İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/835 E. 2026/891 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/835
Karar No
2026/891
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/835 Esas KARAR NO:2026/891

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/11/2025 KARAR TARİHİ:29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; “Müvekkili ile davalı arasında ... Hizmet Satış Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, bu sözleşme kapsamında taraflar Müvekkilinin davalı şirkete yemek kartı hizmeti sunması konusunda anlaşmış olduklarını, Müvekkili Şirket yukarıda belirtilen sözleşme uyarınca Müvekkili tarafından üretilen ve kullanım bakiyesi tanımlanan ... yemek kartı hizmetinden davalı iş yeri çalışanlarının davalı iş yeri nezdinde faydalanması sağladığını, Müvekkili Şirket belirtilen hizmetin karşılığı olarak taraflarca üzerinde anlaşılmış olan 4 adet faturayı usulüne uygun olarak düzenlemiş ve davalıya teslim etmiş olduğunu, davalı tarafından 12.05.2025 tarihli faturaların tamamının ödenmemiş olduğunu, davalı tarafından fatura bedelleri ödenmediği gibi ne ödemenin gecikmesine yönelik bir açıklamada bulunulmuş ne de bir ödeme planı önerisi getirilmiş olduğunu, Müvekkili Şirket’e ait edilmiş hizmete ilişkin olarak düzenlenen işbu faturaların davalı şirkete tebliğ edilmiş olduğunu, davalı işbu faturalara tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz etmemiş olduğunu, Ticaret Kanunu m.21/2’de bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayıldığının düzenlendiğini, belirtilen hüküm gereği davalı tarafça süresinde faturalara itiraz edilmemiş olduğundan işbu faturanın içeriğinin Ticaret Kanunu anlamında kabul edilmiş sayıldığını, bu itibarla davalı faturaların içeriğine itiraz etmeyerek faturalardaki belirtilen malın fiyatı, miktarı gibi verilen doğru olduğunu kabul ettiğini, işbu dilekçemiz ekinde sunulan sözleşme ve faturalarda da yer aldığı üzere Müvekkili Şirket tarafından verilen hizmetin karşılığında davalı tarafın yapacağı ödemenin tarihi konusunda kesin bir vade tarihi kararlaştırılmış olduğunu, TBK m.117/2 uyarınca borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş olması nedeniyle bu günün geçmesiyle borçlunun temerrüde düşmüş olduğunu, sözleşme ve faturalarda açık olarak belirtilen vade tarihinde ödeme yapmayan davalı/borçlunun kendiliğinden temerrüt durumuna düşmüş olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte belirlenmiş olması halinde borçlunun ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünün kabul edildiğini, davalı tarafından kabul edilen faturaların ödenmemesi üzerine işbu faturalara dayalı olarak davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu ve icra takibinin durduğunu, takip konusu alacağın taraflar arasındaki sözleşme, ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu, Müvekkilin üstlenmiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına rağmen hizmet bedellerinin ödenmemiş olduğunu ve davalı tarafça itirazda bulunulmasının alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, Ticaret Kanunu Madde 5/A-1 uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı bulunduğunu, bu kapsamda 22.07.2025 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapılmış olduğunu ve 01.08.2025 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağında tarafların anlaşmaya varamadıklarının tespit edilmiş olduğunu, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmiş olduğunu, davalı tarafın icra takibine itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, Müvekkilin hizmeti yerine getirmiş olduğunu ve hizmet bedelini davalıya fatura etmiş olduğunu, davalının faturalara itiraz etmeyerek içeriğini kabul etmiş olduğunu ancak ödeme yapmamış olduğunu ve icra takibini haksız şekilde durdurmuş olduğunu, bu nedenle işbu itirazın iptali davasını açmak zarureti hasıl olduğunu, alacağın likit olduğunu ve davalının kötü niyetli bulunduğunu, bu sebeple davalının %20 oranında tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, davanın kabulü ile davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptal edilmesi gerektiğini, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini” talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; “Davacı yan tarafından .