İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/759 E. 2026/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/759
Karar No
2026/632
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/759 KARAR NO : 2026/632

.... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/08/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurulu bünyesinde personel çalıştırılmasına dair hizmet alımı kapsamında yüklenici firmalarla sözleşmeler akdedildiğini, davalı firmalardan ...isimli işçinin 12.09.2024 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, işçinin hak kazandığı kıdem tazminatının 04.10.2024 tarihli Makam Olur'u ile müvekkil kurum tarafından 17.10.2024 tarihinde ödendiğini, sözleşme ve teknik şartnameler uyarınca işçilik alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davalı firmalara yapılan bildirimlere rağmen ödeme yapılmadığını, .... 'den 69.714,03 TL olmak üzere toplam 324.170,25 TL tutarındaki alacağın rücuen tahsilinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin 23. maddesi ile teknik şartnamelerin ilgili hükümlerinin yükleniciye sorumluluk yüklediğini, Yargıtay içtihatları gereği asıl ve alt işveren arasındaki iç ilişkide sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini, .... toplam 324.170,25 TL tutarındaki alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı firmalardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... tarafından dava dışı işçi .... ile davacı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, işçinin davacının yönetimi ve denetimi altında çalıştığını, sözleşmenin personel teminine yönelik olduğunu, işçilik alacaklarından asıl işveren sıfatıyla davacının tek başına sorumlu olduğunu, sözleşme hükümlerinin ve teknik şartnamelerin bu sorumluluğu davacı üzerinde bıraktığını, rücu talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde ise tarafların sorumluluğunun Yargıtay içtihatları uyarınca yarı yarıya paylaştırılması gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ve devir tarihindeki ücret seviyesiyle sınırlı tutulması icap ettiğini, davacı ile müvekkil arasındaki sözleşmenin 22.1. maddesinde sorumluluk paylaşımına dair açık bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle genel hukuk prensipleri gereği zararın bölüşülmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkil şirketin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğini, bu sebeple ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, faizin ancak dava tarihinden itibaren başlayabileceğini belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından her ay hakedişten işçilere ödenecek kıdem tazminatı adı altında kesinti yapıldığını, bu kesinti tutarlarının tespiti ile mahsubunun gerektiğini, işçi özlük dosyasının henüz temin edilemediğini ve temin edildiğinde sunulacağını, dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdinde çalıştığı iddiasını kabul etmediklerini, müvekkil alt işveren ile yeni alt işveren arasında işyeri devri gerçekleştiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, bu sürenin dolması nedeniyle müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı asıl işveren ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, işçinin baştan beri asıl işveren kurumun işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin işçi alımı ve çıkarımında söz sahibi olmadığını, bu nedenle husumet yokluğu bulunduğunu, 6552 sayılı yasa ile değişik 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesi gereği kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün asıl işverene ait olduğunu, ihale sözleşmesi ve teknik şartnamede müvekkile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai gibi ödemelerin yapılmadığını, davanın kabulü halinde TBK'nın 167. maddesi uyarınca sorumluluğun yarı yarıya olması gerektiğini, davacı kurum tarafından müvekkile herhangi bir ihtarname gönderilmediğinden faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, davacının yaptığı ödemenin İş Hukuku alanında uzman bir bilirkişi marifetiyle denetlenmesi gerektiğini, kamu kurumu tarafından yapılan işin ticari iş niteliğinde olmadığını, bu nedenle avans faizi talebinin hatalı olduğunu, davacı idare tarafından yapılan ödemenin hukuki dayanağının incelenmesi gerektiğini belirterek davanın zamanaşımı, husumet yokluğu veya esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan 31/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı .... arasında Personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, dava dışı işçi olan .... ün hizmet ilişkisinin 1475 Sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiği, mahkemenin: Dava dışı işçinin davalı şirketlerde geçen çalışma süresine göre kendi dönemleriyle sorumlu olduğu kanaatine varması durumunda: dava dışı işçi olan .... ile ilgili davacının 17.10.2024 tarihinde yapmış olduğu (Net 489.118,32) Brüt Toplam 492.859,14 TL kıdem tazminatı ödemesinin; Toplam 324.170,25 TL sini davalı Şirketlerden tazminini talep edebileceği, işletilecek faizin mahkemenin takdirinde olduğu, davalıların sorumlu olduğu miktarların 45.326,46 TL-....209.419,72 TL-.... olmak üzere toplam 324.170,25 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19/06/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı .... arasında Personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yükleni in sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, dava dışı işçi olan .... ün hizmet ilişkisinin 1475 Sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiği, mahkemenin: Dava dışı işçinin davalı şirketlerde geçen çalışma süresine göre kendi dönemleriyle sorumlu olduğu kanaatine varması durumunda: Dava dışı işçi olan .... ile ilgili davacının 17.10.2024 tarihinde yapmış olduğu (Net 489.118,32) Brüt Toplam 492.859,14 TL kıdem tazminatı ödemesinin; toplam 129.094,35 TL sini davalı Şirketlerden tazminini talep edebileceği, işletilecek faizin mahkemenin takdirinde olduğu, davalıların Sorumlu Olduğu Miktarların 45.326,46 TL-.... olmak üzere toplam 129.094,35 TL olduğu tespit edilmiştir. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12'de " 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında dava dışı işçilerin davalılar bünyesindeki çalışmasına ilişkin sözleşme imza dönemleri 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında olmakla bu dönemlere ilişkin istem ve .... aleyhine açılan dava hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bakiye kısımlar yönünden; Uygulamada son işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davacın “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverendentalep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, son işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz. Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Son işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup,iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. ( .... Bu açıklamalar ışığından somut olayda dava dışı işçilerin davalılar nezdinde çalıştığı .... kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçilerin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılması söz konusudur. Bu kapsamda dava dışı işçilerin davalılar bünyesinden bilirkişi raporunda belirtilen dönemlerde raporda belirtilen gün kadar çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalıların davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu oldukları düzenlenmesine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi göre ancak işçiyi çalıştırdığı dönem için tüm miktardan sorumludur. Alınan bilirkişi raporunda davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemlere ilişkin yapılan belgeli ödemeden ve tarafların tacir olaması ve ödeme ile temerrüt oluşması nedeniyle ödeme tarihinden itibaren avans faizinden sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 45.326,46 TL'nin .... talep edilen alacak yönünden 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davanın 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 45.326,46 TL'nin .... talep edilen alacak yönünden 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 8.818,44 TL harçtan 5.536,02 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 3.282,42 TL harcın davalılar ....1.152,46 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca .... 1.650,17 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 1.395,00 TL posta ve tebligat gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, dava açılırken ödenen 6.151,42 TL yargılama harcı olmak üzere toplam 19.546,42 TL yargılama giderinin davalılar ..... yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar .... 15.799,50 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği konusuz kalan kısım hakkında vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair davacı vekili ve ..... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/07/2026 ....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/759, K. 2026/632, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-759-e-2026-632-k-e48b0df4fb3b