Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/99 E. 2026/95 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/99
- Karar No
- 2026/95
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/99 - 2026/95 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/99 KARAR NO : 2026/95 (İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2024 NUMARASI : 2023/315 E. - 2024/191 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/04/2024 tarih ve 2023/315 E. - 2024/191 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2022/024188 sayılı "..." ibareli markanın 03, 35 ve 41. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı itirazının reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin olduğunu ve davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-4768 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili, davacının dayanak yapmış olduğu "..." ve "..." ibareli markaların bir sayının farklı şekillerde yazımına ilişkin olup iddia edildiği gibi seri markanın söz konusu olmadığını, sayının değişik yazımından ibaret dayanak markanın zayıf bir ayırt ediciliğinin bulunduğunu, markanın tanınmışlığından söz edilemeyeceğini ve ortalama tüketicilerin müvekkilinin markasını gördüğünde davacının markası ile herhangi bir ilişki kurmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, çeşitli şekillerin yer aldığı daire içerisinde tam ortada yer alan ... harfi ve altına karakteristik şekilde oluşturulmuş "...", "..." ve "..." harfleri ile bu harflerin uçlarının uzatılarak ters şekilde yazılı ... sayısı ile oluşturulan davaya konu markanın düz beyaz zemin üzerine ...rakamlarının yan yana veya alt alta getirilmesi suretiyle oluşturulan itiraza dayanak markadan görsel olarak çok farklı olduğu, başvuruya konu markada yer alan ters dönmüş "..." ibaresinin tüketiciler tarafından hemen ve ilk bakışta algılanamayacağı, her iki marka arasında telaffuz farkının bulunduğu, "..." sayısının ortaklığının ancak düşük düzeyde bir işitsel benzerlik oluşturduğu, oluşan bu benzerliğin markaların genel izlenim açısından benzer olduklarını söylemek için yeterli olmadığı, bir bütün olarak markaların kelime, renk ve işaretlerin konumlandırılması açısından farklı olduğu, davaya konu markada yer alan figüratif unsurun markaları yüksek düzeyde farklılaştırdığı, dava konusu markanın ayırt edici unsurlarını bir bütün halinde algılayan ilgili tüketici kesiminin redde mesnet markayı sözcüksel olarak bir bütün halinde "..." olarak algılayacağı, davacının davalıdan önce "..." ibaresini ciddi ticari etki yaratacak düzeyde kullanıldığına yönelik gerçek hak sahipliğini ispata yarayan bir delilinin ve başvurunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut bir verinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markalarıyla davaya konu markanın benzer olmadığı sonucuna varılmış olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının esas unsurunun ''...'' ibaresinden oluştuğunu, kullanım sınıfları aynı olduğundan benzer olmadıklarının söylenemeyeceğini, mahkemenin vermiş olduğu bu karar neticesinde yasa ile güvence altında bulunan müvekkilinin markasının korumasız bırakıldığını ve kararın kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük isteğine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " ... ... + " ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik olmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı bulunduğu, dava konusu başvurunun esas unsurunun "..." olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı ve davacının gerçek hak sahipliği ve marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddialarının dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.