İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/654 E. 2026/415 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/654
Karar No
2026/415
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/654 Esas KARAR NO : 2026/415

DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 04/06/2026 YAZIM TARİHİ : 03/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının otomotiv sektöründe otomotiv test cihazları ile ... hizmetlerinde kullanılan cihazların ithalat, üretim, satış ve servis hizmetleri ile computest adı altında ... bayilikleri alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile davalı arasında 12.07.2021 tarihinde akdedilen araç ekspertiz servisleri bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 5 yıllık süre boyunca 12.07.2026 tarihine kadar yürürlükte kalacağının kararlaştırıldığını, davalı tarafından sözleşmenin, tek taraflı olarak, süresinden önce ve herhangi bir haklı nedene dayanmaksızın .... Noterliğinin 24.10.2024 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesiyle feshedildiğini, davalının ihtarnamede, sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacının sözleşme kapsamında kayıt altına alınan taahhütlerini yerine getirmediğini iddia ettiğini, bu kapsamda, davacı tarafından kendilerine müşteri yönlendirilmediğini, kurumsal anlaşmaların yapılmadığını, reklam ve kampanyalar oluşturulmadığını, firmaya müşteri yönlendirilmediğini, maddi ve manevi destek sağlanmadığı hususlarını fesih sebebi olarak ileri sürdüğünü, davacının kurumsal anlaşmalar yapmak, reklam çalışmalarında bulunmak, her halükarda bayiye doğrudan müşteri yönlendirmek şeklinde yükümlülüklerinin bulunmadığını, davalının iddialarının aksine, sözleşmenin yürürlükte olduğu süre boyunca reklam ve tanıtım çalışmaları yapıldığını, hazırlanan içeriklerin, bayilerin ve davalının kendi sosyal medya sayfalarında kullanabilecekleri formatta kendilerine ulaştırıldığını, bu şekilde bayilerin kendi adına sosyal medya hesaplarını yönetebilmeleri adına gerekli desteğin de sağlandığını, bayiler için özel web sayfaları düzenlendiğini, her bayi için .... reklamlarının bu konuda alınan profesyonel hizmet çerçevesinde beyi web siteleri için de sunulduğunu, davacının kurumlarla mutlaka anlaşma sağlama gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, ancak her halükarda.... gibi kurumlarla anlaşmalar yapıldığını, ek olarak farklı pek çok kurum ile iletişim oluşturularak anlaşma aşamasına gelindiğini, ancak davacı şirket bayilerinin ortak kararı doğrultusunda bu anlaşmaların tamamlanamadığını, davacının, reklam ve tanıtım faaliyetleri ile, bayilik ilişkisi süresince bayiye destek niteliğindeki hizmetleri büyük titizlikle yürüttüğünü, davalıya müşteri gönderme yükümlülüğü olmamasına karşın, bölge bazlı reklam çalışmaları yaparak her bayinin bulunduğu bölgede müşteri portföyü oluşturulmasını sağlamak adına gerekli çalışmaları gerçekleştirdiğini, davalının öne sürdüğü fesih sebeplerinin dayanağının bulunmadığını, davalının 2021 yılından bu yana davacının bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, ticari ilişkileri devam ettiği sürece herhangi bir bildirim, ihtar, ihbar, şikayette bulunmadığını, sözleşmenin 8.4. Maddesinde, davalının herhangi bir haklı nedene dayanmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde 5000 Eur+KDV tutarlı cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeyi haklı neden olmadan feshi dolayısıyla cezai şart ödeme yükümlülüğünün doğduğunu beyanla taraflar arasında imzalanan yetkili servis sözleşmesinin süresinden önce ve herhangi bir haklı nedene dayanmaksızın davalı tarafça tek taraflı feshedildiğinin tespitine, sözleşme ile belirlenen 6.000 Euro (5000Euro+%20KDV) cezai şart bedelinin davalının temerrüt tarihi olan 11.11.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile akdedilen bayilik sözleşmesinin, davacı tarafça tek taraflı hazırlanmış bir sözleşme olduğunu, ... hizmetlerinde kullanılan cihazları almak için bayilik sözleşmesinin davalı tarafından imzalanmak zorunda kalındığını, 12.07.2021 tarihli sözleşmenin imzalandığını, ancak davacının vaat ettiği hiçbir hususun gerçekleşmediğini, davalının sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, computest markasına zarar veren herhangi bir eylemi bulunmadığı gibi kendi müşteri portföyü aracılığıyla markanın değer algısını yükseltmeye yönelik çalışmalar yaptığını, computest firmasının kurumsal anlaşmalar yapması, araç üreticileri ile işbirliği sağlanması ve bayi ağına katkıda bulunması gerekirken bu yükümlülüklerin sözleşmenin başlangıcından beri yerine getirilmediğini, davacı markası adına davalının iş yerine herhangi bir araç yönlendirilmediğini, markanın tanıtımı ve devamlılığı açısından gerekli reklam, kampanya ve duyuru çalışmalarının yapılmadığını, davalının kendi müşteri portföyü üzerinden getirdiği müşterilerden yalnızca komisyon alındığını, ancak müşteri çeşitliliğinin artırılması dadına bir çaba gösterilmediğini, bu sebeplerle, sözleşmenin kurulma amacının gerçekleşmediğini, davalının maddi ve manevi anlamda herhangi bir kazanımının olmadığını, sözleşmeden beklenen faydayı sağlamadığı için sona erdirildiğini, sadece davalı değil, birçok bayinin aynı mağduriyeti yaşadığını, davacının bu sektöre gereken önemi göstermemesi nedeniyle birçok müşterisini kaybettiği hususunun tanık beyanlarıyla ispat edileceğini, fesih kararının hukuka uygun ve haklı olduğunu, davacının, farklı pek çok kurum ile iletişim kanalları