İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/220 E. 2026/411 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/220
- Karar No
- 2026/411
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/220 Esas KARAR NO : 2026/411
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15.03.2026 KARAR TARİHİ : 23.06.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02.07.2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı müteahhitten, .... adresinde bulunan, .... No’lu tapu bilgilerini haiz depolu dükkân bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazı mimari projeye göre 160 m² olarak satın aldığını, müvekkilinin söz konusu taşınmazda ticari faaliyete başladıktan bir süre sonra; dükkanının bulunduğu bina yönetiminin söz konusu dükkanın bir kısmının müteahhit tarafından mimari projeye aykırı olarak inşa edildiğini ve bu sebeple de dükkanın küçültülmesi gerektiğini ifade ettiğini, bu hususla ilgili ...'ne de şikayette bulunduklarını, müvekkilinin ruhsat başvurusu süreciyle ilgili ... tarafından yapılan incelemelerde dükkanın onaylı mimari projeye ve imar mevzuatına aykırı bir şekilde inşa edildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin satın aldığı dükkan üzerinde ne kiracısı ne de kendisi hiçbir şekilde büyütme işleminde bulunmadığını, dükkanın satın alındığı orjinal haliyle kullanılmaya devam edildiğini, müvekkilinin, davalı müteahhitten taşınmazı 160 m² kullanım alanından yararlanma düşüncesiyle 01.12.2017 tarihinde 225.000,00-TL'ye satın aldığını ve müteahhidin ağır kusur ile usulsüz olarak yapmış olduğu işlemler neticesinde söz konusu taşınmaz 45 m² küçültülerek, net kullanım alanı toplamda 115 m² 'ye düştüğünü ve müvekkilinin zarara uğradığını belirterek davalı müteahhit tarafından mimari projeye ve ruhsatlandırma işleminde aykırı bir şekilde inşa edilmesi sebebiyle oluşan ayıp ve ağır kusura bağlı olarak müvekkilin dükkanında küçülmeden dolayı meydana gelen değer kaybına ilişkin 5.000,00-TL maddi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı müteahhit tarafından mimari projeye ve ruhsatlandırma işlemine aykırı bir şekilde inşa edilmesi sebebiyle müvekkilin işyerinde ticari faaliyetinden men edilmesinden ve işyerinin mühürlenmesinden dolayı uğranılan ticari kazanç kayıplarından doğan 5.000,00-TL maddi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının taşınmazı görüp beğendiğini, taşınmazı bu haliyle satın aldığını, müvekkilinin davaya konu yapıyı mimari projeye uygun olarak inşa ettiğini, gerekli izinleri ve onayları alarak inşaatı tamamladığını, müvekkilinin iş yerinin tesliminden sonra yapılan tadilatlardan bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın sunduğu zabıta müdürlüğünün yazısında da mimari projeye aykırılık görüldüğü, bu hususun düzeltilmesi durumunda işyerine ruhsat verileceğinin belirtildiğini, ruhsata aykırı hareket eden tarafın davacı olduğunu, müvekkilinin ruhsata uygun olarak gerekli izinleri aldığını, taşınmazın davacıya teslim edilirken ruhsata uygun olduğunu, sonrasında davacı tarafından ruhsata aykırı hareket edildiğini belirterek öncelikle mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili .... Mahkemesi'ne gönderilmesini, davaya konu talepler zamanaşımına uğradığından davacının davasının zamanışımı nedeniyle reddine, esasına girilecek olursa da haksız davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, gayrimenkul satımından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Açıklanan düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde; gayrimenkul satımından kaynaklanan davaların mutlak ticari dava mahiyetinde olmadığı sabit olduğundan mahkememizce nispi ticari davanın varlığı, somut olarak uyuşmazlığın, tarafların ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Bu bağlamda ...'nün 30.03.2026 tarihli müzekkere cevabının incelenmesinden, davalı ...'ın tacir sıfatını haiz olduğuna tereddüt bulunmamaktadır. Davacı ... yönünden ise, ...'nin 26.03.2026 tarihli müzekkere cevabında, davacının tacir olduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğu belirtilmiş ise de, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan .... sayılı .... Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince, işletme esasına göre defter tutanların tacir olarak kabulü için, ilgilinin alım/satım tutarlarının VUK'un 177. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bentte yazılı nakdi limitin tamamını aşması gerekmektedir. Davacının ise, 02.09.2025 tarihinde vergi açılışını yaptığı, 2025 yılı için VUK'un 177. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısının mal alımı için 1.000.000,00-TL, satımı için 1.400.000,00-TL olduğu, (2) numaralı bentte yer alan gayri safi iş hasılatının 990.000,00-TL olduğu, ...'nin 26.03.2026 tarihli müzekkere cevabında yer alan vergi beyannamelerinin incelenmesinden, davacının gelirinin adı geçen limitleri aşmadığı görülmekle, buna göre davacının gelirin esnaf sınırını aştığının ve tacir sıfatını haiz olduğunun kabulüne olanak bulunmamıştır. Hal böyle olunca; taraflardan birinin tacir niteliğini haiz olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün görülmemiş olmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 23.06.2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır