İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/950 E. 2026/72 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/950
- Karar No
- 2026/72
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/950 Esas KARAR NO : 2026/72
DAVA : İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2025 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 K.YAZIM TARİHİ : 06/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 22.12.2022 tarihli Danışmanlık ve Tellallık Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı, müvekkilinin yürüttüğü gayrimenkul yatırım ve proje geliştirme danışmanlık hizmetlerine ilişkin tellallık ücretini ödemeyi taahhüt ettiğini, Muğla, İli, ... İlçesi, ... Mah. Ada 101/1 parsel sayılı taşınmazın hemen yanında bulunan korrdinatları Kuzey 37,82366 Güney 37,81868 Doğu 27,34 55,69 Batı 27,35 50,74 de bulunan Hazineye ait devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaklaşık 27.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın minimum 5+5 yıl maksimum 38 yıllığına kiralanması ilgili işlemlerin yürütülmesine yönelik danışmanlık ve tellallık hizmeti verilmesi kararlaştırıldığını, sözleşmenin 12.maddesinin ikinci paragrafında davalının ödemeleri zamanında yapamaması, evraklarını tamamlayamaması ,danışmana evraklarını zamanında vermemesi veya davlıdan kaynaklı sebeplerle işlemlerin gerçekleşmemesi durumunda, davacının hizmet bedelini tam ve eksiksiz olarak alacağı kararlaştırıldığını, müvekkili sözleşme kapsamında işin yürütülmesi için davalıdan e-posta yoluyla bazı belgeler talep ettiğini, ancak davalı bu belgeleri gönderemediğini, bu durum sözleşmenin geçerliliğini etkilemediğini, müvekkilinin edimleri yerine getirilmiş olduğunu, sözleşmeden doğan 1.600.000,00 TL tutarındaki alacak hakkı doğduğunu, alacağın tahsili için müvekkili tarafından Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı, takibe haksız şekilde itiraz etmiş ve takip bu nedenle durmuş durumda, davalının itirazından sonra başvurulan arabuluculuk görüşmeleri sonunda Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun Büro Dosya Numarası:... Arabuluculuk Numarası:.... ile yapılan başvuru anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının itirazı açıkça kötü niyetli olduğunu, yazılı tellallık sözleşmesi mevcut olduğunu davalının borcu sabitliği, borcun inkârı dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını müvekkili gereksiz yere dava açmaya zorladığını, davalının Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, Takibin 1.600.000,00 TL alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, Davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle İİK m. 67 uyarınca alacağın %20’si oranında, yani 320.000,00 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Davalının mal kaçırma tehlikesi bulunduğundan, İİK m. 257 ve devamı gereğince ihtiyati haciz kararı verilmesini davalının taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki ve görev yönünden mahkemeniz yetkili ve görevli değildir, sözleşmede yetkili mahkeme olarak "İstanbul Mahkemeleri Yetkilidir" şeklinde belirlendiğinden yetkili mahkeme İstanbul Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Müvekkili "ticaret erbabı ve vergi mükellefi olmadığından" mahkemeniz görevli değil, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir, yukarıda izah ettiğimiz gibi yetki ve görev itirazında bulunulduğunu davanın reddi ile takibin iptalini, davacının %20 icra inkar tazminatı ödemesini, ödenen 200.000 TL nın faizlari ile birlikte müvekkilime ödenmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava itirazın iptali davasıdır. UYAP sistemi üzerinden Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin dosyamız arasına alındığı görüldü. Davacı ve davalı tacir araştırması için yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı arasında 22/12/2022 tarihli "Danışmanlık ve İş Takibi Hizmet Sözleşmesi"nin imzalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sözleşme uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin ödenmediği iddiası ile huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Dosyada mübrez sözleşmenin incelenmesinde sözleşmeye konu işin, hazineye ait bir kısım taşınmazların davalı adına kiralanması için danışmanlık ve iş takibi hizmeti verilmesi olduğu görülmektedir. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda her ne kadar davacının tacir olduğu anlaşılmış ise de davalının, gerçek kişi ticari işletme kaydı ile vergi kaydının bulunmaması nedeniyle tacir olmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davalının birinci sınıf tacir olmadığının tespiti ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesi, dosya kapsamında davalının tüketici olduğu yönünde herhangi bir iddia ve delil olmaması bir arada değerlendirildiğinde HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı asil, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026
Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
Hakim ... ☪e-imzalıdır.☪