Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/810 E. 2026/1720 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/810
- Karar No
- 2026/1720
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/810 KARAR NO : 2026/1720
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.12.2023 NUMARASI : 2019/174 E. - 2023/994 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 26.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26.10.2026
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2023 tarih 2019/174 E. - 2023/994 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait restoranın tadilat işini yaptığını, ancak davalı şirketin iş bedelini ödemediğini, bunun yerine davalı şirket yetkilisi dava dışı ...’ın eşi dava dışı ...'ın müvekkiline davalı şirkette ortaklık teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul ettiğini ve sermaye ödemesi olarak bir kısım çekleri davalı tarafa teslim ettiğini, davalı şirketin pay sahiplerinden biri gibi davranarak şirket için gerekli sorumlulukları aldığını, şirketin borçlarını ödemek amacıyla birçok çek keşide ettiğini, banka hesaplarından ödemeler yaptığını, ancak taahhüt edilen ortaklığın gerçekleştirilmediğini iddia ederek, sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 14.12.2023 tarihli dilekçesi ile, dava değerini 964.479,80 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının yaptığı icra takiplerinin 96.264,40 TL ve 189.183,50 TL tutarlı faturalara dayalı olduğunu, delil listesine göre ise davacının toplam 1.309.947,90 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının keşide ettiği çeklerin müvekkili şirketle ilgili olmadığını, müvekkili şirkete bu şekilde çek girişleri olmadığını, müvekkili şirketçe cirolu bir tane çek olduğunu, bu cironun da iptal edildiğini, davacının dava dışı....'dan ev satın almak üzere para aldığını ancak evleri başkasına sattığını, davacının borcunu bu şekilde ödemeye çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait ticari defter ve dayanakları üzerinde şirketler hukuku uzmanı ve SMMM bilirkişi tarafından yapılan inceleme üzerine düzenlenen 27/10/2020 tarihli raporda, davacı tarafından banka marifetiyle davalı şirkete toplam 235.105,00 TL ödendiği, bu ödemelerin davalı şirket kayıtlarına “331-Ortaklara Borçlar" ve "320-Satıcılar" hesabı altında işlendiği, restoran tadilatına ilişkin olarak 96.264,40 TL ve 189.183,50 TL tutarlı toplam 248.479,90 TL tutarlı iki adet faturanın 01.01.2018 tarihli davalı şirket açılış kaydında ödenmediğinin anlaşıldığı, davalı şirket kebir defterinin detaylı tutulmadığı; 2018 yılı içinde ödemelerin yapıldığına dair tespit yapılamadığı, davalı tarafça davacıya banka marifetiyle yapılan 165.004,00 TL tutarlı ödemelerin ticari defterlerde bulunduğu, davalı şirketin banka havaleleri neticesinde davacı şirkete 71.351,00 TL eksik ödemede bulunduğu, ticaret hukuku uzmanı bilirkişi ile SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen 19/01/2022 havale tarihli raporda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 13/08/2018 tarihi itibariyle 821.798,90 TL alacağının bulunduğu, davalı şirketin defterlerine göre davalı şirketin davacıya 142.680,90 TL borcunun bulunduğu, davacı tarafından ibraz edilen belgelerde ve bilirkişi raporu ile restoran tadilatına ilişkin olarak toplam 248.479,90 TL tutarında iki adet fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından bu faturaların ödenmediği; davacı tarafından davalı şirket hesabına hisse ödemesi açıklaması ile 235.105,00 TL ödeme yapıldığı, her ne kadar davalı vekili tarafından söz konusu ödemelerin davacının davalıya olan borcundan dolayı yapıldığını ileri sürmüş ise de ispat yükü artık kendi üzerinde olan davalı tarafından söz konusu ödemelerin davacının davalıya olan borcundan dolayı yapıldığının ispat edilemediği, davalı şirket tarafından davacıya 165.004,00 TL geri ödeme yapıldığı, davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu davalı lehine ödemesi yapılan çeklerin taraflar arasındaki ilişkiye istinaden verildiğinin davacı tarafından ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 248.479,90 TL'nin dava tarihinden itibaren, 3.000,00 TL'nin 06/10/2017 tarihinden itibaren, 5.000,00 TL'nin 30/11/2017 tarihinden itibaren, 10.000,00 TL'nin 06/12/2017 tarihinden itibaren, 20.000,00-TL'nin 14/12/2017 tarihinden itibaren, 8.000,00-TL'nin 07/12/2017 tarihinden itibaren, 5.000,00-TL'nin 02/04/2018 tarihinden itibaren, 19.000,00-TL'nin 27/04/2018 tarihinden itibaren, 105,00-TL'nin 13/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun yerel mahkeme kararı ile sabit hale geldiğini, ancak alacak miktarı yönünden eksik inceleme nedeniyle kısmen kabul kararı verildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından, restoran tadilatına ilişkin olarak sunulan faturaların kabul edildiğini, ancak müvekkili tarafından davalı adına 3. kişilere ve davalıya verilen ve müvekkili tarafından ödenen çek bedellerinin ve bilirkişi raporunda belirtilen 2017 ve 2018 yılına ait yasal defter ve dayanağı belgelere göre 821.798,90 TL alacağın dikkate alınmadığını, yerel mahkemeden yargılama esnasında 3. kişilere verilen çek bedellerinin kimler tarafından tahsil edildiği ve bu kişilere çekleri hangi alacağa istinaden edindiklerinin sorulmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin de değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesinin 235.105,00 TL tutarındaki ödeme için davalı tarafından davacının davalıya olan borcundan dolayı yapıldığının ispat edilemediği, yani müvekkili ile davalı arasındaki ticari illiyetin varlığı kabul etmekteyken çeklere yönelik iddianın ispat edilemediğinin kabul etmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalının borçlarının ödenmesi ve davalı şirketin diğer ödemelerinin gerçekleştirilebilmesi için 3. kişiler lehine toplam 528.000,00 TL bedelinde çek keşide edip ödemesini yaptığını, ayrıca doğrudan davalı lehine 487.000,00 TL tutarında çek keşide edip ödemesini yaptığını, çeklere ilişkin detaylı bilgilerin 20.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda mevcut olduğunu, ayrıca çeklerin görüntülerinin mahkemeye sunulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacının davalı limited şirkete ortak olma saikiyle davalı ve dava dışı üçüncü kişiler lehine düzenlediği çek bedellerinin ve daha önce davalıya ait ticari işletmede yapılan tadilata ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin, ortaklığın gerçekleşmemesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı şirket yetkilisinin eşi olan dava dışı ...'ın ortaklık teklifi üzerine, davacının sermaye ödemesi olarak davalı şirkete bir kısım çekleri teslim ettiği, şirketin borçlarını ödemek için çek keşide ettiği, banka hesaplarından ödemeler yaptığı ve davalı şirkete ait restoranın tadilat işi bedelini tahsil etmediği, ancak ortaklığın gerçekleştirilmediği iddia edilerek, uğranılan zararın sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak davalı şirketten tahsili talep edilmiş; ilk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.