İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/826 E. 2026/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/826
Karar No
2026/216
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/826 Esas KARAR NO : 2026/216

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 16/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkil şirket nezdinde .... poliçe numarası ile sigortalı olan ... plakalı aracın ile davalı şirket nezdinde .... poliçe numarası ile sigortalı, diğer davalı ...'nin maliki olduğu ve diğer davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 13/04/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiğini, hazırlatılan ekspertiz raporunda müvekkil şirketin sigortalısı araçta meydana gelen hasar bedeli 104.418,58-TL olarak belirlendiği, hasar bedelinin ... numaralı hasar dosyası kapsamında 08/05/2023 tarihinde hak sahibine ödendiğini, müvekkil şirketin ödenen tazminat tutarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, tazminat bedelinin %25'ine karşılık gelen kısım olan 26.216,14-TL'nin davalı tarafın sigorta poliçesinden tahsil edildiğini, tazminat bedelinin diğer %25'ine denk gelen tutarın ise ödeme tarihi olan 08/05/2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanacak tutarından davalıların sorumluluğunda bulunduğunu, işbu nedenle Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların işbu takibe itiraz ettiğini, davalılar ... ve ... için 09/01/2024 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk dosyası ile diğer davalı şirket için ise 14/10/2024 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu belirterek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, arabuluculuk vekalet ücretinin davalılardan tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Kusur hasar tespiti yapılması gerektiğini, müvekillerinin poliçe sınırlarında sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı gerçek kişiler vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Kusur iddiasını kabul etmediklerini hasar tespiti yapılması gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın dava dışı sigortalı ile davalılar arasında gerçekleşen trafik kazası nedeniyle oluşan zararın TTK. 1472. uyarınca rücuen tazminine ilişkin olduğu tespit edilmiş olup mahkememize Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E ... K sayılı ilamında verilen görevsizlik kararı ile gönderildiği belirlenmiştir. Somut olayda uyuşmazlığa yönelik esasa geçilmeden önce dava şartları ve mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarının aydınlatılması gerekmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 23/02/2024 tarihli ... E. ... K. Sayılı kesin nitelikteki ilamı "Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda 03/07/1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." ilkesi benimsenmiştir. TTK'nin “Halefiyet” başlıklı 1472. Maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olayda davacı sigortacıya kasko sigortasıyla sigortalı olan ve davacının halefiyete göre dava açtığı araç, dava dışı gerçek kişi adına kayıtlı olup ticari nitelikte olmayan özel bir araçtır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da tacir olmayan davacı (davacının selefi olduğu sigortalı) ile davalı arasındaki haksız fiilden kaynaklandığına (davacının selefinin ticari işletmesiyle de ilgili olmadığına) göre davanın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmesine karşın görevli olmayan ticaret mahkemesince esasa ilişkin yargılama yapıp karar verilmesi yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusu kamu düzenine ilişkin olan görev hususunda kabul edilmiş, esasa ilişkin istinaf itirazları bu aşamada incelenmeksizin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir." demek suretiyle halefiyete göre açılan davalarda davacının selefi olduğu sigortalının vasfına göre görev belirlemesi yapılması gerektiği ifade edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde yer alan "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklindeki ifade nedeniyle ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar tanımlanmış, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Somut olayda; davanın mutlak ticari davalardan olmadığı dikkate alındığında nispi ticari dava olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yazışmalar yapıldığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21/10/2025 tarihli müzekkere cevabında; “Söz konusu mükellefin tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarının tetkikinde; 01/01/1997 tarihinden itibaren "682002 - KENDİNE AİT VEYA KİRALANAN GAYRİMENKULÜN KİRALANMASI VE İŞLETİLMESİ" faaliyet kodunda mükellefiyeti bulunduğu tespit edilmiş olup; 2024 yılı Yıllık Gelir Vergisi Beyanında (Gayrimenkul Sermaye İradı * Menkul Sermaye İradı)'ndan dolayı 39.571.061,50-TL safi kazanç beyan ettiği, VUK. madde 176-177. madde kapsamında hadlere konu beyanının bulunmadığı tespit edilmiş olup, ayrıca ödevlinin ortağı/yöneticisi bulunduğu şirketlerin listesi yazımız ekinde gönderilmiştir.” denildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları in 30/10/2025 tarih .... sayılı müzekkere cevabında; “İstanbul Esnaf ve Sanatkâr Sicil Müdürlüğü ile Birlik Ajanlık kayıtlarında yapılan tetkikte ... T.C. kimlik numaralı ....'ın ESNAF KAYDINA rastlanılmadığı hususunu biloilerinize arz ederiz.” bildirildiği, T.C. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 15/10/2025 tarih .... sayılı müzekkere cevabında; “Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgileri belirtilen ....'ın gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır” denildiği, görülmüştür. Dava konusunun haksız fiilden kaynaklı rücuen tazminat olduğu, işbu dava TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davacının tacir kaydı bulunmadığı bildirilmiş olup davalının tacir olmadığı, taşınmazlarının bulunmasının ve kiralama eylemlerinin ticari iş olduğu anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla davanın nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenle görevli mahkemenin genel görevli asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Emsal İçtihat; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin 2024/1258 E 2024/1509 K sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2025/634 E 2025/790 K sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ise 2024/819 E., 2024/745 K sayılı ilamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2025/2210 E 2025/2416 K sayılı ilamı,)

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının HMK 114 maddesi kapsamında mahkememizin görevli olmaması sebebiyle HMK 115 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-HMK nun 20. maddesi gereğince gerekçeli kararın tüm taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren yasal iki haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesine Gönderilmesine, 3-Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verileceğinin taraflarca bilinmesine, 4-Mahkememiz kararı istinaf edilmeksizin kesinleştiğinde Bakırköy 14. Asliye Hukuk ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan görev hususunun halli için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 5-Harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece bir karara bağlanmasına, Dair davacı ve davalı ... ve .... vekilinin yüzüne karşı verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/826, K. 2026/216, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-826-e-2026-216-k-b82b05d5d39c