İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/576 E. 2026/242 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/576
Karar No
2026/242
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/576 Esas - 2026/242 T.C. ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/576 Esas KARAR NO : 2026/242

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/08/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 06/04/2026 Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili davacı şirketin, şoförlü araç kiralama işi yapmakta olup ..... 22.06.2019 tarihinde ihalesini almış olup ihale işi 18.05.2021'de sona ermiş olduğunu. Dava dışı işçi ...'nın ..... makam şoförü olarak çalışmış olduğunu. Dava dışı işçi tarafından .....E. sayılı dosyası ile müvekkili şirkete ve ihale makamı ..... karşı açılan 01.11.2018 - 18.05.2021 tarihlerini kapsar işçilik alacakları konulu dava neticesinde mahkeme tarafından, kıdem, ihbar, yıllık izin vs. işçilik alacaklarına hükmedilmiş olduğunu. Dava dışı işçi ... tarafından ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu. Söz konusu icra takibine istinaden müvekkil tarafından, 07.06.2023 tarihinde, 40.683,56-TL ödeme yapılmış olduğunu. Tahsilat Makbuzunun dava dilekçesi ekinde olduğunu. Arabuluculuk sonucu anlaşma sağlanmadığını, diğer alt işverenler davalıların kendi dönemleri ile sorumlu olmasına rağmen müvekkili tarafından tüm ödemelerin yapıldığını, davalı firmaların sorumluluk oranlarının tayini ve tespiti uzmanlık gerektiren bir iş olduğundan davalıların ödemekle yükümlü olduğu miktarlar bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiğini. Bu nedenle Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalılardan her birine karşı ayrı ayrı olmak üzere şimdilik 50,00-TL, toplam şimdilik 150,00,-TL'nin ödeme tarihi olan 07.06.2023'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranının belirlenerek tahsiline, .... Sey. Tem. Paz. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, her türlü yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etimiştir.

Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. DAVALI .... SEY. TEM. PAZ. SAN. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ile ... A.Ş. VEKİLİNİN DOSYAYA SUUNDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı son işveren olduğundan yıllık izin ücreti alacağı ve ihbar tazminatı alacağından tek başına sorumlu olduğunu. Yıllık izin hakkı sözleşmenin fesih ile ücret alacağına dönüşmekte yine ihbar tazminatı da sözleşmenin haksız feshi sonucu talep edilebilir hale gelmektedir. Bu haliyle fesih işlemi son işveren davacı tarafından yapıldığından yıllık izin alacağı ve ihbar tazminatı alacağından davacı son işveren tamamen sorumlu olduğunu. ..... Mahkemesi'nin ..... Sayılı kararı kapsamında davacnının ödediği ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı yönünden müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını. Dava dışı işçinin davalı müvekkil ... Turizm nezdinde herhangi bir çalışması bulunmadığından müvekkil ... Turizm herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını. Dava dışı işçi ...'ya ait ... Hizmet Dökümü incelendiğinde 01.11.2018 - 22.06.2019 tarihleri arasında davalı müvekkil ... nezdinde çalıştığı diğer davalı müvekkil ... Turizm nezdinden herhangi bir çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliye davalı müvekkil ... Turizm herhangi bir alacaktan sorumluluğunun bulunmadığı açık olduğunu. Dava dışı işçi müvekkil ... nezdinde 1 yıldan az süre çalışmış olup müvekkilin kıdem tazminatı sorumluluğu bulunmadığını. İşçi ancak 1 yıl çalışması halinde kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Dava dışı işçi ...'ya ait ... Hizmet Dökümü incelendiğinde 01.11.2018 - 22.06.2019 tarihleri arasında 234 gün yani yaklaşık 8 ay davalı müvekkil ... nezdinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Dava dışı işçi müvekkil nezdinde 1 yıl boyunca çalışmadığından kıdem tazminatına hak kazanmış halde olmadığını. Bu nedenle davalı müvekkil ...'ın kıdem tazminatı yönünden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını. Bir an için aksi düşünüldüğünde de davalı müvekkil ancak kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu. Davacı tarafından iş mahkemesindeki yargılama ihbar edilmediği gibi icra takibi başlatılmasına davacı tarafından sebep olunduğundan icra dosyasına ilişkin bedellerden müvekkil sorumlu olmadığını. Nitekim benzer nitelikteki yargılamalarda da dava ihbar edilmediğinden yahut davada alt işveren taraf olarak bulunmadığından son işverenin ödeme tarihinden itibaren değil ancak dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği yönünde kararlar verilmiş olduğunu. Ödeme tarihinden itibaren değil ancak dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği yönünde kararlar bulunduğunu. Davacının talepleri zaman aşımına uğramış olduğunu. II. Rücu İstemine başlıklı TBK.nun 73. Maddesi aynen "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar." şeklinde düzenlenmiş olduğunu. Davacının 07.06.2023 tarihinde yaptığı ödemeye ilişkin rücu talebinde bulunduğundan 2 yıllık zaman aşımı süresi ödeme tarihi olan 07.06.2023 tarihinde başlamış olduğunu. Dava ise 2 yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra 05.08.2025 tarihinde ikame edildiğinden davacının rücu alacağı zaman aşımına uğramış olduğundan zaman aşımı definde bulunduklarını. Arabuluculukta geçen 25 günlük sürenin eklenmesi halinde de 2 yıllık rücu zaman aşımı süresi dolmuş olduğunu. Buna göre her bir davalı müvekkil yönünden ayrı ayrı olmak üzere haksız ve hukuki mesnetten yoksun açılan davanın usul ve esastan reddine, davanın zamanaşımı yönünden reddine, karar verilmesini savunmuştur. DAVALI ... TUR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı müvekkilinin yasal sorumluluğunun bulunmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini. Davacının talep ettiği alacaklarIN dava tarihinde zamanaşımına uğramış olduğunu. TBK.nun 73. maddesi uyarınca, rücu talepleri tazminatın ödendiği ve birlikte sorumlu olan kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her durumda tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, borcun ödendiği tarihin 07.06.2023 olarak belirtilmiş olup davacı, rücu edebileceği diğer alt işverenleri ilk davada öğrenmesine rağmen, işbu davayı yasal süresi içinde açmamış olduğunu. Bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için, işverenine ait işyerinde en az bir tam yıl (12 ay) çalışmış olması yasal bir zorunluluk olduğunu. Dava dilekçesi ekinde yer alan ... hizmet dökümü incelendiğinde, dava dışı işçi ...'nın müvekkili nezdindeki çalışma süresi, 01.01.2021 tarihinde başlayıp 08.04.2021 tarihinde sona ermiş olup toplamda 98 gün olup, kıdem tazminatı için gerekli olan 365 günlük yasal süreyi kesinlikle karşılamadığından davanın reddi gerektiğini. Söz konusu ihbar ve yıllık izin ücreti alacaklarından müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını. Davacı taraf, asıl alacağın yanı sıra, icra takibi ile oluşan vekalet ücreti, faiz ve diğer masrafları da müvekkilininden rücuen talep ettiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu. Davacı, rücu talebine esas olan ilk işçilik alacağı davasını, borçlar hukuku gereği müvekkiline ihbar etmemiş olduğunu, olası bir borcu daha erken ödeyerek faiz ve masrafların artmasını önlemesini imkansız hale getirmiş olduğunu. Davacının icra takibini beklemiş olup 07.06.2023 tarihinde ödemiş olduğunu. Yargıtay'ın bu konuda da yerleşik içtihatlarına göre, dava ihbarı yapılmadığı durumlarda, rücu alacağına sadece dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği kabul edildiğini. Alt işverenin sorumluluğunun, yalnızca kendi işverenlik dönemine ait işçilik alacaklarıyla sınırlı olduğunu. Müvekkilinin işçiyi çalıştırdığı 01.01.2021 – 08.04.2021 tarihleri arasında iş akdi feshi yapılmamış, kıdem süresi de dolmamış olduğunu, feshe bağlı kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti gibi alacaklardan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını. Dava dışı işçinin müvekkilleri nezdinde yasal kıdem süresini doldurmamış olması nedeniyle kıdem tazminatı sorumluluğu bulunmadığını. İhbar ve yıllık izin ücreti gibi iş akdinin feshine bağlı alacaklardan da son işveren olarak davacının bizzat kendisi sorumlu olduğunu. Ayrıca, davacının kendi kusuruyla artan dava ve icra takip masrafları ile faizlerden müvekkilinin sorumlu tutulması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının müvekkiline yönelttiği rücu taleplerinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır ve davanın reddedilmesi gerektiğini. Buna göre, Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, bu talepleri kabul edilmezse, davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkememizin tensip ara kararı ile Dava dışı işçi ... 'nın ... hizmet döküm cetvelinin temini için ilgili ...'ya yazı yazılmasına, .....Mahkemesinin .....sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden gönderilmesinin istenilmesine, ..... E. sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden gönderilmesinin istenilmiş gelen yazı ve belgeler dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizin önincelemesinde verilen ara karar ile Tüm davalı tarafların zamanaşımı def'i değerlendirildiğinde, rücuen tazminat haksız fiilden değil hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından buna göre TBK.nun 146.maddesine göre ödeme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan bu konudaki zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.

Mahkememizce, tüm deliller toplandıktan sonra dosya işçi alacakları- rücuen tazminat konusunda uzman hesap bilirkişisi .....'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 06/01/2026 tarihli raporda: Davacı ... Limited Şirketi dava dışı ... ile ilgili Sayılı ilamı gereğince ..... Mahkemesinin .....Sayılı Kararı gereğince ..... E. sayılı dosya 07.06.2023 tarihinde yapmış olduğu toplam 40.683,56.TL ödemenin toplam 8.190,00 TL sini davalı Şirketler dönemine ait olduğu hesaplanmıştır. Davalıların Sorumlu Olduğu Miktarlar Aşağıda Sunulmuştur. 5.772,47 TL .....Şirketi-... Şirketi 2.417,53 TL — ... Şirketi Toplam 8.190,00 TL rücuen tazminini talep edebileceği, kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin 23/02/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle: ... Tur. Filo Kir. Tic. A.Ş. Ve .... Sey. Tmz. Pzr. San. İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. Yönünden, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla şimdilik 100,00-TL olarak talep ettiğimiz rûcuen tazmin alacaklarını, 5.672,47-TL arttırarak 5.772,47-TL'nin ödeme tarihi olan 07.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, .... Nak. Pet. Ser. Hiz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Yönünden, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulması kaydıyla şimdilik 50,00-TL olarak talep ettikleri rûcuen tazmin alacağı, 2367,53-TL arttırarak 2417,53 TL'nin ödeme tarihi olan 07.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... ile Davalı ... Şirket Vekili Av. ..... , Davalı ... Vekili Av. ..... cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulundukları, ıslah dilekçesinde de ıslaha karşı ıslah zamanaşımı defiinde bulundukları anlaşılmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara kararında hizmet temini alım sözleşmelerinde kendine öz özellikleri olan sözleşmeler olup bu sözleşmeler için ayrı bir zamanaşımı düzenlenmediğinden Türk Borçlar Kanunun 146. Maddesine göre ödeme tarihinden itibaren 10 yıllık süre olduğundan ( ..... Kararı) daha önce cevap süresi içerisinde sundukları zamanaşımı defii reddedilmiş olup, ıslah dilekçesine karşı sundukları ıslah zamanaşımı yönünden ise ödeme tarihinden itibaren 10 yıllık süre geçmediğinden TBK nun 73 maddesindeki zamanaşımının uygulanma durumu söz konusu olmadığından buna göre ıslah zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; dava dışı işçinin işçi alacağından dolayı iş mahkemesi kararına göre icra yolu ile ödenen tazminatların, davalılardan kendi sorumlulukları dönem itibariyle rücuen tahsiline ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumlu olup İşçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler, işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. Yükleniciler tarafından mahkeme kararı ve icra takibi sonucu müteselsilen yapılan ödemeler ile birlikte feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden kendi dönemleriyle sınırlı olarak sorumlu olmak üzere tahsil edilebilecektir.