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosya üzerinden müvekkili aleyhine ticari iş gereği alacak iddiasıyla takip başlatılmış olduğunu, işbu haksız takibe karşı itirazları neticesinde huzurdaki itirazın iptali davası ikame edilmiş olduğunu, müvekkili aleyhine herhangi bir dayanak olmadan başlatılan icra takibine itirazlarımızın haklı olduğunu ve huzurdaki davanın reddi gerektiğini, eldeki davanın yetkili yer mahkemelerinde açılmamış olduğunu, davalı müvekkili şirketin adresinin dava dilekçesi ve icra takibinde belirtildiği gibi ... Mah. ... ... bulunduğunu, dolayısıyla davanın İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemelerinde görülmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığını ve HMK yetki kuralları gereğince dosyanın yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Anadolu mahkemelerine gönderilmesi gerektiğinin açık olduğunu, huzurdaki davada davacı yan tarafından icra takibine konu alacağa ilişkin herhangi bir belge/delil ibraz edilmemiş olduğunu, huzurdaki davanın ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davalarında ispat yükünün alacaklıya ait olduğunu ve davacı tarafın alacağın varlığını ispat etmesi gerektiğini, davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı olarak yalnızca cari hesap alacağı ve fatura gösterilmiş olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve alacağın takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağının açık olduğunu, takip talebinde borcun kaynağı ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin davacı yana iddia edildiği gibi bir borcunun bulunmadığını, tarafların defter kayıtları da incelendiğinde müvekkil şirketin davacı tarafa karşı herhangi bir borcu bulunmadığının görülecek olduğunu, cari mutabakatın işletmelerin birbirleri arasında alacak vereceklerinin olup olmadığını kontrol ederek belgelemesi olduğunu, işletmeye ait hesap defterlerindeki borç alacak bakiyesinin karşılıklı teyit edilmesiyle yapılan ticari anlaşma olduğunu, somut olayda müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir cari mutabakat düzenlenmemiş olduğunu, bu nedenle davacının cari hesap ilişkisine dayalı başlatmış olduğu icra takibinin somut dayanağının bulunmadığını ve huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının yemek kartı hizmeti veren bir firma olduğunu ve ödemeleri peşin olarak tahsil ettiğini, davacı firmanın müşterilerine yemek kartı hizmeti verdiğini, firmaların çalışanlarına ayni yemek yardımı yanı sıra yemek ücreti olarak da yan haklar sağladığını, davacı şirketin yasalarca belirlenen istisna kapsamında yemek bedellerinin yatırıldığı ön ödemeli yemek kartları temin ettiğini, müvekkili firmanın da çalışanlarına yemek ücreti ödemelerini bu kapsamda davacı şirketten temin edilen kartlar ile gerçekleştirmiş olduğunu, bu kartların tamamen ön ödemeli olarak çalışmakta olduğunu ve müşteri tarafından gönderilen bedellerin müşteri tarafından gönderilen istekteki personel kartlarına tedarikçi firma tarafından yatırıldığını, dolayısıyla davacı yanın tüm hizmet bedellerini ön ödemeli olarak peşin almış olduğunu ve davacı yanın müvekkilden bir alacağının bulunmasına imkan bulunmadığını, davacının talep etmiş olduğu %20 icra inkâr tazminatı talebine açıkça itiraz edildiğini, dava konusu yapılan alacağın yargılamayı gerektirdiğini ve davacı şirketin alacağını kendi hatalı/eksik defter kayıtlarına dayandırdığını, alacağın belirli olmadığını ve likit olmadığını ve alacağın varlığının dahi tartışmalı olduğunu, yargılama sonucu var olup olmadığının ortaya çıkacağını, alacağın likit olmadığının ve belirsiz olduğunun ortada olduğunu, bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının ortaya çıkacak olduğunu, bu nedenle davacının talep etmiş olduğu %20 icra inkâr tazminatı talebine itiraz edildiğini, davacı tarafın kötü niyetli bir şekilde işbu takibi başlatmış olduğunu ve bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı talepleri ileri sürerek .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyada takip başlatmış olduğunu, işbu takibin davacı tarafça kötü niyetli bir şekilde ikame edilmiş olduğunu, İİK m.67/2 hükmü gereğince kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın kendi edimini yerine getirmediğini bilmesine rağmen ilgili takibi başlatmış olduğunu ve kötü niyetli bulunduğunu, dosyaya davacı yan tarafından icra takibine konu alacağın varlığına ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi, sözleşme veya ticari ilişkiye yönelik herhangi bir belge sunulmamış olduğunu, davacı yanın iddialarının delillendirilmemiş olduğunu ve mesnetsiz bulunduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ve davacının hukuki ilişkinin varlığını ya da borcun varlığını kanıtlamak zorunda olduğunu, bu nedenle davacı yan tarafından müvekkili aleyhine başlatılan .