İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/790 E. 2026/745 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/790
- Karar No
- 2026/745
- Karar Tarihi
T. C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/790 KARAR NO : 2026/745
DAVA : İtrazın İptali DAVA TARİHİ : 08/08/2018 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan itrazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın ... Şubesi ile kredi borçlusu dava dışı ... Şirketi ve borçlular arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi gereğince dava dışı şirket lehine nakit döviz kredisi tesis edilerek kullandırıldığını, davalı borçlular ... Şirketi, ... ile dava dışı .... Şti.'nin bu kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olduklarını, borçluların vadesinde borçlarını ödememeleri üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini ve 08/12/2017 tarihi itibariyle 14.505.587,78-TL (3.194.078,43-EURO'un 08/12/2017 tarihindeki TCMB Efektif Döviz Satış Kuru karşılığı) borcun ödenmesi için ... 27. Noterliği'nin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini ve borçlulara tebliğ edildiğini, ihtarnamede belirtilen süre ve sonrasında alacaklarının ödenmediğini, banka alacağının tahsili için borçlular hakkında Mahkememizin ...D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve süresinde infaz edilerek ... 27. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçildiğini, ancak davalılar tarafından borca, faize ve fer'ilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalılar tarafından ... 27. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacı bankanın dava dilekçesinde bankanın ... Şubesi ile kredi borçlusu ... Şti. arasında genel kredi sözleşmesi gereğince borçlu şirkete kredi tesis edildiğini, buna istinaden kefil olarak müvekkilinin imzasının alındığını, müvekkilinin imza etmiş olduğu sözleşme ile dayanak yapılan sözleşmenin bir olmadığını, müvekkili tarafından imza edilmiş kredi sözleşmesinde, daha sonralar yenilemeler ve yapılandırılmalar yapıldığını, müvekkilinin imzasından sonraki sözleşmeler ve yapılandırmaların müvekkili tarafından bilinmemekte olduğunu, imza atılmadığını, davacının beyanlarında sadece genel kredi sözleşmesinden bahsettiğini, ancak hangi tarih ve hangi sözleşmeler olduğunu belirtmemekte olduğunu, sadece müvekkili ile diğer borçluların kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefilleri olduğundan bahsetmekte olduğunu, ayrıca hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini bundan dolayı da herkesin borçlu olduğundan bahis ile ihtiyati haciz kararı alınarak esas takip ile tüm malların haczedilmesi yoluna gidildiğini, genel kredi sözleşmesinin esas borçlusu ve kefillerinin kimler olduğunun öncelikle tespitinin gerekmekte olduğunu, sonraki yapılan sözleşmelerde ve yapılandırmalarda müvekkili borçlunun kefaletine ihtiyaç duyulmadığının aşikar olduğunu, sözleşmeye ve yapılandırmaya kefil ihtiyacı duyulsa idi mutlaka müvekkilinin de imzasının gerekeceğini, kullandırılan kredilerin menkul ve gayrimenkul rehni ile teminat altına da da alınmış olduğunu, müvekkilinin davacıya muaccel hale gelmiş bir borcunun bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .. ile ...Şirketi vekili, davalı ... adına sunduğu cevap dilekçesi ile; dosyaya sundukları ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere kredi borcunun tamamının kapatıldığını, davacı bankanın aynı hususta aynı borç kapsamında 4 adet takip başlattığını, öncelikle ilamsız takiplere aynı kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takipleri ihtiyati haciz ile başlattığını, daha sonrasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yine aynı hususta takip başlattığını, borç kapatıldığı halde hesabın kat edilmeye çalışıldığını, davacının davasında hesaplar, dayanak, kredi sözleşmeleri, iddialarının tamamının dayanaksız olduğunu, asıl borçlunun borcu sonlandığından müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, davacı bankanın tamamen kötü niyetle hareket ederek ödemeleri dikkate almadan "tahsilde tekerrür olmamak " kaydını koyunca dokunulmazlığı varmış gibi mükerrer takipler başlattığını, gerek mükerrer takip, gerek borcun dayanağının olmaması ve gerekse borcun ödenmiş olması nedenleriyle takiplerin kötü niyetli olduğunu belirterek, açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ile ... Şirketi vekili, davalı ...