oluşturularak anlaşma aşamasına geldiklerini, ancak bayilerin ortak kararı doğrultusunda bu anlaşmaların tamamlanmadığına dair ifadesinin, marka tanınırlığını artırmaya yönelik gerçek bir çaba sarf etmediğini açıkça ortaya koyduğunu, bir anlaşma süreci yaşandığına dair somut bir kanıt sunulmadığını, davalının bayilik alma sebebinin, markalaşmış, güvenilir ve müşteri portföyü olan bir sistemin parçası olarak pazarda daha güçlü bir konum elde etmek olduğunu, bayilik almanın bağımsız olarak sıfırdan bir işletme kurmaktan daha avantajlı olduğunu, tanınmış bir bayinin markası olmanın, müşterilerin güvenini daha kolay kazanmayı sağladığını, ancak tanınmış bir marka olmadığının sonradan anlaşıldığını, davacının tanınırlığı artırmak için bir çaba sarf etmediğini, bu durumu bayilerin üzerine attığını, ancak bayilik bedelini her ay tahsil ettiğini, davalının hazır iş modeli ve deneyiminden yararlanmak istediğini, ancak davacının bu yönde bir eğilimi olmadığından davalının tek başına geçmiş deneyimleri ile işlerini sürdürdüğünü, davacının sadece dokümanı ve programlarını kullandığını, davacının bu yönde gereken çaba ve beklenen çalışmaları yapmadığını, davalının reklam ve pazarlama desteği almak istediğini, beklentisinin karşılanmadığını, rekabet avantajı sağlamak istediğini, ancak kendi portföyünden başka müşterisinin olmadığını, bayilik sözleşmelerinin doğası gereği, bayi adaylarının, markanın sağladığı kurumsal destek ve avantajlardan yararlanmayı beklemesinin olağan olduğunu, bu kapsamda davacı şirketin sektörde bilinirlik sağlama, reklam ve pazarlama faaliyetleri yürütme, bayi ağına müşteri yönlendirme gibi yükümlülükleri olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin sorumluluklarından kaçınmasının sözleşmenin ruhuna aykırı olduğunu, sözleşmenin iyi niyet kurallarına uygun hazırlanmadığını, tek tarafın lehine olacak şekilde düzenlendiğini, cezai şartın hukuken geçerli olabilmesi için tarafların karşılıklı ve açık bir irade beyanı ile anlaşmış olmasının gerektiğini, ancak davalının gerek malzeme, gerekse yedek parça alışı yapmak zorunda kalması nedeniyle bu sözleşmeyi imzalamaya mecbur bırakıldığını, tek taraflı olarak belirlenen cezai şartların, hukuka ve hakkaniyete aykırı olup geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şartın makul ve adil olması gerektiğini, TBK 182. Maddesi uyarınca hâkimin aşırı nitelikte olan cezai şartın indirilmesine karar verebileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -.... ve .... kayıtları, -Bilirkişi raporu: 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen 12.07.2021 tarih ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin, davalı bayi tarafından 5 yıllık süreden önce, 23.10.2024 tarihli ihtarname ile feshedildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, davacı şirketin vereceği hizmetler arasında, "Araç üreticileri ile yapılacak olası anlaşmaların takibi" yer almakta olup, davalının fesih ihbarnamesinde fesih sebebi olarak belirtilen "araç üreticileri ile yapılacağı vaat edilen anlaşmaların yapılmadığı" fesih sebeplerinden birisi olarak gösterilmiş olup, dosya içerisinde davacının bahsedilen hususta anlaşmalar yapıp yapmadığı, bu kapsamda olumlu ya da olumsuz sonuçlanmış bir çalışmasının olup olmadığına dair bilgi ve belgen mevcut olmadığı, belirtilen sebebin, davalının belirtilen fesih sebebinin haklılığı/haksızlığı hususunun hukuki yorum ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacı tarafça, reklam, tanıtım vs. faaliyetlerine ilişkin belgeler sunulduğu, sunulan belgelere göre, davacının bayiye reklam yapma olanaklarının sağlanması hususundaki çalışmalarının sınırı, bu yükümlülüğü ne ölçüde getirip getirmediğinin tespitinin heyetimizce belirlenebilme imkanın bulunmadığı, müşteri portföyü oluşturulmasının, davacının yükümlülükleri arasında yer almadığı, Mahkemece, davalının sözleşmeyi feshinde haklı bir sebebinin olmadığı kanaatinde olunması halinde, davacının talep edebileceği cezai şart tutarının 5.000,00 TL EURO + KDV toplamı 6.000,00 Euro tutarında olduğu, davacı ... ile davalı ... arasında araç ekspertiz servisleri bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshinden, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart bedeline, 18.11.2024 tarih, ... nolu, 218.328,60 TL e-Arşiv faturasının düzenlendiği, davacının ticari defterlerine göre, davalıdan, 18.11.2024 fatura tarihi itibariyle 6.000,00 Euro karşılığı 218.328,60 TL alacaklı olduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmesel cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür. Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava; 1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun; -Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir. Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince; davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı ile davalı gerçek kişi arasındaki ilişki bayilik ilişkisinden kaynaklanmakta olup, işbu sözleşme hükümleri TTK'da düzenlenmeyip, genel hükümlere tabi olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olmadığı, işin ticari nitelikte olmadığı, bu haliyle TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, .... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, Davacı Vekili Av. ... (e-duruşma), Davalı Vekili Av. ...'in (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/654, K. 2026/415, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-654-e-2026-415-k-57d2a1895679