İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/79 E. 2026/87 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/79
Karar No
2026/87
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/79 KARAR NO : 2026/87

DAVA : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 23/12/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; davalı tarafından İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibine dayalı icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takiplerinin kesinleştiğini, müvekkilinin haciz tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün davalıda olduğunu, borcun varlığını ispat etmesi gerektiğini, tarafların ... Mahallesi, ... Sokak, No:1/A-B Küçükçekmece/ İSTANBUL adresinde bulunan kaba inşaatın tamamlanması, kiralanması ve okul olarak kullanması hususunda anlaştığını ve sözleşme imzaladığını, müvekkilinin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taşınmazı öğrenci kabulüne hazır bir duruma getirdiğini, ... Lisesi olarak faaliyette bulunmak için franchising sözleşmesi yapılmak üzereyken davalının 5 yıllık kira bedelinin teminatı olarak 60 tane senet istediğini, mecburiyetten bu durumun kabul edilerek davalıya senet verildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak erkenden kira ödemesi talep ettiğini, bu durumun kabul edilmemesi üzerine verilen senetlerin icra yoluyla tahsiline başvurduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, bu sebeplerle müvekkili tarafından icra dosyasına yapılan ödemelerin istirdatına aksi halde ise sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; taraflar arasında dava konusu kambiyo senetlerine dayalı borç ilişkisinden bağımsız 01/02/2019 tarihli inşaat ve kira sözleşmesi olduğunu, sözleşme hazırlık aşamasındayken davacının inşaatın yapılmasının maddi olarak kendilerini zorlayacağını söylemesinden dolayı müvekkilinin davacıya senet karşılığı borç vermeyi kabul ettiğini, borcun elden verildiğini, karşılığında senetlerin alındığını, borcun ödenmemesi üzerine 5 adet senedin icraya konulduğunu, davacının icra hukuk mahkemesine ve savcılığa başvurduğunu ancak taleplerinin reddedildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava; icra takip dosyalarında ödeme yapılmak zorunda kalındığı iddiasıyla İİK m.72/7 kapsamında istirdat (terditli olarak TBK m.77 vd. sebepsiz zenginleşme) istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu ödemelerin kambiyo senedine dayalı icra takipleri sonucunda gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ise de; huzurdaki uyuşmazlığın hukuki niteliğinin belirlenmesinde, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olması tek başına belirleyici değildir. Zira görev hususu, dava dilekçesinde ileri sürülen talebin hukuki sebebi ve uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak maddi hukuk kuralları esas alınarak belirlenir. Somut olayda davacı, davalı tarafından kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan icra takipleri nedeniyle, borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında ödeme yaptığını ileri sürmekte ve ödediği bedellerin istirdatına, bunun mümkün olmaması hâlinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Bu yönüyle dava, kambiyo senedine dayalı alacağın tahsiline ilişkin olmayıp; icra baskısı altında yapıldığı iddia edilen ödemenin hukuki sebebinin bulunup bulunmadığının araştırılmasına yönelik bir istirdat talebidir. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında açılan istirdat davalarında, uyuşmazlığın esası kambiyo senedinin şekli geçerliliği veya kambiyo hukukuna özgü sorumluluk hükümleri olmayıp; ödeme sonucu davalı lehine gerçekleştiği ileri sürülen zenginleşmenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının incelenmesidir. Başka bir anlatımla, davanın çekirdeğini “senedin kambiyo şartları” değil, “ödemenin hukuki sebebi bulunup bulunmadığı” tartışması oluşturmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, ya kanunen mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava niteliğinde bulunması gerekir. Uyuşmazlık konusu istirdat talebi, TTK m.4’te sınırlı şekilde sayılan mutlak ticari davalar arasında yer almadığı gibi; dosya kapsamından davalı gerçek kişinin tacir olduğu veya uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren bir işlemden doğduğu yönünde yeterli ve kesin bir veri de bulunmamaktadır. Taraflardan birinin şirket olması tek başına davanın ticari dava sayılması sonucunu doğurmaz. Zira TTK m.19/2 hükmü uyarınca bir taraf için ticari iş niteliğinde olan işlemin diğer taraf bakımından da ticari sayılması, davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Nitekim Yargıtay uygulamalarında da, kambiyo senedine dayanılmış olsa dahi talebin hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşme veya istirdat olduğu hâllerde uyuşmazlığın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği; görevli mahkemenin, talebin maddi hukuk niteliğine göre belirlenmesi gerektiği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Bu kapsamda istirdat davalarının esasının, taraflar arasındaki maddi borç ilişkisinin mevcut olup olmadığının incelenmesi olduğu; kambiyo senedinin yalnızca icra takibine araç teşkil ettiği belirtilmektedir. Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafın talebi, kambiyo senedinden doğan bir ticari alacağın tahsili değil; borçlu olunmadan yapıldığı iddia edilen ödemenin geri alınmasına yöneliktir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak hükümler, kambiyo hukukuna özgü ticari düzenlemeler değil; genel borçlar hukuku ve sebepsiz zenginleşme hükümleridir. Bu yönüyle dava, niteliği itibarıyla ticari dava olarak değerlendirilemez. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı niteliğindedir. Mahkemece görev hususu yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmek zorundadır. Açıklanan nedenlerle, huzurdaki uyuşmazlığın ticari dava kapsamında bulunmadığı, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Küçükçekmece 13. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Küçükçekmece Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak, mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi.30/01/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/79, K. 2026/87, T. 30.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-79-e-2026-87-k-aab30be2423f