Şirketi adına sunduğu cevap dilekçesi ile; davacının, mahkemenin ara kararı gereği borcun kaynağı olarak 04/03/2016 tarihli ... şirketinin asıl borçlu olduğu genel kredi sözleşmesini sunduğunu, kefalet sözleşmesinin, asıl borç sözleşmesine bağlı feri bir sözleşme olduğunu, asıl borç ile kefalet sözleşmesinin güvence bedelinin aynı olması gerektiğini, asıl borcun sözleşmede açıkça tanımlanmış, belli edilebilir olması gerektiğini, herhangi bir borç için verilmiş kefaletin geçerli olmadığını, asıl borçlu takibe ve davaya taraf edilmemişken feri nitelikteki kefalet sözleşmesine dayalı olarak takip başlatılmasının hukuksuz ve geçersiz olacağını, yine sunulan sözleşme irdelendiğinde her bir sayfasının imzalı olmadığını, sunulan ihtarname ile genel kredi sözleşmesini ilişkilendirecek hiçbir emare olmadığını, 18. sayfada önceki tüm kredi borçlarını da kapsar şekilde 5.000.000,00-EURO olduğu, 19. sayfada 04/03/2016 tarihinde, müteselsil kefaletin 5.750.000,00-EURO olduğunu, 20. sayfada 27/02/2017 tarihinde müteselsil kefilden 5.750.000,00-EURO yeni kefalet alındığı, kredi sözleşmesinin numarasının olmadığını ve sadece müşteri numarasının yazılı olduğunun sabit olduğunu, bu tespitlere göre, ne kefillerin, ne de asıl borçlunun kredi sözleşmesinin imzalı olmayan sayfalarındaki maddelerden sorumlu tutulamayacağını, sözleşmede herhangi bir limit arttırımı olmadığı halde, asıl borçtan fazla kefalet miktarı olduğunu, sözleşmenin aslı ile feri kefalet ilişkisinin birbiriyle çeliştiğinden kabul edilemeyeceğini, takibe dayanak yapılan sözleşmenin hukuka aykırı olduğu gibi bankacılık esaslarına da aykırı olduğunu, müvekkillerinin söz konusu borcun ödendiğini bilerek hesap kat ihtarnamesine itiraz etmemişlerse de, hesap katları incelendiğinde belirlilik ilkesine aykırı olduğu gibi, davacı bankanın usulsüz işlem yaptığının sabit olduğunu, sunulan kredi sözleşmesi ile ihtarname arasında illiyet bağı olmadığını, söz konusu sözleşmenin, ihtarnamenin hiç bir yerinde zikredilmediğini, başlangıç tarihinin belirtilmediğini, faiz oranlarının neye göre hangi tarihte uygulandığının ve borcun kaynağının açıklanmadığını, ihtiyati haciz talebinde, icra takibinde ve görülmekte olan davada ödeme planı sunulmadığını, acze düşüren taksitlerin hangi tarihli olduğunun ve taksit oranlarının belirsiz olduğunu, sözleşmeler ve yapılan bilgilendirmenin kağıt üzerinde bir nüshasının tüketiciye verilmesi ve sözleşmenin bir nüshasının elden aldım şeklindeki ibarenin tüketici tarafından yazılması sağlanması gerekirken, davacı banka tarafından verilen kesin sürede bununla alakalı hiçbir belge ibraz edilemediğini, davacı bankanın borçlu olarak gösterdiği davalıları; kredi sözleşmesinin süresi, kredinin toplam tutarı ve varsa tüketiciden talep edilecek ücretler, aylık ve yıllık akdi faiz oranı ve bu oranın uygulanmasına ilişkin şartlar ve efektif yıllık faiz oranı ve tüketici tarafından ödenecek toplam tutarın kefillerin de imzasının yer aldığı kredi gereği ödeme planı konularında bilgilendirdiğiyle alakalı hiçbir belge ibraz edemediğini, ibraz olunan belgelere göre davacı bankanın, kesin sürede davalı borçlunun hangi tarihte temerrüde düştüğünü de ispatlayamadığını, bir de bunun üzerine tüketiciye ödeme için en az 30 gün süre verilmesine de riayet edilmediğinden ortada geçerli bir hesap kat ihtarnamesinin de bulunmamakta olduğunu, müteselsil kefalet ve ipoteğin iki ayrı işlem ve iki ayrı kavram olduğunu, ipotek tesis edenlerin sorumluluğu ve hukuki işlemleri ile müteselsil kefaletin sorumluluğu ve hukuki işlemlerinin farklı olduğunu, müteselsil kefillere ayrı bir ihtarname ile hesap kat edilerek kefalet miktarları, faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarının açıkça bildirilmesi gerektiğini, ipotek borçlularına ise ipotek teminat bedeli, faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarının açıkça bildirilmesi gerektiği gibi ödeme yapılmadığı takdirde ipoteğin paraya çevrileceği, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla özel bir takip prosedürünün başlatılacağının açıkça belirtilmesi gerektiğini, söz konusu ihtarname ile müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, ayrıca söz konusu takip ile birebir aynı talepleri ileri sürdüğü ipoteğin paraya çevrilmesi dosyasının mevcut olduğunu, bir çok gayrimenkulün bu dosyada ipotek verildiğini, ancak dava konusu takibin ipotek dosyasından önce açılmış olmakla zaten İİK. ve ilgili yasalara aykırı işlem yapıldığını belirterek, davacı tarafça açılan davanın reddine, davacı banka aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalı borçlular aleyhine kredi sözleşmelerine istinaden, ... 27. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce, ... 27. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası, mahkememizin ...değişik iş sayılı dosyası, ... 15. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası,...Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası, ... 27. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile tebliğ şerhi, ... sözleşme seri numaralı genel kredi sözleşmesi ve ekleri, kredi tespit onayları, asıl borçlunun kredi talep yazısı, kullandırılan kredi ve kapatılan kredi ekstreleri, ipotek belgeleri, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kur listesi, faiz genelgesi, tahsilat ekstreleri, hesap özeti, davalı şirket ile dava dışı şirketin ticaret sicili kayıtları ve dekontlar dosyamız arasına alınmış, bankacılık işlemleri bilirkişiden rapor ve ek rapor, bankacılık işlemleri uzmanı, mali müşavir ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişiden rapor ve ek rapor temin edilmiştir. Eldeki dava dosyası, öncelikle mahkememizin ... esas sırasına tevzi olmuş, mahkememizin 03/11/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 25/09/2025 tarihli, ...esas ve ... karar sayılı kararıyla; "Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalılar aleyhine, genel kredi sözleşmesi, 08/12/2017 tarihli kat ihtarı ve eki hesap özetine dayalı olarak 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.287.051,07-TL işlemiş temerrüt faizi(yıllık %48 oranında), 164.352,55-TL BSMV olmak üzere toplam 17.364.500,91-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takipte alacağın genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu ... İhracat firmasına kullandırılan dövize endeksli krediden doğduğunun, yine takip öncesi yapılan ödemelerin mahsup edildiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Takibe başlanmadan önce ... 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş esas, ...karar sayılı 23/05/2018 tarihli kararı ile davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığı, ihtiyati haczin infazına başlandıktan sonra 31/05/2018 tarihinde esas takibe geçildiği, davalıların itirazı sonucu duran takibe karşı eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece anılan değişik iş dosyasının itirazın iptaline ilişkin dava dosyası arasına alınmasına karar verilmiş ise de, bu ara kararın yerine getirilmediği görülmüştür. Davacı vekili tarafından, genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve eki hesap özeti ile tebliğ şerhi asıllarının 27/12/2018 tarihinde dosyaya ibraz edildikleri görülmüştür. Davacı bankanın .... Şubesi ile dava dışı ... firması arasında 04/03/2016 tarihli 5.000.000,00-Euro limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların da bu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatı ile 5.750.000,00-Euro limitle imza attıkları, davalı gerçek kişilerden ...'