İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1127 E. 2026/248 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1127
- Karar No
- 2026/248
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1127 Esas KARAR NO : 2026/248
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/12/2025 KARAR TARİHİ : 02/03/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 16/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin davalı ile asansör kurulum bakım onarım hizmeti için anlaştığını sözleşme yapıldığını ve davalıya ön ödeme yapıldığını fakat davalının edimlerini yerine getirmediğini, kendisine ödenen bedellerin iadesi için açılan icra takibene de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı tarafından cevap sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık davalı taraf ile asansör yapımı hususunda verilen avans bedelin işin yapılmaması nedeniyle geri alınmasının talep edilmesine yönelik başlatılan icra takibinde mevcut itirazın iptaline ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlığa yönelik esasa geçilmeden önce dava şartları ve mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarının aydınlatılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde yer alan "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklindeki ifade nedeniyle ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar tanımlanmış, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Somut olayda; davanın mutlak ticari davalardan olmadığı dikkate alındığında nispi ticari dava olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yazışmalar yapıldığı, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları in 01/12/2025 tarih ... sayılı müzekkere cevabında; “İstanbul Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğü ile Birlik Ajanlık kayıtlarında yapılan tetkikte; ... T.C. kimlik numaralı davalı ...'ün 31.01.2025 tarihinde ... sicil numarası ile Bahçelievler- Yenibosna Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği tespit edilmiştir.” bildirildiği, - T.C. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 02/01/2026 tarih ... sayılı müzekkere cevabında; “Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgileri belirtilen ...'ün gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır” denildiği, görülmüştür. Somut olayda; davanın mutlak ticari davalardan olmadığı dikkate alındığında nispi ticari dava olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yazışmalar yapıldığı, Kocasinan Vergi Müdürlüğü cevabında davacının ticari kazanç mükellefi olduğunun belirtildiği, 2024 yılı beyannamesi incelendiğinde de VUK 177/1-2. Fıkralarında belirtilen değerlerin altında kaldığı anlaşılmakla dava açıldığı esnada davacının esnaf sınırını aşacak şekilde işlemlerinin bulunmadığı, tacir olmadığı tespit olunmuştur. Bu bilgiler ışığında iki tarafın tacir olmadığı değerlendirilmekle davanın nispi ticari davalardan da olmadığı değerlendirilmiş olup görevli mahkemenin genel görevli asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, -Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 2-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır