İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/907 E. 2026/593 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/907
Karar No
2026/593
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/907 Esas KARAR NO : 2026/593

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...ile davalı ... Şirketi arasında, davalının müşterisi olan “...” isimli restoranın tanıtımına yönelik paket reklam çalışması konusunda ticari ilişki kurulduğunu, müvekkilinin ... Şirketi tarafından ... bölgesindeki ilçe reklam alanlarının satış ve pazarlaması konusunda yetkilendirildiğini, tarafların e-posta ve WhatsApp yazışmaları üzerinden kullanılacak reklam mecralarını, yerlerini, yayın tarihlerini, görsel ölçülerini ve paket bedelini belirlediklerini, müvekkilinin reklam pano çalışmalarını yerine getirdiğini, bu hizmet karşılığında davalı adına 25.12.2024 tarihli ve ... numaralı, tevkifat sonrası ödenecek tutarı 855.000,00 TL olan faturanın düzenlendiğini, faturanın ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.04.2025 tarihli ve ... Değişik İş sayılı kararıyla müvekkil şirkete ...kayyım olarak atandığını, Fon Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararıyla müvekkil şirket ile ... Şirketinin mal, hak ve varlıklarının “...” adı altında birleştirildiğini, kayyım heyetinin ticari defter ve kayıt incelemelerinin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle savunmanın şu aşamada sınırlı kaldığını, itirazın iptali davalarında ispat yükünün alacağın varlığını iddia eden davacı üzerinde olduğunu, faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin TTK uyarınca yalnızca içeriğin kabul edildiğine dair aksi ispatlanabilir bir karine oluşturduğunu, hizmetin hiç sunulmadığı veya ayıplı/eksik sunulduğu ihtimalinde sunulmayan kısımların bedelinin mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilinin usulüne uygun bir ihtarla temerrüde düşürülmediğini ve bu nedenle faiz talebinin yerinde olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlıkla bağlantılı olduğu ileri sürülen ve halen derdest olduğu belirtilen bir ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, sunulan hizmetin bir yolsuzluk zincirinin parçası olması ihtimalinde sözleşmenin TBK'nın 27. maddesi uyarınca ahlaka veya kamu düzenine aykırılık nedeniyle geçersiz sayılması gerektiğini savunarak; davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Anılan takip dosyası incelendiğinde; alacaklı ...tarafından borçlu ...Şirketi aleyhine, 25.12.2024 tarihli ve ... numaralı fatura kapsamında tevkifat sonrası ödenecek 855.000,00 TL bedel esas alınarak ilamsız icra takibine geçildiği, ödeme emrinin 15.04.2025 tarihinde güvenli elektronik imza ile düzenlendiği, davalı borçlu vekili tarafından 22.04.2025 tarihinde borcun aslına, faizine ve tüm ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu, dava açılmadan önce 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca dava şartı arabuluculuğa başvurulduğu, 01.07.2025 tarihli son tutanakla tarafların anlaşamadıklarının tespit edildiği, davanın yasal süresi içinde 03.12.2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 25.12.2024 tarihli ve ... numaralı e-arşiv fatura, 12.11.2024 tarihli ... Şirketi imzalı yetki yazısı, aynı tarihli Reklam Yeri Kiralama ve Kullanma Sözleşmesi, taraflar arasındaki 27.11.2024-03.12.2024 tarihli e-posta yazışmaları ile WhatsApp görüşme görüntüleri, arabuluculuk son tutanağı ve tarafların 2024-2025 yıllarına ait ticari defter ve e-defter beratları dosyaya sunulmuştur. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde mali ve reklamcılık alanında uzmanlık gerektiren yönler bulunduğundan, Mahkememizin 15.04.2026 tarihli ara kararı uyarınca; taraf iddialarının uyuşmazlık konusu dönem (2024) ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler üzerinden yerindeliğinin ve davacı tarafça davalıya hizmet sunulup sunulmadığının, sunulduysa sunulan hizmetin düzenlenen faturayla uyumlu olup olmadığının tespiti için SMM bilirkişi ... ile reklamcılık uzmanı bilirkişi ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Dosyaya sunulan 12.08.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 2024 yılında Gelir İdaresi Başkanlığı Defter-Beyan Sistemi üzerinden işletme hesabı esasına göre, davalı şirketin ise e-defter uygulaması üzerinden bilanço esasına göre kayıt tuttuğu; uyuşmazlık konusu 25.12.2024 tarihli ve ... numaralı faturanın davacının gelir kayıtlarına 750.000,00 TL hasılat, 105.000,00 TL hesaplanan KDV ve 855.000,00 TL toplam olarak, davalının 320.493 kodlu “...” satıcı hesabına ise aynı tarih ve tutarla 855.000,00 TL borç olarak işlendiği; davalı kayıtlarında bu borcun 31.12.2024 tarihli kapanış fişiyle teknik olarak sıfırlanıp 01.01.2025 tarihli açılış fişiyle aynı tutarla yeniden devredildiği, 2025 yılı boyunca ödeme, iade veya mahsup niteliğinde herhangi bir harekete rastlanmadığı; taraf