İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/960 E. 2026/643 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/960
- Karar No
- 2026/643
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/960 Esas KARAR NO : 2026/643
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2025 KARAR TARİHİ : 21/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... İnşaat ile davalı arasında 15.10.2024 tarihinde ... fatura numarası ile toplam 24.895,00 TL bedelli iki adet bilgisayar bileşeni (“...” anakartı ve “...” ekran kartı) satın alındığını, söz konusu bedelin, kredi kartı veya banka kartı aracılığıyla aynı tarihte tamamen ödenerek müvekkilinin, satış sözleşmesinden doğan asli edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu ödeme, ile sabit olup, satış bedelinin tamamı davalı şirketin tasarrufuna geçtiğini, satış sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207. maddesi uyarınca, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme borcunu üstlendiği bir sözleşmesi olduğunu, faturada yer alan "İrsaliye Yerine Geçer" ibaresine rağmen ve satış sözleşmesinde kararlaştırılan teslim tarihi gelmesine rağmen, davalı Şirket malı teslim etme edimini ifa etmediğini, fatura tarihinden itibaren geçen makul süre içerisinde dahi davalının, sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu durumun, davalı tarafın Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uyarınca borçlu temerrüdüne düşmesine sebep olduğunu, işbu durum üzerine müvekkili tarafından davalıya sözleşmede belirtilen edimlerin aynen ifası talepli ihtarname 15.09.2025 tarihinde PTT KEP sistemi üzerinden keşide edildiğini, ilgili ihtarnamenin ise davalı tarafından 15.09.2025 tarihinde teslim edildiğini ve 15.09.2025 tarihinde okunduğunu, davalı şirketin ihtara rağmen temerrüdü gidermemesi ve malı teslim etme imkanının kalmaması karşısında, müvekkilinin, TBK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, sözleşmeden dönme, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak sona erdirdiğini ve tarafların karşılıklı olarak ifa ettikleri edimleri iade etme borcunu doğurduğunu bildirip, davanın kabulü ile, davalı şirketin müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğu 24.895,00-TL tutarındaki bedelin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek oranda ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, müvekkil şirketin sahibi ve işleticisi olduğu ... adlı internet sitesi üzerinden 15.10.2024 tarihinde iki adet ürün satın aldığını, söz konusu ürünler davacıya teslim edilmeden önce davacı tarafından sipariş iptal edildiğini, ekte sunduğu ekran görüntülerinde de görüleceği üzere davacıya bedel iadesi yapılabilmesi için iade faturası düzenlemesi istenmişse de davacı tarafından iade faturası düzenlenmediğini, bu nedenle de bedel iadesi yapılması mümkün olmadığını, somut uyuşmazlık değerlendirilirken KDV Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu bir arada değerlendirilmesi gerektiğini ve müvekkili şirketin bedel iadesi yapabilmesi için iade faturasına ihtiyacı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacirlerin basiretli hareket etme yükümlülüğü olduğunu, davacının, kendisine kesilen faturaya konu mal/hizmeti almadığı beyan ettiğini, bu durumun müvekkil şirkete bildirdiğinde kendisine bedel iadesi yapılabileceği söylenmişse de davacı iade faturası kesmekten imtina ettiğini, davacının usule aykırı davranmış olduğundan kendisine bedel iadesi yapılamadığını, sonuç olarak usule uygun şekilde iade faturası düzenlenmesi halinde bedel iadesi yapılabileceğini bildirip, davacının haksız ve dayanaksız iddiaları doğrultusunda müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın öncelike usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesinden dönme sebebiyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında 15/10/2024 tarihli taşınır mal satış sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı alıcı bedel ödeme, davalı satıcı da malı teslim etmekle yükümlüdür. Davacı, edimini yerine getirmesine rağmen malın uzun süre kendisine teslim edilmediğini beyan ederek sözleşmeden döndüğünü belirterek bedel iadesi talebinde bulunmuştur. Davalı taraf hukuki ilişkiyi, davacının malın bedelini ödediğini ve malı teslim etmediğini inkâr etmemi, yalnızca bedel iadesi için iade faturası düzenlenmesi gerektiğini, davacının bu faturayı düzenlememesi sebebiyle bedel iadesi yapılmadığını ifade etmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde 15/10/2024 tarihli faturanın ve ödeme belgesinin mevcut olduğu görülmüştür. Bedelinin ödenmesine rağmen malın teslim edilmediği hususunda bir ihtilaf yoktur. TBK md. 212 hükmü “Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır.” Şeklindedir. Borçlunun temerrüdüne ilişkin TBK md. 125 uyarınca davacı sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır. Sözleşmeden dönme ile birlikte taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu yasal düzenleme kapsamında davacının ödediği bedeli talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin TBK md. 117 uyarınca “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” Bu doğrultuda davacının davalıya 15/09/2025 tarihinde ihtarname gönderdiği ve malın teslimi için 7 gün süre verdiği görülmektedir. Verilen sürenin sözleşme konusu malın teslimi için makul olduğu değerlendirilerek, davalının ihtar ile verilen süre sonunda 23/07/2025 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Satış sözleşmesi sonucu temerrüde düşen davalının, sözleşmeden dönme sebebiyle bedel iadesi yapması gerekirken, bunun için davacıya fatura düzenleme zorunluluğu dayatması mümkün değildir. Muhasebeye ilişkin birtakım prosedürler yasal sonuçların doğmasına engel değildir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kabulüne, 24.895,00 TL’nin 23/07/2025 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.700,58 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.085,18 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin/nisbi harcı, 60,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.290,80 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 24.895,00-TL vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.09.2026
Katip ...
Hakim ...