İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/536 E. 2025/536 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/536
Karar No
2025/536
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/536 Esas - 2026/660 T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/536 Esas KARAR NO : 2026/660

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 21/09/2026 Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı müvekkili ile yüklenici firmalar arasında Genel İşçilik Hizmet Altmı İşi kapsammda sözleşme imzalanmış olup sözleşmelerin tamamlayıcı parçası olan Teknik Şartnamenin 9. Maddesinde " Yüklenici firma tarafından çalıştırılacak işçilerin; ücret ve her türlü işçilik ödemeleri, ... primleri, ... Destek primleri ve işsizlik sigortası primi kesintisi gibi tüm ödemeler ile İş kanunu ve diğer yasalardan doğan tüm sorumluluklar ve ayrıca iş kazası ve meslek hastalığı gibi hususlarda doğan sorumluluklar da Yüklenici firmaya aittir" şeklinde açık düzenleme bulunduğunu. Sözleşmede kabul edilen kuralın yanısıra, 6552 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen 112/A maddesinde düzenleme bulunduğundan, davadışı işçi .... T.C. kimlik nolu ...'in 30.04.2024 tarihinde emekliliği hak edip işten ayrılınca, Kıdem Tazminatı hesaplama tablosu ile tespit edilen 306.242,29 TL, kıdem tazminatından 2.324,38 TL tutarında damga vergisi kesildikten sonra kalan toplam 303.917,91 TL, dava dışı içinin IBAN nurnaralı ... A.Ş. hesabına 06.06.2024 tarihinde, dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlar ile yatırılmış olduğunu, kıdem tazminatının rücuen tahsili amacıyla davalı firmalara yazılar gönderilmiş olduğunu. ... Şirketi, 01.01.2019-30.04.2019 tarihleri arasındaki 4 aya tekabül eden 11.686,20 TL, 31.12.2026 tarihine kadar devam edecek olan sözleşme hükmü gereğince dava dışı işçinin 01.01.2021-31.12.2026 tarihleri arasında (emekli olduğu 30.04.2024 tarihine kadar) ki 3 yıl 4 ay hizmet süresine tekabül eden 116.861,94 TL kıdem tazminatı yükümlülüğü, İş Sahibine ait olduğunu. Ancak, yüklenicilerin sorumluluklarında olan ve aşağıda belirtilen tutarlar davalılar tarafından ödenmemiş olduğunu. ... ve Koruma Hiz. San. Tic. A.Ş.’den 01.05.2019-31.12.2020 tarihleri arasındaki 20 aylık hizmet süresine tekabül eden 58.430,98 TL. ... A.Ş.’den 07.08.2015-31.12.2018 tarihleri arasındaki 3 yıl 4 ay 25 günlük hizmet süresine tekabül eden 119.263,19 TL. Olmak üzere, yukarıda yazılı sebeplerle, ... tarafından davadışı işçi ...’e ödenen ancak davalılarca ödenmeyen 177.694,15 TL kıdem tazminatı tutarı, Davalıların sorumlulukları oranında ödenmesi gereken alacağı olduğunu. Davalıların davadışı işçi ...’in hizmet sürelerine ilişkin sorumlulukları oranında ödeme yapması gerektiğinden, davalıların hesabına yapılan ödemelerin rücuen tahsil edilerek müvekkili davacı tarafa ödenmesi için yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığından mahkemeye müracaat etmek zorunda kaldıklarını. Buna göre davadışı işçi ...’in kıdem tazminatına ilişkin toplam 306.242,29 TL’den, 2.324,38 TL Damga vergisi, dava dışı ...’in sorumluluğunda olan ve kuruluşlarının hesabına yatırılan 11.686,20 TL ile Davacı Kuruluşun sorumluluğunda olan 116.861,94 TL düşüldükten sonra, ödenmeyen 177.694,15.TL kıdem tazminatı tutarının, ... ve Koruma Hiz. San. Tic. A.Ş.’den 01.05.2019-31.12.2020 tarihleri arasındaki 20 aylık hizmet süresine tekabül eden 58.430,98 TL. 'nin, ... A.Ş.’den 07.08.2015-31.12.2018 tarihleri arasındaki 3 yıl 4 ay 25 günlük hizmet süresine tekabül eden 119.263,19 TL 'nin, davalılardan ayrı ayrı rücuen alınıp davacıya ödenmesine, bu tutarlara, ödemenin yapıldığı 06.06.2024 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI ......A.