İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/92 E. 2026/92 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/92
Karar No
2026/92
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/92 Esas - 2026/105 T.C. ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/92 Esas KARAR NO : 2026/105

... DAVA : İtirazın İptali (Sözleşmeden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/02/2026 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 13/02/2026 Mahkememize açılan davanın tensip önincelemesi sonucunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili davacı ile davalı ...arasında, 23/05/2025 tarihinde, Sulh Protokolü başlıklı belge imzalandığı, Bu belgeye ek olarak, yine aynı tarihli BELGE başlıklı belge imzalandığı, Belgenin ilk maddesinde, 23/05/2025 tarihli belgenin eki olduğu belirtildiği, Protokol kapsamında, ....'den tahsil edilen 114.000.000,00 TL'nin, ....'den bloke kaldırılan kısmı, ...'ye gönderilecek, paranın yarısı ...'a ödeneceğini, Ayrıca protokole aykırı davranış olması halinde 500.000,00 EURO cezai şart belirlendiği, Protokolün düzenlenmesi esnasında, ...'ye gönderdiği paradan 23.750.000,00 TL müvekkili ...'a ödendiğini, Söz konusu 114.000.000,00 TL'nin 25.000.000,00 TL'lik kısmı, ... Tarafından blokeli olarak ....'nin hesabında tutulmaktadır. Kalan 89.000.000,00 TL'nin TAMAMI ...'YE gönderildiğini, Bu paradan 44.500.000,00 TL müvekkilim ...'a gönderilmesi gerekirken, yalnızca 23.750.000,00 TL ödenmiş, kalan 20.750.000,00.TL müvekkili ...'a ödenmemiş olduğunu, Protokol kapsamında, ..., ekte sunulan pay devir sözleşmeleriyle, ...'a ... Hisselerini ...'a devrettiğini, Bunun karşılığı olarak ..., protokolden kaynaklanan hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğini, Protokolün 12.6 maddesine göre, ....'nin ...'a verdiği, ...'ın da imzası olan, tapu devri, ... sözleşme devri,... lisans devri, belediye ruhsat devri yetkileri içeren vekaletname mevcut bulunduğu, ...'ın bu vekaletnameyle yaptığı işlemlerden kaynaklı olarak ...'ın her ne suretle olursa olsun bir para ödemek zorunda kalması halinde (vergi, ceza, tazminat ve sair) ...'a rücu edebileceği taahhüt edildiği, Ayrıca iki defa 100.000,00 TL veya bir defa 1.000.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kalırsa, vekaletnameden azledebileceği kararlaştırıldığı, ..., bu vekaletnameyle yapılan işlemlerden dolayı kimseye bir lira dahi ödemek zorunda kalmadığı halde, müvekkili ...'ı hukuka aykırı olarak azletmiş, ...'a vermeyi taahhüt ettiği müdürlüğü vermemiş, protokolü kendisi bizzat ihlal ettiğini, protokoldeki cezai şartları doğuracak davranışlarda kendisi bulunduğu halde, müvekkili bulunmuş gibi iftiralar attığını, Müvekkili, sözleşmeden doğan tüm borçlarını ifa etmiş olmasına rağmen, ... ve tek başına yetkilisi olduğu ... Söz konusu 20.750.000,00 TL'yi ödemediğini, Bu sebeple icra takibi başlatılmış olup, ... ve ..., maktu itiraz dilekçesiyle, borca itiraz ettiğini, Arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı, bu itibarla davalarının kabulüne ... E. Sayılı dosyada, şimdilik 100.000,00 TL'lik kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üstüne bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Mahkememiz tarafından davacı ...'ın tarafın tacir olup olmadığına dair araştırma için ilgili Vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen 11/02/2026 tarihli 14442 sayılı ... Dairesinin yazısında, davacı ...'ın 01/01/2004 tarihinden itibaren kendine ait veya kiralanan gayrimenkulün kiralanmsı ve işletilmesi faaliyetinde bulunduğu, elde ettiği gelir unsurunun gayrimenkul sermaye iradı olduğu, gayrimenkul sermaye iradı elde eden mükellefin 213 VUK 172. Md. Hükümlerine göre defter tutma yükümlülüğü bulunmadığının bildirildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının protokol sözleşmeden kaynaklı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkindir. Mahkemenin görevi HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle Mahkememizin iş bu davada görevli olup olmadığı hususu re'sen irdelenmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır: Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir. Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (Eriş, G.: Ticari İşletme ve Şirketler, Ekim 2014, C. I, s.292). Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır. Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir. Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. ( ... Kararı ) Somut olayda uyuşmazlık, ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin olup davacı ... tarafından, diğer davalı ... Şirketine karşı aralarında tanzim ettikleri sözleşme/ protokole göre toplam 20.750,00.TL alacak iddiası ile başlattığı icra takibine itiraz üzerine şimdilik 100.000,00 TL'lik kısım yönünden itirazın iptali davasına ilişkin olup davacı gerçek kişi olup davalı gerçek kişi ... ile ... inşaat şirketi hakkında başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine davacı gerçek kişi ... tarafından açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkin olup sözleşmeler/ prokokol hukukundan kaynaklanmaktadır. Dava dilekçesinin ekindeki protokole göre, ... ADINA KAYITLI: -... hisse mevcuttur -... KAYITLI: ... ... hisse mevcuttur ... ADINA KAYITLI: -... hisse ... -... hisse Mevcut olduğu belirtilmiştir. Davacı gerçek kişi ....E. Sayılı dosyasında 20.750.000,00 TL olarak başlattığı icra takibinde toplam şimdilik 100.000,00 TL'lik açtığı itirazın iptali davasında; ...'ye; ... (KDV DAHİL) toplam 118.500.000,00TL olarak düzenlenmiş olduğunu, 23.750.000,00TL ... tarafından Mayıs 2025 ayında defaten ...'a ödenmiş olduğunu. Tarafların ... tahsil edilen blokeli tutardaki blokenin kaldırılması ve yeni bir teminat verilmesi halinde (stopaj ve KDV düşüldükten sonra net tutar esas alınarak) 1/2 oranındaki tutardan 23.750.000,00 TL düşülerek ... ayrıca ödeme gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda davacı ...'ın, davadışı ... hisse sahibi olmayıp ... ...'den tahsil edilen blokeli tutardaki blokenin kaldırılması ve yeni bir teminat verilmesi halinde 1/2 oranındaki tutardan 23.750.000,00 TL düşülerek ...'a ayrıca ödeme gerçekleşeceği belirtilmiş olup bu kapsamda, davacı ... gereği itirazın iptaline konu ettiği alacak, doğrudan kendisinin hissesi olmadığı ....'den gelen paradan aralarındaki protokole göre talep etmiş olduğundan, hissedarı olmadığı ... şirkettine gelen ve tamamı kendisininde hisse sahibi olduğu .... hesabına yatırılan paradan sulh protokolüne göre talep ettiği, kendisinin hisse sahibi olmadığı ...'den kaynaklı protokol alacağı olduğundan, bu bakımdan doğrudan davacı ...'ın başka şirket ortaklığı alacağı için ortağı olmadığı ... gelen alacak yönünden protokol tanzim ettikleri anlaşılmıştır. Bu bakımdan davacının alacağı doğrudan bir ... Petrol şirket ortaklığı hissesinden kaynaklanan bir alacak olmadığından, ortağı olmadığı şirkete verilen paradan, tanzim edilen protokole göre talep ettiğinden doğrudan şirketler hukukundan kaynaklanan bir alacak davası olarak değerlendirilmemiştir. Yukarıdaki açıklama kapsamında, Davacı tarafın tacir olmadığı gerçek kişi olup gayrimenkul sermaye iradı elde eden mükellefin ... Hükümlerine göre defter tutma yükümlülüğü bulunmadığı. ... dosya arasındaki 11/02/2026 tarihli yazısı ile tespit edilmiş olup davalı tarafın ise şirket olarak tacir olup buna göre iki tarafta birlikte tacir konumunda olmadığı gibi davacı gerçek kişinin alacağı ortağı olmadığı davadışı ....'den alacağı alacağı üzerinden protokole göre alacak talep ettiğinden, bu kapsamda dava dava mutlak ticari dava olmadığından ... görülmesine olanak bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık iki tarafın Türk Ticaret Kanununda belirtilen ve tanımı yapılan ticari işletmesini ilgilendirmediği, davacının alacağının Borçlar Kanunuda düzenlenen protokol/ sözleşmeden kaynaklı alacağa dayandığından, davanın ticari dava olarak da kabul edilmesi mümkün değildir. Genel hükümlere göre ... Kararı benzer mahiyette) Bu durumda, uyuşmazlığın Borçlar Kanununda düzenlenen sözleşmeler hukuku ve hükümlerinden göre protokolden/ alacaktan kaynaklandığı, genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, davanın ... görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli ... gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1- Uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan anılan yasanın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 3-Tarafların, görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderleri ve harcın HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,

Dair; dosya üzerinden davacı vekili ile davalı tarafların yokluğunda,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/02/2026

...

** Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır**

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/92, K. 2026/92, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-92-e-2026-92-k-c6c636c5cfe6