İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/613 E. 2026/101 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/613
- Karar No
- 2026/101
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/613 Esas - 2026/101 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/613 KARAR NO : 2026/101
.... DAVA : İtirazın İptali / Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 KARAR Y.TARİHİ : 07/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı/borçlu şirket ile çalıştığını, davalı tarafından müvekkili şirkete taşıma ve kiralama işleri verildiğini, müvekkili şirketin davalı şirke için iş makinesi, yük vb. taşıdığını, aynı zamanda davalı/borçlu şirkete taşıma işlerinde kullanması için müvekkili şirket tarafından aracın kiraya verildiğini, taraflar arasında, müvekkili şirketin taşıma hizmeti ve kiralama hizmeti sağladığını, davalı/borçlu şirketin de bedel ödeme yükümlülüğünün bulunduğu ticari bir ilişki mevcut olduğunu, yapılan işlere binaen davacı müvekkili şirket tarafından, davalı/borçlu şirkete söz konusu işlerin bedelinin fatura edildiğini, davalı şirketin ise faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, buna karşın bahse konu fatura bedellerinin, davalı/borçlu şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla ...sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının, kötü niyetli itiraz eden davalı/borçludan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı ile aynı adreste faaliyette bulunan ve fiilen birlikte hareket eden ....ile süreç içinde fatura/ödeme akışı gerçekleştiğini; kimi zaman davacı, kimi zaman bu şirketin fatura kesmtiğini, ödemelerin de bazı zamanlarda bu şirkete yapıldığını, müvekkilinin bu şirketten 708.980 TL alacağı bulunduğunu, taraflar arasında cari mutabakat sağlanmadığını, davacının fazladan kiralama faturası kestiğini, ceza bedeli faturaların ihtilaflı olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Davacı tarafından davalıya taşıma hizmeti verildiği ve araç kiralandığı, buna karşılık cari hesap şeklinde tutulan fatura bedelleri yönünden davalı tarafça borcun ödenmediği iddiasına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. ... olduğu, 2.366.057,79.-TL alacağın tahsili amacıyla 23.06.2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı yanca borca ve yetkiye itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı görülmüştür. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 6. Dava, taşıma ve kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 7. İtirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada, davalı borçlular tarafından icra dairesinin yetkisine yönelik yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmakla itirazın iptali davasında bir dava şartı olan yetkili icra dairesinde takip yapılması koşulunun bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. 8. Davalı borçlu tarafından yapılan yetki itirazında borçlu şirketin adresinin Ümraniye/İstanbul olduğunu belirterek yetki itirazının kabulü ile yetkili icra dairesine dosyanın gönderilmesini talep etmiş olup yetki itirazının usulüne uygun olarak yapıldığı değerlendirilmiştir. Bu kabule göre ise, takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu kapsamda İcra ve İflas Kanunu (İİK), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin değerlendirilmelidir. 9. İİK 50. maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılır, icra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati suretle karara raptolunur" hükmünü içermektedir. 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yetki kuralları ise 5 ila 19. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 5 ve 6. maddelerinde genel yetki kuralı düzenlenmiş olup genel yetki kuralları dışında genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler de kabul edilmiştir (HMK m. 8, 10, 16, 11/2-3, 14/1, 15/1). Kural olarak özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmamaktadır. 11. Buna karşın Kanun’un ifadesinden, Kanun’da belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralları kesin yetki kuralıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir, başka yerde açılamaz (...). 12. Böylece, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (HMK m. 5) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz. Onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. 13. Bu noktada, somut uyuşmazlığın çözümü için alacaklının kendi ikamet yerinde dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. 14. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesinde; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” düzenlemesi bulunmaktadır. 15. Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 Sayılı TBK.89 maddesine göre belirlenecektir. 16. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun (TBK) 89. maddesinde; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir'' şeklinde düzenlemeyi içermektedir. 17. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ancak taşıma ve kiralama sözleşmesi bulunduğu hususunda da çekişme olmadığı anlaşılmaktadır. Yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi taraflar arasında HMK m. 17 hükmünün uygulanması sağlayacak yönde bir yetki anlaşması da bulunmamaktadır. Yine taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde açıkça tarafların TBK m. 89 hükmü gereğince ifa yerinin kararlaştırılmamıştır. Ancak takip dayanağı faturalardan "Çift Çeker Zonguldak Kira Bedeli" şeklinde taşıma işinin ve kiralanan araçların kiralama yerinin Zonguldak İli olduğu, davalı yanın da cevap dilekçesinde bu konuda fiili ifanın Zonguldak İlinde bulunan kiralama ve taşıma operasyonları ile bağlı olduğu yönündeki beyanları karşında ifanın Zonguldak İlinde yapılacağının örtülü iradelerden anlaşılabildiği buna göre ifa yerinin davalının faaliyet gösterdiği Zonguldak adresi olduğunun kabulü gerektiği Mahkememizce değerlendirilmiştir. 18. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alındığında TBK m. 89 ve 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi uyarınca borcun ifa edileceği yerin davalının faaliyet gösterdiği Zonguldak adresi olduğu, sözleşmenin konusunun bir para borcu olmadığı, davacının kendi yerleşim yerinde dava açmasının mümkün kılan sözleşme hükmü de bulunmadığı anlaşılmaktadır. 19. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nde İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkili olacağının düzenlendiği; yine aynı yetki sözleşmesi uyarınca belirlenen yetkili mahkemelerden birinde davanın açılmamış olduğu, ayrıca 6098 sayılı TBK m. 89 hükmünde, para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilebileceğinin düzenlendiği, davacı bankanın yerleşim yerinin...olduğu, buna göre ifa yerinin İstanbul adresi olduğunun kabulü gerektiği Mahkememizce değerlendirilmiştir. 20. Davacı takip alacaklısı ise icra takibini kendi merkezi olan ....Dairesinde yapmış, davalı/borçlu tarafından takibe yetki yönünden de itiraz edilmiş ve yetkili İcra Dairesi olarak kendi merkezi olan.... Dairesini yetkili olarak göstermiştir. 21. Takibin, davacının edimi olan "taşıma/nakliye ve kiralam" işinin ifa yerinin, taşımanın yapıldığı/bittiği yer icra dairesinde yapılmaması durumunda artık yetki itirazında seçim hakkı borçluya geçtiğinin kabulü ile sözkonusu takip bakımından genel ya da özel yetkili yerlerden birinin yetkili gösterilmesi halinde geçerli bir yetki itirazının varlığının kabulü gerekmektedir. 22. Açıklanan nedenlerle davalı/borçlu tarafından.... Dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının geçerli ve usulüne uygun olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine karşı davalı/ borçlu tarafından da süresinde ve usulünce yetki itirazında bulunulması karşısında geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olduğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın HMK m. 114/2 ve 115/2 hükümleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 28.576,07.-TL harcın düşümü akabinde fazla alınan 27.844,07.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3- Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 6-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2026
...
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"