Bu kapsamda, toplanan delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, karar vermeye elverişli bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; somut uyuşmazlıkta davacı yüklenici ile davalı diğer yüklenici davalılar arasında mevcut olup 4857 sayılı Kanunun 2/6. maddesine göre, davacı asıl işverenin davalı alt işverenlerin dava dışı işçiye karşı, o işyeri ile ilgili İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işverenle yine yükleniciler kendi aralarında birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğu, yani kanun kapsamında, asıl ve alt işverenlerin dış ilişki itibariyle işçiye karşı müteselsil sorumlu oldukları, söz konusu düzenlemenin işçi alacağını güvence altına alma amacı taşıdığı, asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise, Borçlar Kanunun ve Sözleşmeler hukuku esas alınacaktır. Buna göre somut olayda, davacı şirketin, yükleniciler olarak .....Mahkemesinin .....sayılı dosyasında işçi ... açtığı işçilik tazminat davası sonucunda verilen karar ile müştereken sorumlu tutulmuş olup bu kararın ..... Esas sayılı icra takibine istinaden davacı şirket tarafından, 07.06.2023 tarihinde, 40.683,56-TL ödeme yapılmış olduğu tespit edilmek ile davalı şirketler ile asıl işveren tarafından hizmet alım sözleşmesi imzalanmış olup, davanın tarafların yüklenici olarak istihdam ettiği işçinin muhatabı ve sorumlusunun yüklenici olarak kendileri olması ile yüklenicinin işçilerine ödemesi gereken kıdem tazminatı, izin ücreti gibi ödemelerdeki aksamalarda her türlü yasal sorumluluğun yükleniciye ait olmasına göre davacının yüklenici olarak icra dosyasına yaptığı toplu ödemeden,davadışı işçinin davalı şirketlerde çalıştığı döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olmak üzere davalı yüklenici şirketlerin sorumlu oldukları kanaatine varılmış olup karar vermeye elverişli 06/01/2026 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı yüklenicilerin kendi hizmet alım sözleşmesi olan dönemle sınırlı olmak üzere davanın kabulüne karar vermiştir. Ayrıca taraflar tacir olduğundan, rücen tazminat alacağa, ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile, 8.190,00.TL rücuen tazminatın her bir davalının hizmet alım sözleşmesi olan dönemle sınırlı olmak üzere, A-)5.772,47.TL'sinin ... Şirketi- ... Şirketinden, (Müştereken ve Müteselisilen) B-)2.417,53 TL'sinin ... Şirketinden, Olmak üzere, ödeme tarihi olan 07.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek olan AVANS Faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya ödenmesine, 2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcı, dava açılışında alınan 615,40.TL peşin harç ve ıslah nedeniyle alınan 140,00.TL ıslah harcı olmak üzere toplam 755,40.TL harcın mahsup edilmesi ile fazla alınan 23,40.TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, Davalılardan alanması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcının, A)515,93.TL'sinin ... Şirketi- ... Şirketinden, (Müştereken ve Müteselsilen) B)216,07.TL.'sinin ... Şirketinden, Olmak üzere davalılardan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE gelir kaydedilmesine,

3) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 4.700,00.TL arabuluculuk ücretinin. A)3.312,65.TL.'sinin ... Şirketi- ... Şirketinden, (Müştereken ve Müteselisilen) B)1.387,35.TL.'sinin ... Şirketinden, olmak üzere davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

4) Davacı tarafından yapılan 732,00.TL karar ve ilam harcı ile 615,40.TL başvurma harcı, 205,00.TL tebligat ücreti, 6.000,00.TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 7.552,40.TL yargılama giderinin, A)5.323,08.TL.'sinin ... Şirketi- ... Şirketinden, (Müştereken ve Müteselisilen) B)2.229,32.TL.'sinin ... Şirketinden, olmak üzere davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıya ödenmesine,

5) Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 8.190,00.TL vekalet ücretinin, A)5.772,47.TL.'sinin ... Şirketi- ... Şirketinden, (Müştereken ve Müteselisilen) B)2.417,53.TL.'sinin ... Şirketinden, olmak üzere davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıya ödenmesine, 6) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine, Dair; davacı vekili ile diğer davalı ... şirketi ile ... şirketleri vekili ile davalı ... şirketler vekillerinin e duruşmada yüzlerine karşı, dava değeri dava tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı 40.000,00.TL.nin altında olduğundan HMK'nin 341/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunda usulen anlatıldı 01/04/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır.

Hakim ..... ¸e-imzalıdır.

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/576, K. 2026/242, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-576-e-2026-242-k-f578cc20600c