Ş. VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE: Dava onusu edilen alacaklar dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olduğunu. Zamanaşımı def’ilerinin kabulüyle davanın bu yönden reddine karar verilmesini, Müvekkil alt işveren şirket ile yeni alt işveren arasında işyeri devri gerçekleşmiş olduğunu, İşyeri devrindeki sorumluluk esasları nedeniyle iki yıldan sonra devreden işverene sorumluluk yüklenemeyeceğini. Uyuşmazlığın işyeri devri kurallarına göre çözümlenmesi gerektiğini. İşyeri devrine ilişkin düzenleme 4857 Sayılı İş Kanununun 6. Maddesinde hüküm altına alınmış olduğunu, müvekkilinin devir tarihinden önce doğmuş olan ve yine mezkur tarihte ödenmesi gereken borçlarından; müvekkilinin, devralan ile birlikte sorumlu olduğunu. Müvekkilinin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olup, işbu sorumluluk devir tarihinden itibaren iki yıl geçmekle son bulmakta olduğunu. Her ne kadar işçilere müvekkil şirket tarafından tüm hak ve alacakları ödenmiş olsa da kabul anlamına gelmemek kaydıyla işçi alacak kalemlerinin var olduğu ihtimalde dahi 2 yıllık zaman aşımı süresi dolduğundan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından bu taleplerin reddi gerektiğini. Davacı asıl işveren ile müvekkil şirketin alt-asıl işverenlik ilişkisi muvazaalı olup, işçi baştan beri asıl işveren kurumun işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini. Müvekkili şirketin hiçbir şekilde işçi alımı ve çıkarımında söz sahibi olmadığını. Müvekkil işirket sadece işçinin ücret bordrolarını düzenlemekte olduğunu. İhale dönemi bittikten sonra yeni dönemde ihaleyi kazanan firmalarda aynı işçilerin çalışıp çalışmayacaklarının kararı da yine asıl işverenin inisiyatifinde olduğunu. Bu suretle alt işveren üst işveren ilişkisi muvazaalı olup dava dışı işçiye ödenmesi gereken hak ve alacaklardan davacı asıl işveren tek başına sorumlu olduğunu. Emsal Yargıtay ilamları kapsamındaki huzurdaki dava müvekkili şirket açısından husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini. 4857 sayılı yasanın 112'inci maddesi gereği müvekkilin kıdem tazminatından sorumluluğu bulunmadığını. 6552 sayılı yasanın 8. maddesi gereği kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü asıl işveren üzerinde olduğunu. Özelgelere bakıldığında, kamuda muhasebeleştirilen ödemelerin gider olarak hazineden çıkması kabul edildiğine ve hazine giderlerinin de geri alımı yoluna başvurulamayacağına göre müvekkil şirket açısından işçinin kıdem tazminatından sorumluluğu bulunmadığını. Müvekkilu şirket ile asıl işveren davacı arasında yapılan sözleşme çerçevesinde çalışanın tüm hak ve ücretlerini tam ve zamanında ödemiş olduğunu. Dava dışı çalışanın müvekkili şirkette çalışması varsa bu dönemlere isabet eden ve asıl işveren tarafından müvekkil şirkete ödenip de çalışana ödenmeyen ücret ve alacaklardan sorumlu tutulması gerektiğini. Asıl işverenden almadığı bir ücretten müvekkili şirketin sorumlu tutulması haksızlık olacağını. Gerek yerleşik Yargıtay kararları gerekse güncel yargı kararlarında Borçlar Kanunun 167. Maddesi gereğince yarı yarıya sorumluluğa gidilmesi gerektiğini. Yargıtay içtihatları gereği, davacı yan ile müvekkil şirket arasında yapılan sözleşmelerde açık bir şekilde görüleceği üzere kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan müvekkil şirketin sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir ibare ve madde yer almamakta olup, kabul anlamına gelmemek üzere TBK madde 167. hükmü çerçevesinde yarı oranda sorumluluk hükümlerinin uygulanamsı gerektiğini. Davacı kurumca ödendiği iddia edilen borç davacı kurumun ödeme tarihinde doğmamış olup, muacceliyet şartını taşımadığını. 6098 sayılı TBK'nun 117. maddesi "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinden, davadan önce müvekkil şirkete yapılmış herhangi ihtar bulunmadığını. Borçlar Kanununun 117. Vd. Maddeleri uyarınca ancak dava tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olarak kabul edilebilecek ve alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini. Emsal Yargıtay ilamlarına göre, bu çerçevede kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekmekte olup, faiz başlangıç tarihine itiraz ediyoruz. Müvekkil şirkete gönderilen herhangi bir ihtarname de bulunmadığını. Davacının yaptığı ödemenin, İş Hukuku alanında uzman bir bilirkişi marifetiyle kıdem tazminatı hesaplama esaslarına riayet edilecek bir hesaplama ile denetlenmesi gerektiğini. Davacı idare tarafından yapılan ödemenin hukuken yapılması gerekli bir ödeme olup olmadığı değerlendirilmesi gerektiğini. Buna göre davanın reddine karar verilerek, mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenler ile davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın husumet yokluğundan reddedilmesini, yine mahkeme aksi kanaatte ise haksız davanın esastan reddin karar verilmesini savunmuştur. DİĞER .......A.Ş. VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE : Haksız davanın reddi gerektiğini. Dava dışı işçilerin asıl ve tek işvereni davacı ... ile ... a.ş. olup, huzurdaki davada müvekkil şirkete husumet yöneltilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu. Davacı sebebiyet verdiği davanın neticesinden müvekkil firmayı sorumlu tutarak kötü niyetli hareket etmekte olduğunu. Sözleşmede yaptırılacak ihale ile üstlenilen belirli bir iş bulunmayıp, yardımcı işler kapsamında olan bir iş ihale yoluyla müvekkil şirkete verilmiş olup, söz konusu sözleşme davacıya personel teminine yönelik olduğunu Bu nedenledir ki davacı ile müvekkil şirket arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi olmadığını. Sözleşmenin muvazaaya dayandığının kabulü ile görünürdeki işlem yok hükmünde olduğundan, taraflar arasında hüküm doğurmacağını. Bu nedenle davacının müvekkil şirketten rücuen tazminat talebinde bulunması mümkün olmadığını. İşçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, mesai gibi tüm işçi alacaklarından davacı doğrudan doğruya ve tek başına sorumlu olduğunu. Hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartnameler incelendiğinde de görülecektir ki sözleşme ile icra edilen hizmet gereği olarak gerekli ekipmanlar, aletler alınması, işçilerin kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla mesai ve diğer tüm işçi alacakları için %3 ek pay koyulduğunu, Bu nedenle davacının haksız ve hukuka aykırı talebinin külliyen reddi gerektiğini. Davacı tarafın işveren sıfatı ile tüm işçilik borçlarından dolayı sorumlu olduğunu. Kendi menfaatine olan çalışmaların karşılığı olan çalışmaların karşılığı olarak ödemiş olduğu bedelleri tekrar müvekkil şirketten talep etmesi hakkaniyet kurallarına ve kanunlara aykırı olduğunu. Davacının rücu talebi zamanaşımına uğramış olup rücu zamanaşımı def'i ile birlikte davanın reddi talep olunduğunu. Türk Borçlar Kanunundaki yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, davacı ile davalı işverenler işçiye karşı müteselsilen sorumlu bulunsalar da kendi aralarındaki iç ilişkide (rücuda) teselsül olamayacağından, her biri kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olacağını. Davacı ile davalı müvekkil şirket arasındaki ilişki, ihale yolu ile personel temini hizmet alımına ilişkin olup; dosya kapsamında bulunan Hizmet Alım Sözleşmesinde ve eklerinde işçilerin ihbar ve kıdem tazminatları, yıllık izin ücretleri ile diğer işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olduğu hususunda hiçbir düzenlemeye yer verilmemiş olduğunu. Ancak söz konusu bedellerden yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini. Davacı yan taleplerinin ve davayı asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla Şayet Mahkeme davacının rücu hakkı bulunduğu kanaatinde ise dahi rücusu talep edilen işçilik alacakların dava dışı işçinin davalılar nezdinde çalıştığı dönemlere paylaştırılarak talep edilmesi hatalı olup davalı taşeronların ödenen işçilik alacaklarından işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücretle sınırlı olarak sorumlu olması gerektiğini. Davacı ... ile müvekkilim ... A.Ş. Arasındaki Hizmet Sözleşmesinin "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları" başlıklı 22.1. Maddesine düzenlenmiş olduğunu. Faiz olarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ödenmesini talep etse de davacı tarafından müvekkil şirket temerrüte düşürülmediğinden ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edilmesi yerinde olmadığını , temerrüt için ihtar koşulu bulunduğundan (6098 SY Madde 117). Davadan önce ihtar bulunmadığından ödeme tarihinden itibaren faiz istemi yersiz olduğunu. Davacının iddia ve talepleri ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, karar verilmesini savunmuştur. Mahkememizin tensip ara kararı ile Dava dışı işçi ...'in ... sicil dosyası ve hizmet dökümünün temini için ilgili ...'ya yazı yazılmış gelen yazı ve belgeler dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizin ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile Davalı her iki şirket vekilinin ZAMANAŞIMI def'i değerlendirildiğinde; Rücuen tazminat davaları, TBK.nun73 ve 146.maddesine göre ödeme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan ödeme makbuzu dikkate alındığında bu süre geçmediğinden davalı vekilinin zamanaşımı def'inin reddine, Davalı her iki şirket vekilinin husumet itirazının esas hüküm ile birlikte değerlendirilmesine, karar verilmiştir. Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, tüm deliller toplandıktan sonra dosya Aktüerya bilirkişisi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 13.01.2026 tarihli raporunda: Tarafına tevdi edilen görev mucibince, yukarıda ayrıntılı şekilde yer alan dava dosyası kapsamının incelenmesi, Yargıtay kararları, taraf vekillerinin beyanları, dosya kapsamındaki sözleşme, idari ve teknik şartnameler, karar bilgi ve belgelerin incelenmesi, dosyada yapılan tespit, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda: Davacı ... ile ... Anonim Şirketi ile davalı Şirketler asında Personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, Dava dışı işçi olan ... ün hizmet ilişkisinin 1475 Sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiği, Mahkemenin: Dava dışı işçinin davalı şirketlerde geçen çalışma süresine göre kendi dönemleriyle sorumlu olduğu kanaatine varması durumunda: Dava dışı işçi olan ... ile ilgili davacının 06.06.2024 tarihinde yapmış olduğu Brüt 306.242.29 TL kıdem tazminatı ödemesinin; Toplam 177.694,15 TL TL sini davalı Şirketlerden tazminini talep edebileceği, işletilecek faizin mahkemenin takdirinde olduğu, kanaatine varıldığı, Davalıların Sorumlu Olduğu Miktarlar : 119.167,52 TL ... Anonim Şirketi 58.526,63 TL ... Anonim Şirketi Toplam 177.694,15 TL olduğu kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi ...'tan rapor alındıktan sonra 7573 sayılı yasa ile İş Kanunun Geçici 12. Maddesine göre ihale kapsamında yasada belirtilen rücuen tazminat alacaklarından vazgeçilmiş olduğundan öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerektiğinden önceki bilirkişi 3 ay olarak yurt dışına çıkmış olduğunadn yargılamanın sürüncemede kalmaması için yeni yasa kapsamında 7573 sayılı yasa değişikliği dikkate alınarak rücuen tazminat konusunda yeni bir uzman bilirkişi Av. ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 18/05/2026 tarihli raporda özetle: Dava dosyasındaki tüm talepler, iddialar, bilgi ve belgeler ile 29 Ocak 2026 tarihli 33152 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen geçici 12. madde hükmü dikkate alınarak nihai takdir ve hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının davalılardan hak edebileceği alacak miktarının; Mahkeme tarafından ...'ın 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen GEÇİCİ MADDE 12- de 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen idarelerden OLMADIĞI kanatine varılması durumunda: YÜKLENİCİ (Davalı) SORUMLU OLUNAN TUTAR ... Koruma ve Eğt. Hiz. Tic. A.Ş. 118.460,32 TL ... ve Koruma Hizm. San. Tic. A.Ş. 58.134,18 TL Mahkeme tarafından ...'ın 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen GEÇİCİ MADDE 12- de 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen idarelerden OLDUĞU kanatine varılması durumunda: YÜKLENİCİ (Davalı) SORUMLU OLUNAN TUTAR ... Koruma ve Eğt. Hiz. Tic. A.Ş. -0- TL ... ve Koruma Hizm. San. Tic. A.Ş. 42.123,46 TL Yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememiz dosyası tarafların beyan ve itirazları kapsamında aktüerya bilirkişi ...'den alınan 22/06/2026 tarihli ek raporda özetle: Kök raporda yapmış olduğum değerlendirmelerim dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere ve raporda belirttiğim mevzuat ile emsal yargı kararlarına göre yapılmış olup; taraf vekillerinin kök rapora yapmış oldukları itirazlar da dikkate alınarak yukarıda "II-İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ" kısmında belirttiğim açıklamalara göre kök raporun "IV- NETİCE VE KANAAT" kısmının; "Dava dosyasındaki tüm talepler, iddialar, bilgi ve belgeler ile 29 Ocak 2026 tarihli 33152 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen geçici 12. madde hükmü dikkate alınarak nihai takdir ve hukuki değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere, davacının davalılardan hak edebileceği alacak miktarının; Mahkeme tarafından ...'ın 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen GEÇİCİ MADDE 12- de 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen idarelerden OLMADIĞI kanatine varılması durumunda: YÜKLENİCİ (Davalı) SORUMLU OLUNAN TUTAR ... Koruma ve Eğt. Hiz. Tic. A.Ş. 119.167,52 TL ... ve Koruma Hizm. San. Tic. A.Ş. 58.526,63 TL Mahkeme tarafından ...'ın 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen GEÇİCİ MADDE 12- de 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen idarelerden OLDUĞU kanatine varılması durumunda:

YÜKLENİCİ (Davalı) SORUMLU OLUNAN TUTAR ... Koruma ve Eğt. Hiz. Tic. A.Ş. 14.143,14 TL ... ve Koruma Hizm. San. Tic. A.Ş. -0- TL Yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi olabileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. BAZI KANUNLARDA VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN: MADDE 6- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Bu kapsamda; “GEÇİCİ MADDE 12- 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” diye belirtilmiştir. DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; dava dışı işçinin, işçi alacaklarının emekli olması nedeniyle ödenen tazminatların, davalılardan rücuen tahsiline ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. ( .... Kararı) Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.

Bu kapsamda, toplanan delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, karar vermeye elverişli bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; somut uyuşmazlıkta davacı ile davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi mevcut olup, 4857 sayılı Kanunun 2/6. maddesine göre, davacı asıl işverenin davalı alt işverenlerin dava dışı işçisi ...'e karşı, o işyeri ile ilgili İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğu, yani kanun kapsamında, asıl ve alt işverenlerin dış ilişki itibariyle işçiye karşı müteselsil sorumlu oldukları, söz konusu düzenlemenin işçi alacağını güvence altına alma amacı taşıdığı, asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise, TBK.nu ve sözleşmeler hukuku esas alınacaktır. Buna göre somut olayda, davacı ... İLE ... A.Ş.'nin davalı şirketler ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığı görülmüş olup, tarafların, sorumlulukların belirlenmesinde kanuna açıkça aykırı olmadıkça öncelikle sözleşme hükümleri, sözleşme eki teknik şartname ve ihale dokümanları nazara alınacaktır. Sözleşme eki genel şartname uyarınca, yüklenicinin istihdam ettiği işçinin muhatabı ve sorumlusunun yüklenici olmasına, yüklenicinin işçilerine ödemesi gereken kıdem tazminatı, izin ücreti gibi ödemelerdeki aksamalarda her türlü yasal sorumluluğun yükleniciye ait olmasına göre davacının asıl işveren olarak yaptığı ödemeden, işçinin davalı şirketlerde çalıştığı döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olmak üzere davalının sorumlu oldukları kanaatine varılmış olduğu ancak davalı ...'ın 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen GEÇİCİ MADDE 12- de 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen idarelerden olduğu kanatine karar varılarak buna göre bilirkişi ...'den alınan 18/05/2026 tarihli bilirkişi ek raporu 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici 12.Maddesine uygun olduğu kanaatine varılarak bu ek rapor doğrultusunda, davalının hizmet alım sözleşmesi olan dönemle sınırlı olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ayrıca taraflar tacir olduğundan, rücen tazminat alacağı davadışı işçinin emekliye ayrılması nedeniyle ödeme yapılmış olup davalı tarafın temerrüte düşürüldüğü davacı tarafça ispat edilmediğinden dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici 12.Maddeye göre değerlendirildiğinde, yasada belirtilen döneme girmesi halinde idare rücuen tazminat alacaklarından vazgeçilmiş olduğundan bu kanun kapsamında yargılama gideri ve vekalet ücreti taraflar üzerinde bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca Davalı ... A.Ş. Şirketi hakkında açılan dava hakkında 7573 Sayılı yasanın 6.maddesi ile İş Kanunun geçici 12.maddesine göre, yasada belirtilen döneme girmesi halinde idare rücuen tazminat alacaklarından vazgeçilmiş olduğundan buna göre bu davalı hakkında esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 42.123,46.TL rücuen tazminatın davalı ... A.Ş.'den, dava tarihi olan 22/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek olan AVANS Faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, II) Davalı ... A.Ş. Şirketi hakkında açılan dava hakkında 7573 Sayılı yasanın 6.maddesi ile İş Kanunun geçici 12.maddesine göre bu davalı hakkında esas hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.877,45.TL karar ve ilam harcından, dava açılışında alınan 3.034,58.TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 157,13.TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacayı iadesine, 3) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 4.700,00.TL Arabuluculuk ücretinden, 3.585,84.TL'sinin DAVACIDAN, 1.114,16.TL'sinin DAVALI ... ..A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4) Davacı tarafından yapılan 615,40.TL başvurma harcı, 910,00. TL tebligat ve posta gideri, 12.000,00. TL bilirkişi ücreti, toplamı 13.525,40. TL'nin yargılama giderinin 7573 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12.'de dikkate alınarak hesaplanan 3.206,28.TL yargılama gideri ile 2.877,45.TL peşin harç olmak üzere toplam 6.083,73.TL yargılama giderinin davalı ... ..A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5) Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 42.123,46. TL vekalet ücretinin davalı ... ..A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 6) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı Ulusal şirket vekilinin e duruşmada yüzüne karşı, diğer davalı ... Şirket vekilinin yokluğunda olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 16/09/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/536, K. 2025/536, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-536-e-2025-536-k-98bea9137eb0