ın sözleşme tarihi itibariyle şirket ortağı ve yetkilisi, diğer davalı ...'ın ise şirket ortağı oldukları, davalı...'ın 21/09/2016 tarihinde, sözleşmenin imza tarihinden sonra şirket ortaklığından ayrıldığı, kefalet sözleşmelerinin TBK'nun 583 ve 584/son fıkralarında aranan geçerlilik koşullarını taşıdığı, dosyaya örnekleri sunulan 01/03/2017 tarihli kredi kullanım beyanı ile dava dışı ... firmasına yıllık %6,30 akdi faiz oranı ile 3.165.000,00-Euro dövize endeksli kredi kullandırılmasının talep edildiği, beyan altında şirket kaşesi ve imzası bulunduğu, dava dışı şirket talebinin kabulü üzerine banka ... Şubesi tarafından, anılan müstakil kredinin kullandırılmasına ilişkin kredi özelliklerinin (sabit faiz, kullandırım tarihi, vade vb) yer aldığı bir sayfadan ibaret 01/03/2017 tarihli nakdi kredi özel şartları başlıklı belgenin düzenlendiği, belge altında dava dışı ... firmasının kaşe ve imzasının bulunduğu, mahkemece ilk bankacı bilirkişiye yerinde inceleme suretiyle yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen rapor ile rapor ekinde yer alan hesap hareketleri kapsamından, kullandırılan bu kredi ile dava dışı şirketin daha önce kullanmış olduğu döviz cinsi taksitli ticari kredilerin kapatıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı şirketin kredi kullandırım tarihindeki tek ortağının ve yetkilisinin de aynı zamanda müteselsil kefil olan ... olduğu sicil kayıtlarından tespit edilmiştir. 08/12/2017 tarihli kat ihtarı kapsamından; dava dışı asıl borçlu şirket ile, ipotek borçluları ve kefillere toplam 3.194.073,43-Euro tutarındaki dövize endeksli kredinin tebliğden itibaren 24 saat içerisinde gönderilmesi hususunun ihtar edildiği, ihtar ekindeki hesap özetinde de akdi faiz oranının yıllık %6,30, temerrüt faiz oranının ise yıllık %21 olduğunun yazılı olduğu, ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu ile iş bu dosya davalısı kefillerden ... ile ...'a 09/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefil ... şirketi adına çıkartılan ihtarnamenin ise iade döndüğü anlaşılmıştır. Davalıların gerek icra dosyasına sundukları borca itiraz dilekçesinde, gerekse davaya cevap dilekçelerinde kefalet sözleşmesi altındaki kendileri adına atılan imzaya itiraz etmedikleri, yine davalı kefillerden, 01/03/2017 dövize endeksli kredi kullandırım tarihinde aynı zamanda şirketin tek ortak ve yetkili olan ...'ın kredi kullanım beyanı ve talep doğrultusunda kullandırılan bu krediye ilişkin nakdi özel şartlar başlıklı belge altındaki imzanın şirket yetkilisi sıfatıyla kendisine ait olmadığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, bu vakıa nazara alındığında, bu belgelerde imzası olmayan ve bulunması da gerekmeyen davalı kefil ...'ın şirket adına atılı imzanın şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik itirazı nazara alınarak ve belge aslı sunulmadığından imza incelemesi yapılamadığı, dolayısıyla asıl borçlunun borçtan sorumlu olup olmadığının tespit edilemediği yönündeki yanılgılı gerekçe ile davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde takip ekinde 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile 01/03/2017 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgeye takipte dayanılmamış olduğu, bu belgelerin takip talebi ekinde yer almadığı, verilen kesin süreden sonra dosyaya sunuldukları belirtilmiş ise de; anılan her iki belgenin çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmesinin limiti dahilinde borçlu şirkete kullandırılan müstakil nakdi kredi kalemine ilişkin oldukları, kredi kullandırımının dayanağı genel kredi sözleşmesinin aynı zamanda takip dayanağı ve dava konusu 04/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunun her iki belgede de yazılı olduğu, öte yandan nakdi özel şartlar başlıklı belgenin genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun da belge üzerinde yazılı bulunduğu, kat ihtarında ve eki hesap özetinde kat edilen kredinin ... nolu dövize endeksli nakdi kredi olduğunun açıkça yazılı olduğu, takip talebinde de bu hususun kayıt altına alınmış olduğu, diğer ifade ile anılan nakdi kredinin kullanımının dayanağı genel kredi sözleşmesi aslının 27/12/2018 tarihinde dosyaya sunulmuş olduğu ve bilirkişiye verilen yerinde inceleme yetkisine istinaden nakdi krediye ve hatta bu kredi ile kapatılan eski taksitli kredilere ilişkin bilgi ve belgelerin de bankaca bilirkişi incelemesine sunulmuş olduğu, bu belgelerin birer örneğinin de rapor ek yapılmış bulunduğu anlaşılmış olup, bu tespit karşısında mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece son aldırılan bilirkişi heyeti raporunda hukuki değerlendirmeler harici tespit bulunmadığı, daha önce bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen raporlarda ise; özellikle davalıların borcun ipotek ile teminat altına alındığına ve faiz oranına yönelik savunmalarının değerlendirilmediği, buna göre mahkemece yapılması gereken işin, icra dosyasının aslını ve davacı banka lehine dava dışı ... firmasının doğmuş doğacak kredi borçlarını teminen tesis edilmiş tüm ipotek resmi senetlerini de getirterek, davalı kefillerin kefaletten doğan borçlarının bu ipotekler ile teminat altına alınıp alınmadığının tespiti, alınmamış ise davalı ...'ın kredi borcunun ödendiği, davalı ...'nın ortaklıktan ayrılması nedeniyle bu tarihten sonra kullandırılan kredilerden sorumlu olmadığı yönündeki savunmaları da irdelenmek, yine kat ihtarında belirtilen temerrüt faizi oranının davacı bankayı bağlayıp bağlamayacağı, genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin hükmü çerçevesinde bankaca takipte talep edilen yıllık %48 oranındaki temerrüt faizi oranının ve işlemiş faiz tutarının yerinde olup olmadığı hususları da değerlendirmek üzere, daha önce rapor tanzim eden bankacı bilirkişiden ek rapor veya yeni bir bankacı bilirkişiden mahkeme ve kanun yoluna elverişli rapor alınmak suretiyle, davacı bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı hususunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin ... esas sırasına tevzi edilerek yargılamaya devam olunmuştur. ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından, borçlular ..., ..., ... Şirketi ve... Şirketi aleyhine 21/05/2018 tarihinde, genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve eki hesap özetine dayalı alacak talebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak, faizde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; ...Bankası Anonim Şirketi ... Şube'si tarafından genel kredi sözleşmesine bağlı olarak... İnşaat Malzemeleri Enerji Mümessillik San, Ve Tic. Ltd. Şti. lehine tesis edilen ve kullandırılan dövize endeksli nakit kredilerden kaynaklanan; 08/12/2017 tarihli ihtarnameye konu yapılan tahsilatlar düşüldükten sonra kalan 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.287.051,07-TL 11/12/2017-31/05/2018 tarihleri arasında işlemiş yıllık %48 işlemiş temerrüt faizi ve 164.352,55-TL işlemiş faizin %5'i gider vergisi olmak üzere toplam 17.364.500,91-TL tutarındaki banka alacağının asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren tahsiline kadar işleyecek yıllık +48 temerrüt faizi, faizin %5'i gider vergisi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlular ..., ... Şirketi ve ... vekilleri tarafından borcun tamamına, faize, faiz oranına ve fer’ilerine itiraz edilmesi üzerine bu borçlular yönünden takibin durduğu anlaşılmıştır. Bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 01/04/2026 tarihli rapor ile; davacı bankanın takip tarihi 31/05/2018 itibariyle 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.242.893,05-TL faiz ve 162.642,24-TL BSMV olmak üzere toplam 17.318.632,57-TL alacaklı olduğu, takip tarihi itibariyle kefiller ... ve ...'