İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/382 E. 2026/577 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/382
Karar No
2026/577
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/382 Esas KARAR NO :2026/577

ASIL DAVA :Maddi tazminat ASIL DAVA TARİHİ :06/02/2018

BİRLEŞEN DAVA :Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ :30/12/2020 KARAR TARİHİ :16/07/2026

ASIL DAVADA DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, dava dışı Sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile ... Caddesini takiben ... Meydan istikametine sol şeritte seyir halindeyken ... Petrol istasyonu çıkışına geldiğinde gerisinde 10mt. fren izi bırakarak motorsikletinin ön köşe kısımlarıyla karşı istikametten gelip Bebek istikamstine seyreden davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla ... petrol istasyonu çıkışına gelerek karşı istikametten gelen trafik akımını kontrol etmeden ani bir şekilde sola manevra yaparak ... petrol istasyonu çıkışına terkten girmek istediği esnada sağ ön tampon , sağ ön yan muhtelif ve ön cam kısımlarıüzerine yatarak gerisinde 12 m. sürtünme izi bırakarak aksi istikamette sol şeritte durarak ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasınâ sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağına göre; davalı ... ...'ın 2918 sayılı KTK.m. 47/1.c. hükmünde yer alan asli kusurlardan olan “trafik işaret levhaları ve cihazları yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymamak “ kusurunu işlemiş olması nedeniyle kazanın meydana gelişinde asli derecede kusurlu olduğunun belirlendiğini, aynı tutanağa göre ... plakalı motor sürücüsü müteveffa ...'ın kazanın meydana gelişinde 2918 sayılı KTK .m. 521.a bendinde yer alan “araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken veyadönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azalttmamak” kusurunu işlemiş olması nedeniyle de kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazanın ardından davalı sürücü hakkında ....Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde de davalı sürücünün kusurlu olduğu sabit olup hakkında mahkumiyet kararı tesis edildiğini, Meydana gelen trafik kazasında kazaya karışan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacı sigortalısı ... ... ciddi biçimde yaralandığını, kaza sonrasında gerçekleştirilen ilk tedavisinin ardından yaşadığı İsviçre'ye nakli gerçekleştirilen müvekkili sigortalısı burada da uzunca bir süre tedavi gördüğünü, Müvekkili sigortalısının sağlık durumu doktor raporlarıyla da sabit olduğunu, müvekkili davacı sigorta şirketi, sigortalısına uygulanan tedavi giderlerine karşılık olmak üzere ....786,85 CHF (İsviçre Frangı) tutarında ödeme yaptığını, sigortalısına gereken sağlık harcamalarını yaparak hukuki sorumluluğunu yerine getiren davacının yaptığı ödemeyi hukuki sorumluluğu bulunan davalılardan TTK m. 1472 kapsamında rücuen tazminini talep etme hakkı doğduğunu, Davalı ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracıh aynı davalı adına kayıtlı olup diğer davalı ... ... Şirketi tarafından ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle ile sigorta teminatı altına alındığını, kazaya karışan ... plakalı aracın ise müteveffa sürücü ...'a ait olup davalı ... Siğorta A.Ş. Tarafından ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle ile sigorta teminatı altına alındığını, Kazanın meydana gelişinde ... ve ... plakalı araç sürücülerinin kusurlu bulunduğunu, kaza neticesinde ortaya çıkan zararlardan davalıların 25.02.2011 tarih ve 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un m.54 vd. hükümleri ve Geçici 1. maddesi ile aynı kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.98 ve m. 85,88 hükümleri uyarınca müteselsilen ve müştereken sorumlulukları bulunduğundan müvekkili sigortasının, tedavi, sağlık ve bakım giderlerine karşılık yapmış olduğu ....786,85 CHF (İsviçre Frangı) tutarındaki ödemeyi rücuen tazmin etme zorunlulukları bulunduğunu, müvekkilinin zararının giderilmesi amacıyla davalılara gerçekleştirdikleri başvuruya rağmen müvekkilinin kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlarının davalılarca karşılanmaması nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili davacı ... tarafından, sigortalısı ... ...'ın geçirdiği kaza nedeniyle; Davacı tarafından sigortalısının tedavi, sağlık ve bakım giderlerine karşılık günümüze kadar yapılan ....786,85 CHF (İsviçre Frangı) tutarındaki harcamaya karşılık gelen maddi tazminatın şimilik 5.000CHF (İsviçre Frangı ) CHF tutarındaki kısmının olay tarihinderi; itibaren işleyecek avans faizi, avukatlık ücreti ve yargılama masraflarıyla birlikte davalılar ...'dan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (izafeten İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü)nden ve( Poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ... Sigorta A.Ş., ile ... ... Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA CEVAPLAR: Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde, ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen, 31/08/2012-2013 vadeli ... poliçe no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, Kaza tespit tutanağı ve diğer delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, öncelikle davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiğini ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, İşletenin sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili şirketin işletenin sorumluluğu bulunmaması karşısında sorumluluğu bulunmayacağını, HMK 6. Madde gereği yetkili mahkeme davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, KTK 98. Maddesinde "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın (EKLENMİŞ İBARE RGT: 23.04.2015 RG NO: 29335 KANUN NO: 6645/60) genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (EKLENMİŞ CÜMLE RGT: 23.04.2015 RG NO: 29335 KANUN NO: 6645/60) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez. Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ... Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için ... Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve ... Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı % 50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir. Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Sigorta şirketleri ve ... Hesabından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacak meblağın belirlenmesi ve ödenmesi ile sağlık hizmetleri için teminat sağlanan sigortaların tespiti ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. Trafik kazası sebebiyle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarınca gerçekleştirilen tedavi giderleri bakımından, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Bakanlığına yapılacak ödemeye ilişkin usul ve esaslar Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca belirlenir." denildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun olmadığını, kurumun tüm borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca faturalar incelendiğinde görüleceği üzere belirtilen harcamaların dava dışı ...tarafından yapıldığını, davacı bu davaya açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın usulden yetkisizlik nedeniyle reddi ile yetkili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine Esasa girildiği takdirde, Davaya konu talebin zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacı sigorta şirketinin taleplerinin, yasal ve hukuksal talep koşullarından yoksun olup davanın reddi gerektiğini, davacı şirket de, işbu davanın kuvvetle muhtemel reddedileceğinin farkında olduğunu, aksi takdirde ....786,85 İsviçre Frangı ödenmiş olduğu iddia edildiği halde, şimdilik 5.000,00 İsviçre Frangı talep edildiğini, böylelikle davacı şirketin, yargılama sonucunda hükmedilecek kanuni vekalet ücreti ve özellikle nisbi harç tutarlarının asgari düzeyde olmasını amaçladığını, davacı yan 5718 sayılı Milletletarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’nun 48. maddesine göre teminat yatırmadığını, bu nedenle bu teminatın ikmali gerektiğini, davanın teminatsız yürütülmesine muvafakatlarının bulunmadığını, İsviçre’de mukim olduğu anlaşılan davacı sigorta şirketinin, trafik kazasında yaralanan kişinin sigortalısı olduğunu ve bu nedenle tedavi giderleri ödediğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesi ekinde sigorta poliçesinin sunulmadığını, bu itibarla davacı taraf, öncelikle sigorta poliçesinin aslını ve noter tasdikli Türkçe çevirisini sunmakla yükümlü olduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi sunulmadan ve bu poliçenin ...’de meydana gelen rizikoları kapsadığı ortaya konulmadan böyle bir davayı açmakdaki akti, hukuki yararı bulunmadığından, aktif taraf ehliyeti de olmayacağını, ayrıca aşağıda belirtileceği ve 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği üzere, ... sigortalarında sigortacının rücu hakkının bulunmaması nedeniyle de davacının aktif taraf ehliyetinin olmadığını, davacı sigorta şirketinin de kabulünde olduğu üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.98’e göre trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödensi gerektiğini, bu itibarla husumetin, Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltilmesi gerektiğini, bir an için tedavi giderlerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayacağı düşünülse bile; davalı müvekkilinin kazaya karışan ... plakalı aracı, kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta tarafından hem zorunlu mali mesuliyet hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortasıyla sigortalı olduğunu, bu itibarla Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumlu olmayabileceği düşünülse bile, davalının sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin ... Sigorta nezdinde hem zorunlu hem de ihtiyari sorumluluk sigortasının bulunması nedeniyle olsa olsa davalı ... Sigorta’nın sorumluluğunun söz konusu olabileceğini, bu nedenlerle davalı ... ...’nın pasif husumet ehliyeti (pasif taraf ehliyeti) bulunmadığını, İsviçre’de mukim davacı sigorta şirketi, 07.08.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle ödendiğini iddia ettiği tedavi giderleri için rücuen alacak isteminde bulunduğunu, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı def’inde bulunduklarını ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki dava, “kısmi dava” olarak açılmış olup davacının iddiasına göre kısmi dava açılamayacağını, dava dilekçesinin ekinde, davacı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi sunulmamış olmakla birlikte, davacı sigorta şirketi tarafından ödendiği iddia edilen tedavi giderleri kazada yaralanan kişinin (... ...) sağlık sigortasına dayalı olarak ödenmiş olabileceğini, bir başka anlatımla kazada yaralanan dava dışı kişinin, davacı sigorta şirketi nezdinde sağlık sigortası bulunduğunu, gerek eski Türk Ticaret Kanunu’nda gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sigortalar, mal ve ... sigortaları olarak ikiye ayrıldığını,. her iki kanunda da sigortacının rücu hakkı, sadece mal (zarar) sigortaları bakımından kabul edildiğini, 6102 Sayılı TTK’nın Sigorta Hukuku başlıklı 6. Kitabının İkinci Kısmının Birinci Bölümü’nde Zarar (Mal) Sigortaları, İkinci Bölümü’nde ise ... Sigortaları düzenlendiğini, davacı sigorta şirketi; kazada yaralanan kişinin tedavi giderlerini ödediklerini, bu itibarla davacı şirketin, hukuksal sorumluluğu bulunan davalılardan TTK m.1472 uyarınca rücuan tazminat talebinde bulunabileceğini belirttiğini (Bakınız: Dava dilekçesi, sayfa 2, 4 nolu paragraf) davacı tarafça dayanılan TTK’nın “halefiyet” başlıklı m.1472 hükmü, Zarar Sigortaları’nın düzenlendiği Birinci Bölüm’de yer aldığını ve sadece zarar sigortaları için kabul edildiğini, bir başka anlatımla TTK’da sigortacıya rücu hakkı, zarar sigortalarıyla sınırlı olarak tanındığını, ... sigortalarında ise sigortacıya halefiyet (rücu) hakkı tanınmadığını, nitekim 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, ... sigortalarında sigortacının halefiyetinden söz edilemeyeceği belirtildiğini, “Türk Ticaret Kanununun 1301 inci maddesi hükmü, bu kanunun Sigorta Hukukuna ilişikin beşinci kitabının 2. faslının genel hükümlere ait 1. kısmında yer aldığı için mal (bu arada yangın, ziraat ve hırsızlık) ve sorumluluk (Trafik Kanunu gereğince mali sorumluluk) yani tazminat sigortalarında uygulanır ise de, 1338 inci maddenin aykırı hükmü sebebiyle ... sigortalarında sigortacının halefiyetinden söz edilmez” (Bakınız: 17.01.1972 tarih ve 1970/2 Esas, 1972/1 Karar Nolu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. Ek:1, anılan karar). 