kayıtları arasında fatura tarihi, numarası ve tahsil/ödenecek toplam tutar bakımından fark bulunmadığı, kayıtların birbirini karşılıklı doğruladığı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca faturanın tebliğinden itibaren sekiz günlük itiraz süresinin 02.01.2025 tarihinde dolduğu, davalının bu süre içinde faturaya yazılı bir itirazda bulunmadığı, ilk yazılı borç itirazının faturadan 118 gün sonra, 22.04.2025 tarihli icra itiraz dilekçesiyle yapıldığı; 27.11.2024-03.12.2024 tarihli e-posta yazışmalarında taraflar arasında Maslak/Sarıyer bölgesinde “Kasnak” markası için üç haftalık ..., ... ve ... mecralarından oluşan bir açık hava reklam paketinin kararlaştırıldığı, bedelin pazarlık sonucunda 750.000,00 TL (KDV hariç) olarak mutabık kalındığı ve bu bedelin faturadaki KDV hariç hizmet bedeliyle birebir örtüştüğü; WhatsApp yazışmalarında üç adet ... ile devam edildiğinin teyit edildiği, baskı-uygulama ayrımının, üçüncü haftadaki görsel değişikliğin, operasyon sürecinin ve fatura bilgilerinin taraflarca görüşüldüğü; davacı adına düzenlenen 12.11.2024 tarihli yetki yazısı ve reklam yeri kiralama sözleşmesiyle davacının ... bölgesi açık hava reklam mecralarını üçüncü kişilere pazarlama ve tahsis etme yetki ve imkânına sahip olduğunun sabit olduğu; dosyada her yayın noktasını tarih ve konumuyla ayrı ayrı gösteren resmî bir yayın raporu veya davalı imzalı toplu iş teslim tutanağının bulunmadığı, ancak yazışma ve görsellerin, davacının reklam alanlarına ilişkin yetki belgelerinin ve davalının faturayı kayıtlarına alıp 2025 yılına devretmesinin birlikte değerlendirildiğinde hizmetin sunulduğu yönünde birbirini tamamladığı; dosyada davalı tarafça hizmetin sunulmadığına, ayıplı ya da eksik ifa edildiğine ilişkin somut hiçbir karşı belge (yayın/montaj kusur tutanağı, teknik itiraz, mecra teyit uyuşmazlığı vb.) bulunmadığı tespit ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı ile davalı arasında, davalının müşterisi olan “...” markalı restoranın tanıtımına yönelik olarak ... bölgesinde ..., giantboard ve BB mecralarından oluşan üç haftalık bir açık hava reklam paketi konusunda ticari ilişki kurulduğu; bu ilişkinin taraflar arasındaki 27.11.2024-03.12.2024 tarihli e-posta yazışmaları ile WhatsApp görüşmeleriyle brief, planlama, pazarlık/mutabakat, mecra ve tarih teyidi ile uygulama/operasyon aşamalarının eksiksiz biçimde yansıtıldığı; davacının ... Şirketi tarafından 12.11.2024 tarihli yetki yazısı ve aynı tarihli Reklam Yeri Kiralama ve Kullanma Sözleşmesiyle ... bölgesindeki açık hava reklam mecralarını üçüncü kişilere pazarlama ve tahsis etme yetki ve imkânına sahip olduğu, dolayısıyla davalının talep ettiği paketi karşılayabilecek bir mecra portföyüne teknik ve sektörel açıdan sahip bulunduğu; davalı tarafça bizzat mecra lokasyonlarının belirlenmesi, görsel revizyonun planlanması, giantboard baskılarının kendisince yaptırılacağının bildirilmesi ve son olarak fatura bilgisi talep edilmesinin, hizmetin fiilen alındığını göstereceği, aksinin hayatın olağan akışına aykırı düşeceği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'i, yönünden yapılan incelemede; dava konusu alacak, 25.12.2024 tarihli faturaya dayalı ticari nitelikte bir hizmet bedeli alacağı olup, özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki genel on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Alacağın doğum tarihi (25.12.2024) ile dava tarihi (03.12.2025) arasında bu süre dolmadığından, davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmemişse bu içeriği kabul etmiş sayılır; bu karine, faturayı düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine sonuç doğuran ve aksi ispat edilebilen adi bir karinedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ...E., ... K. sayılı ilamı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ...E.,...K. sayılı ilamı). Somut olayda, faturanın davalı tarafından aynı tarihte kendi ticari kayıtlarına (320.493 kodlu satıcı hesabına) borç olarak işlendiği, sekiz günlük itiraz süresinin sonu olan 02.01.2025 tarihine kadar iade faturası, noter ihtarı ya da faturanın içeriğini reddeden herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, ilk yazılı borç itirazının faturadan 118 gün sonra, 22.04.2025 tarihli icra itiraz dilekçesiyle ileri sürüldüğü; ayrıca davalı kayıtlarında bu borcun 31.12.2024 tarihli kapanış kaydından sonra 01.01.2025 tarihli açılışta aynı tutarla yeniden devredildiği, 2025 yılı boyunca ödeme, iade veya mahsup niteliğinde herhangi bir hareket bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir. Bu haliyle fatura içeriğinin kabul edildiğine dair karine davalı tarafça çürütülememiş; aksine davalının kendi ticari defter ve kayıtları da faturaya konu borcun varlığını doğrulamıştır. Öte yandan, e-posta yazışmalarında Kasnak markası için görüşülen paket reklam bedelinin (750.000,00 TL net) faturadaki KDV hariç hizmet bedeliyle birebir örtüşmesi de, faturanın taraflar arasındaki gerçek ticari ilişkiye ve ifa edilen hizmete dayandığını göstermektedir. Davalı vekilinin, müvekkil şirkete ... 