Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2013 E. 2026/1779 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2013
Karar No
2026/1779
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2013 - 2026/1779 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2013 KARAR NO : 2026/1779 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2020 NUMARASI : 2019/351 E. - 2020/330 K.

DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2020 tarih ve 2019/351 E. - 2020/330 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin dünyanın en büyük "..." operatörlerinden biri olduğunu, davaya konu "... ... ...+Şeki1" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin kurumsal kimliğinin geliştirmek için "... ..." ismiyle kürek ve atletizm gibi yarışma ve etkinler düzenlediğini, "..." seri markaları ve "... ..." markasının devamı şeklinde algılanabileceğinden iltibas tehlikesi bulunduğunu, büyük harcamalar ile "..." ibareli markaları toplumda tanınır hale getirdiğini, ihtilaflı markadaki "..." ibaresinin çatı marka olduğunu ve ayırt edicilik katmadığını, kullanıma dayalı kazanılmış hakkı bulunduğunu, bu hususta Yargıtay kararları olduğunu ileri sürerek, 2019-11-8632 sayılı YİDK kararının iptali ile "... ... ..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin "... ..." ibaresini tanınmış marka olarak tescil ettirdiğini, bu ibareyi içeren seri markaların sahibi olduğunu, bu unsuru içeren "... ... ..." markasının davacı markalarının iddia olunan tanınmışlığından faydalanması gibi bir durumun mümkün olmadığını, faaliyet gösterdikleri alanlarda davacının hiçbir marka kullanımı olmadığını, ihtilaf konusu başvuruya davacının yaptığı itirazın reddedildiğini, itiraz aşamasında marka kullanım ispatı taleplerinin davacı tarafından bilgisayar ortamında üretilmiş kitap, defter, ajanda vb basım görsellerinden ibaret olduğunu, müvekkili ile davacı markalarının benzemediğini, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, "kırmızı" anlamına gelen ve zayıf ayırt ediciliğe sahip ”...” ibaresinin tek bir şirketin tekeline bırakılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "... ... ...+Şeki1" ibareli marka, yuvarlak kırmızı bir zemin üzerine büyük harfler ile "... ... ..." yazılmış, ortasında ejderha figürü de bulunan bileşik bir marka olduğu, davacının markalarının tamamında '..." ibaresi geçtiği, bir kısmında "..." gibi tanımlayıcı ekler bulunduğu, iki markası dışındaki mesnet markalarının tamamının kelime markası olduğu, taraf markalar arasında görsel benzerlik değerlendirmesinde, ihtiva ettikleri "..." kelimesi dışında renk kombinasyonları, davalı markasındaki figüratif görsel ve tertip tarzları dikkate alındığında, çağrışım yaratabilecek düzeyde benzerlik barındırmadıkları, dava korusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davacıya ait marka tanınmış kabul edildiğinde dahi dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davacının dava konusu marka üzerinde önceki kullanıma dayalı iddialarını ispatlar nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı ve davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ayırt edilemeyecek benzerliği olduğunu, davaya konu başvurunun davacının seri markalarından birisi olarak algılanacağı, Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli kararında, müvekkilin "..." serisi markaları ile davalı markasının iltibasa yol açacak derecede benzerliğinin açıkça belirlendiğini, müvekkilin "..." serisi ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibasa yol açacak kadar benzer olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı ve dava konusu markaların bağdaştırılamayacağı, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla SMK'nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, sunulan eklerde "... ..." tescilsiz kullanımına yönelik yeterli delile rastlanılmadığı, davacının yaygın, yoğun kullanımı olmadığı, bu ibarenin davacı tarafından tescilsiz kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanmadığı, tüketicilerce marka olarak algılanır hale gelmediği, davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı, markalar benzer olmadığından tanınmışlığa ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.10.2024 tarihli 2023/5586 Esas ve 204/7171 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2013, K. 2026/1779, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2013-e-2026-1779-k-9d1785c14d73