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda (İBK) atıf yapılan eski TTK m.1301 hükmünün yeni TTK’daki karşılığı m.1472 olduğunu, Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde, eski TTK ile yeni TTK’nın karşılaştırma cetveline bakılabileceğini, bu itibarla 17.01.1972 tarihli İBK’da zikredilen TTK m.1301 hükmünün karşılığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dayanılan yeni TTK m.1472 hükmü olduğunu, bu nedenle bağlayıcılığı bulunan İBK’ya göre ... sigortasına dayalı olarak rücu talebinde bulunan davacının rücu hakkının olmadığının izahtan vareste olduğunu, öğretide de ... sigortalarında sigortacının rücu hakkının bulunmadığınin kabul edildiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.98 hükmü uyarınca tedavi giderlerine ilişkin talepler Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltilmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin kazaya karışan aracı hem zorunlu hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortasıyla sigortalı olduğunu, bu itibarla davalı müvekkiline sorumluluk yöneltilemeyeceğini, Davacı sigorta şirketi tarafından tedavi giderleri ödemeleri yapılmış olsa bile, bu ödemelerin “yersiz” yapıldığını, davacı sigorta şirketi basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı müvekkilinin hukuksal sorumluluğunun bulunmadığı açık olmakla birlikte, davalıya atfedilen kusur oranının hatalı olup taraflarınca kabul edilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde, Davaya konu taleplerin zamanaşımına uğramış olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi 15/07/2013-15/07/2016 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti(Kişi başına sağlık gideri teminatı 250.000,00 TL) ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumlulukları poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber; masraf, vekâlet ücreti sorumlulukları da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, Poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, Poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olduğunu, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu matorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, sigortacı ise, KTK ve Genel Şartlar Mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralamasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işleten düşen hukuki sorumluluğunun, zorunlu sigorta limitine kadar temin edeceğini, .öyle bir halde zorunlu trafik sigortasında, sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararların, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu bulunmasının gerektiğini, araç işleteninin ve sürücüsünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net ve kesin olarak tespitinin gerektiğini, davacı vekili tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan iş bu davada, müvekkili şirketin tedavi giderleri nedeni ile oluşan zarardan sorumlu olduğunun beyan edildiğini, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacağını, kanunun yürürlük tarihinden önceki tedavi bedelleri de yine kurumca karşılanacağını, yine trafik kazalarına teminat sağlayan zorunlu sigortalarda, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak hazine müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 5684 sayılı sigortacılık kanununun 14. maddesinde düzenlenen durumlar için ... hesabı tarafından sosyal güvenlik kurumuna aktarılacağını, aktarım ile sigorta şirketlerinin ve ... hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülüklerinin sona ereceğini, anılan mevzuatlar kapsamında sigorta şirketlerinin prim aktarımı yapmama insiyatifi bulunmamakta olup aksinin düzenlenmediğini, keza 6111 sayılı yasa ve trafik kazaları nedeniyle ilgililer sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik uyarınca prim aktarımı hak ve tercih olmaktan öte bir yükümlülük/zorunluluk olarak düzenlendiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından da prim aktarımı zorunluluğunun yerine getirildiğini, bu nedenle de müvekkili şirketin tedavi gideri teminatı bakımından yükümlülüğünün ortadan kalktığını, müvekkili şirketin yurt dışında yapılan tedavi giderleri nedeniyle sorumlu olduğundan bahisle müvekkili şirket aleyhine dava açılmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu olayda tedavi gideri teminatı bakımından primleri sosyal güvenlik kurumuna aktaran müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını, yargıtay içtihatlarında da primlerin aktarılması ile sigorta şirketlerinin sorumluluğunun ortadan kalkacağının kabul edildiğini, 6111 sayılı yasanın 98. maddesinde resmi ve özel tüm sağlık kuruluşları nezdinde yapılan harcamalardan sosyal güvenlik kurumunun sorumlu olacağının belirtildiğini, trafik kazaları sebebi ile sulunan sağlık hizmet bedellerinin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacağını ve hazine müsteşarlığı tarafından belirlenen miktarın kuruma ödenmesi ile sigorta şirketinin ve ... hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği belirtilmiş olup, tedavi hizmet bedellerinin belirlenmesinde herhangi bir kısıtlamaya gidilmediğini, ancak 2012/5 sayılı genelge ile sosyal güvenlik kurumu tarafından tedavi giderlerinin ödenmesi konusunda kanunda yer almayan bir kısıtlama getirildiğini, düzenleyici işlemlerin sebep öğesi olan üst normlara uygun olmasının bir zorunluluk olduğunu, idare, kanunlara aykırı düzenleyici işlem yapamayacağını, idarenin düzenleyici işlemleri kanunlara uygun olması gerektiğini, kanunların çizdiği sınırların dışına çıkmaması gerektiğini, bu nedenle sosyal güvenlik kurumunun genelge ile kanunda belirtilen sorumluluğunu daraltması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki; sosyal güvenlik kurumunun böyle bir genelge ile sorumlu olmadığının belirtmesi 6111 sayılı yasa kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getiren müvekkili şirketin zarardan sorumlu olacağı anlamına da gelmediğini, 6111 sayılı yasa, yönetmelik ve genelgeler kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getiren müvekkili şirketin tedavi gideri teminatı bakımından primlerini de sosyal güvenlik kurumuna aktarmış olduğu dikkate alındığında, dava konusu zarar nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığının kabulü ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı davacının tazminat talebinin fahiş olduğunu, bununla birlikte davacı tarafça sigortacılık mevzuatı gereği hak sahiplerine ödeme yapıldığının da ispatlanamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. Maddesi ve yerleşmiş Yargıtay Kararları gereğince, gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirketlerine müracaat tarihinden öncesinde şirketlerinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, Sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren (15) iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihler öncesinde müvekkili sigorta şirketi açısından faiz sorumluluğunun da bulunmadığını belirterek aleyhlerine karşı açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline karşı husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin 2918 Sayılı Kanunun 6111 Sayılı kanunun 59. Maddesiyle değişik 98. Maddesindeki sorumluluğunun münhasıran tedavi giderlerine ve sağlık hizmeti sunucularına karşı olduğunu öteyandan yabancı uyruklu kişilerin ... de maruz kaldıkları trafik kazaları ile ilgili olarak kurumlarının sorumluluğunun ... deki tedavileriyle sınırlı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ... sigortalarında halefi yete yer verilmediğini bu nedenle sigortacının özel sağlık sigortası poliçesi üzerinden rücu hakkının mevcut olmadığını, davacı vekili tarafından hazırlanan ve kendilerine 14/02/2018 tarihinde tebliğ edilen dilekçeye istinaden, "Dava ile ilgili olarak İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğümüz Hukuk Servisinin... Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezine 14.02.2018 tarih ve ... sayılı yazısına cevaben adı geçen SSGM'nin 15.02.2018 tarih ... sayılı yazısında; 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Sayılı Kanunun 59. Maddesi ile yeniden düzenlenen 2918 Sayılı Kanunun 98. Maddesinde Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır." Hükmü, aynı kanunun Geçici 1. Maddesinde “ (1) Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafki kazaları nedenile sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik kurumu tarafından karşılanır hükmü, Hazine Müsteşarlığında 27/08/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Trafik kazalarından kaynaklanan sağlık giderleri" başlıklı 4 üncü maddesinde; " Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT)yer alan hükümler doğrultusunda karşılanır." hükmü yer aldığı, trafik kazaları sonucu oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslar ile ilgi olarak 08.02.2012 tarihinde Kurumumuzca yayımlanan Trafik Kazalarına bağlı Tedavi Giderleri konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 1-6111 Sayılı Kanunun Yürürlük Tarihinden Sonra Verilen Hizmetler başlıklı maddesinde “(1) Trafik kazasının oluş tarihine ve kazazedenin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın 25.02.2011 tarihinden itibaren Kurumla sözleşmeli/protokollü üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilecek tüm sağlık hizmet bedelleri Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hüküm ve ekleri esas alınarak karşılanacaktır.” ve “(5) Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerininin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurtdışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır. T.C. uyruklu kişilerin yurtdışı tedavileri ise Kurumun ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütülecektir. “ düzenlemelerin yer aldığı; Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinde yazımız ve eklerine istinaden yapılan incelemede ... ile ilgili herhangi bir şahıs/ şirket başvurusu ve manuel faturaya rastlanmadığı" şekilinde cevap verildiğini, davacının talebinin 6111 sayılı kanunun 59. Maddesinde yer almaması nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir. ASIL DAVADA DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, 07/08/2013 tarihinde ... de geçirdiği trafik kazası nedeniyle yaralanan ... ...'ın İsviçre'deki tedavi giderlerinin bu kişiye ait sağlık sigortası ödenmesi iddiasına dayalı olarak rücuen tazminat kapsamında ... plakalı araç sürücüsüne ve bu araca ait trafik sigortasını yapan sigorta şirketine, yaralanan ...'nın yolcuların bulunduğu ... plakalı motosikletin trafik sigortasını yapan şirkete ve SGK'ya karşı açılan rücuen tazminat davasıdır. DELİLLER: Trafik kazası tespit tutanağı, araçların trafik kayıtları, .... Ağır ceza Mahkemesine ait ... Esas sayılı dosya, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçeleri, davacı tarafından düzenlenen sağlık sigorta poliçesi, faturalar, ATK raporu, doktor raporları, bilirkişi incelemesi. Davacı vekili 02/03/2018 tarihli dilekçesi ile delillerini sıralamış 11 nolu delil kapsamında ... Sigorta A.Ş tarafından düzenlenen ... nolu ve ... sigorta tarafından düzenlenen ... nolu zorunlu mali mesuliyet poliçelerini delil olarak göstermiştir. .... ASliye Ticaret Mahkemesince 03/09/2021 tarihinde ... Esas nolu dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen dosya davacıların trafik kazasında yaralanan ........ İle ...'nın annesinin ve babasının davacı konumunda olduğu, davalı tarafta ise ... ve ... ... şirketinin bulunduğu görülmüştür.

BİRLEŞEN DOSYADA DAVA: Davacılar vekili 30/10/2020 tarihli dilekçesinde, kazada yaralanan ...'nın Amerika'da moda ve sanat tasarımı eğitimi gördüğünü ve 23 yaşında olduğunu, üniversitede birlikte eğitim gördüğü arkadaşı ... ile yaz tatili için ...'de olduğu sırada 07/08/2013 günü davalı ...'nin sürücüsü ve maliki olduğu ... plakalı aracın ...'ın kullandığı ve ...'nın da yolcu olarak arkasında bulunduğu ... plakalı motosiklete ağır kusurlu olarak çarpması sonucunda ...'nın ağır bir şekilde yaralandığını, buna ilişkin ceza yargılamasının ... Ağır ceza Mahkemesinin ... Esas nolu dosyasından yürütüldüğünü, kazada hayatını kaybeden ...'ın ailesi tarafından ikame edilen tazminat davasında (.... AsliyeTicaret Mahkemesinin 2014/... Esas 2016/... Karar) davalı sürücünün %80 , ...'ın ise %20 oranında kusurlu olduğunun bilirkişi raporuyla subut bulduğunu, müvekkili ...'nın motosiklette yolcu olarak bulunması ve ayrıca kask da takıyor olması nedeniyle hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazada müvekkili ...'nın kazanın etkisiyle yola fırladığını, kafasının yarıldığını, kolu ve kaburgalarının kırıldığını, dizinin parçalandığını , omurgasında oluşan büyük tramva ve bu tramvanın beyninde ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasarlar meydana getirdiğini, kazanın müvekkilinde fonksiyon ve duyu kaybı yarattığını, İsviçre Cenevre'de düzenlenen doktor raporuna göre müvekkilinin C2- C3 omurlarında ağır ve kalıcı biçimde hasar oluştuğunu, bu durumun kendisinde kol bacak sakatlığına ve şiddetli ve sürekli istemsiz kasılmalara ve nörolojik ağrılara neden olduğunu, müvekkiline "ehlers danlos sendromu" tanısı konulduğunu, bu hastalığın tedavisi ve çözümünün olmadığını, 6 ay hiç kıpırdamadan yattığını, devamındaki 2 yılı da tuvalet ve beslenme dahil olmak üzere hiç bir ihtiyacını kendisinin karşılayamadan hastanede yattığını, son yıllarda da hastanelerden rehabilitasyon merkezlerine transfer olduğunu, ...'nın anne babasından bağımsız bir hayat sürdürmesinin mümkün olmadığını, ikamet edilen iş bu dava ile müvekkilinin sağlık sigortası tarafından karşılanamayan tedavi masrafları , bakım ve bakıcı giderleri ile yaşadığı ve ömür boyu da yaşayacağı tramva , üzüntü ve acılar sebebiyle uğradıkları maddi zararın talep edildiğini, ...'nın önce kısa süre ... ... Hastanesinde sonra da İsviçre de dilekçede yazılan hastanelerde tedavi gördüğünü, bu tedavilerin büyük bir kısmının özel sağlık sigortası kapsamından karşılanmışsa da; hayatta kalmak, hareket edebilmek ve acılarını dindirmek adına almak zorunda kaldığı fizik tedaviler, ergo terapiler, tıbbi masajlar, evde verilen sağlık hizmetleri, ortopedi ve eczane masrafları ile hastane tarafından temin edilmeyen özel kıyafetler, Hastanelere ve Kliniklere ambulans ya da özel transferle ulaşım, evine yaptırılan engelli tuvaleti, merdiven çıkma mekanizması, günlük hayatının devamı için kendisine tahsis edilen hemşire ve yardımcı giderleri, aldığı psikolojik destek gibi kapsam dışında kalan pek çok kalem yıllardır müvekkilleri tarafından karşılandığını, yapılan tüm bu harcamaların detaylı listesi ve belgeleri delilleri arasında paylaşıldığını, tüm bu zaruri bakım masraflarının müvekkili ... ... De ...’ın hayatı boyunca da devam edeceği izahtan vareste olduğunu, bunun yanı sıra; yukarıda da belirtikleri üzere ... ... De ...; Üniversite eğitimi görmekteyken, okulunun yaz tatili esnasında bu elim kazayı geçirdiğini ve kaza sebebiyle eğitimini de yarıda bırakmak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkillerinin ödemiş olduğu yüzbinlerce dolarlık eğitim giderleri yine kaza sebebiyle boşa gittiğini, dolayısıyla bu kalemlerin de müvekkilleri açısından maddi zarar teşkil ettiğini, müvekkilinin gelecekteki iş hayatının da bu kazadan olumsuz etkilendiğini, olayda araç sahibi ve sürücüsü Davalı ...’in, aracın işletilmesi esnasında zarara uğrayan 3. kişilere karşı sorumluluğunun belli limitler dahilinde karşılayan “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası” nın davalı ... ... Şirketi tarafından yapıldığını, bu sigorta kapsamında; sürücünün kaza esnasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olması halinde doğan maddi zararlardan, sürücünün yanı sıra Sigortanın da sorumlu olduğu izahtan vareste olduğunu, bu hususta Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesi gereğince ... ... Şirketine keşide edilen .... Noterliği’nin 11.08.2020 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarına cevap dahi alınamadığını, davalılar aleyhine yapılan Arabuluculuk başvurusu da “Anlaşamama” ile sonuçlandığından işbu davanın ikamesi gereği doğduğunu, bu nedenle 150.000 TL maddi tazminatın araç sahibi ve sürücüsü davalı ... ve diğer davalı Sigorta’dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istediklerini, yukarıda detaylarıyla izah edildiği üzere davalı sürücünün ağır kusuruyla gerçekleştirdiği bu elim kazanın hayatının baharındaki iki gencin ve dolayısıyla da ailelerinin hayatını kararttığını, müvekkillerinin maddi kayıplarının yanı sıra, telafisi mümkün olmayan, kelimelere sığdırılamayacak, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük bir manevi zarara uğradıklarını, müvekkili ... ... De ..., tatil amacıyla güle oynaya geldiği ülkemizden İsviçre’ye, hareketsiz vaziyette ambulans uçakla geri dönebildiğini, kaza esnasında omurgasında oluşan büyük travma ve bu travmanın beyninde ve merkezi sinir sisteminde yarattığı ciddi hasar sebebiyle boynundan aşağısı tamamen hissizleşen müvekkilinin kazadan sonraki 6 ay hiç kıpırdayamadan yattığını, devamındaki 2 yılı da tuvalet ve beslenme dahil olmak üzere hiçbir ihtiyacını kendisi karşılayamaz biçimde hastanelerde geçirdiğini, son yıllarda da hastanelerden rehabilitasyon merkezlerine transfer olup, sürekli olarak çeşitli terapiler gördüğünü, öte yandan birlikte kaza geçirdiği, motorsikleti kullanan erkek arkadaşı ...’ın gözlerinin önünde feci şekilde ölümüyle sarsıldığını, diğer yandan kendisi de dayanılmaz acılar ve ağrılarla, her gününü ölmüş olmayı dileyerek geçirdiğini, tamamen hareketsiz geçen ayların ardından, yıllarca beslenme ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını bile kendisi karşılamayıp, 23 yaşında bir bebeğe dönüşerek kahrolduğunu, kaza sebebiyle Müvekkili ... ... De ...’ın; motor becerileri aşırı zayıflamış ve kendisinde duyusal bozukluklar gelişmiş olduğundan olayın üzerinden 7 yıldan fazla sürenin geçmiş olduğu gelinen aşamada bile, 15-20 dakikadan fazla ayakta duramamakta, desteksiz yürümekte zorlanmakta, hatta yere düştüğünü, ellerini düzgün kullanamamakta, yazı yazamamakta, çatal, kaşık kullanamadığını, bu fiziki yetersizliklerinin yanı sıra merkezi sinir sistemindeki harabiyet sebebiyle odaklanma sorunu yaşadığını, birkaç sayfa kitap okusa saatlerce dinlenmek zorunda kaldığını, en ufak bir notu bile aklında tutmayı başaramadığını, Korkunç ağrılar çektiğini, ciddi yan etkileri olan sayısız ilaç kullandığını, tüm bu sebeplerle normal arkadaşları ile birlikte üniversitede okuyamadığını, okula gidip derslere katılamadığını, sınavlara aynı şekilde giremediğini, dahası kaza sebebiyle müvekkilinin vücudundaki zararlar nedeniyle doğum yapması, bebeğini kucağına alması, emzirmesi dahi mümkün görünmediğini, bir kadın olarak bu nedenle de hayat boyu yaşayacağı üzüntü yaşayacağını ve yetersizlik hissedeceğini, tüm bunlar doktor ve hastane raporunun yanı sıra, ceza yargılaması esnasında düzenlenen adli tıp raporu ile de sabit olduğunu, gelecek vaad eden, başarılı, akıllı ve ilgi çekici bir genç kızken; eğitim hayatı bir anda sona eren, iş hayatı başlamadan biten, bir aile kurma, anne olma şansı kalmayan müvekkili ... ... De ...’ın yaşadığı travmanın, eski sağlıklı günlerine bir daha dönemeyecek olmasının, yıllardır çektiği fizyolojik ve psikolojik acıların, döktüğü gözyaşlarının hiçbir tazminatla telafi edilemeyeceğini, anne ve babası olan diğer müvekkillerinin ise; biricik kızlarının ülkesinden, evinden kilometrelerce uzakta başına gelen bu elim kaza ile derin biçimde sarsıldığını, Sapasağlam uğurladıkları kızlarını canlı bir cenaze olarak alıp, hayatta tutmak, çektiği acıları azaltmak adına tüm imkanlarını seferber etmişlerse de düzenleri, huzur ve mutlulukları yerle bir olan bu aile açısından hayat ne yazık ki bir daha eskisi gibi olamayacağını, yapılan Arabuluculuk görüşmelerinin “Anlaşamama” ile sonuçlandığını, bu nedenle 250.000 TL. manevi tazminatın araç sahibi ve sürücüsü Davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini istediklerini belirterek şimdilik 150.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 250.000 TL manevi tazminatı da olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... Şirketi cevap dilekçesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların genel şartlarda ön görülen usul ve esaslara tabi olduğunu, ... plakalı aracın 31/08/2012 - 2013 tarihleri arasında ... poliçe no ile zorunlu mali mesuliyet poliçesinin müvekkilince yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının kask ve kolluk gibi koruyucu teçhizatları takmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu, maluliyet durumunun adli tıp kurumu raporuyla tespit edilmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı ... sigorta şirketi tarafından manevi tazminatı da karşılayacak şekilde ihtiyari mali mesuliyet sigortasının da bulunduğunu, müvekkilinin asli kusurlu olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, motosiklet sürücüsünün hızının yüksek olduğunu, davacının zararının ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVADA DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, 07/08/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ...'nın yaralanması nedeniyle müvekkillerinin sağlık sigortası tarafından karşılanmayan tedavi masrafları, bakım- bakıcı giderleri , ebeveyinlerinin ... için yapmış oldukları eğitim giderlerinin tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkindir. DELİLLER: Trafik kazası tespit tutanağı, .... Ağır CEza Mahkemesine ait ... Esas nolu dosya, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas nolu dosyası, adli tıp raporu, tedavi evrakları, tedavi masraflarını gösterir belgeler, bilirkişi incelemesi. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, 05/04/2024 tarih ... karar nolu ilam ile "Olayla ilgili kaza tespit tutanağı incelendiğinde, ... plakalı araç sürücüsü ...'in birinci derecede , motosiklet sürücüsü ... 'ın ise ikinci dereceden kusuru olduğu yönünde tutanak tutulduğu görülmüştür. Asıl dosyada davacı olan tarafça rücuen tazminat istemli taleplerin sigorta şirketlerine ve SGK'ya yöneltildiği buna ilişkin dava dilekçesine ekli posta gönderi evrakı incelendiğinde, ... Sigorta ve ... Sigorta'ya 29/03/2017 tarihinde dilekçelerin tebliğ edildiği, ... sigorta tarafından verilen 26/04/2017 tarihli cevabi yazı incelendiğinde, Sağlık Hizmet Bedellerinin poliçe kapsamında olmadığı belirtilerek talebin değerlendirilmeyeceğinin bildirildiği görülmüştür. .... Ağır Ceza Mahkemesine ait ... Esas 2015/... Karar nolu ilam sureti incelendiğinde, mahkemece Adli Tıp Kurumundan kusur durumuna ilişkin rapor alındığı, ...'in asli derecede , ...'ın ise tali derecede kusurlu olduğunun bildirildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü ...'ın vefat ettiği, ...'nın yaralandığı, alınan bilirkişi raporu ve yapılan değerlendirmede sanık ...'nin orta çift şerit çizgisi ile bölünmüş bir yolda ve giriş yapmak istediği benzin istasyonuna, istasyonun çıkışından giriş yapmak için aracı ile dönüş yaptığı sırada meydana gelen ölümlü ve yaralamalı kaza neticesinde bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına neden olan sanığın cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Asıl ve birleşen dosyada davalılar tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de meydana gelen trafik kazasında bir kişinin öldüğü, bir kişinin de yaralandığı dikkate alındığında ceza zamanaşımının 15 yıl olduğu bu nedenle uzamış ceza zamanaşımı da dikkate alındığında olay tarihi 07/08/2013 olup asıl davanın 06/02/2018 birleşen davanın ise 30/12/2020 tarihinde açılması nedeniyle henüz uzamış ceza zamanaşımı dolmadığından davalının zamanaşımı definin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dosyada bir kısım davalılar yetki itirazında bulunmuş ise de kazanın meydana geldiği yer ve davalılardan ...'in adresi itibariyle mahkememiz yetkili olduğundan yetki itirazının da reddine karar verilmiştir. Asıl dosya bakımından davacı şirket İsviçre yasasına göre kurulmuş şirket olduğu, İsviçre ile ... arasında muafiyete ilişkin anlaşma bulunması nedeniyle davacının teminat yatırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Asıl dosya davacı vekili 13/12/2018 tarihli dilekçesi ekinde davacı tarafa ait sigorta poliçesinin ve tercümesini sunmuş olup incelendiğinde, ... Sigorta poliçesi başlığını taşıdığı, poliçenin davacı şirket tarafından yapıldığı, sigorta edilen kişinin ... ...'ın olduğu, 01/01/2013 tarihi taşıdığı, ...'ın açıklamasının "Hastalık sigortası federal yasasına göre sigortalar" şeklinde yapıldığı, kaza durumunda sigorta edilen miktar kısmında "Chf 10.000 - vefat durumunda ; Chf 100.000 - sakatlık durumunda, LAA normlarına göre kazadan sonra ilave hizmetler" şeklinde yazılı olduğu tespit edilmiştir. Asıl dosya davacı vekili tarafından ...'nın sağlık sigortası tarafından yapılan doktor, hastane, ilaç vs gideri ödemelerine ilişkin evrakları dosyaya sunmuş olup incelendiğinde, en son kısmında toplam harcama miktarının ....786,95 CHF olarak yer aldığı görülmüştür. Asıl dosya davacı vekiline süre verilerek davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinin başlangıç bitiş tarihleri, tedavi limitinin parasal sınırını gösterir evrakları dosyaya sunması için süre verilmiş, asıl dosya davacı vekili 23/03/2023 tarihli dilekçe ekinde davacı şirket tarafından yapılan sigorta poliçesi ile ilgili genel şartları ve koşulları gösterir evrakları ve bunların Türkçe tercümelerini dosya halinde mahkemeye sunulmuştur. Asıl dosyada Mahkemece 30/01/2019 tarihinde kusur uzmanı , sigorta uzmanı ve aktüerya uzmanından rapor alınmış ; raporda "Dava konusu olayın Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında trafik kazası olduğu, Meydana gelen kazanın, trafik kurallarına uyulduğunda, önlenebilir bir kaza niteliğinde olduğu, kaçınılmazlık faktörünün etkisinin olmadığı, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın; meydana gelen trafik kazasında, % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın; meydana gelen trafik kazasında, %20 (YÜZDE YİRMİ) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklette yolcu ...'