İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/745 E. 2026/21 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/745
Karar No
2026/21
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/745 Esas - 2026/21 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/745 Esas KARAR NO : 2026/21

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili, davalıdan olan alacağına ilişkin ... ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ve davalı/borçlu borca itiraz etmiş olup işbu itiraz üzerine takibin durduğunu, işbu huzurdaki dava konusu alacak, davalının eylemi nedeniyle meydana gelen kaza neticesinde oluşan maddi zarardan kaynaklandığını, bu zarar, müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılanmış olduğunu işbu dava ile davalıdan rücu yolu ile tahsil talep edilmediğini, müvekkili şirket nezdinde 290300122 sayılı poliçe numaralı ... Genişletilmiş Oyak Kasko / Maksimum Poliçesi ile sigortalı ...Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ait ...plakalı araç, sürücü ... sevk ve idaresindeyken 27.11.2021 günü saat 21.00 sıralarında Minsa Mimarlık İnşaat Taahhüt Turizm Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'ne ait ... plakalı araç ile ...'a ait ... plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde; sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile 2866. caddeyi takiben 2869. cadde kavşağına geldiğinde aracın kontrolünü kaybederek önce yolun sol tarafında bulunan ... plakalı aracın sağ yan kısımlarına çarpıp daha sonrasında yolun diğer tarafına doğru ilerleyip park halinde bulunan ... plakalı aracın ön sağ kısımlarına çarparak son duruşa geçtiği işbu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, söz konusu kazada davalı tarafın, 2918 sayılı KTK'nın 52/1-B madde kural ihlalinin görüldüğü, diğer araçların herhangi bir kural ihlalinin görülemeyeceğini, davalı, kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu bu husus kaza tespit tutanağından da anlaşılabileceğini, kaza nedeniyle meydana gelen zarar, müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılanmış olduğunu davalının kazaya %100 asli kusuru ile sebebiyet vermesi nedeniyle, 6102 s. ttk'nın halefiyet başlıklı 1472. maddesi ve rücu ilkeleri gereği oluşan hasardan davalının sorumlu olduğunu, davalı ..., valelik yaptığını, bahse konu ...plakalı araç kendisine valelik işini ifa ederken teslim edilmiş olup davalının teslim aldığı aracı aldığı gibi teslim etmesi gerektiğini, ancak davalı, kanunun kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranmak suretiyle %100 kusurlu olarak sevk ve idaresindeki araçta zararın oluşmasına sebebiyet verdiğini, işbu tüm sebeplerle davalı, kusurlu fiili sonucunda meydana gelen zarardan dolayı sorumlu ve müvekkili sigorta şirketinin ödediği bedeli rücuen ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı tarafın asli kusuruyla sebep olduğu kaza sonucu zarar gören ...plakalı sigortalı araca ait 264.806,24-TL hasar bedeli, sigorta poliçesi şartları gereğince dava dışı sigortalıya ödenerek, poliçeden kaynaklı sorumluluk yerine getirildiğini, müvekkili şirket tarafından toplam ödenen tazminat tutarının %100'ü kusuru oranında rücu muhatabından tahsil edilmek üzere başlatılan icra takibinin, borçlunun haksız itirazı üzerine durduğunu, bu sebeple icra takip işlemlerine devam edilebilmesi için yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle itirazın iptali davasının açılması gerekliliği hasıl olduğunu, itirazın iptali dava yoluna gitmeden önce dava şartı arabuluculuk görüşmeleri de yapılmış olup görüşme sonunda anlaşılamadığını, arabuluculuk son tutanağı e-imzalı olarak dilekçemiz ekinde sunulmadığını, başlatılan takibe davalı/borçlu tarafından haksız, yersiz hukuka aykırı olarak itiraz edilmiş ve takip durmuş olduğunu ileri sürerek haklı davanın kabulü ile, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dosyada iddia edilen alacak, zamanaşımına uğradığını, talebi kabul etmememize müteakip olarak 07.09.2023 tarihinde müvekkili aleyhine ... 7.İcra Dairesinde 2023/88598 E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını yapılan itiraz sonucu takip 15.09.2023 tarihinde durduğunu, belirtilen tarihlerden de anlaşılacağı üzerine davaya konu kaza ile ilgili olmak üzere kaza tarihinden 2 yıl sonra icra takibi başlatıldığını, 15.09.2023 tarihinde duran takibin üzerinden de 2 yıl geçtikten sonra huzurdaki dava açıldığını, Başka bir ifadeyle haksız fiil üzerinden yaklaşık olarak 4 yıl geçtikten sonra haksız ve hukuksuz şekilde dava açıldığını, işbu nedenle gerek kazanın üzerinden 4 yıl geçmiş olması sebebiyle zamanaşımına uğrayan alacak için, gerekse icra takibinin üzerinden 2 yıl geçmiş olması sebebiyle itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü süre olan 1 yıllık süre dolduğu için haksız ve hukuksuz bir şekilde açılan huzurdaki bu davanın usulden reddini gerektiğini, huzurdaki dosyada pasif husumet yokluğunun mevcut olduğunu, dosyaya konu trafik kazasında sigortalı taraf, araç sahibi olan ...Tarım Ürünleri San.ve Tic.Ltd.