İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/710 E. 2026/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/710
Karar No
2026/291
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/710 Esas - 2026/291 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2025/710 KARAR NO : 2026/291 .... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/09/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı/borçlu arasında ticari ilişkiye dayalı mal alım satımı gerçekleştiğini ve dava konusu işlem müvekkili şirket tarafından faturalandırıldığını, davalı yanın bu işlem uyarınca ödenmesi gereken fatura bedelini ödemediğini, bu ödenmemiş alacağın tahsili amacıyla ....Esas sayılı dosyası ile davalıya karşı takip başlatıldığını, devam eden takibe karşı yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı çok sayıda mal alım satım işlemleri gerçekleştirilmiş olup son olarak 12.10.2024 tarihli e-fatura ile faturalandırıldığını, cari hesap ilişkisi içerisinde düzenlenen faturalar sonrasında bakiye alacağın ödenmediğini, bakiye alacağının tahsili için .... tarafından dosyaya ilişkin takibin durdurulması kararı verildiğini, davalı(borçlu) şirketin bu takibe karşı haksız ve kötü niyetli bir şekilde itirazda bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, alacağın ticari ilişkiden kaynaklanan somut, gerçek ve borçlu tarafından bilinen likit bir alacak olduğunu, söz konusu bu alacağa ilişkin davalı tarafından icra takibine ilişkin itirazın yerinde olmadığını belirterek, .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın iddia ettiği gibi davalı yandan talep edilmiş yahut müvekkiline teslim edilmiş herhangi bir mal ya da hizmet bulunmadığını, taraflar arasında 2023 yılından itibaren belirli ticari ilişkiler olduğunu, bunları tamamında sevk irsaliyeleri tutulduğunu ve müvekkilinin tüm borçlarını eksiksiz ödediğini, Müvekkili şirketin sevk irsaliyesi olmadan davacı yan ile herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2025 yılının Temmuz ayı itibariyle son bulduğunu, somut olayda ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı yanın yalnızca bir fatura ve tek taraflı cari hesap ekstresine dayandığını, müvekkilinin davacı yandan herhangi bir talebinin olmadığını, tarafların anlaşmadığını, müvekkili şirkete tebliğ edilmiş imzalı fatura da bulunmadığını, alacağın likit olmadığını; icra inkâr tazminatı koşulları da oluşmadığını, bununla birlikte temerrüdün başlaması için muacceliyet ve ihtar gerektiğini, faturanın düzenlenmesi ihtar mahiyetinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış tarafların sunmuş oldukları deliller toplanmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK m.222 uyarınca ispatlamış olur. (.... karar sayılı emsal ilamı) Mahkememizce tarafların tacir olmaları ve uyuşmazlığın niteliği gözetilerek tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmıştır. 18/02/2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının VUK hükümlerine göre elektronik ortamda işlenmiş olup GİB berat kontrollerinin değişmemiş olması nedeniyle davacı lehine delil teşkil ettiği, davalının ticari defterlerinin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olmakla birlikte yevmiye defteri kapanış onayının yapılmadığı tespit edilmiştir. Ticari defterlerin karşılaştırılması sonucu; davacı tarafın ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda 18/11/2024 tarihi itibariyle davalıdan 667.314,78 TL alacaklı bulunduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda 20/08/2024 tarihi itibariyle davacıya 717.070,98 TL borçlu bulunduğu, davacının cari hesap ekstresinin dikkate alınması durumunda 27/11/2024 tarihi itibariyle davalıdan 56.505,11 TL alacağı bulunduğu, dava konusu 12/10/2024 tarihli faturanın davacının yasal defterinde kayıtlı olmasına rağmen davalının yasal defterinde kayıtlı olmadığı, tarafların ticari defterleri arasında 49.756,20 TL fark bulunduğu ve söz konusu farklılığın 120- alıcılar/320-satıcılar hesaplarına ilişkin uyumsuzluktan kaynaklandığı mütalaa edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak benimsenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222/2. md uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Aynı yasanın 222/4 md uyarınca açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafın yevmiye defterinin kapanış onayı olmadığından HMK m.222/4 gereği ancak davalı aleyhine delil olacağı, davacı tarafın ticari defter ve yakıtlarının usulüne uygun olarak tutulmuş olması nedeniyle HMK m.222/2,3 uyarınca davacı yararına delil teşkil edeceği kanaatine ulaşılmıştır. Tarafların ticari kayıtları arasında uyuşmazlık olup usulüne uygun olarak tutulmuş davacı kayıtlarına göre davacının icra takip tarihi itibariyle 56.505,11 TL alacaklı olduğu kanaatine ulaşılmakla anılan tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın, icra takibine başlamadan önce davalı tarafı temerrüde düşürmüş olduğuna ilişkin herhangi bir ihtarname ya da başkaca belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda; davalı icra takibi ile temerrüde düşmüş olduğundan işlemiş faize ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca davaya konu alacak faturaya dayalı olup belirgin nitelik taşımaktadır. Açıklanan nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin de kabulü gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 56.505,11TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin anılan tutarda asıl alacak üzerinden devamına, 56.505,11TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si tutarındaki 11.301,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 3.859,86TL karar ve ilam harcından peşin alınan 902,65TL harcın mahsubu ile bakiye 2.957,21TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 902,65TL peşin harç, 615,40TL başvuru harcı masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-7.500,00TL bilirkişi ücreti, 280,00TL tebligat, müzekkere gideri olmak üzere toplam 7.780,00TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 5.882,00TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-AAÜT uyarınca belirlenen 18.232,96TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 8-Dava öncesi zorunlu ara buluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin kabul ve ret oranına göre 3.477,80TL'sinin davalıdan kalan 1.112,20TL'sinin davacıdan ayrı ayrı alınarak hazineye gelir yazılmasına, 9-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize .... Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026

.....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/710, K. 2026/291, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-710-e-2026-291-k-c51267d307e5