İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/918 E. 2026/80 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/918
- Karar No
- 2026/80
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/918 Esas KARAR NO : 2026/80
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2025 KARAR TARİHİ : 28/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkil şirket ile davalı ... arasında ... İşleri konusunda ödeme emri ekinde yer alan sözleşme akdedilmiştir. Anılan Sözleşme uyarınca davalının yapacağı işlerin, müvekkil şirket ile ... Holding arasında akdedilen Sözleşme'ye uygun şekilde olacağı, işlerin yapımı esnasında ... Belediye Başkanlığı teknik elemanlarının taleplerinin de dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda müvekkil şirket tarafından davalıya avans niteliğinde ödemeler yapıldığı halde davalı tarafça sözleşme gereği üstlenilen yükümlülükler yerine getirilmemiştir.Müvekkil şirketin haklı alacağının tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olup davalı tarafından haksız şekilde itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Davanın kabulü ile Davalı tarafın haksız itirazının iptali ile takibin devamına,
Davalı aleyhine takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile işbu dava görevsiz mahkemede açılmış olup, taraflar arasındaki ilişkinin işçi–işveren niteliğinde olması sebebiyle görevli mahkeme iş mahkemesi olduğundan, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Taraflar arasında söz konusu iddia edildiği gibi bir ticari yüklenici ilişkisi bulunmamaktadır. Müvekkili, davacı şirketin sigortalı çalışanı olup, işveren-işçi ilişkisi çerçevesinde görev yapmakta, herhangi bir tacir sıfatı veya ticari sorumluluğu bulunmamaktadır. Müvekkilinin, davacının dilekçesinde bahsettiği projede çalıştığını, Fakat çalışması davacının sigortalı işçisi olarak gerçekleşmiştir. Davacının müvekkilime vermiş olduğu herhangi bir avans ödemesi söz konusu değildir. Davalı tarafından müvekkilime herhangi bir araç veya eşya da teslim edilmemiştir. Açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava itirazın iptali davasıdır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Dörtyol Vergi Dairesi Müdürlüğü, Hatay Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davalının tacir olmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davalının tacir olmadığının tespiti ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi nedeniyle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/01/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."