İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/730 E. 2026/556 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/730
- Karar No
- 2026/556
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/730 Esas KARAR NO :2026/556
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/02/2018 KARAR TARİHİ:13/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin gerçekleştirmiş olduğu kontroller esnasında davalı ...'ın kaçak elektrik kullanmış olduğu tespit edildiğini, hakkında kaçak elektrik tüketim tahakkuku işlemi gerçekleştirildiğini, bu sebeple, müvekkili şirketin kaçak olarak kullanılmış elektrik bedeli olarak yapılan tahakkukun tahsili için davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2017/... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ve davalıya ödeme emri gönderildiğini. Ödeme emri davalıya 03/11/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı borçlu bulunduğu miktarı ödemediği gibi borcunun olmadığı iddiasıyla icra takibine 08/11/2017 tarihinde haksız ve dayanaktan yoksun olarak salt takibi durdurmak ve müvekkil şirketin alacağına kavuşmasını engellemek niyetiyle itiraz ederek takibin kötüniyetli olarak durmasına sebep olduğunu bu nedenle davanın kabulüne, ... İcra müdürlüğünün 2017/.... Esas sayılı dosyasındaki davalının haksız ve hukiki mesnetten yoksun itirazının iptaline karar verilmesini ve davalının %20 den az olmamak üzere könüteniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı şirket tarafından aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, tarafına karşı başlatılan takibe süresi içerisinde itirazlarını sunduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu sebeplerle zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, davacı tarafın her ne kadar müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket ile arasında elektrik alımına ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, dava ve icra takibinin haksız kötüniyetli olduğunu, bu sebeplerle alacağın %20si kadar icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı ve 05/02/2019 tarihli görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edilmekle yukarıdaki esas sırasına kaydedildiği ve yargılamasına devam edildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 31/12/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak davalının hangi usulde defter tuttuğu, gayri safi hasılatının tacir boyutuna ulaşıp ulaşmadığı hususunda mahkememize bilgi verilmesine karar verildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 14/01/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının 01/08/2004 - 31/12/2005 tarihleri arasında ticari kazanç mükellefiyeti kaydının bulunduğunun bildirildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 29/04/2026 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ... Vergi Dairesinin müzekkeremize verdiği cevabi yazının mahkememizce sorulan hususları tam olarak karşılamadığı eksik olduğu değerlendirildiğinden ilgili vergi dairesine yeniden müzekkere yazılmasına karar verilmiş olup, Büyükçekmeçe Vergi Dairesinin 11/05/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının 01/08/2004 - 31/12/2005 tarihleri arasında ticari kazanç mükellefiyeti kaydının bulunduğu ancak davalı tarafından beyanname bulunmadığından hangi usulde defter tuttuğu hususu tespit edilememiş olduğunun bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımı iddiasından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyanın yapılan incelemesinde davanın ilk olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemece verilen 05/02/2019 tarihli karar ile görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın mahkememize gönderilerek işbu esasa kaydedildiği görüldü. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Dosyamız ile emsal mahiyetti bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2026/540 E., 2026/1635 K., sayılı kararında " Somut olayda; kaçak elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, uyuşmazlık konusunun, işyerinde kaçak ve abonesiz olarak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle tahakkuk ettirilen elektrik bedelinden kaynaklandığı, dosya kapsamına göre davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması, kaçak elektrik tespit tutanağında yerin kıraathane olması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca İstanbul 31.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir." şeklinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2026/397 E., 2026/1606 K. Sayılı kararında " Somut olayda davacı kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklı davalı hakkında yapılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup davalının ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinin yazı cevaplarına göre tacir sıfatına haiz olmadığı, aboneliğin işyerine ait olması davalıya tacir sıfatı kazandırmayacağı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; dosya arasına gelen müzekkere cevaplarına göre davalının esnaf ve sanatkar siciline kaydının bulunmadığı, 11/05/2026 tarihli vergi dairesi yazı cevabına göre " Mükellefin 01.08.2004-31.12.2005 tarihleri arasında Pastanelerin Ve Tatlıcıların (Sütlü, Şerbetli Vb.) Faaliyeti ile ticari kazanç mükellefiyet kaydının açıldığı ancak, mükellef tarafından verilen beyanname bulunmadığından hangi usulde defter tuttuğu tespit edilememiş olup, sicil kaydı yazımız ekinde sunulmuştur." şeklinde cevap verildiği, yine dosya arasında bulunan ve dosya mahkememize gelmeden önceki evrede dosyaya kazandırılan 09/04/2018 tarihli müzekkere cevabına göre davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, bu hali ile davalının tacir sıfatının bulunduğuna dair dosya kapsamında delil ve belge bulunmadığı görülmekle ve TTK kapsamı uyarınca davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava sayılmasını gerektirir bir koşulun da bulunmadığı, yukarıda yer verilen emsal yüksek mahkeme içtihatları da dikkate alındığında kaçak tutanağında yer alan adresin iş yeri olmasının, davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı da değerlendirilmekle mahkememizin görevsiz, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3- Mahkememizce verilen işbu kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK'nın 21/1-c, 22/2. maddeleri uyarınca İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/07/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim .... (e-imzalıdır)