ın sorumluluk miktarının 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.242.893,05-TL faiz ve 162.642,24-TL BSMV olmak üzere toplam 17.318.632,57-TL olduğu, Kkg Yapı Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin sorumluluk miktarının 10.713.097,28-TL olduğu, tahsilde tekerrür olmamak üzere, her bir davalı için hesaplanan alacak aslına takip tarihinden itibaren %48 oranında temerrüt faizi yürütülebileceği tespit edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre eldeki dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olup, ... 27. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına davalılarca yapılan yetkiye ve borca itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 oranında icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizce her ne kadar ilk karar ile davanın reddine verilmiş ise de, söz konusu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamı doğrultusunda ortadan kaldırılmış ve dosya üzerinden yeniden yargılama safhasına geçilmiştir. Davalı tarafların gerek icra dosyasına sundukları itiraz dilekçelerinde ve gerekse mahkememize sundukları cevap dilekçelerinde kefalet sözleşmesi altındaki şahsi imzalarına yönelik bir itirazda bulunmadıkları sabittir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şirketi arasında akdedilen 04/03/2016 tarihli ve 5.000.000,00-EUR limitli genel kredi sözleşmesinin davalılardan ... ve ... tarafından 04/03/2016 tarihinde, diğer davalı ... Şirketi tarafından ise 27/02/2017 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, kefalet limitinin 5.750.000,00-EUR olduğu ve kefalet sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu’nun 583. ve 584. maddelerinde aranan tüm geçerlilik şartlarını taşıdığı anlaşılmıştır. Davalı kefil ... vekilince müvekkilinin kredi kullandırılan 01/03/2017 tarihinden önce, 21/09/2016 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı ve bu nedenle borçtan sorumlu olmadığı savunulmuş ise de; takibe dayanak çerçeve niteliğindeki genel kredi sözleşmesinden doğan sorumlulukta şirket ortaklığından ayrılmanın kefaleti sona erdireceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da ortaklıktan ayrılmanın şahsi kefalet yükümlülüğünü hukuken sona erdirmeyeceği anlaşıldığından bu savunmaya itibar edilmemiştir. Yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere, genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte ortak olan veya olmayan ayrımı yapılmaksızın sözleşmedeki limit ve şartlar dahilinde sorumluluk devam eder. Yine uyuşmazlığa konu kredi alacağının, 01/03/2017 tarihinde asıl borçlunun önceki kredilerinin yapılandırılması amacıyla kullandırılan dövize endeksli kredi olduğu, TBK 589/3. maddesi uyarınca normal şartlarda kefilin sözleşme tarihinden önceki borçlardan sorumlu tutulamayacağı kural ise de, taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin V. maddesinde ve kefillerin bizzat imzaladığı 19 ve 20. sayfalarda müteselsil kefaletin "kefalet tarihinden önce doğmuş krediler dahil olmak üzere ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağının" açıkça kararlaştırıldığı görülmüştür. Bu itibarla, TBK 589/3. maddesindeki istisnanın sözleşme serbestisi kapsamında davalılar aleyhine genişletildiği sabit olup, davalıların yapılandırılan bu krediden dolayı kefalet limitleri dahilinde tam olarak sorumlu oldukları saptanmıştır. Yine 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile 01/03/2017 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgenin çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmesinin limiti dahilinde borçlu şirkete kullandırılan müstakil nakdi kredi kalemine ilişkin oldukları, kredi kullandırımının dayanağı genel kredi sözleşmesinin aynı zamanda takip dayanağı ve dava konusu 04/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunun her iki belgede de yazılı olduğu, öte yandan nakdi özel şartlar başlıklı belgenin genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, davalı kefillerden, 01/03/2017 dövize endeksli kredi kullandırım tarihinde aynı zamanda şirketin tek ortak ve yetkili olan ...'ın kredi kullanım beyanı ve talep doğrultusunda kullandırılan bu krediye ilişkin nakdi özel şartlar başlıklı belge altındaki imzanın şirket yetkilisi sıfatıyla kendisine ait olmadığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, bu vakıa nazara alındığında, bu belgelerde imzası olmayan ve bulunması da gerekmeyen davalı kefil ...'ın şirket adına atılı imzanın şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik itirazının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Tarafların ipotek, faiz ve tahsilat savunmalarını denetlemek üzere dosya uzman bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkememizce benimsenen, denetime elverişli güncel bilirkişi raporundaki mali tespitler ve hesaplama kriterlere bakıldığında, temerrüt tarihi itibarıyla Euro bazında alacaklara ilişkin olarak 3.194.078,43-EUR asıl alacak, 2.205,23-EUR faiz ve 110,26-EUR BSMV olmak üzere toplam 3.196.393,92-Euro olarak hesaplanmıştır. Bu alacağın temerrüt tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kurlarına göre TL karşılığı; 114.505.587,78-TL asıl alacak(3.194.078,43-EUR x 4.5414) ve 9.975,36-TL faiz alacağı(2.205,23-EURx 4.5235) olarak saptanmıştır. Hesabın kat'ından sonra takip tarihine(31/05/2018) kadar bankaya yansıyan 02/05/2018 tarihinde 342.490,50-TL, 08/05/2018 tarihinde 150.000,00-TL, 21/05/2018 tarihinde 50.000,00-TL ve 28/05/2018 tarihinde 50.000,00-TL olmak üzere toplam 592.490,50-TL tutarındaki fiili tahsilatların, takipte alacaklı banka tarafından doğrudan asıl alacak miktarından düşülerek mahsup edildiği görülmüştür. Temerrüt tarihine göre hesaplanan faiz ve BSMV alacağının, kat tarihindeki asıl alacağa usulünce eklenmesi sonucunda takip tarihi(31/05/2018) itibarıyla 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.242.893,05-TL faiz ve 162.642,24-TL BSMV olmak üzere toplam 17.318.632,57-TL olarak hesaplanmıştır. Davacı bankanın takipte talep ettiği alacak ile bilirkişi tarafından hesaplanan alacak arasındaki temel farkın, temerrüt tarihlerinin farklı belirlenmesinden ve alacaklı bankanın hesap kesim tarihinden itibaren doğrudan TL bazında %32 oranında akdi faiz uygulamasına karşılık, bilirkişi tarafından hesap kesim ile temerrüt tarihi arasındaki dönem için sözleşmede kararlaştırılan Euro bazındaki %6,30 akdi faiz oranının esas alınmasından kaynaklandığı tespit edilmiş, raporun bu ayrımı mevzuata uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. Hesap kesim ihtarnamesi davalı kefiller ... ve ...'a 09/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup, verilen 24 saatlik süre dikkate alınarak bu davalılar yönünden 12/12/2017 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir. Davalı ... Şirketine gönderilen ihtarnamenin ise genel kredi sözleşmesindeki adresten farklı bir adrese çıkartıldığı ve tebliğ edilemediği anlaşıldığından, bu davalı şirket yönünden temerrüt tarihi takip tarihi(31/05/2018) olarak kabul edilmiştir. Sözleşmede TL bazında temerrüt faiz oranı boş bırakıldığından, kat tarihinde TCMB'ye bildirilen en yüksek kredi faiz oranı olan %32'nin yüzde elli fazlası alınmak suretiyle temerrüt faiz oranı yıllık %48 olarak hesaplamaya esas alınmıştır. Alacağın teminatı olarak toplam 23.200.000,00-TL tutarlı dört adet ipotek resmi senedi mevcut olup, bunlardan ... tarih ve ... yevmiye numaralı 3.200.000,00-TL miktarlı ipoteğin ... Şirketi ile ... Şirketinin asalet ve kefalet riskleri için verildiği anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketinin bu davada kefil sıfatı bulunması nedeniyle, Yargıtay içtihatları uyarınca, bu ipotek miktarının(3.200.000,00-TL) ilamsız takipte davalı şirketin şahsi sorumluluğundan düşülmesi gerektiği haklı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan denetlenebilir hesaplamalar neticesinde, takip tarihi(31/05/2018) itibarıyla asıl borcun toplam miktarı kefalet limitlerinin altında kalmıştır. Buna göre davalıların nihai sorumluluk sınırlarına ilişkin değerlendirmede, davalı müteselsil kefiller ... ve ...'