Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/92 E. 2026/89 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/92
Karar No
2026/89
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/92 - 2026/89 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/92 KARAR NO : 2026/89 ( (DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2024 NUMARASI : 2023/455 E. - 2024/291 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/05/2024 tarih ve 2023/455 E. - 2024/291 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 2022/020631 sayılı "..." ibareli markanın 30. sınıfta adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı itirazının kısmen reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkillerine ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkiline ait ticaret unvanını içerdiğini, müvekkillerine ait markaların tanınmış marka vasfında olduğunu ve davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-8290 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin "..." ibareli ilk markasının 21/10/2015 tarihinde tescil edilen 2015/05720 sayılı markası olduğunu, uzun yıllar sessiz kaldıktan sonra müvekkilin bu ibareyi içeren markasına karşı dava açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, 6769 sayılı SMK 26/6 maddesi uyarınca müvekkilinin kullanımına sessiz kalan davacının markanın hükümsüzlüğünü isteyemeyeceğini, 2015/05720 sayılı marka kapsamında 30 ve 32. sınıf malların bulunduğunu, Kurum aşamasında davacının itirazı üzerine başvuruya konu markadan bir kısım malların çıkarılması sonucunda markanın "Sınıf 30: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" emtialarını kapsayacak şekilde sicilde tescil edildiğini, kullanım ispatı iddiasına karşılık davacının markasını yalnızca "Kakao ve Çikolata" mallarında kullandığını ispat ettiğini, dolayısı ile markada kalan mallar yönünden iptal ya da hükümsüzlük istenemeyeceğini, 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi uyarınca karıştırma ihtimali için marka işaretleri ve emtia benzerliğinin gerekli olduğunu, somut olayda emtia benzerliğinden söz edilemeyeceğini, kaldı ki "..." ibareli başvuru ile davacının "..." markasının benzerliğinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, haksız kazanç elde etme ya da davacının markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar verme ihtimalinin bulunmadığını ve "...+şekil" markasının davacının alan adı veya ticaret unvanı ile ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının dayanak yaptığı markalarının tamamı bakımından davalı şirketin kullanmama defiinde bulunduğu, yapılan inceleme sonucunda davacının markalarını çikolata ve kakaolu ürünlerde kullandığının anlaşıldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacının markalarını oluşturan işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerilk hali mevcut olmakla birlikte, başvuru kapsamında kalan mallar ile davacı markalarının kullanıma konu edildiği mallar arasında salt gıda ürünü olmalarının ötesinde aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki mevcut olmadığı, dolayısı ile SMK'nın 6/1 koşullarının somut olayda oluşmayacağı, davacının markalarının SMK'nın 6/4 ve 6/5 kapsamında tanınmış marka statüsünde olduğu, ancak gerek YİDK kararı sonrasında başvuru kapsamında kalan emtialar gerekse de işaretler arasındaki benzerlik düzeyi gözetildiğinde, YİDK kararı sonrasında kalan emtialar yönünden ilgili maddeler kapsamında davacı yanın ek bir korumadan yararlanamayacağı ve kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markada müvekkilinin markalarında kullanılan yazı karakterini birebir taklit ettiğini, markaların benzerliği hususunun mahkemenin de kabulünde olduğunu, tüketicilerin yabancı menşeili "... markasını Türkçe imla kuralları çerçevesinde "...", davaya konu markayı ise "..." şeklinde algılayacağını, dolayısı ile markalar arasında işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyli bir benzerliğin bulunduğunu, mahkemenin incelemeye konu markalar arasında görsel ve kavramsal benzerlik olmadığı yönündeki kararının hatalı ve gerekçesiz olduğunu, davaya konu markada kalan karşılaştırmaya konu ürünlerin salt gıda ürünleri olmasından dolayı müvekkilinin markası ile emtia benzerliğinin oluşmayacağı kanaatine varılmış ise de, ortalama tüketiciler, malların kullanım amacı, ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yolları ve satış yerleri göz önüne alındığında mallar arasında benzerlik ya da en azından ilişki bulunduğunun tartışmasız olduğunu, örnek olarak dava konusu marka kapsamında kalan "Çaylar, buzlu çaylar" ile "..." markaları kapsamında kalan "kakao, kakao ve çikolata esaslı içecekler" arasında benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen 6/4 ve 6/5 hükümlerinin gerçekleşmediği yönündeki kanaatin hukuka uygun olmadığını, davaya konu markanın tescilinin bir asırdan daha uzun süredir kullanılan, sektörde her düzeyde tüketici tarafından bilinen ve tanınmış olan müvekkilinin markasının sulandırılmasına yol açacacağını, davaya konu marka kapsamında kalan "Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" ürünleri ile ...markası kapsamındaki çikolata ve kakaolu ürünlerin birbirlerini tamamlayıcı ve aynı tüketici kitlesine hitap eden ürün vasfında bulunduğunu, dava konusu markada kelime ve şekil unsurlarının tertip tarzı, stilizasyonu, renk kombinasyonu ve yerleştirme biçimlerinin müvekkilinin çok tanınmış ...markasını ve bu markanın yer aldığı ürünlerin ambalaj tasarımlarını taklit ettiğini ve bu hususun başvurudaki kötü niyeti ortaya koyduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük isteğine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, 2022/020631 sayılı ... ibaresinin 30. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davalı tarafından dayanak markalar için kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacı tarafından bu hususta şirkete ve markaya ait belgeler, satış belgeleri, reklam ve tanıtım belgeleri ile yotube görüntülerinden oluşan belgeler sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı' tarafından yapılan incelemede taraf markaları arasında benzerlik görülerek davacının markasının kullanımının ispat edildiği kakao ve çikolata malları ile benzer 30. sınıf "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." mallarının markadan çıkarılmasına karar verildiği, - markada kalan mallar yönünden davacının bu karara yönelik itirazının da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2023-M-020631 sayılı kararı ile kısmen kabul edilerek 30. sınıf "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar." emtiasının da markadan çıkarıldığı, anılan kararın davacıya 21/7/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 21/9/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'nun 6/5 maddesi anlamında tanınmışlık koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları da "..." esas unsurludur. Bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, markaların asli ve ayırt edici unsurları olan "..." ve "..." ibarelerinin ilk iki harfleri olan "..." ve "..." harflerinin devamında gelen beş harf her iki taraf markasında birebir ayın dizilimde yer almaktadır. Taraf markalarının başlangıç sesleri farklı olmakla birlikte devam seslerinin birebir aynı, bitiş seslerinin ise yüksek düzeyde benzer olduğu, anılan markaların yazımına uygun şekilde "..." ve "..." olarak telaffuz edilecekleri, bu telaffuzlar arasında da yüksek düzeyde bir benzerlik halinin mevcut olduğu, dolayısıyla işaretlerin hakim unsurları itibariyle aralarında benzerlik halinin mevcut olduğu açıktır. Esasen bu husus ilk derece mahkemesinin de kabulündedir. Taraf markaları arasında emtia benzerliğine gelince, dava konusu marka kapsamında kalan mallar 30. sınıf: "Makarnalar, mantılar, eriştiler. Bal, an sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Tuz. Hububattan (tahil) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" mallarından oluşmaktadır. Davacının dayanak markaları da 30. sınıfta tescillidir. Ancak davalı şirket tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olup davacı dayanak markalarının çikolata ve kakaolu ürünlerde kullandığını ispat etmiştir. Bu itibarla markadan çıkarılan ve dava konusu olmayan mallar yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği dolayısı ile SMK 6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu hususu da tartışmasızdır. Bununla birlikte davacı tarafından markanın tanınmış marka vasfında bulunduğu ileri sürülmüş olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "..." markasına ilişkin işlem ve dava dosyasına sunulan delillerden davacı markalarının ülkemizde aktif olarak satışının bulunduğu saptamasında bulunulduktan sonra davacı şirket markasının, başta menşei A.B.D olmakla üzere birçok ülkede çikolata ürünlerinde bilinen, sektörel tanırlığı mevcut olan, 100 yılı aşkın geçmişi bulunan bir marka olduğu, esasen çikolata, kakao, şekerleme vs. gibi tanınmış olduğu mallarla ilişkili gıda ürünlerinde, salt bu tanınmışlığın tescil engeli olabileceği, ancak dava konusu başvuru kapsamında YİDK kararı sonrasında kalan emtialar yönünden, dava konusu markanın sahip olduğu unsurlar ve taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyi gözetildiğinde tanınmışlık koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak davaya konu markanın tertip tarzı ve özellikle "..." şeklinde okunacak olan ve davacı tarafından da bu şekilde anlaşılması istenen "..." ibaresinin Türkçe'de bulunmadığı ve davacının özellikle davaya konu marka ile benzerlik oluşturacak bir yazımı tercih ettiği nazara alındığında bilirkişi raporunda varılan sonucun aksine, davacının davaya konu markanın tanınmışlığından yararlanmak amacıyla hareket ettiği ve davacının markasının ayırt ediciliği ile itibarının zedelenmesi ihtimalinin bulunduğu, tanınmışlığın gıda ürünlerinden oluşan davaya konu markadaki 30. sınıf bütün mallara sirayet edeceği kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporundaki görüşe Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte olması nedeniyle, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla mahkemece, davaya konu başvuru markası ile davacının davaya dayanak markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu ve davacı lehine SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlık koşulları gerçekleştiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/05/2024 tarih ve 2023/455 Esas - 2024/291 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile 2023-M-8290 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2022/020631 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece Mahkemesinde yapılan 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 205,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 410,00-TL tebligat gideri ve posta masrafı 1.169,40 -TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 7.784,40-TL'ye 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 8.324,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/92, K. 2026/89, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-92-e-2026-89-k-7db4860308bb