ın; meydana gelen trafik kazasında kusurunun olmadığı, Kazazede yolcu ...'ın geçirmiş olduğu trafik kazası ile ilgili görmüş olduğu tedavi masraflarının değerlendirmesinin uzmanlık alanı tıp doktoru olan bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiği,Yabancılık unsuru içerdiğinden yukarıda sigortacılık açısından sunulan mütaalanın ...'de mukim bir sigorta şirketi açısından verildiği, yabancı ülkede mukim ve o ülkenin sigortacılık mevzuatına tabii davacı yönünden bu konuda uzman bir bilirkişinin görüş eklemesinin uygun olacağı," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Asıl dosya davalısı SGK vekili tarafından verilen itiraz dilekçesinde bilirkişi heyetinin içerisinde SUT uzmanı ile konusunda uzman tıp doktoru bilirkişinin de olması gerektiği, ... sigorta tarafından verilen itiraz dilekçesinde, ...'nın kask takmadan yolculuk yapmakta ise müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini yine hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği iddia edilmiştir. Mahkemece adli tıp uzmanı bilirkişiden rapor alınmış , 24/03/2020 tarihli rapor incelendiğinde, "Dosya içindeki Service ... SA başlıklı harcama dökümünün toplam ... 786 95CHF olduğu bu miktardan yurt içindeki 16.903,75CHFve 369, 15CHF'lik kısmı çıkardığımızda 326.514,05CHF yurt dışındaki harcama toplamı olduğu Yurt dışındaki fatura dökümü incelendiğinde kendisine kaza sırasında meydana gelen yaralanmaları sonrasında yapılan muayeneler, tetkikler (kan radyoloji) ,ilaçlar kompleks fizyoterapi karyopraktik tedavi pasif fizyoterapi aktif gymnastik, tıbbi muskuloskeletal rehabilitasyon, ortopedik tıbbi malzeme, sağlık hizmeti, hemşire bakımı, hastane ederleri için olup kaza sırasında meydana gelen yaralanmasına yönelik olduğu, 6111 Sayıl Kanunun Yürürlük Tarihinden Sonra Verilen Hizmetler başlıklı 175 maddesinde “Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamı yabancı ülkelerde sürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetlerinin bedelinin Kurumca karşılanmayacağı” denilmekle yurt dışındaki 326,514 O5CHF miktardan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olmadığı, Yurt içindeki tedavi giderinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğu miktarın hesaplanması için ... Hastanesi'nin ... adına düzenlenmiş tıbbi belgeleri ile dosya içindeki 36.940,71TL'lık ... Hastanesi'nin 24 .09.2013-964918 sayılı faturasının ve dosyada bulunmayan kesilmiş diğer faturalarının dökümlü halinin temini gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumuna ... Hastanesi'nin ... Sonia Karin Marignaç adına ayrıca Kuruma fatura edilen bir bedel olup olmadığının sorulmasının uygun olacağı," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Asıl dosya davacı şirket tarafından 30/07/2021 tarihinde HMK 107. Maddesi kapsamında dava değerinin arttırılması hususunda dilekçe verdiği, dava değerini toplamda 326.514,05 CHF'ye çıkardığını belirterek söz konusu miktarın avans faiziyle birlikte, sigorta şirketlerinden poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile tahsilini istemiştir. Dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açıldığına ilişkin hiç bir ibare bulunmadığı gibi davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu 09/05/2018 havale tarihli dilekçesinde de davanın kısmi dava olduğunu bildirmiştir. Davacı vekili 30/07/2021 tarihli dilekçesinde değer arttırımı dilekçesi demiş ise de bu dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu anlaşılmıştır. Islah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunlumuş ise de yukarıda da belirtildiği gibi söz konusu olayda uzamış dava zamanaşımının 15 yıl olduğu , kaza tarihi ve ıslah dilekçesi tarihi dikkate alındığında 15 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle zamanaşımı defi reddedilmiştir. Asıl dosya davalı SGK vekilince cevap dilekçesinde ve daha sonraki dilekçelerde belirtildiği üzere 6111 Sayılı kanunun 1/5. Maddesi gereğince yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamı yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetlerini kurumca karşılanmayacağı belirtildiğinden davacı ...'nın yurt içinde tedavi görmüş olduğu Şişli ......Araştırma Hastanesine yazılan yazı cevabında söz konusu kişinin yurt içinde verilen hizmet detayları dilekçe ekinde sunularak yaralanan kişi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği görülmüştür. Yaralanan ...'nın yurt içinde tedavi görmüş olduğu bir diğer hastane olan ... hastanesine da aynı mahiyette yazı yazılmış olup 09/11/2021 tarihli yazı cevabında kişiye uygulanan tedavi evrakları ile fatura örneği gönderilmiş ve hastanın ödemelerinin ... Asistance isimli aracı firma tarafından karşılandığı bildirilmiştir. Davalı ... Sigorta'ya ait trafik poliçesi incelendiğinde, tedavi gideri limitinin 225.000 TL olduğu saptanmıştır. Motosiklete ait zorunlu mali mesuliyet poliçesinin davalı ... Sigorta şirketi tarafından yapıldığı ve tedavi gideri limitinin 250.000 TL olduğu görülmüş ise de kaza tarihindeki, zorunlu mali mesuliyet poliçelerinin geçerli limitleri araştırıldığında her ikisinin de 250.000 TL olması gerektiği ve davalı sigorta şirketlerinin tedavi limiti açısından 250.000 TL limitle sorumlu oldukları görülmüştür. Davaya konu kazada vefat eden ... mirasçıları tarafından davalı ... hakkında açılan destekten yoksan kalma tazminatına ilişkin davanın görüşmüş olduğu İstanbul ... Asliye Ticaeret Mahkemesinin ...Esas nolu dosyasında (tekli ticaret mahkemelerinin heyetli mahkeme haline gelmesi nedeniyle bu dosya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... Esas nosunu almıştır.) mahkemece kusur durumunun saptanması için Adli Tıp kurumundan rapor aldırmış ve bir sureti dosyada bulunan Adli Tıp Kurumunun 14/10/2014 tarihli raporunda ...'in %80 , sürücü ...'ın %20 kusurlu olduğu yönünde rapor verildiği görülmüştür. ...'nın ...'de tedavi gördüğü hastanelerden tedavi evrakları alınarak dosyaya bırakılmış ayırca .... Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumu tarafından ... ile ilgili hazırlanan rapor sureti de dosya içerisine bırakılmıştır. Duruşmada alınan ara karar gereğince birleşen dosya davacılar vekiline maddi tazminat taleplerini ve manevi tazminat talebini kalem kalem bölerek neye ilişin olduğunu açıklaması için süre verilmiş, davacılar vekili 23/03/2021 havale tarihli dilekçesinde sadece maddi tazminat kapsamında şimdilik istemiş olduğu 150.000 TL'yi davacılar açısından bölerek ... için 30.000 TL , ...'nın annesi ve babası için ayrı ayrı 60.000 TL olarak belirlemiş, manevi tazminat bakımından ise 250.000TL'yi davacılara bölerek ... için 150.000 TL, annesi için 50.000 TL , babası için 50.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini bildirmiştir. Birleşen dosya davacılar vekili 30/11/2021 tarihinde sunmuş olduğu dilekçe ile tedavi masraflarını, eğitim masraflarını kalem kalem açıklayarak belgelerini eklemiş ve klasör halinde dosyamız ekine alınmıştır. Birleşen dosya davacılar vekilince İsviçre Rehabilitasyon Hekimliğinden alınan , kazada yaralanan ...'ya ait hasta tedavi özet bilgisi dosyaya sunulmuştur. Yine birleşen dosya davacılar vekilince dava açılmadan önce ... sigorta tarafından yapılan zorunlu mali mesuliyet poliçesi kapsamında müvekkillerine tazminat ödenmesine ilişkin .... Noterliğinin 11 Ağustos 2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ve tebliğ belgesini de 15/12/2022 tarihli dilekçe ile dosyaya sunmuştur. Birleşen dosya davacılar vekilince 22/03/2021 tarihli dilekçede maddi tazminat miktarı yönünden davacılar tarafından istenilen miktar bakımından açıklama yapılmış ise de , birleşen dosyada talebin sağlık sigortası tarafından karşılanamayan tedavi masrafları, bakım ve bakıcı gideri olduğundan ve dosya ekinde bir klasör halinde bir takım faturalar ve belgeler sunulmuş ise de, sunulan evrakların çok kapsamlı olması nedeniyle sunulan delillere atıf yapılarak sunulan evraklardaki sigorta şirketince karşılanan tedavi masrafları, bakıcı ve bakım giderleri yönünden kalem kalem miktarın açıklanması istenilmiştir. Dosya Adli tıp Kurumuna gönderilerek , davacı ...'nın geçirdiği trafik kazası nedeniyle bakıcı yardımına ihtiyaç duyup duymadığı, bakıcı yardımına ihtiyaç var ise kaza tarihinden itibaren ne kadar süre ile bakıcı yardımına ihtiyaç duyacağı, ayrıca trafik kazası tespit tutanağında motosiklette yolcu konumuda olan ...'nın kask takıp takmadığı kısmının "belirlenemediği" olarak işaretlenmesi nedeniyle Yargıtay İçtihatlarına göre kaza neticesinde almış olduğu yaraların niteliklerine göre değerlendirme yapılarak kask takıp takmadığının belirlenmesine, yine dosyadaki evraklara göre belirlenebiliyor ise ...'nın kazadan önce moda tasarım öğrencisi olduğu dikkate alınarak trafik kazası nedeniyle işgücü kaybının ve iyileşme süresinin de tespit edilmesi istenilmiştir. Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu 12/08/2022 tarihli raporunda ... hakkında dosyadaki tıbbi belgeleri inceleyerek ...'nın %100 oranıda meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme (işgöremezlik ) süresinin kaza tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, ...'nın kaza sırasında kask takıp takmadığı hususunun tıbben belirlenemediği şeklinde rapor verildiği görülmüştür. Davacılar vekili 06 Ekim 2022 tarihli dilekçesinde müvekkilinin ömür boyu bakıcı yardımına muhtaç olduğunu ayrıca kazanın hemen öncesine ait mobese ekran görüntüsünü sunarak hem sürücünün hem de ...'nın kask taktığını belirtmiştir. Birleşen dosya davacılar vekilinin bakıcı gideri hesabından kullanılmak üzere İsviçre'de kaza tarihinden günümüze kadar ki asgari ücretin net ve bürüt olmak üzere ayrı ayrı miktarını gösterir belgeleri sunması ayrıca ...'nın kaza tarihi itibariyle eğitim durumunu gösterir belgeleri yine birleşen dosyadaki davacıların tümü için hali hazırdaki ekonomik ve sosyal durumlarını dilekçe ile açıklaması için süre verilmiş, davacılar vekili 19/09/2022 havale tarihli dilekçesinde istenilen konularda yazılı olarak açıklama yapmış olup İsviçre Konfederasyonu genelinde herhangi bir asgari ücret uygulaması bulunmadığını belirterek bakıcılara ödenen ortalama ücretleri gösterir belgeleri dilekçesine eklemiş ve ortalama olarak aylık 10.860 CHF gelir elde ettiklerini bildirmiştir. Adli Tıp Kurumundan davacı ...'nın bakıcı yardımına ihtiyaç duyup duymadığı, duyacak ise süresinin tespiti konusunda da rapor tanzim edilmesi istenilmiş ise de Adli Tıp Kurumu raporunda ...'nın meslekte işgücü kaybı oranının %100 olduğu tespit edilmiş ise de bakıcı yardımı ile ilgili görüş bildirilmemiş ise de İstanbul BAM 8.HD'nin 10/05/2018 tarih 2018/738 Esas 2018/496 Karar nolu ilamında belirtildiği üzere ".........davacıdaki toplam maluliyet oranının %100 oranında ve sürekli olması karşısında davacının ömür boyu bir başkasının bakımına muhtaç olacağı açıktır. Bu nedenle davacının ömür boyu başkasının bakımına muhtaç olup olmadığının tespiti için ayrıca rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece yazılı gerekçeyle davacının ömür boyu bakıcı giderini hüküm altına alınmasında usul ve yasaya aykırı bulunmamaktadır......." denildiğinden 20/10/2022 tarihli duruşmada alınan ara kararları ile; Dosyanın mahkememizce seçilecek bir Sut uzmanı, bir doktor, bir aktüerya hesap uzmanı, birde sigorta uzmanına tevdi edilerek ; Önce davacı vekilince sunulan CD nin incelenerek, motorsiklet sürücüsü ve yolcunun kask takıp takmadığının belirlenerek ilgili görüntülerin çıktısının alınamasına, daha sonra, ATK raporunda Lauranın %100 oranında malül olduğu dikkate alınarak, takdiri mahkemeye ait olmak üzere yerleşik yargıtay içtihatları gereği yaşam boyu bakıcı yardımına muhtaç olduğu dikkate alınarak ve birleşen dosya davacılar vekilince sunulan 19/09/2022 tarihli dilekçe de incelenerek ; Asıl dosya yönünden ; Yaralanan ...'nın sağlık sigortası tarafından tedavi giderlerinin ödendiği iddia edildiğinden, poliçe ve ödeme belgeleri incelenerek , yabancı poliçe detaylı şekilde incelenerek poliçenin, yurt dışında meydana gelen trafik kazalarında kapsayıp kapsamadığı, poliçe limitinin ne olduğu davacı sigorta şirketince ne zaman ne kadar ödeme yapıldığı (detaylandırılarak) yapılan harcamaların yaralanmanın niteliği ile uyumlu olup olmadığı, ne kadar harcamanın davalılardan rücuen talebinin mümkün olduğu, davalı SGK nın yurt dışında yapılan tedavi giderlerinden sorumlu olup olmadığı, ...'nın tedavinin bir kısmı ... de yapılmış olup, tedavi evrakları ile ... deki hastane masraflarının kimin tarafından ödendiği ile ilgili yazı cevapları dosyada mevcut olup, davacı yabancı sigorta şirketince ... deki hastane giderlerinin de ödenip ödenmediğinin değerlendirilmesi, ... bir kısım tedavilerinin ... de yapılması nedeni ile, davacı yabancı sigorta şirketi ... deki hastane giderlerini ödemiş ise bu kısım yönünden 6111 sayılı yasa kapasmında SGK nın sorumlu olduğu hastane gideri olup olmadığı varsa miktarının tespiti,, Birleşen dosya yönünden ise; Ana dosyada yaralanan ...'nın sigortası tarafından ödemesi yapılmayan , davacılar tarafından yapıldığı iddia edilen tedavi giderlerinin neler olduğu, bedellerinin tespit edilmesi, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen tedavi giderlerinin yaralanmanın niteliğine uygun düşüp düşmediğinin belirlenmesi ayrıca ...'nın İsviçre de ikamet ettiği dikkate alırak İsviçre deki asgari ücrete göre bakıcı gideri (ATK raporuna göre bakıcı yardımına ihtiyaç duyuyor ise ) hesaplanması ayrıca birleşen dosyadaki ...'nun anne ve babası tarafından , ...'nın eğitiminin yarım bıraktığı ve bundan sonra da tamamlayamayacağı iddia edilerek yapılan eğitim giderlerinin tazminat olarak istenmesi nedeni ile dosyadaki tüm evraklara göre bu hususunda değerlendirilerek tazminat talep edilip edilmeyeceği varsa miktarının tespiti yönünden gerekçeli ve denetime el verişli rapor verilmesi istenilmiştir. 06/03/2023 tarihli heyet raporu incelendiğinde, ... Hastanesinin 24/09/2013 tarihli 36.940,71 TL tutarındaki faturası detaylı şeklide irdelenerek fatura incelendiğinde ödenen meblağ konusunun "yatan hasta harcamaları hasta payı" yazıldığının görüldüğünü, sağlık uygulama tebliğinde yatan hasta harcamaları hasta payı şeklinde herhangi bir ödeme kalemi bulunmadığını, eğer hasta payının ilave ücret olarak kabul edilirse sağlık uygulama tebliğinde 1.9- ilave ücret- 1.9.1 - ilave ücret alınması - 2 ilave ücretler genel sağlık sigortalıları veya bakmakla yükümlü olunan kişilerce ve/veya sağlık kurum/ kuruluşlarınca kurumdan talep edilemez hükmünün bulunduğunu belirttikleri, asıl dosya ve birleşen dosya yönünden yapılan tedavi giderlerinin yaralanmanın niteliğine uygun düşüp düşmediğinin tespit edilmesi mahkememizce bilirkişilerden istenildiğinden bilirkişi heyeti tarafından yaralananın sağlık durumuyla ilgili dosyadaki raporlar irdelenerek yine davacılar tarafından sunulan ödeme belgeleri gruplandırılarak davacılar tarafından sunulan tedavi evrakları ve ödeme belgeleri raporda tablo halinde listelenmiş, trafik kazasındaki kusur durumu ile ilgili dosyadaki ve .... Ağır Ceza Mahkemesince alınan raporlara atıf yapılarak ...'ın %80 oranında kusurlu bulunduğu belirtilerek ...'nın ...'de ve İsviçrede görmüş olduğu tedaviler özetlenerek, ...'nın .......Hastanesindeki tedavi giderlerinin SGK tarafından ödendiği belirtilerek raporun 24. Sayfasında raporda daha önce detaylı şekilde değerlendirilen tedavi giderleri, ilaç masrafları, tedavi amaçlı yapılan seyahatler tablo halinde özetlenerek belgeli tedavi giderleri toplamının ... hastanesi faturası olan 36.940,71 TL + İsviçrede yapılan tedavi giderleri 413.374,33 CHF ve yine İsviçrede yapılan nörolojik tedavi olan 2.575 GBP olduğunu, yurt içinde ve dışındaki fatura dökümleri ile epikrizler incelendiğinde, davacıya kaza sırasında meydana gelen yaralanmaları sonrasında yapılan muayeneler, tetkikler, operasyonlar, ilaçlar, fiziyoterapi , karyopraktik tedavi, pasif fiziyoterapi , aktif gymnastik , tıbbi muskoloskelatel rehabilitasyon, ortopedik tıbbi malzeme, sağlık hizmeti, hemşire bakımı, hastane giderleri için olup tespit ettikleri belgeler ve ödemelerin kaza sırasında meydana gelen yaralanma ile illiyet bağının tam olduğunu belirttikleri, bilirkişi heyetinde SUT uzmanı da bulunduğundan verilen talimat gereğince yapılan tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olup olmadığı raporun 24,25,26 ve 27.sayfalarında kanun maddelerine atıf yapılarak detaylı şekilde incelemiş ve SGK'nın yurtdışında yapılan tedavi giderlerinden sorumlu olmadığı yine ...'deki tedavisi neticesinde ... hastanesinde yapılan tedavi nedeniyle de raporlarının 8. Sayfasında yapılan açıklama doğrultusunda bu miktardan da SGK nın sorumlu olmadığını belirtmişlerdir. Bilirkişiler raporlarının devamında Adli Tıp Kurumu raporunda geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyet ile ilgili yapılan tespitler dikkate alınarak davacı ...'nın geçici ve sürekli işgücü kaybı maddi zararını hesapladıkları , bakıcı gideri zararı ile ilgili olarak adli tıp kurumuna ait raporda bakıcı gideri ve süresi ile ilgili belirleme yapılmadığından bu konuda hesap yapmak imkanlarının bulunmadığı belirtilmiş, raporun sonuç kısmında da asıl dosya açısından davacı sigorta şirketinin talep edebileceği miktarın (hesap tarzı raporun 31. Sayfasında gösterilmiştir) 261.211,24 CHF + 52.242,25 CHF = 313.453,49 CHF olduğunu tespit etmişlerdir . Yine asıl dosya açısında raporun sonuç kısmında SGK'nın bu harcamalar açısından sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Birleşen dava açısından yapılan değerlendirmede ise geçici ve sürekli iş görememezlik dönemi maddi zararının 21.436.421,13 TL olduğu, davacının yabancı ülkede yaptığı ve asıl dosya davacısı tarafından karşılanmayan tedavi giderler toplamının ise 621.302,52 TL ile ...'de yaptığı tedavi gideri miktarı olan 29.552,57 TL olduğunu belirttikleri görülmüştür. Taraf vekillerince alınan rapora karşı itiraz dilekçesi verildiği görülmüştür. İtirazlar doğrultusunda tekrar dosya aynı bilirkişi heyetine ek rapor tanzimi için tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti 30/10/2023 tarihli ek raporlarında, kök raporlarındaki görüşleri aynı tekrarladıkları sadece birleşen dosya yönünden davacı ...'nın ömür boyu bakıcı yardımına ihtiyaç duyması halinde bakıcı gideri nedeniyle zarar hesabının yapıldığı ve bu miktarın 17.897.241,60 TL olduğu yönünde ek rapor tanzim ettikleri görülmüştür. Birleşen dosya davacılar vekili 06/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi vererek maddi tazminat yönünden ... için geçici ve sürekli iş görmezliğe ilişkin maddi tazminatın 21.416.421,13 TL arttırıldığının bildirildiği, ömür boyu bakıcı giderine ilişkin maddi tazminatın ise 5.955.747,20 TL arttırılarak toplam 5.965.747,20 TL'nin olay tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte tahsili , Davacı ... ......yönünden ise ömürboyu bakıcı giderine ilişkin maddi tazminatın 5.935.747,20 TL arttırılarak toplamda 5.965.747,20 TL'ye , yabancı ülkede yapılan tedavi giderlerine ilişin maddi tazminatın 285.651,26 TL arttırılarak 305.651,26 TL'ye , ... de yapılan tedavi giderlerine ilişin maddi tazminatın 5.776,28 TL arttırılarak 14.776,28 TL'ye çıkartıldığı ayrıca eğitim masraflarına ilişkin maddi tazminat talep miktarının ise 1.000 TL olduğu belirtilerek bu tutar için herhangi bir ıslah yapılmadığının belirtildiği, Davacı .......için ömürboyu bakıcı giderine ilişkin maddi tazminatın 5.935.747,20 TL arttırılarak toplamda 5.965.747,20 TL'ye , yabancı ülkede yapılan tedavi giderlerine ilişin maddi tazminatın 285.651,26 TL arttırılarak 305.651,26 TL'ye , ... de yapılan tedavi giderlerine ilişin maddi tazminatın 5.776,28 TL arttırılarak 14.776,28 TL'ye çıkartıldığı görülmüştür. Davalı ... vekili bu aşamada dosyaya dilekçe vererek söz konusu aracın ihtiyari mali mesuliyet poliçesini de ... sigorta tarafından yapıldığını ve sınırsız şekilde teminat verildiği belirtilerek ilgili poliçenin de getirtilerek hükümde değerlendirilmesini isteyerek bu hususta Yargıtay içtihatları sunmuş ise de dosyamız asıl dosyasında ve birleşen dosyasında davacıların açıkça zorunlu mali mesuliyet poliçesinden talepte bulundukları, ... vekilince sunulan yargıtay içtihatlarında ise davacı tarafından hangi poliçeye dayanıldığı açıklanmadığı takdirde icra-i nitelikte olmamakla birlikte tespit şeklide hüküm kurulması yönünde olduğu ayrıca söz konusu ihtiyari mali mesuliyet poliçesi irdelendiğinde ihtiyari mali mesuliyete sınırsız şekilde teminat verilmediği, ölüm ve sürekli sakatlık halinde ayrı ayrı 15.000 TL , tedavi limitinin ise 1.500 TL olduğu görülmüştür. Söz konusu poliçede "artan mali sorumluluk - kombine tek limit- sınırsız" ibaresi var ise de poliçenin arka sayfalarında artan mali sorumluluk sınırsız teminatının detaylı şeklide açıklandığı , bu teminatın petrol, doğalgaz, .....depolama tesisleri.... Trafolar, kimyevi maddeler depolama tesisleri, .....cephanelikler havalimanları, tren garları,,.........gibi yerlerde araçların toplu halde bulunması gerektiren yerlerde olay başına 2.500.000 TL ile sınırlandırıldığı, bu halde yine olay başına 2.500.000 TL manevi tazminat limiti verildiği, söz konusu sorumluluk türünün dava konusu olayla ilgisinin bulunmadığı görülmüştür. Birleşen dosya davacılar vekilince sunulan ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulmuş ise de yukarıda da açıklandığı üzere uzamış zamanaşımının 15 yıl olması nedeniyle zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Davalılar vekillerince ...'nın kask takıp takmadığı iddia edilerek müterafik kusur indirimi yapılması istenilmiş ise de trafik kazası tespit tutanağında buna ilişkin bölümün "belirlemedi" şeklinde işaretlenmesi ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan kazadan önce olay yerine yakın yerdeki kamera görüntülerine ilişkin fotoğraflarda da hem motosiklet sürücüsünün hem de ...'nın başında kask olduğu göründüğünden buna ilişkin müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Yine davalılar vekilince hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması istenilmiş ise de yurtdışında birlikte eğitim gören motosiklet sürücüsü ... ile davacı ...'nın birlikte ...'de tatil yaptıkları sırada söz konusu kaza gerçekleştiğinden ve söz konusu taşımada hatır taşıması bulunmadığından (birlikte tatil yapmaları nedeniyle) buna ilişkin herhangi bir kusur indirimi de yapılamamıştır. Asıl dosya davacısı ...'nın sağlık sigortası şirketi olup ...'nın yurtdışındaki tedavi giderlerinin bir kısmını karşıladığı ve karşılanan tedavi giderlerinin kazada kusurlu olan araç sürücüsü , bu aracın zorunlu mali mesuliyet poliçesini yapan şirket ile motosiklete ait trafik sigortasını yapan ... sigortasına karşı rücuen tazminat niteliğinde bulunduğundan ve yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bu miktarın 313.453,49 İsviçre Frangı olarak belirlendiği, yurtdışında yapılan tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu bulunmadığı, bu nedenle asıl davada SGK hakkında açılan davanın reddi gerektiği, yine davacı ...'nın ...'deki tedavisinin bir kısmının yapıldığı ... Hastanesi tarafından gönderilen faturada "yatan hasta harcamaları hasta payı" yazıldığı, Sağlık uygulama tebliğinde bu şekilde herhangi bir ödeme kalemi bulunmadığından bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği şekilde bu kaleme yönelik olarak da SGK sorumlu olmadığından SGK hakkında açılan davanın tümden reddi gerekmiştir. Davacı ...'nın yurtdışındaki tedavilerinin bir kısmı adına düzenlenen sağlık sigortası tarafından yapılmış olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sağlık sigortası tarafından ödenen 313.453,49 İsviçre Frangı'nın kazaya sebebiyet veren ... ile davalı sigorta şirketlerinin tedavi limitleri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar vermek gerekmiştir. Olay tarihinde zorunlu mali mesuliyet poliçelerinde tedavi teminat limitinin 250.000 TL olduğu tespit edildiğinden kazaya karışan her iki aracın zorunlu mali mesuliyet poliçesindeki tedavi teminat limitinden karşılanması gerektiği, sigorta şirketlerine asıl dosyanın davacısı tarafından tazminat ödenmesi amacıyla dava tarihinden önce müracaat edildiği, tebligatın 29/03/2017 tarihinde yapıldığı, tebligatın alındığı tarihten itibaren 8 iş günü hesaplandığında davalı sigorta şirketlerinin 11/04/2017 tarihinde temerrüde düştüğü görüldüğünden asıl davanın aşağıdaki şekilde kısmen kabulüne , SGK aleyhine açılan davanın ise tümden reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. İstanbul BAM 9.HD'nin 2020/292 Esas 2022/449 Karar sayılı ilamında da bahsedildiği üzere 6102 Sayılı TTK'nın 1472 . Maddesi hükmü gereğince halefiyet ilkesine dayalı olarak davalardan ödeme yapan sigorta şirketine ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebilmesi mümkündür. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi haksız fiilin meydana geldiği tarih olup zarar sorumlusunu ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3.şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işletme ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabul edilebilir. Asıl dava davacısı sigorta şirketi ... için yurtdışında yapmış olduğu çok sayıdaki tedavi giderleri ödemeleriyle ilgili olarak iki klasör evrak sunmuş olup buna göre en son yapılan ödeme tarihi 03/03/2016 olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle asıl dosya yönünden en son ödeme tarihi olan 03/03/2016 tarihinde ... 'ın temerrüde düştüğünün kabulü gerekmiştir. Sigorta şirketleri açısından ise asıl dosya davacısı tarafından sigorta şirketlerine tedavi gideri limitinin ödenmesi için müracaat yaptığı, söz konusu tebligatların 29/03/2017 tarihinde sigorta şirketine yapıldığı, 8 iş günü ilave edildiğinde ise sigorta şirketlerinin 11/04/2017 tarihinde temerrüde düştüğü görülmüştür. Asıl dosyada davacı sigorta şirketinin talebi İsviçre Frangı yönünde olup, kazaya karışan araçların trafik sigortasını yapan şirketler ise teminatı TL cinsinden verdiklerinden ve sigorta şirketleri bu teminat limiti ve teminat verdikleri para birimi açısından sorumlu olduklarından İstanbul BAM 9. HD'nin 2020/1535 Esas 2022/1337 Karar nolu ilamında da belirtildiği şekilde sigorta şirketleri yönünden TL cinsinden hüküm kurulmuştur. Birleşen dava yönünden ise, davacıların talebi ...'nın sağlık sigortası tarafından karşılanmayan ve davacılar tarafından yurt dışında yapılan tedaviler nedeniyle ödenen bedeller, bakıcı gideri tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, bilirkişilere talimat verilmemesine rağmen bilirkişilerin geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatlarını hesapladıkları, davacıların da ıslah dilekçesinde bu miktarı da talep ettikleri görülmüş ise de yerleşik yargıtay ve BAM içtihatlarına göre (... BAM 3. HD'nin 2018/1670 Esas 2019/475 Karar) asıl dava ile talep edilmeyen bir konuda ıslah dilekçesi ile talepte bulunma olanağı bulunmadığından birleşen dosya davacılarının geçici ve kalıcı iş göremezlik ile ilgili ıslah dilekçesi ile istedikleri tazminat talebinin, dava dilekçesinde olmayan hususun ıslah dilekçesiyle talep edilemeyeceği kuralı gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş, buna yönelik talep usulden reddedildiğinden davalılar lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davacılardan ...'nın babası olan ... tarafından, kızına yaralanma anına kadar yapmış olduğu eğitim masrafları kapsamında tazminat davası açmış ise de bu talebin etik olmaması ve eğitim masraflarını üstelenemeyeceği dikkate alınarak ...'nin buna yönelik talebi reddedilmiştir. Davacıların bakıcı gideri tazminatı talebi yönünden ise ...'nın %100 oranında malul kalması, yaralanmanın niteliği ve İstanbul BAM 8. HD'nin 2018/738 Esas 2018/496 Karar nolu ilamı da dikkate alınarak, bilirkişiler tarafından saptanan bakıcı gideri tazminatı yönünden davacıların davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı ...'nın anne ve babası tarafından talep edilen, ...'nın sağlık sigortası tarafından karşılanmayan ve davacılar tarafından yapıldığı bildirilen tedavi giderleri ile ilgili olarak alınan bilirkişi heyet ek ve kök raporu gerekçeli ve denetime elverişli olup bu kapsamda belirlenen tazminat miktarının yarısı olan 320.427,54 TL'nin davacı ...'e, 320.427,54 TL'sinin davacı ...'e verilmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosyada davalılar arasında ... Sigorta gösterilmiş ise de tedavi gideri limiti 250.000 TL olup asıl dosyada bu limit kadar hüküm kurulduğundan ve limit dolduğundan birleşen dosya yönünden ... Sigorta hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş ancak davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunduğu ancak asıl dosyadaki hüküm nedeniyle teminat limiti dolmuş olduğundan söz konusu red kararı nedeniyle ... Sigorta lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Davacıların bir diğer talepleri ise manevi tazminat istemine ilişkin olup, ... hem ağır yaralanması hem de söz konusu kazada arkadaşı ...'ı kaybetmesi nedeniyle manevi tazminat istemiş, ...'nın annesi ve babası ise kızlarının ağır şekilde yaralanması nedeniyle duydukları üzüntü nedeniyle manevi tazminat istemine haklı oldukları dikkate alınarak, ...'ın trafik kazasındaki kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak ... için 100.000 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 30.000 TL manevi tazminat yönünden hüküm kurularak fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir. " denilerek; "Asıl Dosya Açısından; 1-Davacının SGK hakkında açmış olduğu davasının reddine, 2-Davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile, 313.453,49 CHF (İsviçre Frangı)nın (davalı ... Sigorta yönünden 250.000,00 TL tedavi gideri limiti ile sorumlu olmak, davalı ... Sigorta yönünden ise 250.000,00 TL tedavi gideri limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalı ...'dan 03/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca İsviçre Frangı cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle , davalı sigorta şirketleri yönünden ise 11/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 170.295,20 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta yönünden ayrı ayrı 39.500,00 TL vekalet ücreti limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalılar ..., ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Birleşen Dava Yönünden; 1-Davacı ...'nın "geçici ve sürekli iş göremezlik" tazminatına ilişkin talebinin, dava dilekçesinde olmayan hususun ıslah ile talep edilmeyeceği kuralı gereğince usulünce yapılmış bir ıslah bulunmadığından usulden reddine, 2-Davacıların bakıcı gideri ile ilgili davalı ... hakkında açmış oldukları davanın kabulü ile, a- 5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, b-5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, c- 5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, 3-Davacı ...'nin eğitim masrafları ile ilgili açmış olduğu davasının reddine, 4-Davacı ...'nin tedavi gideri ile ilgili açmış olduğu davasının kabulü ile 320.427,54 TL'nin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, 5-Davacı ...'nin tedavi gideri ile ilgili açmış olduğu davasının kabulü ile 320.427,54 TL'nin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, 6-Davacıların sigorta şirketine karşı açmış olduğu davanın, asıl dosyada verilen hüküm nedeniyle tedavi gideri limiti dolduğundan ... Sigorta A.Ş hakkında açılan davanın reddine, 7-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, ... için 100.000,00 TL ... için 30.000,00 TL , ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı, asıl davada davacı ... vekili, birleşen davada davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... Sigorta vekili ve asıl ve birleşen davada davalı ... sigorta vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2024/1302 esas 2025/467 karar nolu ilamı ile "Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut uyuşmazlıkta 07/08/2013 tarihinde davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile ...- ... istikametinde seyir halinde iken ... parkının olduğu yere geldiğinde kendi seyir istikametine göre yolun sol tarafında bulunan benzin istasyonuna girmek üzere sol tarafa manevra yaparak şerit değiştirdiği, karşı yönden gelen ve dava dışı sürücü ... yönetiminde bulunan ... plakalı motorsiklet ile gerçekleşen trafik kazası sonucunda sürücü ...'ın öldüğü, motorsiklette bulunan davacı ...'nın yaralandığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporunda; sürücü ...'ın %20, davalı sürücü ...'nin %80 kusurlu olduğu belirtilmiştir. .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı kararında "... Olay mahallinde hız limitinin 30 km/saat olduğu ve yaya geçidi bulunduğu, olay anını gösteren CD incelendiğinde, müteveffa motorsiklet sürücüsü ...'ın ve yolcu olan katılan ...’ın kaza anında başlarında kasklarının takılı olduğu, olay yerinde yapılan incelemede, zeminde motosiklete ait çarpışma öncesi 10 m fren izi bulunduğu tespit edilmiştir.Mahkememizce bu şekilde kabul olunan oluş ve tespitler karşısında, sanığın özü itibariyle, olayda gerekli dikkat ve özeni gösterdiği ve kusurlu olmadığı yönündeki aşama savunmaları yapılan yargılama ile duruşmada tartışılan delillerle tüm dava dosyası bağlamında irdelendiğinde;Sanık aşamalarda alınan savunmalarında özetle; aracıyla yaya geçidinin biraz ilerisindeki akaryakıt istasyonu hizasına yaklaştığı sırada, istasyona girmek üzere hızını düşürerek sinyal verip, kesik çizgilerin bulunduğunu ve yaya geçidine yaklaşan karşı yönden gelen araçların yavaşlayacağını gözeterek sola doğru dönüşe başladığı esnada bir anda karşı yönden hızla gelen fark etmediği motosikletin aracına çarptığını beyan etmiş ise de;Kamera kayıtlarına, kaza tespit tutanağına ve bunları değerlendiren bilimsel, objektif ve hükme esas alınmaya elverişli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 11/08/2013 ve 14/10/2014 tarihli Raporlarına göre; Sanık sürücü ...'in kurallara aykırı olarak orta şeridi düz çizgilerle belirlenmiş dönüşe yasak mahalde sola doğrultu değiştirdiği, dönüşü öncesi karşı istikametinden gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermediği,kontrolsüzce ve aniden dönüşe geçtiği anlaşılmış, Müteveffa sürücü ...'ın ise, olay mahallinde bulunan yaya geçidini ve mahal hız limitlerini dikkate almadan mahal hız limitlerinin üzerinde bir hızla seyir halinde bulunduğu,incelenen olay anını gösteren kamera kayıtları, aracı ile yaptığı fren mesafesi ile duramaması ve neticesindeki araçlardaki hasar durumlarının bu durumu teyit ettiği anlaşıldığından, kazanın meydana gelmesi yönünden sanığın asli derecede kusurlu olduğunun; müteveffa sürücü ...'ın ise olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış, bu nedenlerle sanığın tartışılan delil durumuna nazaran oluşla bağdaşmayan savunmalarına itibar edilmemiştir." gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/3106 Esas 2024/2764 Karar sayılı ilamı ile düzelterek onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... sayılı kesinleşen kararı ile maddi vakıayı belirlemiştir. Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile maddi olgu da kesinleşmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda ceza mahkemesince kabul edilen olayın meydana geliş biçimi ile ilgili maddi olgu hukuk mahkemesi içinde bağlayıcı olduğundan mahkemece ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre düzenlenen kusur raporunun hükme alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Bu nedenle yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan iki tarafın işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı yolcu , TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalı vekilinin kusur oranına ilişkin tazminata hükmedilmesi talebi yerinde değildir. Asıl dava dosyasında davacı sigorta şirketi .... tarafından ... Sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı ... ...'ın davaya konu trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanmasına bağlı tedavi giderleri ödendikten sonra trafik kazasında kusurlu olduğu iddiası ile yapılan ödemelerin davalılardan rücuen tazmini talep edilmiştir. Asıl davada dava dilekçesine ekli olarak dayanak yapılan sigorta poliçesi, tedavi giderlerine ilişkin ödeme belgeleri ile tercümelerinin sunulmuştur. Sigorta poliçesinin incelenmesinde üst limite ilişkin bir sınırlama tespit edilmediği, poliçe içeriğinde belirtilen 100.000 CHF'nin sakatlık durumunda LAA normlarına göre kazadan sonra ilave hizmetler olarak açıklandığı ek limit olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda davalıların limit üstünde karar verildiğine, poliçenin ve tedavi giderine ilişkin ödeme evraklarının sunulmadığına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Kısmen ıslah, önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K.,15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) (HGK’nın 15.02.2017 gün, 2015/7-917 E.-2017/265 K. sayılı kararı). Davacı ... ...'ın söz konusu trafik kazası nedeni ile %100 malul olacak şekilde yaralandığı sabit olup birleşen dava dilekçesi ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, manevi tazminat, bakım ve bakıcı giderlerinin tazmini talep edildiğinden davalı ...'nin aksi yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.

Somut uyuşmazlıkta birleşen dava dosyasında dava dilekçesi ve 23/03/2021 tarihli talep açıklama dilekçesinde; Davacı ... ...'ın trafik kazasından kaynaklı yaralanması nedeni ile özel sağlık sigortası tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, bakım ve bakıcı giderleri, üniversite eğitimi için ödenen eğitim ücreti ile manevi tazminatın dava konusu edildiği belirtilmiş, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının talep edilmemiştir. Dava dilekçesi ile talep edilmeyen tazminat talebinin kısmi ıslah ile istenmesi mümkün değildir. Bu yöne ilişkin davacı istinafı yerinde değildir. Birleşen dosya kapsamında davalı ... Sigorta hakkında ZMMS poliçesinden kaynaklı olarak dava açılmış olup kısmi ıslah dilekçesi ile İMM kapsamında davalı sigorta şirketinden bir talepte bulunulmadığı gibi bu talebin kısmi ıslah ile istenmesi mümkün olmadığından bu yöne ilişkin davacı istinafı yerinde değildir. Davacı ... ...'ın söz konusu trafik kazası nedeni ile %100 malul olacak şekilde yaralandığı sabit olup eğitimine bu kaza nedeni ile devam edemediği açıktır. Dava dilekçesinde eğitim giderlerinin de tazmini talep edilmiştir. Dolaylı zarar olan eğitim giderleri ZMMS poliçesi teminatı kapsamında değildir. Ancak davalı sürücüden eğitim giderinin iade edilmeyen kısmının tazmini talep edilebilir. Bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince %100 malul kalan davacının üniversite eğitimi için 2013-2014 dönemi için ödendiği belirtilen eğitim ücretinin tamamen veya kısmen davacıya iade edilip edilmediği de araştırılarak sonucuna göre peşin yatırılıp da iade edilmeyen eğitim ücretinin davalı sürücüden tahsiline karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamıştır. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Asıl dava dosyasında davacısının alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup taleple bağlı kalınarak yabancı para üzerinden karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak mahkemece davalılar arasında faizin türünde farklı hüküm kurularak çelişki yaratılması doğru olmamıştır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/1715 E. - 2016/6513 K.sayılı kararı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararında "Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır." yönünde karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da asıl ve birleşen davada dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değeri tam ve kesin olarak belirlenmesi davacılardan beklenemeyeceğinden davaya konu talepler belirsiz alacak davasına konu olabilecek niteliktedir. 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı..." hükmüne yer verilmiş; 6111 Sayılı Yasanın Geçici 1.maddesinde de "Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de SGK tarafından karşılanacağı..." hükmü getirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu' nun tedavi giderlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin hüküm, Danıştay 10. Dairesinin 05/10/2010 tarih, 2007/7391 Esas ve 2010/7354 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Elde ki dava da yaralanan ... ...'ın bir kısım tedavisi yurt dışında yapılmıştır. 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderleri yurt içinde olanlardan SGK sorumlu olacak ancak yabancı uyrukluların ...'de geçirdiği trafik kazası nedeniyle yurt dışında devam eden tedavilerinin SGK sorumluluğu kapsamında olmadığından yurt dışında devam eden tedavi giderlerinden SGK değil işleten, sürücü ve ZMMS sigortacısı sorumlu olacaktır. Mahkemece asıl davada rücuen tazminat miktarının belirlenmesi için alınan 24/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda yurt dışında yapılan tedavi harcaması 326.514,05 CHF, yurt içinde yapılan tedavi harcaması 16.903,75 CHF olarak belirlenmiş, asıl ve birleşen davada talepler bakımından ayrışım yapılmaksızın tüm tedavi giderleri hesaplanmıştır. Ayrıca rapor kendi içinde de tedavi giderlerine ilişkin rakamlarda farklılıklar bulunmakta olup hatır indirimi de yapılmıştır. Oysa asıl ve birleşen davada davacılar ile talep edilen alacak/tazminat kalemleri ve hesaplama yöntemleri farklıdır. Bu nedenle asıl ve birleşen davada ayrı ayrı da hüküm kurulacağından denetime elverişli olacak şekilde asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı bilirkişi raporu düzenlenmesi gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması eksik incelemeye dayalı olmuştur. Yine Mahkemece gerekçeli kararda 31/10/2023 bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş ise de gerekçesinin açıklanmamış olması, bilirkişi rapor içeriğinde hatır ve müterafik kusur indirimi yapılarak tazminat hesaplandığı halde mahkemece gerekçeli kararda müterafik kusur ve hatır indirimi yapılmadığı belirtilerek karar ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki yaratılması da doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi heyetine davacı ... ...'ın yaralanma bölgesine göre ortapedi ve travmatoloji uzmanı da eklenerek asıl davada dava dilekçesine ekli sigorta poliçesi, poliçe genel şartları, ödemesi yapılan faturalar ve tüm tedavi evrakları da incelenerek ... ...'ın trafik kazası nedeniyle ...'de ve yurtdışında yapılan tedavi için ödenen faturaların hizmet ile uyumu ve gerekliliği bakımından illiyet bağı da açıklanarak sağlık poliçesi kapsamında kalan tedavi giderlerinin kalem kalem denetlenip hesaplamasının yapılması, ...'de ... Hastanesinde yapılan tedavi giderlerinden 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi kapsamında kalan SGK'nın sorumlu olacağı tutarın SUT hükümleri uygulanmaksızın belirlenmesi; Birleşen davada davacının dava konusu ettiği yurdışında yapılan tedavi giderlerinin hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda kaza ile illiyet bağı da açıklanarak belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, yolcu olan müteveffanın kusursuz olması, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarları da bir miktar düşük olmuştur. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihinin kaza tarihinden itibaren başlamasına yönelik istinafı yerinde değildir. Yargılama giderleri için faiz işletilmeyeceğinden hükümde davacılar tarafından yatırılan ve davalı taraftan tahsiline karar verilen harca faiz işletilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte arabuluculuk ücreti hakkında karar verilmemiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre de asıl davada davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde davalı SGK yönünden 16.903,75 CHF talep edilmesine rağmen diğer davalılar yönünden ıslah edilen 326.514,05 CHF üzerinden davalı SGK lehinde de red vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ... vekili, birleşen davada davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... Sigorta vekili ve asıl ve birleşen davada davalı ... sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. İstinaf kararından sonra mahkememizce yapılan 06/11/2025 tarihli duruşmada alınan 1 ve 2 nolu ara kararları ile, "1-İstinaf ilamı doğrultusunda birleşen dosya davacılar vekilinden, ... için 2013-2014 eğitim yılı - dönemi için üniversiteye ödenen miktarın ne kadar olduğu, üniversiteye ödenen meblağın - ... okula gidemediği için ne kadarını davacılara üniversiteler tarafından iade edildiğini yazılı olarak açıklanarak ödenen ve iade edilen meblağlarla ilgili dekont, makbuz vs. İle ilgili belgelerin mahkememize sunulması için birleşen dosya davacılar vekiline 3 hafta kesin mehil verilmesine, mehilin kesin olduğunun yerine getirilmediği taktirde eğitim giderleriyle ilgili taleplerinin ispatlanamaması nedeniyle dosya kapsamına göre karar verileceği hususunun birleşen dosya davacılar vekiline ihtarına, 2-1 nolu ara kararında belirtilen belgeler ibraz edildiğinde ve her halükarda 3 haftalık kesin süre geçtikten sonra dosyanın, en son bilirkişi heyetine istinaf ilamı doğrultusunda ortopedi-travmatoloji uzmanı ...'ın eklenerek, istinaf ilamı bilirkişiler tarafından dikkatlice okunup değerlendirilerek ayrıca taktiri mahkemeye ait olmak üzere hatır indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılmadan; asıl dava ve birleşen davadaki taleplerin bilirkişiler tarafından ayrıştırılarak asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı paragraflar halinde (sanki ayrı davalarmış gibi değerlendirilerek) istinaf ilamı doğrultusunda ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine," karar verilmiştir. Birleşen dosya davacılar vekilince dosyaya sunulan 27/11/2025 tarihli dilekçe incelendiğinde, söz konusu kaza nedeniyle, müvekkili ...'nin eğitim hayatının sona erdiğini, eğitim adına yapılan binlerce euro masrafların boşa gittiğini, müvekkilinin Eylül 2013 döneminde başlayacak ... eğitimi için Paris'te bulunan okula 07/01/2013 tarihinde 8.250,00 Euro ve 4.000,00 Euro luk 2 adet ödeme yaptığını ve okula hiç başlayamadığını, aynı kaza nedeniyle müvekkilinin USA'da almış olduğu üniversite eğitimi ve müvekkillerin ödemiş olduğu binlerce dolarlık eğitim giderlerinin de boşa gittiğini, müvekkilinin üniversite program ücreti olarak toplam ödediği tutarların 27/11/2025 tarihli dilekçede tek tek belirtildiğini, bu ödemelerin yapıldığını ancak hiçbir üniversite ya da ... programı tarafından müvekkillerine hiçbir tutarın iade edilmediğin bildirerek ekinde bir takım evraklar sunduğu görülmüştür. İstinaf ilamı doğrultusunda daha önceki bilirkişi heyetine ortopedi - travmatoloji uzmanı da katılarak istinaf ilamı doğrultusunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş ve hazırlanan 30/03/2026 tarihli ek rapor dosyaya sunulmuştur. Söz konusu ek raporda "Asıl davanın davacısı ... tarafından 1-... ... Şirketi, ... Sigorta A.Ş., ... ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı dava edilerek kazada yaralananlar için sarf edilen tedavi ve bakım giderleri nedeniyle 16.903,75 CHF alacağın davalı SGK'dan, 326.514,05 CHF alacağın davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ... Şirketi ve ...'dan poliçe limiti ile sınırlı olarak talep edilmiştir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı ... ...’ın 07.08.2021 dava konusu trafik kazasından sonra; - Omurilik yaralanması, Servikal C2/C4 düzeyi altında inkomplet tetrapleji ve birlikte kardiyo-vasküler, mesane, bağırsak otonom disregülasyonu ve cinsel disfonksiyon, - Detrüsör - sfinkter dissiinerjisi ile birlikte seyreden nörojenik mesane disfonksiyonu; idrar yapmada güçlük ve idrar sonrasında mesane ve pelvis tabanında kramplar ve tam idrar yapamama ve mesanede rezidüel idrar varlığı ve sonuç olarak antibiyotik gerektiren çoklu üriner sistem enfeksiyonları, - Travmatik dalak lezyonu (Derece IV) ve karaciğer kontüzyonu ile sonuçlanan batın travması, - Kraniyoserebral Travma (Ağır Kafa Travması), çoklu minör subaraknoid kanama (birkaç küçük kanama), Bilateral pariyetal subdural hematom (10.08.2013’de Cenevre’de 2 büyük kanama) - Sol ön kolda her iki kemik ve dirsekte kırık, 12.08.2013 ’de Cenevre ’de ameliyat edilmiştir. Daha önce düzenlenen raporlarda ayrıntılı dökümü verildiği üzere asıl davanın davacısı tarafından bu olay nedeniyle yurt dışında sarf edilen tedavi giderleri toplamı 326.514,05 CHF olarak belirlenmiş olup, bu giderler olaya uygun ve illiyetli olduğundan yeniden döküm yapılmaksızın kök rapora atıf yapılarak anılan tutar asıl davacının yurt dışında yaptığı tedavi gideri olarak kabul edilecektir. Daha önce düzenlenen raporlarda ayrıntılı dökümü verildiği üzere birleşen davanın davacıları tarafından bu olay nedeniyle yurt dışında sarf edilen tedavi giderleri toplamı 86.860,28 CHF ve 2.575,00 GBP olarak ve ...’de yaptığı tedavi giderleri 36.940,71 TL olarak belirlenmiştir. Bu hususta yeni bir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden ve sarf edilen giderlerin olay ile illiyeti bulunduğundan söz konusu tutarlarda değişikliği gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu durumda; Asıl dava yönünden yırt dışında sarf edilen belgeli tedavi giderleri toplamı 326.514,05 CHF ve birleşen dava yönünden yurt dışında sarf edilen belgeli tedavi giderleri 86.860,28 CHF, 2.575,00 GBP ve ...’de yapılan belgeli yaptığı tedavi giderleri 36.940,71 TL olarak belirlenmiştir. Birleşen dava yönünden, Dava dilekçesinde davacının yüzbinlerce dolar eğitim gideri olduğu belirtilmesine karşın herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. BAM kararında 2013-2014 dönemi için ödendiği belirtilen eğitim ücretinin tamamen veya kısmen davacıya iade edilip edilmediği de araştırılarak sonucuna göre peşin yatırılıp da iade edilmeyen eğitim ücretinin davalı sürücüden tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafından BAM kararından sonra eğitim giderine ilişkin bir kısım belgeler ibraz edilmiş ve eğitim için Paris'te bulunan okula 07.01.2013 tarihinde 8250 Euro ve 4000 Euroluk iki adet ödeme yapıldığı belirtilerek buna ilişkin belgeler ibraz edilmiştir. Başkaca belge bulunmadığından ibraz edilen belgelere göre değerlendirme yapılarak takdire sunulacaktır. Buna göre İbraz edilen belgelere göre davacı tarafından 2013 öğretim yılı için toplam (8.250+4.000) = 12.250,00 € ödeme yapılmış gözükmektedir. Söz konusu tutarın dava tarihindeki TL karşılığı ile bunların birleşen davada davalı sürücünün %80 kusuruna isabet eden tutarı olan 88.277,42 TL'nin ödenmesi gerektiğini, Yurt içindeki ve dışındaki fatura dökümleri ile epikrizler incelendiğinde davacıya kaza sırasında meydana gelen yaralanmaları sonrasında yapılan muayeneler, tetkikler (kan, radyoloji), operasyonlar, ilaçlar, kompleks fizyoterapi, karyopraktik tedavi, pasif fizyoterapi, aktif gymnastik, tıbbi muskuloskeletal rehabilitasyon, ortopedik tıbbi malzeme, sağlık hizmeti, hemşire bakımı, hastane giderleri için olup kaza sırasında meydana gelen yaralanmasıyla illiyet bağının tam olduğu görülmektedir. I-Asıl Dava Kapsamında: Herhangi bir indirimi yapılmaksızın davalıların toplam %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre; a) Davacı sigorta şirketinin ... ... De ... için yurt dışında yaptığı tedavi giderleri nedeniyle; Talep edilebilir alacağının = 326.514,05 CHF (İsviçre frangı) olarak belirlendiği, Söz konusu giderlerin tamamının yurt dışında yapılmış olması nedeniyle BAM kararına göre davalı SGK'nın asıl dava yönünden bir sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, Alacağın poliçe limitini geçmesi nedeniyle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun ayrı ayrı olmak üzere ... Sigorta’nın 250.000,00 TL lık limitle ve ... Sigortanın 250.000,00 TL lık limitle sınırlı olacağı, II-Birleşen Dava Kapsamında: a) Davacının bakıma muhtaç olduğuna ve süresine ilişkin yetkili kuruluşlarca düzenlenmiş bir belge bulunmamasına karşın Sayın mahkemece davacının ömür boyu bakıma muhtaç olduğunun kabulü halinde; -Ömür boyu bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının = 17.897.241,60 TL olduğu, b) Davacının yabancı ülkede yaptığı talep edilebilir tedavi giderleri toplamının 611.302,52 TL ve ...’de yaptığı talep edilebilir tedavi giderlerinin 29.552,57 TL olduğu ve bu giderlerin tamamının belgeli olduğu, Giderlerin tamamının belgeli olması nedeniyle BAM kararı dikkate alındığında 29.552,57 TL lık belgeli tedavi giderlerinden sadece SGK’nın sorumlu olacağı, birleşen davada SGK’nın davalı olmaması nedeniyle; Davacının sadece yabancı ülkede yaptığı toplam 611.302,52 TL lık tedavi giderinden birleşen davanın davalıların sorumlu olacağı, c)Davacının talebi mümkün eğitim gideri alacağı 88.277,42 TL olarak belirlenmiş olup, Bu tutardan BAM kararına göre sadece davalı araç sürücüsü ...’ın sorumlu olacağı, SGK Uygulamaları Yönünden Değerlendirme 1. Bölge İdare Mahkemesinin yukarıda yer alan kararında görüleceği üzere; trafik kazalarında yaralanan kazazedeler için ...’deki hastanelerde yapılan tedavilere ilişkin tedavi giderlerinin dışında kalan manevi tazminat, iş göremezlik ödeneği, ulaşım, eğitim, evde bakım ve bakıcı giderlerinden SGK’nın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı" yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Asıl dosya davacısı tarafından açılan davayla ilgili olarak, talep etmiş olduğu tedavi giderleri ile ilgili liste ve ekindeki tedavi evrakları 2 klasör halinde dosyaya sunulmuş olup (ek - 1 ve ek-2 nolu klasörler) incelendiğinde giriş listesinin en son kısmındaki miktara göre toplam bedelin ....786,95 CHF olarak yazılı olduğu, listenin ikinci sırasında yer alan harcama kalemi incelendiğinde " 101773472 ...'deki hastane 08/08/2013 -11/08/2013, 16.903,75 CHF" yazılı olduğu, bununla ilgili klasör içeresinde bulunan ilgili belge incelendiğinde 1 Kasım 2013 tarihli ... nolu fatura konusunun tıbbı organizasyon denilerek TL bedelinin 36.540,71 TL CHF karşılığının 16.903,75 CHF olarak yer aldığı, ve söz konusu fatura bedelinin asıl dosya davacısı tarafından ödendiğine ilişkin sayfanın devamında belge olduğu tespit edilmiştir, yine devamında ... ... A.Ş tarafından kesilen 24/09/2013 tarihli faturanın bulunduğu, yatan hasta harcamalar hasta payı denilerek 36.940,07 TL'lik fatura kesildiği tespit edilmiştir. En son alınan ek rapora göre asıl dosya yönünden sigorta şirketi tarafından yurt dışı tedaviler kapsamında ödenen miktar 326.514,05 CHF olarak hesaplanmış olup, bilirkişiler asıl dosya davacısı tarafından ...'deki hastane olan ... Hastanesine ödenen 16.903,75 CHF'yi çıkartarak, yurt dışında yapılan tedavi giderleri toplamının 326.514,05 CHF olarak tespitini yapmışlardır. ... Hastanesine yazı yazılarak, tedavi evrakları ve giderleri ayrıca tedavi giderlerini kimin ödediği husus sorulmuş, ... Hastanesinin 9 Kasım 2021 tarihli yazı cevabında tedavi ve faturayla ilgili evraklar Cd halinde gönderilmiş ve söz konusu ödemelerin "... Asistance" isimli aracı firma tarafından yapıldığı bildirilmiş, mahkememizce Cd içerisinden ... Hastanesine ait fatura ile ödeme belgesinin çıktısı alınarak dosyaya bırakılmış, incelendiğinde ... Hastanesi tarafından kesilen faturanın 36.940,71 TL olduğu, fatura tarihinin 24/09/2013 olup, tedavi görülen tarihlerin ise 08/08/2013 - 11/08/2013 tarihleri arasını kapsadığı ve söz konusu bedelin " ... Uluslararası Destek ve Danışma" kurumu tarafından 22/11/2013 tarihinde ödendiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla ...'de ... Hastanesinde yapılan tedaviye ilişkin bedelin de asıl dosya davacısı olan yabancı sigorta şirketi tarafından ödendiği ve ödenen miktarın CHF karşılığının 16.903,75 CHF olduğu tespit edilmiştir. İstinaf ilamı incelendiğinde, taraflarca istinafa konu edilen hususların tek tek irdelenerek bazı istinaf taleplerinin yerine görülmediği tek tek belirtilmiştir. Bunlardan birisi başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı bir diğer husus ise birleşen dosya kapsamında davalı ... Sigorta hakkında ZMMS poliçesinden kaynaklı olarak dava açılmış olup, kısmi ıslah dilekçesiyle ...kapsamında davalı sigorta şirketinden bir talepte bulunulmadığı gibi bu talebin kısmı ıslah ile istenmesi mümkün olmadığından buna yönelik istinaf taleplerinin yerinde olmadığı belirtildiğinden bu hususlar ile yine yerinde görülmeyen istinaf sebepleri hakkında, mahkememizce tekrar inceleme yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla ... vekilince ileri sürülen ve birleşen dosya yönünden İMM poliçesiyle ilgili olarak da tespit hükmü kurulması, istinaf ilamında belirtilen bu husus dikkate alınarak mümkün görülmemiştir. Davalılar vekillerince ...'nın kask takıp takmadığı iddia edilerek müterafik kusur indirimi yapılması istenilmiş ise de trafik kazası tespit tutanağında buna ilişkin bölümün "belirlemedi" şeklinde işaretlenmesi ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan kazadan önce olay yerine yakın yerdeki kamera görüntülerine ilişkin fotoğraflarda da hem motosiklet sürücüsünün hem de ...'nın başında kask olduğu göründüğünden buna ilişkin müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Yine davalılar vekilince hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması istenilmiş ise de yurtdışında birlikte eğitim gören motosiklet sürücüsü ... ile davacı ...'nın birlikte ...'de tatil yaptıkları sırada söz konusu kaza gerçekleştiğinden ve söz konusu taşımada hatır taşıması bulunmadığından (birlikte tatil yapmaları nedeniyle) buna ilişkin herhangi bir kusur indirimi de yapılamamıştır. İstinaf ilamı da dikkate alınarak, asıl dosya davacısı olan yabancı sigorta şirketinin ...'de yapılan tedavilerle ilgili ... Hastanesi tarafından yapılan tedaviye ilişkin kesilen TL cinsi fatura karşılığında ödediği 16.903,75 CHF'nin davalı SGK tarafından karşılanması gerektiği, yine asıl dosya davacısı yabancı sigorta şirketi tarafından, yurt dışındaki tedaviler kapsamında ödemiş olduğu 326.514,05 CHF'nin ise SGK dışındaki diğer davalılardan, sigorta şirketleri yönünden teminat limitleriyle sınırlı olmak koşuluyla talep edebileceği tespit edilmiştir. Birleşen dava yönünden, istinaf ilamı kapsamında, eğitim giderleriyle ilgili rapor alınarak dosyaya bırakılmış, bu kapsamda davacılardan sadece ... tarafından 1.000,00 TL olarak talepte bulunulması nedeniyle, 1.000,00 TL'nin 07/08/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak bu davacıya verilmesi yönünde karar tesis etmek gerekmiştir. Birleşen dosya davacıları tarafından, yaralanan ...'nın sigortası tarafından ödemesi yapılmayan ve birleşen dosya davacıları tarafından yapıldığı iddia edilen tedavi giderleriyle ilgili olarak dava açıldığından ve ek raporda da belirtildiği üzere sigorta şirketi tarafından karşılanmayan tedavi giderleri miktarının 611.302,52 TL olarak belirlenmesi nedeniyle (birleşen dosya açısından, ...'nin sigortası tarafından ödenmeyip, birleşen dosya davacıları tarafından ödenen tedavi giderleri ile ilgili evraklar dosyaya 1 klasör halinde sunulmuş olup, söz konusu evrakların bulunduğu klasör ek-3 nolu klasör olarak dosya ekine alınmıştır) bu miktarın yarısı olan 305.651,26 TL'nin ...'den alınarak ...'e, 305.651,26 TL'sinin ise ...'ten alınarak davacı ...'ye verilmesine karar vermek gerekmiştir. İstinaf ilamına göre daha önce mahkememizce taktir edilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük kaldığı belirtildiğinden, ...'nın yararlanmasının niteliği, sürekli bakıma ihtiyaç duyması, eğitim hayatının sekteye uğraması ayrıca anne ve babasının kızlarının yaralanması nedeniyle duydurları elem ve ızdırap dikkate alınarak, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, ... için 140.000,00 TL ... için 40.000,00 TL , ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat istemine ilişkin vekalet ücreti hususunda mahkememizce yapılan değerlendirmede; davaya konu manevi tazminat istemi yönünden her ne kadar mahkememizce davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2026/1528 E., 2026/1382 K. Sayılı 12/06/2026 tarihli kararında " Reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği istinaf istemi yönünden, 14/03/2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 esas 2024/226 karar sayılı 25/12/2024 tarihli kararı ile 6100 Sayılı HMK madde 326/2 hükmünün “manevi tazminat davaları yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilerek kararın 6216 Sayılı Yasanın 66/3 hükmü uyarınca Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup; eldeki davada ilk derece mahkemesinin karar tarihinde iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiş ise de Dairemiz karar tarihi itibariyle bu karar yürürlükte olduğundan, Mahkemece manevi tazminat istemi yönünden takdiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedenlerinin de reddi gerekmiştir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmekle iptal kararı ve emsal mahiyetteki yüksek mahkeme içtihadı da dikkate alınarak reddedilen manevi tazminat istemi yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Asıl Dosya Açısından; 1-Davacının SGK hakkında açmış olduğu davasının kabulü ile 16.903,75 CHF (İsviçre Frangı)'nın 25/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca İsviçre Frangı cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalı SGK'dan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile, 326.514,05 CHF (İsviçre Frangı)nın (davalı ... Sigorta yönünden 250.000,00 TL tedavi gideri limiti ile sorumlu olmak, davalı ... Sigorta yönünden ise 250.000,00 TL tedavi gideri limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalı ...'dan 03/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek, davalı sigorta şirketleri yönünden ise 11/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca İsviçre Frangı cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların bu konudaki fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 45.000,00TL vekalet ücretinin davalı SGK'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 203.997,42 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta ve davalı ... Sigorta yönünden ayrı ayrı 45.000,00TL vekalet ücreti limiti ile sorumlu olmak kaydı ile ) davalılar ..., ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekilli temsil ettirdiğinden 1.501,62TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından peşin yatırılan 4.392,52TL harcın , davalılar ... , ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından istinaf ilamından önce yapılan 15.400,00TL bilirkişi ücreti, 1.278,35TL tebligat ve tezkere gideri, 517,50TL ATK fatura gideri, istinaf ilamından sonra yapılan 31.250,00TL bilirkişi ücreti, 610,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 49.055,85TL yargılama giderinin (davalı sigorta şirketleri yönünden ayrı ayrı 1.600,00TL yargılama gider limiti ile sorumlu olmak koşulu ile ) davalılar ... , ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine, 9-SGK hakkında verilen hüküm nedeniyle, SGK harçtan muaf olması nedeniyle , SGK'dan karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 10-SGK dışında diğer davalılar hakkında verilen hüküm nedeniyle 90.753,45TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 4.392,52TL'nin mahsubu ile kalan 86.360,93TL karar ve ilam harcından , ilk karardan sonra ... ... tarafından vergi dairesine yatırılan 82.730,79TL karar ve ilam harcının da mahsubu ile kalan 3.630,14TL karar ve ilam harcının (davalı sigorta şirketleri yönünden ayrı ayrı 557,00TL harç limiti ile sorumlu olmak kaydı ile ) davalılar ... , ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, Birleşen Dava Yönünden; 1-Davacı ...'nın "geçici ve sürekli iş göremezlik" tazminatına ilişkin talebinin, dava dilekçesinde olmayan hususun ıslah ile talep edilmeyeceği kuralı gereğince usulünce yapılmış bir ıslah bulunmadığından usulden reddine, 2-Davacıların bakıcı gideri ile ilgili davalı ... hakkında açmış oldukları davanın kabulü ile, a- 5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, b-5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, c- 5.965.747,20 TL bakıcı giderinin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, 3-Davacı ...'nin eğitim masrafları ile ilgili açmış olduğu davasının kabulü ile 1.000,00 TL'nin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, 4-Davacı ...'nin tedavi gideri ile ilgili açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile 305.651,26 TL'nin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, davacının bu konudaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, 5-Davacı ...'nin tedavi gideri ile ilgili açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile 305.651,26 TL'nin 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, davacının bu konudaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, 6-Davacıların sigorta şirketine karşı açmış olduğu davanın, asıl dosyada verilen hüküm nedeniyle tedavi gideri limiti dolduğundan ... Sigorta A.Ş hakkında açılan davanın reddine, 7-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, ... için 140.000,00 TL ... için 40.000,00 TL , ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'dan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine 8-Dava dilekçesinde olmayan hususun ıslah ile talep edilemeyeceği gerekçesi ile, davacı ... tarafından açılan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının usulden reddine karar verilmesi nedeniyle 45.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak , davalı ... ve ... Sigorta Aş'ne verilmesine, 9-Davacı ...'nin kabul edilen maddi tazminat talebi nedeniyle , davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 777.791,88 TL vekalet ücretinin, davalı ...'dan alınarak ...'e verilmesine, 10-Davacı ...'nin kabul edilen maddi tazminat talebi nedeniyle , davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 777.711,88TL vekalet ücretinin, davalı ...'dan alınarak ...'ya verilmesine, 11-Davacı ...'nın kabul edilen maddi tazminat talebi nedeniyle , davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 753.259,78 TL vekalet ücretinin, davalı ...'dan alınarak ...'ya verilmesine, 12-Davacı ...'nın kısmen kabul edilen manevi tazminat talebi nedeniyle 45.000,00TL vekalet ücretinin , davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 13-Davacı ...'nin kısmen kabul edilen manevi tazminat talebi nedeniyle 40.000,00TL vekalet ücretinin , davalı ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, 14-Davacı ...'nın kısmen kabul edilen manevi tazminat talebi nedeniyle 40.000,00TL vekalet ücretinin , davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 15-Davacılar tarafından peşin yatırılan 142.855,06TL harcın davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, 16-Birleşen dosya davacıları tarafından , istinaf ilamından önce yapılan 13.000,00TL bilirkişi ücreti, 1.278,35TL tebligat ve tezkere gideri, 517,50TL ATK fatura gideri, istinaf ilamından sonra yapılan sonra yapılan 31.250,00TL bilirkişi ücreti, 1.500,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 47.545,85 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 45.000,00TL'sinin davalı ...'dan alınarak, davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 17-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine, 18-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00TL arabulucu ücretinin 1.300,00TL'lik kısmından davalı ... sorumlu olup, ilk karar tarihinden sonra bu miktar ... tarafından vergi dairesine yatırıldığından , davalıdan tekrar arabulucu ücreti alınmasına yer olmadığına, kalan 60,00TL arabulucu ücretinin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, 19-Bu dava sebebiyle 1.279.415,15TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 142.855,06TL'nin mahsubu ile kalan 1.136.560,09TL karar ve ilam harcından , ilk karardan sonra ... tarafından vergi dairesine yatırılan 1.134.411,92TL karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 2.148,17TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/07/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/382, K. 2026/577, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-382-e-2026-577-k-03e765774e56