İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/985 E. 2026/91 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/985
Karar No
2026/91
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/985 Esas KARAR NO : 2026/91

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/11/2025 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 K.YAZIM TARİHİ : 06/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Olay sırasında davalı ... LTD. ŞTİ'nin maliki olduğu ve diğer davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araç, K.T.K'nın 56/1-A. maddesini ihlal ederek, müvekkilini sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...'in %100 kusurlu hareketi sebep olduğunu, diğer davalı ise, araç işleteni olduğundan sürücüsünün kusuru oranında %100 müvekkili aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı bedeli ve kazanç kaybı bedelinden sorumlu olup, davalılar kendi aralarında müvekkilimin uğradığı zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilini aracında dava konusu edilen trafik kazası sebebiyle hasar meydana gelmiştir. bu hasarın oluşmasında (trafik kazasının meydana gelmesinde) davalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, araç işleteni olanın da sürücüsü ile aynı kusur oranı nezdinde sorumluluğu bulunduğunu müvekkili aracında meydana gelen hasar bedelinin davalıların her ikisinden de müşterek ve müteselsilen tazmin edilmesi gerektiğini, değer kaybı kaza sebebiyle aracın objektif değerinde meydana gelen düşü olduğunu, başka bir deyişle aracın, söz konusu kazadan önceki değeri ile kazadan sonraki değeri arasındaki fark, değer kaybı olarak ifade edilen bu farkın yargıtay kararları ve mevzuat uyarınca kazaya sebebiyet veren taraftan tahsili mümkün olduğu, somut olayda kazaya sebebiyet veren davalı araç sürücüsü ve işleteni bu değer azalmasını karşılamalı, müvekkilinin aracı ticari bir araç olduğu, İstanbul ilinde taksi olarak kullanıldığını, davalının kusurlu hareketi neticesinde müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın onarılması için geçen makul süre zarfında bu araç çalışamadığını, işbu sebeple ilgili taksi duraklarına müzekkere yazılarak ticari taksinini günlük kazancının sorulmasını ayrıca alanında uzman bilirkişi marifetiyle de günlük kazanç tutarı ile aracın onarımı için gerekli makul sürenin tespit ettirilerek kazanç kaybı bedelinin belirlenmesi gerektiğini, söz konusu kazanç kaybı bedeli alacağımızın belirgin hale gelmesini müteakip arttırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 tl kazanç kaybı bedeli talebinde bulunduklarını, kazaya sebebiyet veren taraf veya somut olayda olduğu gibi davalılar kaza sebebiyle oluşan her türlü zararı karşılamakla mükellef olduğundan müvekkili aracında oluşan hasar bedeli, değer kaybı bedeli ve araç kazanç kaybı bedelinin davalılardan tazmin edilmesi gerektiğini, dava konusu edilen trafik kazası sebebiyle müvekkili araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı bedeli ve araç kazanç kaybı bedelinin davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olması muhtemel olduğundan ve alacağımızın sürüncemede kalması ihtimalleri bulunduğundan, ayrıca davalı yanın olay tarihinden bugüne dek ödeme yapmaktan kaçınması, dava süresince mal kaçırma tehlikesinin bulunması, dava tutarının yüksek olma ihtimali ve olası mal kaçırma durumunun mevcudiyeti halinde zararın tazmininin imkansız hale gelecek olması durumları göz önünde bulundurularak, yaklaşık ispat hususu da gerçekleşmiş olduğundan, iik m. 257 vd. hükümleri uyarınca dava konusu alacağımız celbedilecek deliller ve yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde kesin ve tartışmasız olarak belirlenmesine müteakip talep arttırım hakkımız kalmak kaydıyla, mahkemece takdir edilecek tutar üzerinden, iik'nın 257. ve devamı maddeleri gereğince aleyhine ihtiyati haciz istenilen davalıların haczedilebilir menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının borcu karşılamaya yeter düzeyde ihtiyaten haczine karar verilmesini, kaza sebebiyle oluşan değer kaybı alacağımızın şimdilik 100,00-TL'sinin, hasar onarım bedeli alacağımızın şimdilik 100,00-TL'sinin, kazanç kaybı alacağımızın şimdilik 100,00-TL'sinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile, kabul görülmez ise arabuluculuk başvurusu tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine, delil listemizde belirtilen ve celbini talep edilen delillerin usul ekonomisi de gözetilerek, tensiben celbine karar verilmesini, yargılama giderleri, harç ve ücreti vekaletin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... Temizlik Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; Davacının talepleri zamanaşımına uğramıştır. Zamanaşımı itirazlarımızı bu aşamada, dava görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili şirketin merkezi Ankarada, Ankara Mahkemeleri iş bu davada yetkili, davacı taraf davasını Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğunu, değer kaybı davalarında görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleridir, görev kamu düzeninde, davanın öncelikle görev ve yetkim yönünden incelenip reddini, davacının belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı olmadığını, davacı uğradığını iddia ettiği zararları hesaplayabilecek durumda, taraflar arasında salt uyuşmazlık olması belirsiz alacak davası açılmasına sebebiyet veremeyeceğinden davacının belirleyebileceği hatta kendi açısından belirlediğini bir alacak için belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı yok, davacı tarafından usulüne uygun olarak sigorta şirketine yapılmış bir başvuru da bulunmamakta, bu sebeple dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan da davanın reddi gerektiğini, ... plakalı aracın işletini müvekkili şirket değil, söz konusu araç ihale kapsamında uzun süreli olarak ...'ye kiralanmış olup işletini de ...'dir, araç şoförü de müvekkil şirketin çalışanı olmadığını, zira araç kiraya verilmiş olduğunu, ... tarafından kendi ad ve hesabına kullanıldığını, fiili tasarrufu ile aracın yapacağı işlemlere ilişkin emir ve talimatların da dava dışı ... tarafından verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirket aracı uzun süreli olarak kiraladığından kiracı belediye işleten sıfatını kazandığını, bu sebeple araç işletenin sorumluluğu altına girdiğinden müvekkili şirketin aracın meydana getirdiği zararlardan sorumluluğu kabul edilemediğini, bu sebeple müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında imzalanan ihale sözleşmesi ve eklerinin ve ... plaka numaralı aracın çalıştırılmasına ilişkin evrakların ...'den celbini talep ettiğini, müvekkili şirket kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın işleteni değil, müvekkili şirket uzun süreli kira sözleşmesi ile aracı ...'nin hizmetine, onun emir ve talimatına verdiğini, müvekkili şirketin işleten sıfatı kalmadığını, bu nedenle davanın reddi gerekmekte, müvekkili şirketin araç işleten sıfatı olmadığından davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğu olmadığından davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ...'e yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya karşı cevap vermediği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava trafik kazasına dayalı tazminat davasıdır. Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. UYAP sistemi üzerinden tarafların nüfus kayıt örnekleri ile kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtlarının dosyamız arasına alındığı görüldü. Davacı tacir araştırması için ilgili kurumlara yazılan müzekkereler ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi'nin Dosya no: ..., Karar No: ... sayılı kararına göre; "Somut olaya dönüldüğünde; görülmekte olan davada davanın yöneltildiği davalı bir şirket ise de, davacılar gerçek kişi olup uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta bulunduğundan uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil nedeni ile tazminat talebine ilişkin olup haksız fiile dayalı açılan davalar, mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Mahkememizce kazaya karışan ... ve ... plaka sayılı araçların trafik tescil kayıtları dosyamız arasına alınmış olup söz konusu araçların ticari kullanıma mahsus olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacının esnaf odasına kaydının olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Küçükköy Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabında ise davacının Basit Usul Ticari Kazanç esasından mükellefiyet tesis ettiği ve defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı bildirilmiştir. Her ne kadar davalılardan ... Temizlik Ltd. Şti. tacir ise de dosyaya gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davacının tacir olmayıp esnaf olduğu açıktır. Davacının tacir olmaması nedeni ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün olmayıp kazaya karışan araçların tek başına ticari nitelikte olmasının da duruma bir etkisi yoktur. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/813, K. 2022/1763 sayılı kararı) Dava konusu talebin haksız fiil nedeni ile tazminat davası olması karşısında HMK'nın 2. maddesi uyarınca işbu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davalı ...'in yüzüne karşı davacı vekili ile davalı .. vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/02/2026

Katip ... ☪e-imzalıdır.☪

Hakim ... ☪e-imzalıdır.☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/985, K. 2026/91, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-985-e-2026-91-k-aba3efe0fe64