Şti. 'dir. Bu şirket dava dışı tutularak sadece müvekkile karşı dava açıldığını, müvekkili, sürücü olarak 3. Kişi olduğunu sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığını, müvekkili ...'ın sürücü olduğu ve sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı dikkate alınıp, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Huzurdaki davada görevsizlik itirazının olduğunu, müvekkili gerçekleşen kazada ağır yada kasti kusurlu olmadığı gibi ehliyet sahibi olarak alkol etkisinde de olmadığından ve ayrıca olay yeri terk durumu oluşmadığından sigortacının rücu hakkı bulunmadığını, rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olduğunu, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebileceğini, müvekkili gerçekleşen kazada kastı ya da ağır bir kusuru bulunmadığını, keza uyuşturucu madde yada alkolün etkisinde olmadığı da yapılan alkol muayenesi ile sabit olduğunu, müvekkili park halindeki araçlara çarparak kazaya sebebiyet verdiğini kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için kusurlu olduğu düşünülse bile müvekkili salt kusurlu olması nedeniyle rücu hakkının doğduğundan bahsedilemeyeceğini, başka bir ifade ile araç sürücüsü yüzde yüz kusurlu olsa dahi kasti veya ağır kusurlu bir hareket gerçekleştirmemiş ise sigortacının rücu hakkından söz edilemeyeceğini, %100 kusur ile ağır kusur kavramları birbirleri ile eş anlama gelmediğini, kısaca sürücünün kasta veya ağır kusurlu haline dayanmayan ve tam kusurlu olduğu hallerde sigortacının rücu hakkının olmadığını, müvekkilinin vale olduğu iddiası tamamen mesnetsiz olduğunu, talep edilen icra inkar tazminatı haksız ve hukuksuz olduğunu, diğer taraftan her hangi bir sorumluluğu bulunmamasına ve rücu şartlarının oluşmamasına rağmen müvekkile yöneltilen işbu davanın kötü niyetle ikame edildiği sabit olduğundan müvekkili lehine % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektiğini ileri sürerek öncelikle davanın usulden reddine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve müvekkil lehine %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazası sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından hasar nedeniyle ödenen tazminatın rücusu amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu kapsamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Sigortacının halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat amacıyla başlattığı itirazın iptali davasında görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olayda; davacı ... Sigorta A.Ş'nin TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca halefi olduğu sigortalısı dava dışı ...Tarım Ürünleri San ve Tic LTD ŞTİ'nin tacir olduğu ,ancak davalı sürücünün ise tacir olmadığı anlaşılmıştır. Halefiyet ilkesi gereğince davacı sigorta şirketince düzenlenen kasko poliçesi ile güvence altına alınan aracın ticari amaç ile kullanılması , malikinin de tüzel kişi tacir olması, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğduğu ileri sürülen zararın rücuan tazmini istemiyle davacı sigorta şirketinin 1472. Maddesi uyarınca halefiyete dayalı olarak açtığı işbu davada, Asliye Ticaret Mahkemelerini görevli kılmaz. (... 21.BAM 2023/287E-2023/253K) Bu durumda sigortalı araç ticari nitelikte ve/veya sigortalı araç maliki tacir olmasına rağmen ,davalı asilin tacir olmamasına ve davacı sigorta şirketi ile davalı asil arasında sigorta sözleşmesi ilişkisinin bulunmamasına göre, eldeki davada TTK'nın 4. Maddesi kapsamında Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu tacirler arası haksız fiilden de söz edilemeyecektir. Somut uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun kabulüyle ,mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev şartı yokluğundan aynı Yasa'nın 115/2. Maddesine göre davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren tarafların iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,

Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/745, K. 2026/21, T. 16.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-745-e-2026-21-k-c3dc32272435