İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/191 E. 2026/373 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/191
Karar No
2026/373
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/191 Esas KARAR NO :2026/373

DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/03/2025 KARAR TARİHİ:12/05/2026

Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, alanında tanınmış saygın bir firma olduğunu, müvekkili ile davalının faturaya konu ürünlerin üretimi ve satışı konusunda anlaşmış olduklarını, işbu anlaşmaya istinaden müvekkili şirketin davalı tarafından kendisinden istenilen tüm ürünleri ürettiğini ve davalı yana teslim ettiğini, müvekkilinin davalı tarafa üretip satmış olduğu ürünlere istinaden 02.05.2024 tarihli ... numaralı 3.043,92 USD, 29.05.2024 tarihli ... numaralı 588,72 USD, 31.05.2024 tarihli ... numaralı 380,16 USD, 13.06.2024 tarihli ... numaralı 242,88 USD ve 27.06.2024 tarihli ... numaralı 1.497,76 USD değerli 5 adet olmak üzere toplamda 5.753,44 USD' değerli fatura kestiğini, davalının kesilen bu faturaların sadece 295,68 USD'lik kısmına iade fatura keserek geri kalan miktarı yani 5.457,76 USD'lik borcu kabul ettiğini, kesilen faturaların akabinde müvekkili iade fatura kesilen 295,68 USD'lik kısmı düşerek 5.457,76 USD'lik hesap bakiyesinin ödenmesi için hem whatsapp hem de telefon üzerinden davalı ile defalarca iletişime geçtiğini, işbu sebeple müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla davalı taraf aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe, asıl alacağa, faize ve ferilere haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini, davanın kabulü halinde dava sonunda müvekkilin davalıdan alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan davalı şahısın üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin tespiti ile ihtiyati haciz talep ettiğini belirterek; davanın ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak cevap sunmadığı görüldü. Mahkememizce bilirkişi raporu alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak İstemine İlişkindir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 26.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 24.01.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 28.01.2025 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık; davacı tarafından davalıya gönderildiği iddia olunan mallara karşılık davalı tarafından bedelin ödenmediği iddiasıyla ikame olunan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. "..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; "Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, ...; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay ( Kapatılan ) 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı) İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça; süregelen ticari ilişki nedeniyle malların davalı şirkete teslim edildiği, bedelinin ödenmediği iddia olunan olayda, teslim evrakında SGK kayıtlarına göre davalı şirket çalışanları Bengül Ünal ve Suat Çetinbalta tarafından imzalı evrağın bulunduğu, davalının yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığı, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde usulüne uygun kişiler tarafından teslim alınmadığını iddia ettiği olaylar bütününde, söz konusu işçilerin teslim almaya yetkili kişiler olup olmadığı araştırmasının dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı, davalı şirketin ticari defterlerini de incelemeye sunmayarak ibrazdan kaçındığı somut olayda davacı teslim olgusu ile birlikte alacağa hak kazanmış kabul edilecektir. Bilirkişi ek raporunda, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine 5.457,76-USD alacak bulunduğu tespit olunmuş olmakla söz konusu bedel yönünden itirazın iptaline ve de davalı şirket temerrüde düşürülmediği için işlemiş faiz yönünden itirazın iptali isteminin ise reddine karar verilmiştir. Öte yandan alacak likit olduğu için de davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğü 2025/.... sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin sadece 5.457,76-USD asıl alacak olacak şekilde aynı koşullarda DEVAMINA, İtirazın iptaline karar verilen 5.457,76-USD cinsindeki asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığına isabet eden 193.908,20-TL bedelin %20 oranındaki 38.781,64-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 13.245,87-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 2.518,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.727,74-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan teminatın talep dilekçesi doğrultusunda kendisine iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre 4.332,77-TL'sinin davalıdan kalan 267,23-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Davacı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 11.959,69-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan peşin harç ve başvuru harcı olmak üzere toplam 3.133,53-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından 7.181,00-TL bilirkişi, tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere yapılan yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak 6.763,89-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/05/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/191, K. 2026/373, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-191-e-2026-373-k-c9c7a5d370f1