İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/370 E. 2025/852 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/370
- Karar No
- 2025/852
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/370 KARAR NO : 2025/852 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/04/2017 tarihinde sürücü... sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile ... Caddesi üzerinde Özkanlar istikametine seyir halindeyken 46 nolu bina ve trafik işaret levhası önünde kırmızı ışıkta geçerek 554 sokaktan yeşil ışıkta çıkış yaparak Mustafa Kemal Paşa Caddesine geçmekte olan müvekkili...n sevk ve idaresindeki motorsiklete çarpması sonucu çift taraflı yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Ege Üniversitesi Hastanesinde tedavi gördüğünü,... plakalı aracın sigorta poliçesinin davalı sigorta şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı Sigorta Şirket hakkında kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminat talebi için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi... sayılı dava dosyası ile dava açıldığını ve sulh ile sonuçlanmış ise de; iş bu dava ile müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı tespit edilen geçici bakıcı süresine tekabül eden maddi zararının hesap tarihindeki güncel asgari ücret verilerine göre hesaplanarak, davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, davalıdan tazmini talep olunduğunu, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan kusur bilirkişi incelemesinde sunulan 08.05.2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, 11/12/2024 tarihli PTT Kep başvurusu ile davalı kuruluşa söz konusu aracın sebep olduğu kaza ve müvekkilinin sakatlık durumunun bildirilerek zararının karşılanması gerektiğini aksi halde dava yoluna başvurulacağının ihtar ve ihbar edildiğini, fakat söz konusu sigorta şirketinin zararı karşılamadığını, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu... numaralı dosyası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak arabuluculuk son oturum tutanağından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra, müvekkili için 10,00-TL geçici bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu başvuruda, kazaya bağlı tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının söz konusu olay sebebiyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...ı dosyasından sulh anlaşması kapsamında geçici bakıcı gideri de dahil olmak üzere tüm talepler yönünden şirketi kayıtsız şartsız ibra ettiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yetkili mahkemenin Beykoz Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisizlik sebebi ile reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı yoktur. hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın sigortacılık kanunu ve trafik sigortası genel şartları gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti bakımından da dosyanın adli tıp kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderleri tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tedavi süresince gereken bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında olduğunun Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında kaldığını, davacı tarafın talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan geçici iş göremezlik ve sair tedavi masraflarından da SGK'nın sorumlu olduğunu, işbu nedenle bu taleplerinin reddi gerektiğini, başvuranın kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İstanbul Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Davacı...e ait nüfus kayıtları, 3-Davalı... Anonim Şirketi nezdinde, ... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu 11/04/2017 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak ... T.C. Kimlik numaralı davacı... tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve varsa davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, 4-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde, ... plaka sayılı motorsiklete ait tramer kayıtları, 5-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 11/04/2017 tarihi ve mevcut durum itibarıyla...scil ve ruhsat belgeleri, 6-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası, 7-İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi nezdinde, 11/04/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralana... T.C. Kimlik numaralı davacı...'e ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, 8-İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde, davacı ...'e ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 11/04/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan...'in yaralanması sebebiyle geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının, muhtaç ise süresinin belirlenmesi ile belirlenecek geçici bakıcı gideri bedelinin... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; ''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, ''işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur'', aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı'', aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, ''işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar' başlıklı 92. maddesinde: ''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır. Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. 14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile; 6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş, değişik; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır. Yine aynı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir. ''g)Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h)İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, ı)Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir. Her ne kadar davalı vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve davacı yaralanması kapsamında talep edebileceği bakıcı gideri miktarının hesaplanmasının teknik bilirkişilerce yapılabileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2019/12190 Başvuru numaralı 22/02/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı vekilinin, dava açılmadan önce davacı tarafça yapılan başvurunun eksik evrakla yapılması sebebiyle başvuru şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesini talebinin, davacı vekili tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen müzekkere cevabından da anlaşıldığı üzere dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açılmış olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Davaya konu uyuşmazlığın, yaralamalı trafik kazasında yaralanan davacının geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olduğundan bahisle belirlenecek geçici bakıcı gideri bedelinin davalı sigorta şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 08/07/2021 tarihli ve 31535 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 07/07/2021 tarihli 608 numaralı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin, İzmir İli mülki idare sınırları (Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi hariç) olarak belirlendiği, davacının yerleşim yerlerinin İzmir İli, Bornova ilçesinde bulunduğu, kazanın İzmir İli, Bornova ilçesinde meydana geldiği göz önünde bulundurulduğunda, mahkememizin iş bu davaya bakmaya yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddi yönünde ara karar tesis edilmiştir. İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının, 11/04/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan...'in yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde meydana gelen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi çerçevesinde sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı bedellerinin tazmini amacıyla davalı sigorta şirketine karşı dava ikame ettiği, yapılan yargılama sırasında tarafların sulh oldukları ve davacı vekilinin sunmuş olduğu feragat dilekçesi çerçevesinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verildiği, feragat dilekçesi ekinde sunulan ve davacı vekilinin imzasını taşıyan 20/03/2019 tarihli İbraname-Feragatname başlıklı belgede ''... A.Ş nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) ile sigortalı...plakalı araç ile 11/04/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde...'in yaralanması ve sakat kalması nedeniyle T.C.İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosya ile dava açılmıştır. Taraflar, T.C.İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile talep edilen tüm tedavi masrafları, bakıcı giderleri, geçici Ve sürekli sakatlık takpleri, maluliyet gibi tüm tazminatlarına ilişkin alacağının anapara 110.000,00. TL, Mahkeme ilam vekâlet ücreti 11.550,00TL, İcra vekalet ücreti 5.500,00.-TL, ve diğer tüm ferileri ile birlikte toplam 127,050,00.-TL olduğu konusunda mutabakata varmıştır.... Sigorta A.Ş. bu ödemeyi yapmakla söz konusu poliçe ve kazadan doğan tüm hukuki sorumluluğunu yerine getirmiş olduğundan her türlü hak, dava ve alacaktan... Sigorta AŞ'yi, sigortalısını ve sigortalı araç sürücüsünü tamamen tam ibra ile ibra eylediğimi, açmış olduğum ve açağım her türlü dava ve talep haklarımızdan feragat ettiğimizi ve bu feragat beyanını ödeme tarihinden itibaren en geç 3 iş günü içinde mahkemeye sunacağımızı, temyizden feragat ettiğimizi,... Sigorta A.Ş'nin poliçe teminatına ve kusur oranına isabet eden alacağımızı ...Sigorta A.Ş'den tahsil ettiğimizi ve başkaca bir alacağımız kalmadığını kusur durumu, maluliyet oranı, hesaplama parametreleri yöntemi, mevzuat değişikliği ve bunun gibi tazminat hesabına etki edecek parametrelerin değişmesi halinde dahi veya değişme iddiasıyla ek bir talebimizin olmayacağını, anılan olay ile ilgili olarak başka herhangi bir talebimiz olmadığını, işbu kaza ile ilgili olarak ileriye yönelik herhangi bir dava ikame etmeyeceğimizi, gayrikabili rücu kabul, beyan ve ikrar ederim. Sosyal Güvenlik Kurumundan, dava konusu kaza ile ilgili rücuya tabii hiçbir ödeme almadığımı, aksinin ortaya çıkması halinde mükerrer tahsil edilen miktarın tarafımdan tahsilini peşinen kabul ederim.20.03.2019'' ibarelerine yer verildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen 20/03/2019 tarihli İbraname-Feragatname başlıklı belgede yer alan ibareler çerçevesinde, tarafların sulh olmaları çerçevesinde davacı tarafın dava konusu trafik kazasından kaynaklı olarak tüm tedavi masrafları, bakıcı giderleri, geçici ve sürekli sakatlık takpleri, maluliyet gibi tüm tazminatlarına ilişkin alacağının karşılığında bir bedel belirlendiği, bu bedel kapsamında başkaca bir alacak kalmadığı, kusur durumu, maluliyet oranı, hesaplama parametreleri yöntemi, mevzuat değişikliği ve bunun gibi tazminat hesabına etki edecek parametrelerin değişmesi halinde dahi veya değişme iddiasıyla ek bir taleplerinin olmayacağı, anılan olay ile ilgili olarak başka herhangi bir talepleri olmadığını, işbu kaza ile ilgili olarak ileriye yönelik herhangi bir dava ikame etmeyeceklerinin davacı vekili tarafından gayrikabili rücu kabul, beyan ve ikrar edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında taraflar arasında varılan mutabakat ve ödeme neticesinde dava konusu trafik kazasından kaynaklanan tüm bedeni zararlardan kaynaklı olarak davalı sigorta şirketinin gayrikabili rücu ibra edildiği ve dava açılmayacağının taahhüt edildiği gözetildiğinde, davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması neticesinde oluşan tüm bedeni zararlara yönelik tazminat taleplerine yönelik ödemenin alınması ve davalı sigorta şirketinin ibra edilmesi sebebiyle, geçici bakıcı giderinin de davalı sigorta şirketinden talep edilemeyeceği kanaatine varılmış, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun...abuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı...e ait nüfus kayıtları, davalı... Anonim Şirketi nezdinde,... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu 11/04/2017 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak... T.C. Kimlik numaralı davacı... tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve varsa davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde,... plaka sayılı motorsiklete ait tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği 11/04/2017 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, İzmir ..sliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi nezdinde, 11/04/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan... T.C. Kimlik numaralı davacı ...e ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde, davacı ... ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, 11/04/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan ...in yaralanması sebebiyle geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının, muhtaç ise süresinin belirlenmesi ile belirlenecek geçici bakıcı gideri bedelinin...plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu,11/04/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan ...in yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde meydana gelen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi çerçevesinde sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı bedellerinin tazmini amacıyla davalı sigorta şirketine karşı dava ikame edilen İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında tarafların sulh oldukları ve davacı vekilinin sunmuş olduğu feragat dilekçesi çerçevesinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verildiği, 20/03/2019 tarihli İbraname-Feragatname başlıklı belgede yer alan ibareler çerçevesinde, tarafların sulh olmaları çerçevesinde davacı tarafın dava konusu trafik kazasından kaynaklı olarak tüm tedavi masrafları, bakıcı giderleri, geçici ve sürekli sakatlık takpleri, maluliyet gibi tüm tazminatlarına ilişkin alacağının karşılığında bir bedel belirlendiği, bu bedel kapsamında başkaca bir alacak kalmadığı, kusur durumu, maluliyet oranı, hesaplama parametreleri yöntemi, mevzuat değişikliği ve bunun gibi tazminat hesabına etki edecek parametrelerin değişmesi halinde dahi veya değişme iddiasıyla ek bir taleplerinin olmayacağı, anılan olay ile ilgili olarak başka herhangi bir talepleri olmadığını, işbu kaza ile ilgili olarak ileriye yönelik herhangi bir dava ikame etmeyeceklerinin davacı vekili tarafından gayrikabili rücu kabul, beyan ve ikrar edildiği, davacı vekilince, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında taraflar arasında varılan mutabakat ve ödeme neticesinde dava konusu trafik kazasından kaynaklanan tüm bedeni zararlardan kaynaklı olarak davalı sigorta şirketinin gayrikabili rücu ibra edildiği ve dava açılmayacağının taahhüt edildiği gözetildiğinde, davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması neticesinde oluşan tüm bedeni zararlara yönelik tazminat taleplerine yönelik ödemenin alınması ve davalı sigorta şirketinin ibra edilmesi sebebiyle, geçici bakıcı giderinin de davalı sigorta şirketinden talep edilemeyeceği anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcı, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 10,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/09/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır