduğu ve bu kabulün konkordatonun ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmaması kanaatinin bir sonucu olduğu, Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatı kapsamında yapılan incelemeler ve Komiser Heyetince de gerçekleştirilen değerlendirmelerde borçlu şirketin TTK. m.376’ya çıkarılan 31.10.2024 tarihli rayiç bilançodaki varlıklarının değerinin 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, borçlu şirketin revize projesinde faizler dahil ödemeyi teklif ettiği toplam tutarın ise 5.003.317.702,85 TL olduğu, Somut olayda borçlu şirketin iflası halinde dahi borçlunun aktiflerinin toplamının 8.121.848.988,46 TL olduğu, bu yönü ile borçlu şirketin varlıklarının doğrudan satış veya iflas sürecinde satılması halinde alacaklıların alacağına erişmesi vade olmaksızın tek seferde olacağı nazara alındığında mühletin devamına kıyasla elverişli koşullar içermeyen konkordato teklifinin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatine uygun olmadığının düşünüldüğü, Öte yandan borçlunun ilk olarak 2012 yılında iflas erteleme talebinde bulunduğu, borçlu şirketin iflas erteleme talebinin üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtiği, geçen sürede alacaklılarının alacaklarının enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğradığının sarih olduğu, Sayın Mahkeme konkordatonun tasdikine karar verilmesi halinde (ki bu en erken 2026 yılında olacaktır) alacaklıların alacaklarına kavuşması için 4 yıl daha geçeceği (1 yıllık kesin mühlet ile 3 yıllık ödeme takvimi) dikkate alındığında konkordatoya bağlı olarak alacaklıların enflasyon karşısındaki kayıpların artmasının muhakkak olacağı, Hâl böyle olunca takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere kesin mühlet sürecinin ve buna bağlı olarak tasdikin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatinin bulunmadığı, bu yönü ile heyetimizce Komiser Heyeti’nce oluşan görüşe aynen iştirak edildiği" şeklinde görüşlerini bildirmişlerdir. Böylelikle gerek konkordato komiser heyeti ve gerekse konkordatonun finansal ve muhasebesel açıdan başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair inceleme yapan bilirkişi kurulu raporlarında borçlu şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı açıklanmıştır. Bilindiği üzere 2004 sayılı İİK'nın 292/1.b bendine göre, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılıyor olması konkordato talebinin reddine yol açan bir haldir. "Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur. Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir." (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı) Mahkememizce atanan bilirkişi kurulu konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşamayacağı noktasında görevlendirilen, konkordato komiserliği dahi yapan bilirkişilerden atanmıştır. Konkordato komiser heyetinin 31/08/2025 tarihli raporlarında ise "Konkordato geçici komiser heyeti olarak konkordato talep eden borçlunun 31.12.2024 ve 30.06.2025 tarihli mali verilerinin ve faaliyetlerinin değerlendirilmesi neticesinde, Borçlu şirketin faaliyet kodunun 68.20.02 olduğu ve faaliyet konusunun “Kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasing işlemlerinin yapılması olduğu, Borçlunun mevcut makine tesisat ve demirbaşları ile kıst çalışma düzeninin mevcut olduğu, Haziran /2025 dönem itibariyle şirkette 74 kişinin istihdam edildiği, 31.12.2024 tarihi itibariyle 55.050.189,69 TL net satış, buna mukabil (-)173.743.994,10 TL faaliyet zararı, enflasyon düzeltme zararları dahil (-) 524.148.167,07 TL dönem sonu zararı olduğu, şirketin 30.06.2025 tarihin itibariyle net satış gelirinin 27.898.347.13 TL olduğu, (-)5.503.841.56TL Net Dönem zararı kayıtlandığı, borçlu şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle kaydi özvarlıklarının (+) 2.526.834.722.39 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla, şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, Borçlu şirketin bilirkişilerin 31.10.2024 tarih itibariyle yapmış oldukları rayiç belirlemeler kapsamında 31.10.2024 tarih itibariyle rayiç değerlere göre özvarlıklarının (+) 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlunun Projede yer verilen satış ve kârlılık hedeflerine ilişkin gelir tablolarında satış ve karlılık hedeflerine uzağında kaldığı, borçlunun hedeflerine ulaşmasının, borçlunun gelir tablosu projeksiyonlarında yer alan tutarın... İşletmesi gelirleri olarak projeksiyonu yapılan Çalışma Modeli ve Gelir Paylaşım Oranları bölümünde yer alan tutarlardan oluşturulduğu, söz konusu çalışma modellerinin kademeli olarak elde edilecek gelirlere dayandığı, söz konusu kaynağın oluşturulabilmesi için faaliyete geçirilecek bölümlere yapılması gereken masraflara ilişkin “Bu çalışma modelinin dışında ayrıca işletmecilerin haklarının da gözetilerek alternatif model ve düşünceler aşağıdadır. Şirketin, varlık satışından veya konkordato dışı şirket ortaklarının mevcut hisselerinin / yeni çıkarılacak hisselerin bir kısmını yurt içi veya yurtdışı yatırımcılara 2025 yılında satışından elde edilecek gelirin sermayeye eklenerek borç kapatmada kullanılacağı, Şirketin kar dağıtımı yapmayacağı ve yöneticilere de zorunlu harcamalar haricinde “Huzur Hakkı” ödemesi yapılmayacağı, oluşacak fonların şirket kaynağına dönüşeceği, dolayısıyla, Esas faaliyet sonucu elde edilecek ticari KAR ve Yaratılan Nakitler ile, faaliyette olmayan bölümlerin açılarak tam kapasite ile hizmet verilmeye başlanması sağlanacaktır” şeklindeki bildirilen hususların öncelikli olarak gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildirdiğimiz hususta, şirketin 2025 yılı ilk 6 aylık döneminde hedeflenen satış gelirinin % 11 seviyesinde gerçekleştiğinin belirlenmesi karşısında şirketin Projede yer verilen hedeflerinin uzağında olduğunun belirlendiği,Gayrimenkul satışı ile elde edilecek kaynak tutarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, ancak bu kaynağın oluşturulabilmesi için şirketin azami gayret göstermesi gerektiği ve söz konusu satışların belirtilen sürelerde gerçekleşmesinin mümkün olacağına ilişkin somut aksiyon sunulması gerektiği, şirket yetkilileri ile yapılan toplantılarda süreçlerin devam ettirildiğine dair beyanların olduğu, icra edilebilir şekle ulaştığında bu husus Sayın Mahkemenin takdirlerine arz edileceği, Heyetimizce hazırlanan “Alacaklıları Alacaklarını Bildirmeye Davet İlan Metni” kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda Borçlunun konkordato talebinin yukarıda izah ettiğimiz üzere çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığın tekrar değerlendirileceği, Revize konkordato projesinin yukarıdaki izahlar doğrultusunda her halükarda revize edilmesi gerektiği" şeklinde görüş bildirmişlerdir. İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Nitekim 15/03/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da "mehil kararından itibaren borçlu, komiserin nezareti altındadır. Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde, pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır. (Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)" Dosya incelendiğinde davacı alacaklının konkordato talebinde bulunduğu borçlu şirket olan ...A.Ş için daha önce bizzat borçlu şirketin kendisi ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ...Karar sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğu, ancak borçlunun konkordato başvurusunun İİK 305/b maddesi gereğince reddedildiği, red gerekçesinin borçlunun teklifinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı anlaşılmıştır. Bu red kararı verildikten sonra bu sefer davalı borçlu yerine davacı alacaklı mahkememize başvurarak konkordato talebinde bulunmuştur. Ancak ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihi incelendiğinde 18/07/2024 tarihi olduğu, mahkememize açılan dava tarihinin ise birkaç gün sonra 22/07/2024 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay içtihatları geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerekir. Müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun yıllardır alamadıkları gibi sırf konkordato talepleri yüzünden makul süreyi gereğinden fazla aşan sürelerin geçtiği , bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlu ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, davacı ve davalı borçlu tarafın karar aşamasına gelen dosyada yeni revize projelerini sunmalarının davayı ve tedbirleri uzatmaya yönelik davranışlar olduğu, bu nedenle yeni revize projeler için komiser görüşü veya bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, dosyada birden fazla komiser görüşü, bilirkişi raporu, revize projenin olduğu, bu aşamadan sonra sunulan yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olduğu, bunun kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato görüşüne ilişkin yukarıda yazılı özet beyanlar ve bunu teyit eden bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacı ve davalı borçlunun talep ettikleri konkordato projesinin başarısız olduğu, yine konkordato heyetinin ve bilirkişinin raporlarında söz konusu şirketin borca batık olmadığı , dolayısıyla davalı şirketin iflasına karar vermek gerekmediği göz önüne alınarak konkordato davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ŞEKLİNDE HÜKÜM KURULMUŞTUR. MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARARA YÖNELİK İSTİNAF TALEPLERİ ÜZERİNE BU DEFA İNCELEME YAPAN İSTANBUL BAM 17.HD, ...E.-...K.SAYILI KARARINDA; Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, borçlu şirketlerin muamele merkezi Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebinde bulunulduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde alacaklı şirket vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacı lehine 05/09/2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, geçici komiser heyeti atandığı, daha sonra geçici mühlet kararının 28/11/2024 tarihinden itibaren 2 ay daha uzatılmasına karar verildiği, 24/01/2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 6 ay kesin mühlet verildiği, son olarak 24/07/2025 tarihinden itibaren 6 ay süre ile kesin mühletin uzatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş olup karar davacı alacaklı ve borçlu vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu uyuşmazlık, davacı şirketin konkordato talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 14.08.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; şayet alacaklılar, borçlunun iflası halinde alacaklarına büyük oranda ya da tamamen ulaşabiliyorlarsa, bu durumun borçlunun konkordatoya ihtiyacı olmadığını, başka bir ifadeyle konkordatonun iflastan daha iyi bir seçenek olmadığını gösterdiği, nitekim İİK'nın 305/1-b maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki koşullarından birinin de teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması olduğu, Yargıtay'ın da bu kabulde olduğu ve bu kabulün konkordatonun ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmaması kanaatinin bir sonucu olduğu, Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatı kapsamında yapılan incelemeler ve Komiser Heyetince de gerçekleştirilen değerlendirmelerde borçlu şirketin TTK. m. 376'ya göre çıkarılan 31.10.2024 tarihli rayiç bilançodaki varlıklarının değerinin 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, borçlu şirketin revize projesinde faizler dahil ödemeyi teklif ettiği toplam tutarın ise 5.003.317.702,85 TL olduğu, somut olayda borçlu şirketin iflası halinde dahi borçlunun aktiflerinin toplamının 8.121.848.988,46 TL olduğu, bu yönü ile borçlu şirketin varlıklarının doğrudan satış veya iflas sürecinde satılması halinde alacaklıların alacağına erişmesinin vade olmaksızın tek seferde olacağı nazara alındığında mühletin devamına kıyasla elverişli koşullar içermeyen konkordato teklifinin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatine uygun olmadığının düşünüldüğü, öte yandan borçlunun ilk olarak 2012 yılında iflas erteleme talebinde bulunduğu, borçlu şirketin iflas erteleme talebinin üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtiği, geçen sürede alacaklıların alacaklarının enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğradığının sarih olduğu, Mahkemece konkordatonun tasdikine karar verilmesi halinde (ki bu en erken 2026 yılında olacaktır) alacaklıların alacaklarına kavuşması için 4 yıl daha geçeceği (1 yıllık kesin mühlet ile 3 yıllık ödeme takvimi) dikkate alındığında konkordatoya bağlı olarak alacaklıların enflasyon karşısındaki kayıpların artmasının muhakkak olacağı, hal böyle olunca takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kesin mühlet ve buna bağlı olarak tasdikin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatine olmadığı, bu yönü ile heyetimizce komiser heyeti raporunda oluşan görüşe aynen iştirak edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. 31.08.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda; Konkordato geçici komiser heyeti olarak konkordato talep eden borçlunun 31.12.2024 ve 30.06.2025 tarihli mali verilerinin ve faaliyetlerinin değerlendirilmesi neticesinde, borçlu şirketin faaliyet kodunun 68.20.02 olduğu ve faaliyet konusunun “kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasing işlemlerinin yapılması" olduğu, borçlunun mevcut makine tesisat ve demirbaşları ile kıst çalışma düzeninin mevcut olduğu, Haziran/2025 dönemi itibariyle şirkette 74 kişinin istihdam edildiği, 31.12.2024 tarihi itibariyle 55.050.189,69 TL net satış, buna mukabil (-)173.743.994,10 TL faaliyet zararı, enflasyon düzeltme zararları dahil (-) 524.148.167,07 TL dönem sonu zararı olduğu, şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle net satış gelirinin 27.898.347.13 TL olduğu, (-)5.503.841.56TL Net Dönem zararı kayıtlandığı, borçlu şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle kaydi özvarlıklarının (+) 2.526.834.722.39 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla, şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlu şirketin bilirkişilerin 31.10.2024 tarihi itibariyle yapmış oldukları rayiç belirlemeler kapsamında 31.10.2024 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre özvarlıklarının (+) 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlunun projede yer verilen satış ve kârlılık hedeflerine ilişkin gelir tablolarında satış ve karlılık hedeflerinin uzağında kaldığı, borçlunun hedeflerine ulaşmasının, borçlunun gelir tablosu projeksiyonlarında yer alan tutarın... İşletmesi gelirleri olarak projeksiyonu yapılan Çalışma Modeli ve Gelir Paylaşım Oranları bölümünde yer alan tutarlardan oluşturulduğu, söz konusu çalışma modellerinin kademeli olarak elde edilecek gelirlere dayandığı, söz konusu kaynağın oluşturulabilmesi için faaliyete geçirilecek bölümlere yapılması gereken masraflara ilişkin “Bu çalışma modelinin dışında ayrıca işletmecilerin hakları da gözetilerek alternatif model ve düşünceler aşağıdadır: şirketin, varlık satışından veya konkordato dışı şirket ortaklarının mevcut hisselerinin/yeni çıkarılacak hisselerinin bir kısmının yurt içi veya yurtdışı yatırımcılara 2025 yılında satışından elde edilecek gelirin sermayeye eklenerek borç kapatmada kullanılacağı, şirketin kar dağıtımı yapmayacağı ve yöneticilere de zorunlu harcamalar haricinde “Huzur Hakkı” ödemesi yapılmayacağı, oluşacak fonların şirket kaynağına dönüşeceği, dolayısıyla esas faaliyet sonucu elde edilecek ticari kar ve yaratılan nakitler ile faaliyette olmayan bölümlerin açılarak tam kapasite ile hizmet verilmeye başlanmasının sağlanacağı” şeklinde bildirilen hususların öncelikli olarak gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildirdiğimiz hususta, şirketin 2025 yılı ilk 6 aylık döneminde hedeflenen satış gelirinin %11 seviyesinde gerçekleştiğinin belirlenmesi karşısında şirketin projede yer verilen hedeflerinin uzağında olduğunun belirlendiği, gayrimenkul satışı ile elde edilecek kaynak tutarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, ancak bu kaynağın oluşturulabilmesi için şirketin azami gayret göstermesi gerektiği ve söz konusu satışların belirtilen sürelerde gerçekleşmesinin mümkün olacağına ilişkin somut aksiyon sunulması gerektiği, şirket yetkilileri ile yapılan toplantılarda süreçlerin devam ettirildiğine dair beyanların olduğu, icra edilebilir şekle ulaştığında bu hususun mahkemenin takdirlerine arz edileceği, Heyetimizce hazırlanan “Alacaklıları Alacaklarını Bildirmeye Davet İlan Metni” kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda borçlunun konkordato talebinin çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığın tekrar değerlendirileceği, revize konkordato projesinin her halükarda revize edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. ...'ye ait Uzman Görüşü; "Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporun, dosyanın teslim süresi ve rapor tarihi dikkate alındığında usule aykırı olduğu, bilirkişi kurulu tarafından raporda yer verilen tespitlerin hukuki değerlendirme niteliğinde olduğu, kurula tevdi edilen görev dışında tespit ve değerlendirmelere raporda yer verildiği, bilirkişi kurulunun teklifin kaynaklarla orantılı olup olmadığı bakımından bir değerlendirme yapmasının hukuka uygun olmadığı, bu hususun mahkemenin görevi olduğu, iflas durumunda alacaklılara vade olmaksızın ödeme yapılacağı yönündeki tespitin ülkemizdeki iflas tasfiyelerinin süresi ve tasfiye sonucunda alacaklıların tatmin oranları dikkate alındığında yerinde ve gerçekçi olmadığı, konkordato başvurusu yapabilecek kişilerin 7101 sayılı Kanun ile genişletildiği ve borca batık olmayan şirketlerin de konkordato başvurusu yapabileceği, bu itibarla da konkordato yerine borçlunun malvarlıklarını bizzat satarak alacaklarını ödemesi gibi bir değerlendirmenin konkordatonun amacına aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklindedir. Prof. Dr. Mert Erer'e ait Uzman Görüşü; "Konkordato komiser heyeti ve bilirkişi heyeti raporlarında yer alan şirketin alacaklılarının şirketin iflası halinde konkordatonun tasdikine kıyasla daha yüksek oranda ve daha kısa sürede alacaklarını tahsil edebilecekleri yönündeki görüş somut, eksiksiz ve denetlenebilir verilere dayanmamaktadır. Bunun ilk nedeni, şirketin borca batık durumda olmaması ve mevcut aşamada konkordato talebinin muhtemel reddi sonucunda ortaya çıkmayacak bir durum ile ilgili varsayımsal bir hesaplama yapıp bu varsayımsal hesaplama sonucunu verilecek karara esas almanın işletme bilimine uygun olmamasıdır. İkinci neden, konkordato komiser heyeti raporunda açık bir şekilde iflas halinde yasal süreçlerin ne kadar süreceğinin komiser heyeti tarafından tahmin edilemediği yazılmış olsa da konkordato komiser heyetinin iflas halinde alacaklıların alacaklarına konkordatonun tasdikine kıyasla daha kısa sürede kavuşacağı ve iflas durumunun alacaklılarının lehine olduğu yönünde görüş bildirmesidir. İflas halinde yasal sürecin ne kadar süreceği tahmin edilemiyorsa iflas halinin konkordatonun tasdikine kıyasla vade bakımından alacaklıların lehine olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Üçüncü neden, şirket bugün iflas etse bile iflas sürecinin tamamlanmasının şirketin konkordato talebinin tasdiki durumunda tüm ödemeleri tamamlamayı taahhüt ettiği vadeden çok daha süre sonra tamamlanacak olmasıdır. Şirket konkordato projesinde ödemelerini en geç 2027 yılı sonunda tamamlamayı teklif etmektedir. Bugün iflas süreci başlasa dahi süreci tamamlanıp alacaklıların alacaklarına kavuşması konkordato projesinde yer alan ödeme vadesinin tamamlanmasından yıllar sonra ancak gerçekleşebilecektir. Bu bakımdan, konkordato tasdiki durumunda alacaklıların alacaklarını iflas durumuna göre çok daha erken tahsil edeceği açıktır. Dördüncü ve son neden, iflas halinde alacaklıların tahsil etmesi muhtemel tutar hesaplanırken iflasın tamamlanması süresince işleyecek faizlerin ve doğacak masrafların dikkate alınmamasıdır. İflas bir günde tamamlanacakmış gibi şirket varlıklarının rayiç değerlerinin %50’sinin alınarak bunun şirket kayıtlarındaki mevcut borçla karşılaştırılması hatalıdır. Böyle bir hesaplama için öncelikle iflas sürecinin ne kadar sürece tamamlanacağı yaklaşık olarak tahmin edilmeli, bu süreçte alacaklara işleyecek faizler ve harçlar ödenecek borç tutarına ilave edilmeli ve şirket varlıklarının (gayrimenkul, tesis, makine ve cihazlar ve demirbaşlar) işler durumda tutulabilmesi için yapılması zorunlu harcamalar ile varlıklar rayiç değerinden düşülmelidir. Bu şekilde bir hesaplama yapıldığında, iflas durumunda alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil etme imkanlarının bulunmadığı anlaşılacaktır. Bu değişkenler dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar eksik ve hatalı olacaktır. Sonuç olarak, konkordatonun tasdiki durumunda alacaklıların alacaklarına iflas haline kıyasla çok daha kısa sürede ve daha yüksek oranda kavuşabilecekleri kanaatindeyim." şeklindedir. ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.07.2024 tarihli,... E., ... K. Sayılı ilamında: "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartının gerçekleşmediği, İİK'nın 305. maddesinde yer alan koşulların tamamının bir arada bulunması halinde konkordatonun tasdikine karar verilebileceği, İİK 305/1-b maddesi kapsamında "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleşmediği, İİK 308. maddesinde belirtildiği üzere tasdik talebinin reddi ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin varlığı halinde iflasa tabi şahısların iflasına karar verilebileceği, borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı, konkordatonun tasdiki talebinin kanunda doğrudan iflas sebebi olarak düzenlenmediği, İİK 177. maddesinde sayılan doğrudan doğruya iflas sebeplerinin borçlu şirket yönünden mevcut olmadığı gerekçesiyle konkordato tasdiki talebinin reddine karar verilmiştir. İİK'nın 292. maddesi; "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir." Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir. İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapı Hukuku, Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihl... E. ... K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir." şeklindedir. "...Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen durumların da nazara alınması gerektiği gözetilerek, borçlu şirketlerin güncel durumları itibariyle, dosyaya sunulan konkordato projesinin, revize bir proje sunulması halinde sunulan revize projenin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda, geçici komiser kurulundan yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir." (Y. 23. HD. 20.01.2021 tarihli ... E....K. Sayılı ilamı) 09.09.2025 tarihli borçlu şirket revize projesi özetle; "Şirketimiz, ticari faaliyetini engellemeyecek, satış geliri/borç dengesi sağlandığı noktada konkordato ile kanunların ön gördüğü şartlarının gerektirdiği tüm onayları alarak, ... Tablosundaki tutarlarda ve tarihlerde revize konkordato projesindeki gayrimenkul satışı yolu ile alacaklılar arasındaki eşitliği gözeterek, borcu tamamen kapatarak, konkordato içinde, mevzuata uygun işlemleri yapacaktır. Revize Konkordato teklifimize göre şirketimiz, borçlarının imtiyazlı alacaklı kamu, teminatlı alacaklı banka hariç tamamını, herhangi bir indirim talep edilmeden ana paraya %40 faizi ile birlikte ödemeyi, imtiyazlı alacaklı kamuya olan borcunu ise herhangi bir indirim talep etmeden, ana paraya tecil faizi olan %48 faizi ile birlikte ödemeyi, teminatlı alacaklı bankaya ana paradan herhangi bir indirim talep etmeden talep faizi olan yıllık %22.1 faizi ile birlikte ödemeyi teklif etmektedir. Bu durum yukarıda da izah edildiği gibi iflasa nazaran tüm alacaklıların menfaatinedir. Uygulamaya geçtiğimiz revize konkordato projesi çerçevesinde sağlanan yeni yapılanmamız ile söz konusu borçların revize konkordato teklifine uygun olarak bir plan ve disiplin içerisinde yapılandırılmak suretiyle ödenmesi mümkündür. Ayrıca revize konkordato projesinin hayata geçmesi İle atıl durumdaki sermaye ekonomiye kazandırılacak ve yaklaşık 2500-3000 kişiye istihdam yaratılarak, kamu menfaati de gerçekleşmiş olacaktır. Bu nedenle oldukça gerçekçi verileri ve öngörüleri ihtiva eden, mikro ve makro açıdan mali, hukuki ve ekonomik faydası kaçınılmaz olan unsurlar dikkate alınarak konkordato revize projemizde belirtilen teklifimizin kabulünü arz ve talep ederiz." şeklindedir. Alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet ilan metni kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda borçlunun konkordato talebinin çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığının tekrar değerlendirileceği, revize konkordato projesinin her halükarda revize edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilen 31.08.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporu doğrultusunda borçlu şirket tarafından dosyaya 09.09.2025 tarihli Revize Projenin sunulduğu, 12/09/2025 tarihli karar duruşmasında da davacı alacaklı ve borçlu vekili tarafından yeni revize projenin sunulduğu, bu projenin uygulanabilir bir proje olduğu belirtilerek bu revize proje ile ilgili konkordato komiser heyetinden görüş alınarak kesin mühlet süresinin dolmasının beklenilmesinin talep edildiği gözetildiğinde mahkemece hukuki dinlenilme hakkı kapsamında sunulan revize projenin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda komiser kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacı alacaklı ve borçlu vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. ŞEKLİNDE KALDIRMA GEREKÇESİNİ AÇIKLAMIŞTIR. Mahkememizce yeni esas alınmasına müteakiben yeni duruşma günü verilmiş duruşma gün ve saati davacılar vekillerine tebliğ olunmuştur. Konkordato komiser heyetinin 15/04/2026 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda" Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, iltihak süreci ile alacaklılar toplantısında kullanılan oylar ve toplam alacaklı yapısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde aşağıdaki tespitler yapılmıştır. Toplam 428 alacaklıdan yalnızca 85'inin oylamaya katıldığı ve toplam alacaklı kitlesinin büyük çoğunluğunun (%80,14) oylamada yer almadığı tespit edilmiştir.Kabul oyu veren alacaklı sayısının toplam kayıtlı alacaklı sayısına oranı 9 17,05; kabul oyu veren alacakların toplam kayıtlı alacaklara oranı ise % 30,43 olarak gerçekleşmiştir.Konkordato projesinin borçlu tarafından sunulan temel taahhüdü olan gayrimenkul satışı, beyan edilen 31 Mart 2026 tarihine kadar gerçekleştirilmemiş olup bu husus, projenin uygulanabilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen alternatif çoğunluk şartlarından hiçbirinin, gerek kişi sayısı gerekse alacak tutarı bakımından karşılanamadığı açıktır. Bu itibarla; Konkordato projesinin, gerek kişi sayısı gerekse alacak tutarı bakımından İİK m.302'de öngörülen çoğunluk şartlarını sağlamadığı, Dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu'nun 302. Maddesi kapsamında kabul edilmiş sayılmasının mümkün olmadığı, Borçlunun temel taahhüdünü yerine getirmemesi ve gayrimenkul satışlarını taahhüt ettiği sürede tamamlamaması nedeniyle konkordatonun gerçekleşmesini sağlayan koşulların oluşmadığı, Bu nedenlerle konkordato projesinin tasdik edilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Borçlu şirketin en güncel olan 31/03/2026 tarihli kaydi eğer bilançosu ve de bu bilanço üzerinden komiser heyetimizce tanzim dilen rayiç değer bilançosuna göre BORCA BATIKLIK HALİNİN BULUNMADIĞI hesap ve tespit edilmiştir.şeklinde raporlarını sunmuşlardır. İcra İflas Kanunu 302 maddesine göre konkordato projesinin alacaklılar toplantısında kanunun belirlediği orandaki alacaklılar veya alacakları temsil eden kişilerce kabulü gerekir bu şart tasdik şartı olup İİK 302/3 maddesine göre konkordato projesi kaydedilmiş olan alacaklıların veya alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların 1/4 ini ve alacakların 2/3 sini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır. Bu şekilde çoğunluk nisabı oluşmaması halinde konkordato projesinin tasdiki mümkün değildir. Her ne kadar davacı taraf yeterli süre bulunmadan alacaklılar toplantısı yapıldığını iddia etmiş ise de bu konuda ara karar oluşturulmuş, komiser heyeti usulüne uygun alacaklılar toplantısı yapmış ve konkordato projesi gerek kişi sayısı gerekse alacak tutarı bakımından İİK 302.maddesinde ön görülen çoğunluk şartlarını taşımamıştır. Ayrıca borçlu temel taahhüdü olan gayrimenkul satışı taahhüt ettiği sürede tamamlayamamış ve mahkememizde konkordatonun projesinin gerçekleşeceğine dair bir kanaat oluşmamıştır. Dolayısıyla bu iki nedenden dolayı konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının ve borçlu ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı borçlu ... ŞİRKETİ tarafından ileri sürülen konkordato talebinin REDDİNE, Adı geçen borçlu şirket hakkında mahkememizce verilen tüm mühletlerin ve tedbirlerin 21/05/2026 günü saat:16:45 den itibaren kaldırılmasına, Konkordato komiserlerinin görevlerine 21/05/2026 günü saat 16:45 itibariyle son verilmesine; hüküm tarihi itibariyle hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, Konkordato komiserlerinin görevine son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı davacılar .... ŞİRKETİ hakkında iflas kararı verilme şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, Davacı borçlu hakkındaki konkordato talebinin ret olunduğunun, tüm geçici ve kesin mühlet kararlarının tümünün, mühletin etkisi kapsamında olan ve olmayan İİK ve HMK çerçevesinde verilmiş olan tüm geçici hukuki koruma tedbirlerinin kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, davacıların peşin olarak yatırdığı 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin borçludan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Borçlu tarafından harcanan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine, Davacı alacaklı vekilinin yokluğunda, borçlu vekilinin, borçlu temsilcilerinin, ve bir kısım alacaklı vekillerinin yüzüne karşı, bir kısım alacaklıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/05/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip