İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/566 E. 2026/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/566
- Karar No
- 2026/286
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/566 Esas - 2026/286 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/566 Esas KARAR NO : 2026/286
.... DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) DAVA TARİHİ : 29/07/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 KARAR Y.TARİHİ : 22/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin keşideci olduğu ..... adına düzenlenerek teslim edildiğini, bahse konu çekin .... Hizmetleri şirketi tarafından ciro edilerek aralarında organik bağ bulunan.... teslim edilemediğinin bildirildiğini, çekin kargo şirketinde kaybedildiğinin öğrenilmesi üzerine 18.10.2024 tarihinde .... Hizmetleri şirketi tarafından .... E. Sayılı dosyası üzerinden zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığını ve 03.02.2025 tarihinde de bahse konu çek ile ilgili ödeme yasağı kararı verildiğini, aynı zamanda ....Hizmetleri şirketi tarafından çeki kaybeden ve çek üzerinde sahte imza ile ciro işlemi yapan meçhul şahıslar hakkında .... suç duyurusunda bulunulduğunu, sonrasında çeki ele geçiren şahıslar tarafından ....'nin taklit kaşesi yaptırıldığını ve sahte imza ile çek ciro edilerek ...şirketine verildiğini, ....şirketi tarafından da ciro edilerek Rom Makina şirketine verildiğini, son olarak .... Makina tarafından da ciro edilerek ..... tarafından bahse konu çek ile ilgili olarak .... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine itiraz edildiğini, ancak dosyada tahsilat yapıldığından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, çekin cirantalarından ....E. sayılı dosyası üzerinden borca ve imzaya itiraz edildiğini, davanın derdest olduğunu, ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurulamayacağından, davalı bankanın ....'den önceki cirantalara ve keşideciye karşı icra takibi başlatmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı banka yetkili hamil konumunda olmadığından, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapma yetkisi bulunmamaktadır, davalı bankanın 6361 Sayılı Kanunun 9/2. maddesinde yer alan amir kanun hükümlerine aykırı hareket ederek sahte imza içeren ve fatura ile tevsik edilmeyen alacağı devir aldığını, davalı banka tarafından hakkında ödeme yasağı verilen ve zayi nedeniyle ilanlar yapılan çekin kötü niyetli olarak devir alındığını ve icra takibi başlatıldığını, takip konusu çek hakkında 3. kişi tarafından alınan ödeme yasağı kararı nedeniyle ödenmemiş olduğunu ve davacı tarafından banka hesabında karşılığı bulundurulan çek bedelinin ödenmemesinden dolayı çek tazminatından sorumlu tutulamayacağını beyan ederek, davanın kabulü ile ...Sayılı icra dosyasında davacı şirketten haksız şekilde tahsil edilen 1.058.416,47 TL'nin ödeme tarihi olan 20.03.2025 tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine, olmadığı taktirde icra takibinde çek tazminatı olarak tahsil edilen 72.794,28 TL'nin tüm fer'ileri ve ödeme tarihi olan 20.03.2025 tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, eldeki istirdat davasında ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacının kanıt yükü altında olduğunu, ciro silsilesinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemenin yeterli olduğunu, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olmasının ciro zincirini etkilemeyeceğini, mahkemece verilen ödemeden men kararının çekin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, muhatap banka tarafından yapılmayan işlemden kaynaklı olarak davalı bankanın bir kusuru bulunmadığını, davalının elinde bulundurduğu çek hakkında keşideciye başvurma hakkı olduğunu ve icra takibi yapabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacının keşidecisi olduğu çekin hamili tarafından kaybedildiği, sahte imza ile ciro edildiği, imza silsilesindeki kopukluk nedeniyle davacı keşidecinin sorumlu olmadığı halde davalı hamil tarafından başlatılan icra takibinde icra tehdidi nedeniyle ödeme yapıldığı iddiasına dayalı çek bedelinin istirdadı olmadığı takdirde haksız ödenen ve takibe konu edilen çek tazmin bedelinin istirdadı istemine ilişkindir. .... aleyhine 787.942,84 TL asıl alacak, ve ferileri olmak üzere toplam 813.875,48 TL toplam alacak üzerinden 31.01.2025 tarih, .... seri nolu 727.942,84 TL bedelli çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, davacı tarafından 1.058.394,00.-TL'nin 18/03/2025 tarihinde ödendiği görülmüştür. Dava konusu çekin incelenmesinde; 31.01.2025 tarihinde keşideci.... tarafından lehdar .... olduğu,çekin ibrazı ile mahkeme ödeme yasağı kararı uyarınca ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. .... K. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ....Esas sayılı takibinin davacı yönünden durdurulmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. .... tarafında çekin kaybolduğu iddiası ile çekin iptali istemli dava açılmış hamil tarafından ibraz edilen çek nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın temeli, çekte dava dışı lehtara ait imzanın sahte yahut geçersiz olması halinde ciro zincirinde kopukluk meydana gelip gelmeyeceği, bu suretle davalının meşru ve yetkili hamil olup olmadığı, kendi imzasını inkar etmeyen davacı keşidecinin dava dışı lehtara ait imzanın geçersizliğini davalı hamile karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın TTK 677. maddesi uyarınca ''Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez''. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin vs. imzası gibi) sahibini bağladığı,geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade etmektedir. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. Ayrıca, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. (TTK 790/1.) Anılan Yasal hükümler çerçevesinde dava konusu çek incelendiğinde ve somut olaya bakıldığında dava konusu çekin yasal unsurlarının mevcut olduğu, kambiyo vasfına haiz olduğu, esasen bu konuda herhangi bir çekişmenin de bulunmadığı, TTK 790. maddesi uyarınca çekteki ciro zincirinin düzgün olduğu, herhangi bir kopukluk bulunmadığı, şeklen düzgün ciro silsilesine göre davalının yetkili hamil olduğu anlaşılmıştır. Davacının çekte keşideci olup kendi imzasını inkar etmediği, bilakis dava konusu çekin kendisi tarafından imzalanarak lehtara gönderildiğinin kabul ve ikrar edildiği, lehtarın imzasının sahte olmasının lehtar için sorumluluk doğurmayacağı, bununla birlikte sahte imzanın ciro zincirini de koparmadığı, davacı keşidecinin lehtara ait imzanın sahteliğini davalı hamile karşı ileri süremeyeceği, esasen lehtarın imzasının geçersiz olmasının TTK 677.maddesinde düzenlenen imzaların istiklali prensibi uyarınca ciro zincirinde kopukluğa neden olmadığı ve geçerli imza sahibi olan keşidecinin kambiyo hukukundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı anlaşılmakla davacı keşidecinin geçerli imzası uyarınca çek bedelinden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Ne var ki hamil davalı banka tarafından çek tazmin bedeli de icra takibine konu edilmiş ve davacı tarafından ödenmiştir. Çekin karşılıksız çıkması söz konusu olmayıp çek zayi nedeniyle iptal istemi nedeni ile mahkeme kararı ile ödenmemiş olup çek tazmin bedelinden davacı keşidecinin sorumlu olması TTK 783/ 3 maddesi uyarınca mümkün olmadığından davacı haksız yere tahsil edilen çek tazminatını geri isteyebilir. Açıklanan nedenlerle davalı hamilin çeke dayalı olarak başlattığı icra takibinde davacı keşideci tarafından takip borcunun ödenmesi gerekmekte olup istirdat istemi haklı olmadığından buna yönelik davanın reddine, çek tazmin tutarının haksız olarak icra takibine konu edildiği anlaşılmakla bu tutar yönünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Davanın kısmen kabulüne -72.794,28 TL çek tazminat bedelinin 20.03.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.972,58.-TL harçtan peşin alınan toplam 18.075,11.-TL harcın mahsubu ile bakiye 13.102,53.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 1.695,00.-TL, yargılama giderinin red/kabul oranına göre 109,07.-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, başvurma harcı ve vekalet harcı toplam 5.675,48.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 6-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 7-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 164.762,47.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 296,01 TL'sinin davalıdan,4.303,99 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair davacı vekilinin ve davalı Fiba Bank vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/04/2026
....