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı icra takibinin haksız olduğunu ve takibin iptali ile huzurdaki davanın reddi gerektiğini, yetki itirazlarımız doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın tümden reddi gerektiğini, .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyadaki itirazımızın kabulü ile takibin iptali gerektiğini, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini” talep etmiştir. Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 1.259.750,00-TL asıl alacak 36.656,54.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.296.406,54TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 12/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, 07/07/2025 tarihinde alıcısı tarafından açıldığı, borçlunun 07/07/2025 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 01/05/2026 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; Dava konusunun; davacı tarafından yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması talebinden ibaret olduğu, Davacı defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2025 yılında E-Defter sistemine tabi olduğu, yevmiye ve defter-i kebir defterinin 1. Sıra no.lu Elektronik Defter Tebliği gereğince e-defter olarak tutulduğu, 1. Sıra no.lu tebliğ gereğince Ocak ayı beratlarının açılış, Aralık ayı Beralarının ise kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde alındı görülmüş olup, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davacının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Sayın mahkemenin 03.03.2026 tarihli ara kararı ile; “ 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi gereğince taraf vekillerine ilişkili dönemi kapsayan ticari defter ve kayıtlarını ( defter kayıtları, defteri kebir, envanter defteri) sunmaları için aşağıda belirtilen inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde defter ve kayıtların sunulduğu takdirde incelemenin mahkeme kaleminde 27.03.2026 günü 14:20 saatinde yapılmasına, bilirkişiye inceleme günü bildirilmesine, defter ve kayıtların sunulması hususunun hazır bulunan taraflara tefhim hazır bulundurmayan taraflara tebliği ile ihtarına, en geç inceleme gün ve saatinde defter ve kayıtlar sunulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve HMK 222/3 maddesi uyarınca defterlerin ibraz edilmemesi halinde diğer taraf defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebileceğinin hazır bulunan taraflara tefhim hazır bulunmayan taraflara tebliği ile ihtar edilmiş sayılmalarına-defter yükümlüsü olan tarafların ticari defterlerini ilgili beratların ve GİB onaylı beratların aynı klasörde ve elektronik ortamda (flaş bellek) inceleme gününde sunmalarına e-defter yükümlülerin yerinde inceleme talebinin reddine talimat yazılmasına yer olmadığına inceleme gününde defterlerin ibrazı için verilen kesin süreye rağmen defterlerin sunulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına” karar verildiği, ancak davalı tarafın ticari defter ve belgelerini inceleme günü hazır etmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, işbu neden ile davalı tarafın ticari defterleri üzerinde incelemenin gerçekleştirilemediği, Davacı tarafın 04.07.2025 tarihinde borçlu (davalı) ... A.Ş. aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası fatura alacağına dayanak göstererek 1.259.750,00 TL asıl alacak, 36.656,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.296.406,54 TL alacak üzerinden takip başlattığı, Davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (04.07.2025) itibari ile davacının davalıdan 1.259.750,00 TL alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin bulunduğu, Rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; dosyaya mübrez belgelerden davalı şirketin sekiz günlük süre içerisinde davacı tarafından kesilen faturalara itiraz ettiğinin tespit edilemediği, Hâl böyle olunca dava konusu takip konusu açısından fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfetinin (ispat külfeti yer değiştirdiğinden) faturayı alan tarafa; yani davalıya ait olduğu, tarafıma tevdi edilen dava dosyasında davalı şirketin bu hususu tevsik eder nitelikte sunduğu bir delil tespit edilemediği, hâl böyle olunca faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyen davalı şirketin, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen davacının, faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85 inci madde hükümleri (HMK m. 222) uyarınca ispatlamış olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, takdirinin tamamen sayın mahkemeye ait olduğu, Davalı vekilinin “davacı firmanın, müşterilerine yemek kartı hizmeti verdiğini, Sayın Mahkemece bilindiği üzere ülkemizde firmaların, çalışanlarına ayni yemek yardımı yanı sıra yemek ücreti olarak da yan haklar sağladığını, davacı şirketin de yasalarca belirlenen istisna kapsamında yemek ücretlerinin yatırıldığı ön ödemeli yemek kartlarını temin ettiğini, nitekim müvekkili firmanın da çalışanlarına yemek ücreti ödemelerini, bu kapsamda davacı şirketten temin edilen kartlar ile gerçekleştirdiğini, ancak; bu kartların tamamen ön ödemeli olarak çalışmakta olup müşteri tarafından gönderilen bedellerin, müşteri tarafından gönderilen listedeki personel kartlarına, tedarikçi firma tarafından yatırıldığını, Dolayısıyla davacının, tüm hizmet bedellerini ön ödemeli olarak peşin almış olduğu” iddiası yönünden yapılan incelemede; Dosya münderecatın yer alan 3 sayfadan ibaret taraflar arasında imzalanan 25.04.2025 tarihli ... Yemek Hizmet Satış Sözleşmesinde “ ödemeler 28. Gün havale-eft olarak ... hesaplarına yapılacaktır” şeklinde olduğunun tespit edildiği, ilgili sözleşmede yemek hizmet bedeline ilişkin olarak taraflarca ödemelerin 28. Gün havale-Eft olarak kararlaştırıldığı, davalı tarafın iddia ettiği üzere ön ödemeli olarak sözleşmede herhangi bir maddenin yer almadığı, davacı tarafın davalı tarafa düzenlemiş olduğu faturalarda sözleşmede kararlaştırılan 28. Gün üzerinden vade tarihinin de yer aldığı, ayrıca; davalı tarafça ön ödemelerle davacı tarafa ödemelerin gerçekleştirildiği iddiasının ilişkin olarak da dosyaya herhangi bir belge sunmadığı tespit edilmiş olup, davalının iddiasının ispata muhtaç olduğu, takdiri tamamen sayın mahkemeye ait olmak üzere; Esası itirazın iptali yönünden icra takibine dayanak E-Faturaların muhteviyatıyla birlikte Takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere; davacının incelenen ticari defterlerinde takip tarihi (04.07.2025) itibari ile davacının davalıdan 1.259.750,00 TL alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin bulunduğu, Dosya münderecatında, davacının davalıya ihtarname göndermediği, borcun muaccel hale getirilmediği tespit edilmiş olup, temerrüde düşmediğinden işlemiş faiz talep edemeyeceği, ancak; Sayın Mahkemece işlemiş faiz alacağının kabulü halinde; 39.708,01 TL tutarında işlemiş faiz alacağının hesaplandığı, ancak davacının icra takibinde 36.656,54 TL işlemiş faiz talebinde bulunduğu anlaşıldığından talebe bağlılık ilkesi gereği 36.656,54 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği, görüş ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağının tahsili istemiyle icra takibi başlattığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalı tarafa ticari defterlerinin ilgili kısımlarını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Bu süre içerisinde inceleme yapılacak defter ve belgelerin sunulmaması halinde defterlerin incelenmesi talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi uyarınca duruma göre ticari defter ve kayıtların içeriği konusunda karşı tarafın delil ve beyanlarına itibar edilebileceğin ve HMK md. 222/3 gereği diğer yasal şartların varlığı halinde karşı tarafın defterlerinin lehine delil olarak kabul edileceği ihtar edilmiştir. Verilen kesin süre ve ihtarata rağmen davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye sunmamıştır. Davalının herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile, HMK'nın 222/3 maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri lehe delil kabiliyeti kazanmıştır. Davacı kendi ticari defterlerine göre 1.259.750,00-TL alacaklı olup, bu aşamada davalının bunun aksini ispatlaması gerektiği, davalı tarafça davalı taraftan yemek kartı hizmeti aldığını, kart ücretlerinin ön ödemeli olarak yapıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasının ispat edilemediği, davalı tarafça davacının lehine delil teşkil eden ticari defterlerin aksini ispatlayamadığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 259.281,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Karar ve ilam harcı 88.557,53-TL nin peşin alınan 15.657,36-TL den düşümü ile kalan 72.900,00-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 16.272,76-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 8.105,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 199.496,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/835, K. 2026/891, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-835-e-2026-891-k-b6b3bbc50c00