İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/572 E. 2026/699 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/572
- Karar No
- 2026/699
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/572 Esas - 2026/699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/572 KARAR NO: 2026/699
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;16.04.2024 tarihinde davalı .....’in kullandığı .... plakalı araçtan kopan tekerleğin, davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarptığını, aracı kontrol etmek için indiğinde aynı araçtan kopan başka bir tekerleğin davacıya çarparak ağır yaralanmasına neden olduğunu, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, aylık 21.000,00 TL ücretle çalışan davacının ameliyatlar geçirdiğini ve iyileşemediğini, sigorta başvurusu ile arabuluculuktan sonuç alınamadığını ileri sürerek tedavi ve bakıcı giderleri, kazanç ve çalışma gücü kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın sürücü yönünden olay, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden; 200.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın bakım ve muayenelerinin zamanında yapıldığını, tekerleğin kopmasının öngörülemeyen teknik veya üretimsel arızadan kaynaklandığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, zarar kalemlerinin belgelendirilmediğini ve manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini istemiştir. Davalı .... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik belgelerle başvurulduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, sorumluluğunun sigortalı sürücünün kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, sürücünün kusurunun bulunmadığını, maluliyet ve gelirin belirlenmesi, SGK ödemelerinin araştırılması ve müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, hesabın TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,65 teknik faizle yapılmasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin teminat dışında kaldığını, temerrüt oluşmadığından ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. TOPLANAN DELİLLER: -Kazaya katılan araç ile ilgili ruhsat örnekleri ile poliçeyi de içeren hasar dosyası, -Arabulucu anlaşmazlık tutanağı, -Davadan önce davalıya yapılan başvuru ile ilgili belgeler, -SGK nın yazı cevapları, -Davacı ile ilgili tedavi evrakı, -Geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile ilgili raporlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı .... plakalı aracın davacının yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucu yaralanan davacıda oluşan bedensel zararlar ile bakıcı ve tedavi giderlerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin evrak kapsamı dikkate alındığında, özel dava şartı ile birlikte zorunlu arabulucuya başvurulup, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen poliçenin kaza tarihini kapsadığı anlaşılmaktadır. 16/04/2024 günü saat 18:50 saatinde düzenlenen kaza tespit tutanağına göre; sürücü Sinan Kara sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile İstanbul istikametinden Ankara istikametine seyir halindeyken belirtilen kilometreye geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile aynı istikamette seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyondan kopan tekerliğe çarpması neticesinde sağ tekerinin patlaması sonucu yolun sağında bulunan emniyet şeridinde durduğu sırada araçtan inen yolcu Akif İmamoğlu'na emniyet şeridinde yine aynı kamyondan kopan tekerliğin çarpması sonucu iki araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda ...'in KTK 30/1-a kuralını ihlal ettiği, sürücü ....'nın ve yolcu ...'nun herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce Adli Trafik Uzmanlığı Bulunan Makina Mühendisi Bilirkişiden alınan 22/01/2026 tarihli kusur raporunda; " Dava konusu kazanın meydana gelmesinde... plakalı araç maliki/işleteni olan davalı....’in araç sürücüsü olarak olmasa da araç maliki/işleteni olarak 2918 sayılı KTK.nun 30. ve 47/d. maddeleri gerekliliklerini yeterince yerine getirmemiş olmakla kazanın meydana gelmesinde %100 oranında etken olduğu, Davacının içinde yolcu olarak bulunduğu .... plakalı araç sürücüsü dava dışı ....’nın ve yolcu ...’nun meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlalleri olmamakla kusursuz oldukları," yönünde kanaat bildirilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile kusur bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu görülmekle dosyada alınan rapordaki kusur oranlarına itibar edilmiş ve hesaplamaya esas alınmıştır. SGK ya yazılan yazı cevabında davacının geçirdiği kaza neticesinde toplam 65.400,49 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir. Davacıdaki yaralanmalar ve bu yaralanmalara bağlı olarak oluşan beden gücü kayıp oranı ve süresinin belirlenmesi için ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 23/09/2025 havale tarihli rapor alınmıştır. Raporun davacıdaki yaralanmalar ile uyumlu olup, yürürlükteki yönetmeliğe uygun hazırlandığı, bu nedenle rapora itibar edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu rapor dikkate alındığında davacının yaralanmalarına bağlı olmak üzere olay nedeni ile % 5 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluştuğu, yaralanmaların 9 ay geçici iş göremezlik hali oluşturduğu ve 3 ay bir başkasının bakımına muhtaç hale geldiği kabul edilmiştir. Davacının talep edebileceği alacağının belirlenmesi amacı ile Aktüer ve doktor bilirkişiden oluşan heyetten 27/03/2026 tarihli kök rapor ve 22/05/2026 tarihli ek rapor alınmıştır. Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun olup, denetime açık olması nedeni ile hükme esas alınan rapora göre; davacının kusursuz oluşu da dikkate alınarak ve rücuya tabi ödemeler mahsup edilerek talep edebileceği tazminat tutarlarının 741.640,88 TL sürekli iş göremezlik zararı, 43.799,51 TL geçici iş göremezlik zararı yanında 60.007,50 TL bakıcı gideri zararı, 15.283,00 TL tedavi gideri olarak hesaplandığı görülmüştür. Davalı tarafından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği iddia edilmiştir. Kaza tespit tutanağında her ne kadar davacının olay anında emniyet kemeri takılı olup olmadığı yönünde tespit yapılanmamış ise de davacının maluliyetine esas yaralanmasının araçtan indiği sırada fırlayan tekerlek nedeniyle diz bölgesinde meydana geldiği, emniyet kemerinin takılı olup olmaması ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Davalı sigorta şirketi vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde savunma ve itirazda bulunmuş ise de; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kaza tarihinde sakatlanma ve tedavi için ki ayrı teminat limitinin bulunduğu, kaza tarihi itibariyle ZMMS limitlerine göre sağlık gideri limitinin kişi başına 1.800.000,00 TL olduğu, sakatlanma ve ölüm için kişi başına 1.800.000,00 TL teminat bulunduğu anlaşılmakla geçici bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı kapsamında olup, tedavi gideri teminatı kapsamında teminat limiti aşılmaksızın hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bakıcı giderinden müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı, mahkeme aksi kanaatte ise de bu hususun belgelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakıcı ücretine ilişkin olarak ise, bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereğidir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/10/2019 tarih ve 2016/17847 Esas, 2019/9307 Karar sayılı ilamı). Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararın olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekmekte olup, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağına ve bakıcı tutulmasa dahi bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yargıtay 17. HD'nin yerleşik uygulamaları ile, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının makul kabul edilmediğine yönelik Yargıtay 17. HD'nin 10/06/2019 gün ve 2016/4273 E.-2019/7158 K. sayılı kararında; "...davalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kaza(haksız fiil) nedeniyle zarara uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği; zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından hakkaniyet düşüncesi ile indirim yapılamayacağı için, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, Dairemiz yerleşik uygulamaları ile makul kabul edilmemektedir. Bu itibarla, hesaplanan bakıcı giderinden aile içi bakım indirimi yapan rapor, bu yönden hatalıdır..." denilmiştir(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 03/04/2019 gün ve 2016/10911 E.-2019/4041 K.; 27/03/2019 gün ve 2016/8190 E.-2019/3646 K. Vb.). (Ankara BAM 35. HD. 2025/591 E 2026/578 K sayılı ilamı) Davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan tazminat taleplerine gelince; Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince bedensel zararlar; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak düzenlenmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal / Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).Somut olayda davacı vekilince, davacının kaza sonrasında ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talep ettiği görülmüş olup, davacının kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı ekonomik geleceğinin sarsıldığına yönelik iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı anlaşılmış olup bu yöndeki taleplerinin reddi gerekmiştir. (Ankara BAM 35. HD. 2025/62 E, 2026/134 K sayılı ilamı) Haksız fiilden kaynaklı tazminata hükmedilebilmesi için meydana gelen olayda 4 unsurun bulunması gerekmektedir. Bunlar; hukuka aykırı bir fiil, bu fiil nedeniyle ortaya çıkan bir zarar, bu zararın meydana gelmesinde davalının kusuru ve hukuka aykırı fiil ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağıdır. Somut olayda tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan şartlar sağlanmıştır. Türk Borçlar Kanununun 51.maddesindeki “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne uygun şekilde manevi tazminat miktarını belirlemelidir. Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4.maddesindeki hakimin takdir yetkisi kanunun hakime takdir hakkı verdiği hallerde hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre tazminata hükmetmesi gerektiğini öngörmektedir. (Ankara BAM 26. HD. 2019-2924E, 2022-827 K) Dosya kapsamında yapılan incelemede davacının kaza geçirdiği tarihteki yaşı, maluliyet oranı, yaptığı işin niteliği, olayın meydana geldiği tarihteki paranın satın alma gücü gibi temel kriterler dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından 06/07/2026 tarihli bedel artırım dilekçesi verilmiş ve taleplerini davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dikkate alınarak yükseltmiş, harcı tamamlanan dilekçe davalılara tebliğ edilip yargılamaya devam edilmiştir. Davacının davalıya başvuru dilekçesinde faiz başlangıç talebi sigorta şirketine başvurusundan 15 gün sonra şeklindedir. Davacının talebi doğrultusunda mahkememizce faiz başlangıcı taleple bağlı olarak belirlenmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.04.2023 tarih ve 2021/26999 Esas - 2023/5188 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışı nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğrayan davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi gideri zararı bulunduğunun tespit edilmiş olduğu , davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığına dair iddialarını ispata elverişli delil sunmadığı, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi gideri zararı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğu, ticari faize hükmedilmesi için aracın niteliğinin ticari araç olması değil, "ticari" olarak kullanılması gerektiği, aracın fiilen ticari kullanıldığı kanıtlanamadığından temerrüt faizine yasal faiz olarak hükmedilmiş, davacının maddi tazminat taleplerinin kısmen sübut bulduğu anlaşılmakla manevi tazminat taleplerinin de 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda yapılan incelemeler ve talep miktarı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1- Davacının maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; 741.640,88 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 43.799,51 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 60.007,50 TL bakıcı gideri, 15.283,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 860.730,89 TL maddi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hükmedilen tutara sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 04/05/2024 tarihinden itibaren, davalı ..... yönünden kaza tarihi olan 16/04/2024 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı tutulmasına, Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar talebinin REDDİNE, 2- Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....' den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Davalı Sigorta Şirketine yönelik manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Maddi Tazminat Davası Yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 58.796,53 karar ve ilam harcından peşin alınan 3.432,58 TL ve ıslah ile alınan 14.683,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 40.680,95 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafından yatırılan 3.432,58 TL peşin harç, 14.683,00 TL ıslah harcı ve 615,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 18.730,98 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, c)Davacı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabulüne karar verilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 135.109,63 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ç)Davalılar yargılamada vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddine karar verilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, d)Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00TL'nin tamamının takdiren davalı .... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Manevi Tazminat Davası Yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 10.246,50 TL karar ve ilam harcının davalı ......'den tahsili ile hazineye irat kaydına, b)Davacı kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı .....'den alınarak davacıya ödenmesine, c)Davalı .... yargılamada vekille temsil edilse de AYM..... E, .....K sayılı iptal kararı gereği davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalı ... Sigorta Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı.... Sigorta Şirketine ödenmesine, 5-Maddi ve manevi tazminat davalarında davacılar tarafından sarf edilen 23.000,00 bilirkişi ücreti, 1.086,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 24.086,00TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 22.950,44 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 19.544,41 TL ile sınırlı tutulmasına) artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır