Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/101 E. 2026/96 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/101
- Karar No
- 2026/96
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/101 - 2026/96 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/101 KARAR NO : 2026/96 (DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/03/2024 NUMARASI : 2023/24 E. - 2024/106 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/03/2024 tarih ve 2023/24 E. - 2024/106 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2021/171232 sayılı "..." ibareli markanın 16, 35 ve 41. sınıflarda adına tescili başvurusunun, davalı şirketin itirazı sonucunda diğer davalı Kurum tarafından davalıya ait "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-15809 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; süresi içinde açılmayan davanın usulden reddi gerektiğini, davaya konu markanın müvekkilinin tanınmış "..." markasının sonundaki harf çıkarılmak suretiyle oluşturulduğunu, iki marka arasında yapısal ve görsel olarak iltibas tehlikesini içeren benzerlik bulunduğunu, davaya konu markanın sonuna eklenen "..." ibaresinin markayı farklılaştırmadığı gibi müvekkilinin markası ile faaliyet gösterdiği sektörü işaret ettiğini, internet üzerinde yapılacak aramada davaya konu markanın müvekkilinin markaları ile karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunun görüleceğini, müvekkilinin markasının yurt çapında tanınan ve toplum genelinde maruf hale gelmiş bir marka olup davaya konu markanın bu marka ile aynıyet derecesinde benzer olduğunu, Diyarbakır'da faaliyet gösteren davacının aynı ilde faaliyet gösteren "..." okulunu bilmemesinin mümkün olmadığını ve davacının özellikle yakın bir marka oluşturarak müvekkilinin markasından haksız menfaat elde etme amacının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının reddedilen mal ve hizmetleri yönünde taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği, 41. sınıf hizmetlerin yetişkinlere hitap eden, gündelik ve ucuz olarak nitelendirilemeyecek hizmet grubundan oluştuğu, hizmeti satın alan tüketicilerin üzerinde araştırma yaparak satın alma eyleminde bulunduğu dolayısı ile bu sınıfta ilgili tüketicinin yüksek düzeyde bilgi ve dikkate sahip olduğu, 16. sınıf emtialar ve bu emtiaların satışına yönelik 35. sınıf hizmetlerin ise, nispeten uygun fiyatlı, kısa sürede tercih yapılarak satın alınan, ilgili tüketicinin makul düzeyde bilgi ve düşük seviyede dikkate sahip kişilere hitap ettiği, "..." ibaresi ile "..." kelimesinden sonra konumlandırılmış bir yıldız şeklinden oluşan davaya konu markadaki "..." ibaresinin, tanımlayıcı bir ibare olduğu, İngilizce’de mayıs anlamına karşılık gelen "..." ibaresinin "..." şeklinde telaffuz edileceği, ancak markada yer diğer ibarelerin Türkçe kelimeler olması nedeniyle, ibarenin İngilizce bir kelime olarak değil doğrudan okunduğu gibi "..." olarak algılanacağı, bu itibarla davaya konu markanın davalı şirketin "..." markasının ilk üç harfini aynen içerdiği, ilk üç harfin ortaklığının taraf markalarını görsel ve fonetik olarak benzer yaptığı, dolayısı ile "..." ibaresinin "..." kelimesini çağrıştıracağı, davaya konu markada görsel unsurun ikinci planda kaldığı ve oluşan bu benzerlik nedeniyle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporunda müvekkilinin markası ile davalının redde mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığı ifade edilmesine rağmen mahkemece bu rapora itibar edilmeden aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markaları üzerinden bir değerlendirme yapılmışsa da, bu markaların tek asli unsurunun "..." ibaresinden oluşmadığını, müvekkilinin dava konusu markasında "..." ibaresinden oluşan tali kelime unsurunun da bulunduğunu, taraf markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibarelerinin farklı sayıda harften oluştuğunu, markaların harf sayısı esas alındığında üç harfin ortaklığının markaların benzerliği için yeterli olmadığını, İngilizce mayıs ayının karşılığı olan "..." ibaresinin "..." olarak telaffuz edilmesi olasılığının da bulunduğunu, markalar arasında kavramsal benzerliğin bulunmadığını, özellikle 41. sınıf hizmetlerde ilgili tüketicilerin dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olduğunu ve 16. sınıf hizmetler ortalama tüketici kitlesine hitap ediyorsa da, bu kitlenin de makul derecede ayrıştırma yetisine sahip tüketicilerden oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı gerçek kişinin "..." ibaresinin 16, 35 ve 41. sınıflarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davalının bu karara yönelik itirazı sonucunda YİDK'nin 2022-M-15809 sayılı kararıyla başvuru kapsamında bulunan 16, 35 ve 41. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetin markadan çıkarıldığı, anılan kararın davacıya 17/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 17/1/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; dava konusu marka başvurusu, "..." ibaresi ile yıldız şeklinden oluşmaktadır. "..." ibaresi tanımlayıcı olduğundan "..." ibaresi markanın asli unsurunu teşkil etmektedir. Davalı şirketin itiraza dayanak markaları ile "..." ibaresi ile "..." gibi kelimelerden oluşmakta olup "..." ibaresi asli unsur niteliğindedir. "..." ibaresinin Türkçede herhangi bir anlamı bulunmamasına karşın "..." ibaresi bazı besinlerin yapımında fermantasyonu sağlayan madde, yaradılış, öz nitelik, arsız, utanmaz kimse vs anlamlara gelmektedir. Bu itibarla markalar arasında kavramsal bir benzerlikten söz etmek mümkün değildir. Davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi davalı şirketin markasında aynen yer alıyor ise de, taraf markaları kelime markalarından oluştuğu, kısa kelime markalarındaki küçük harf değişikliği halinde dahi markaların görsel olarak farklılaşabileceği, öte yandan markaların tertip tarzı, kullanılan renklerin ve şekillerin farklılığı da nazara alındığında markalar arasında görsel bir benzerlikten söz edilemeyeceği, ayrıca davalının markasının sonunda bulunan "..." harfinin markaların hece sayısı, buna bağlı olarak telaffuzu ve bitiş sesini de farklılaştırdığı dolayısı ile markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerliğin bulunmadığı anlaşılmıştır. İşaretler benzer olmadığından, emtia benzerliği değerlendirmesi yapılmasına gerek görülmemiş ve taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/03/2024 tarih ve 2023/24 Esas - 2024/106 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile 2022-M-15809 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece Mahkemesinde yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 287,25-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 301,50-TL tebligat gideri ve posta masrafı 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 5.058,15-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 2.529,07-TL'ye 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.888,87-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.