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.04.2025 tarihli kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı ve bu nedenle savunmanın sınırlı kaldığı yönündeki beyanları değerlendirilmiş; ancak dava konusu borç, kayyım atama kararından (11.04.2025) önceki bir tarihte, 25.12.2024 tarihinde doğmuş ve fatura edilmiştir. Kayyım atanması ve akabinde oluşturulan ticari ve iktisadi bütünlük, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/5. maddesinin kıyasen uygulanması yoluyla üçüncü kişilerin haciz, iflas ve benzeri takip işlemlerine karşı belirli bir koruma sağlasa da, şirketin kayyım atanmasından önce doğmuş ve varlığı ticari kayıtlarla sabit olan borcunu ortadan kaldırmamaktadır; kayyımlık, mevcut bir borcun ibrası veya sona ermesi sonucunu doğurmaz. Kaldı ki işbu dava, davalı şirketin mal varlığına yönelik bir cebri icra/haciz işlemi olmayıp, önceden doğmuş bir alacağın varlığının tespiti ve icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir; dolayısıyla anılan koruma hükümlerinin davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı vekilinin, davacı tarafından sunulan hizmetin bir yolsuzluk zincirinin parçası olması ihtimaline dayanarak sözleşmenin TBK'nın 27. maddesi uyarınca ahlaka veya kamu düzenine aykırılık nedeniyle geçersiz olabileceği yönündeki savunması, varsayıma dayalı ve soyut nitelikte olup, dosyaya bu yönde herhangi bir somut delil veya en azından hukuki/maddi bir irtibatı gösterir belge sunulmamıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin konusu, davalının kendi müşterisi olan bir restoran markasının tanıtımına yönelik sıradan bir açık hava reklam hizmeti alımından ibaret olup, bu ilişkinin ahlaka veya kamu düzenine aykırı bir işlem olduğu yönünde dosya kapsamında herhangi bir emare bulunmamaktadır. Bu nedenle soyut ve ispatsız bu savunmaya itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin, hizmetin bir kısmının sunulmuş olabileceği, sunulmayan kısımların bedelinin mahsup edilmesi gerektiği yönündeki savunması da somut ve ispata elverişli bir dayanaktan yoksundur. Dosyada davalı tarafça hizmetin eksik veya ayıplı ifa edildiğine ilişkin herhangi bir teknik itiraz, montaj/yayın kusur tutanağı veya mecra teyit uyuşmazlığını gösterir somut bir belge sunulmamıştır. Yalnızca her yayın noktasını ayrı ayrı gösteren resmî bir yayın raporu veya davalı imzalı toplu teslim tutanağının bulunmaması, tek başına hizmetin hiç sunulmadığı veya eksik sunulduğu sonucunu doğurmaz; zira giantboard baskılarının bizzat davalı tarafından üstlenilmesi, davalının üç haftalık süreç boyunca görsel değişiklik taleplerinde bulunması ve en son fatura bilgisi talep etmesi, hizmetin fiilen alındığının aksini değil tam tersini işaret eden sektörel karinelerdir. Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan ve tutarı fatura ile taraf ticari kayıtlarınca (davacının gelir kaydı, davalının satıcı hesabı borç kaydı) karşılıklı doğrulanan bir hizmet bedeli alacağının tahsiline yöneliktir. Alacağın miktarının bilirkişi incelemesiyle (ticari defter/kayıt karşılaştırması yoluyla) teyit edilmiş olması, alacağın likit sayılmasına engel değildir. Bu durumda hükmedilen 855.000,00 TL alacağın likit olduğu kabul edilerek, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20'si oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacının icra takibine konu 855.000,00 TL alacağının taraf ticari defter ve kayıtlarıyla doğrulandığı, davalının bu alacağa yönelik itirazının haksız ve mesnetsiz olduğu, davacının talep ettiği tutar ile bilirkişi raporunda tespit edilen tutarın birbiriyle örtüştüğü anlaşıldığından, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın tamamının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiş, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ İLE; 1-Davalının ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 855.000,00 TL Asıl Alacak üzerinden devamına, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %24 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 171.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 58.405,05.TL nispi karar harcının peşin alınan 10.326,27.TL harçtan mahsubu ile geri kalan 48.078,78.TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 134.250,00.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 11.029,17.TL( 615,40.TL BVH, 87,50.TL VSH, 10.326,27.TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 20.347,9.TL ( 347,9 TL tebliğler ve posta, 20.000,00.TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00.TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/907, K. 2026/593, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-907-e-2026-593-k-01cb1b09a50d