ın temerrüde düşme tarihleri dava dışı asıl borçlu ile aynı olup, takip tarihi(31/05/2018) itibarıyla hesaplanan 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.242.893,05-TL faiz ve 162.642,24-TL BSMV olmak üzere toplam 17.318.632,57-TL borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Davalı ...Şirketi ise, temerrüt tarihinin takip tarihi olarak kabul edilmesi ve şahsi sorumluluğundan kefaletinin güvencesi olarak alınan 3.200.000,00-TL'lik ipotek miktarının düşülmesi neticesinde, takibe konu borcun 10.713.097,28-TL'lik kısmından şahsen sorumludur. Bu miktara takip tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülebilecektir. Bu kapsamda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, her bir davalının sorumlu olduğu alacak aslına takip tarihinden itibaren yıllık %48 oranında temerrüt faizi yürütülmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı banka tarafından aralarındaki kredi sözleşmelerine dayalı alacak isteminde bulunulmuş, aynı zamanda borcun ödenmesi için davalılara noter aracılığıyla kat ihtarnamesi gönderilmiş ve icra takibi başlatılmıştır. Bu durumda davalı/borçlular alacağın miktarını bilmektedirler, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedirler. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davalı borçluların ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın; davalılar ... ve ... yönünden; 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.242.893,05-TL işlemiş faiz, 162.642,24-TL BSMV olmak üzere toplam 17.318.632,57-TL alacak talebi bakımından İPTALİNE, takibin, 13.913.097,28-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 oranında(bu oranın artması halinde artan oranlarda) temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden DEVAMINA, davalı ...A. Ş. yönünden; 10.713.097,28-TL asıl alacak talebi bakımından İPTALİNE, takibin, 10.713.097,28-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 oranında(bu oranın artması halinde artan oranlarda) temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi uygulanmak suretiyle(... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün ... Esas(Eski ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı ) Sayılı icra dosyası ile tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere) kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin alacak talebinin REDDİNE 2-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 3.463.726,51-TL icra inkâr tazminatının(davalı ...A. Ş.'nin 2.142.619,45-TL'den sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.183.035,79-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 209.719,77-TL'nin mahsubu ile bakiye 973.316,02-TL harcın davalı taraflardan(Davalı ... Şirketi 602.081,55-TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafça peşin olarak yatırılan 209.719,77-TL harcın davalı taraflardan(Davalı ... Şirketi 129.730,12-TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap edilen 1.216.372,65-TL vekâlet ücretinin, davalı taraflardan(Davalı ... Şirketi 1.045.654,86-TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden hesap edilen 45.868,34-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvurma harcı, 21.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.229,35-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 22.265,25-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre yapılan hesaplama doğrultusunda 22.206,43-TL'sinin davalı taraflardan(Davalı ... Şirketi 13.736,62-TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine; kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır