İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/758 E. 2026/631 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/758
Karar No
2026/631
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/758 Esas - 2026/631 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/758 KARAR NO : 2026/631

.... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/08/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Botaş bünyesinde personel çalıştırılmasına dair hizmet alımı kapsamında davalı firmalar olan ..., .... emeklilik nedeniyle işten ayrılması üzerine hak kazandığı kıdem tazminatının müvekkilİ kurum tarafından 304.172,84 TL olarak ödendiğini, sözleşme ve teknik şartnameler uyarınca işçilik alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davalı firmalara yapılan bildirimlere rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, ödenen 304.172,84 TL tutarındaki alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı firmalardan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... tarafından dava dışı işçi ...) ödenen 69.714,03 TL kıdem tazminatının rücuen tahsili talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirket ..... ile davacı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, işçinin davacının yönetimi ve denetimi altında çalıştığını, sözleşmenin personel teminine yönelik olduğunu, işçilik alacaklarından asıl işveren sıfatıyla davacının sorumlu olduğunu, sözleşme hükümlerinin müvekkil şirketi tek başına sorumlu tutmadığını, rücu talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde sorumluluğun taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılması gerektiğini, Yargıtay kararları uyarınca asıl işverenin sorumluluğunun devam ettiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücretle sınırlı olması gerektiğini, davacı tarafından müvekkil şirketin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren başlaması gerektiğini belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... ..... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafça her ay hakedişten işçilere ödenecek kıdem tazminatı adı altında kesinti yapıldığını, bu kesinti tutarlarının tespiti ile mahsubunun gerektiğini, kesilen tutarların işçiye ödendiğinin sabit olduğunu, işçi özlük dosyasının henüz temin edilemediğini, dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdinde çalıştığı iddiasını kabul etmediklerini, müvekkil alt işveren şirket ile yeni alt işveren arasında işyeri devri gerçekleştiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, bu sürenin dolması nedeniyle müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı asıl işveren ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, işçinin baştan beri asıl işveren kurumun işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin işçi alımı ve çıkarımında söz sahibi olmadığını, asıl işverenin mutlak otorite sahibi olduğunu, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, 6552 sayılı yasa ile değişik 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesi gereği kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün asıl işverene ait olduğunu, ihale sözleşmesi ve teknik şartnamede müvekkile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla mesai gibi ödemelerin yapılmadığını, davanın kabulü halinde TBK'nın 167. maddesi uyarınca tarafların yarı yarıya sorumlu tutulması gerektiğini, davacı kurumun ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirkete herhangi bir ihtarname gönderilmediğini, bu nedenle faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceğini, davacının yaptığı ödemenin İş Hukuku alanında uzman bir bilirkişi marifetiyle denetlenmesi gerektiğini, davacı kurumun kamu kurumu olması nedeniyle avans faizi talebinin hatalı olduğunu, yapılan ödemenin hukuken geçerli olup olmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek davanın zamanaşımı, husumet yokluğu veya esastan reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan 31/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... ile davalı Şirketler arasında Personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, dava dışı işçi ... in hizmet ilişkisinin 1475 Sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiği, mahkemenin: dava dışı işçinin davalı şirketlerde geçen çalışma süresine göre kendi dönemleriyle sorumlu olduğu kanaatine varması durumunda: dava dışı işçi ... ile ilgili davacının 17.10.2024 tarihinde yapmış olduğu (Net 466.609,57) Brüt 470.178,22 TL kıdem tazminatı ödemesinin; toplam 304.172.864 TL sini davalı Şirketlerden tazminini talep edebileceği, işletilecek faizin mahkemenin takdirinde olduğu, davalıların Sorumlu Olduğu Miktarların 25.041,42 TL-... 209.635,74 TL-... ... olmak üzere toplam 304.172,84 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19/06/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda;Davacı ... ile davalı Şirketler asında Personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, Dava dışı işçi ... in hizmet ilişkisinin 1475 Sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiği, Mahkemenin: Dava dışı işçinin davalı şirketlerde geçen çalışma süresine göre kendi dönemleriyle sorumlu olduğu kanaatine varması durumunda: Dava dışı işçi ... ile ilgili davacının 17.10.2024 tarihinde yapmış olduğu (Net 466.609,57) Brüt 470.178,22 TL kıdem tazminatı ödemesinin; Toplam 108.895,71 TL sini davalı Şirketlerden tazminini talep edebileceği, işletilecek faizin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12'de " 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında dava dışı işçilerin davalılar bünyesindeki çalışmasına ilişkin sözleşme imza dönemleri 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında olmakla bu dönemlere ilişkin istem ve ... aleyhine açılan dava hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bakiye kısımlar yönünden; Uygulamada son işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davacın “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverendentalep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, son işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz. Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Son işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup,iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. ... kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçilerin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılması söz konusudur. Bu kapsamda dava dışı işçilerin davalılar bünyesinden bilirkişi raporunda belirtilen dönemlerde raporda belirtilen gün kadar çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalıların davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu oldukları düzenlenmesine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi göre ancak işçiyi çalıştırdığı dönem için tüm miktardan sorumludur. Alınan bilirkişi raporunda davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemlere ilişkin yapılan belgeli ödemeden ve tarafların tacir olaması ve ödeme ile temerrüt oluşması nedeniyle ödeme tarihinden itibaren avans faizinden sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 25.041,42 TL'nin ... talep edilen alacak yönünden 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davanın 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 25.041,42 TL'nin ... 17.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte alınarak davacıya verilmesine, Bakiye kısımlar ve davalı ... talep edilen alacak yönünden 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 7.438,67 TL harçtan 5.194,52 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 2.244,15 TL harcın davalılar ... 515,93 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk giderinin davalılar ... 1.080,53 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 1.395,00 TL posta ve tebligat gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, dava açılırken ödenen 5.809,92 TL yargılama harcı olmak üzere toplam 19.204,92 TL yargılama giderinin davalılar .... (davalı ... 4.415,21 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak davacıya ödenmesine, Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar .... 10.345,50 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği konusuz kalan kısım hakkında vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair davacı vekili ve ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/07/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/758, K. 2026/631, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-758-e-2026-631-k-acfeac3ae777