İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/645 E. 2026/273 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/645
Karar No
2026/273
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/645 Esas - 2026/273 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/645 Esas KARAR NO : 2026/273

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 YAZIM TARİHİ : 15/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu arasında imzalanan Kredili Satış Sözleşmesi'ne istinaden davalı / borçluya satışı gerçekleştirilen ürünler, davalı / borçluya teslim edilmesine karşın, davalı yan kendisine teslim edilen ürünlere ait bedelleri müvekkiline ödememiş olup bu kapsamda oluşan cari hesap alacağı, düzenlenen fatura ve ticari defterlere dayanılmak sureti ile, davalı/ borçlu aleyhine .... Esas sayılı icra takibi başlatılmış olduğu, bu doğrultuda düzenlenen ödeme emrinin davalı/ borçluya tebliğ edilmesine karşın davalı borçlu tarafça sunulan itiraz dilekçesi ile herhangi bir borcun bulunmadığı gerekçesi ile takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı/borçlunun müvekkili nezdinde herhangi bir borcu bulunmadığına ilişkin beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğunun mübrez delillerle sabit olduğu gibi, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde de müvekkilinin haklı alacağının teyit edilebileceğini, müvekkili şirketin, ülkemizde ve dünya çapında market sektöründe faaliyet gösteren, büyük ölçekli tedarik ağına sahip, toptan ve perakende satışlar gerçekleştiren ... statüsünde bir firma olduğunu, bu bağlamda müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında Kredili Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeler tahtında müvekkili tarafından davalı/borçluya tanınan limitler çerçevesinde davalının müvekkilinden alışveriş yapmasının kararlaştırıldığı, bu bağlamda müvekkili siparişlerini geçen davalı yanın, talep etmiş olduğu siparişler kendisine teslim edilmesine karşın, siparişlerine istinaden oluşturulan faturalara konu borç tutarlarını ödemediğini, 210.140,62 TL tutarlı borç bakiyesi oluştuğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla;.... Esas sayılı dosyasına davalı/ borçlu tarafça yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı/ borçlu yanın, haksız ve mesnetsiz itirazı sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.

CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -.... esas sayılı icra takip dosyası, -Fatura, Ba-Bs formları, ticari defter kayıtları, -Bilirkişi raporu: 15/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ticari defterlerinin VUK ve TTK hükümlerine göre tutulmuş olduğu, kanuni defter noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde tasdik edilmiş olduğu, davacı tarafından davalı şirkete toplam 1.738.837,36 TL'lik fatura düzenlendiği, davalı tarafından ise KDV dahil 278.000,48 TL fatura düzenlendiği ve toplam 1.250.696,26 TL ödeme yapılmış olduğu, davalının takip tarihi itibariyle davacı şirkette 210.140,62 TL borçlu olduğu, davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamı ile davacı icra inkâr tazminatı talebinin Mahkemenin takdirlerinde olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, taraflar arasındaki mal alımına ilişkin düzenlenen faturaların ödenmemesi sebebiyle davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... . sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya 210.140,62 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı her ne kadar faturaya konu mallarla ilgili ayıp iddiası ileri sürmüşse de iddiasını ispatlar delilleri dosyaya bildirmemiştir. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 210.140,62 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 210.140,62 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜNE, .... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 210.140,62 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 14.354,71 TL harçtan peşin alınan 2.537,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.816,73 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 10.340,88 TL yargılama giderinin (harçlar dahil) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, Davacı Vekili Av. .... 'ın (e-duruşma) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/645, K. 2026/273, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-645-e-2026-273-k-c6d4faefee06