İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/101 E. 2025/1055 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/101
Karar No
2025/1055
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/101 Esas KARAR NO: 2025/1055 DAVA: İtirazın İptali ( (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ------ yılında ------ gerçek kişi tacir olduğu, davalının ise -------- olarak ticari faaliyet yürüttüğü, dolayısıyla her iki tarafında tacir olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 ve 5/1 maddeleri uyarınca, her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ticari dava sayıldığı, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari ilişki kapsamında meydana gelmesi sebebiyle davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkili tarafından davalı aleyhine ------ esas numarasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip konusu borcun ---- olduğu, bu borcun ----- seri numaralı fatura ile sabit olduğu, davalıya ------ tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı vekilinin süresi içinde borca ve yetkiye itiraz ettiği, yetki itirazı sonucunda, İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca yetkili yer borçlunun yerleşim yeri icra dairesi olarak belirlendiği, bu nedenle takip dosyasının ------- İcra Dairesi'ne aktarıldığı, davacı ile davalı tarafın uzun süredir devam eden ticari bir iş ilişkisine sahip olduğu, davalının davacıdan mal ve hizmet alımlarını düzenli şekilde yaptığı, taraflar arasında güvene dayalı bir ticari ilişki oluştuğu, ------ tarihinde davalının siparişi üzerine hazırlanan malların tesliminin yapıldığı bu işlem karşılığında -------- seri numaralı faturanın düzenlendiği, faturaya Türk Ticaret Kanununa göre sekiz gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, buna rağmen davalının faturada belirtilen 96.240,00 TL tutarlı bedeli ödemediği, davacının defaatle yaptığı ödeme taleplerinin sonuçsuz kaldığı, davalının ödemeyi kasten geciktirerek kötü niyetli davrandığı, malları kullanmasına rağmen bedelini ödemediği, bu süreçte davacının alacağını tahsil edememesi üzerine------- esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın borca haksız şekilde itiraz ettiği, bu nedenle takibin durduğu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin işletildiği, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı, davacının itirazın iptali davası açmak zorunda kaldığı, --- uyarınca, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazlar nedeniyle açılan itirazın iptali davalarında, süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı ve bu nedenle fatura borcunun sabit hale geldiğinin kabul edildiği, bu doğrultuda, davaya konu somut olayda da faturaya süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmaması, davacının alacağının varlığını ve haklılığını ortaya koyduğu, yukarıda açıklanan ve resen incelenecek nedenlerle davalı tarafın söz konusu icra dosya kapsamında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devamına 96.240.00 TL alacağın muacceliyet tarihinden itibaren alacak kaybı ve enflasyon gözetilerek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazı ile müvekkili mağdur etme amacının bulunduğundan davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Türk Ticaret Kanunu'na göre bir işin taraflardan biri için ticari olmasının davayı otomatik olarak ticari dava haline getirmeyeceği, ticari davanın işin ticari niteliğine değil, tarafların ticari işletmesine dayanmasına bağlı olduğu, bu nedenle somut olayda davacının tacir olup olmadığının araştırılması gerektiği, eğer tacir değilse dosyanın görev yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiği, davacı her ne kadar taraflar arasındaki ticari geçmişe dayanarak alacak talebinde bulunmuşsa da, tek taraflı olarak düzenlenen fatura ve hakediş raporlarının alacağın varlığını kanıtlamayacağı taraflar arasında gerçek bir mal alım-satımı veya teslimin gerçekleştiğine dair somut belge sunulmadığı, ------- tutarındaki fatura karşılığında müvekkilin herhangi bir ürün alımı yapmadığı, davacının teslimi ispatlayan belge ibraz edememesi nedeniyle alacak iddiasının dayanaksız olduğu, TTK m. 21/2 gereğince sekiz gün içinde itiraz edilmeyen fatura, içeriğinin kabul edildi; anlamına geleceğini, ancak bu kabulün malın teslim edildiğini veya hizmetin ifa edildiğini ispatlayacağı, faturanın yalnızca tutar, malın türü gibi olağan bilgileri kapsar ve borcun ifa edildiğine karine oluşturmayacağı,-------- göre de süresi içinde itiraz edilmeyen fatura, mal veya hizmetin teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, alacak iddiasında bulunan tarafın teslim veya ifayı ayrıca ispatlamakla yükümlü olduğu, bu ispatında sevk irsaliyesi, teslim tutanağı gibi bağımsız belgelerle yapılması gerektiği, davacının, müvekkil tarafından söz konusu ürünlerin teslim alındığını, kendi düzenlediği fatura dışında, sevk irsaliyesi veya benzeri belgelerle kanıtlaması gerektiği, aksi halde, sadece faturaya dayanılarak alacak talebinde bulunulmasının hukuki geçerliliği olmayan tek taraflı bir iddia niteliğinde olduğu, davacının 96.240,00 TL asıl alacak ve takip sonrası reeskont avans faizi talebiyle icra takibi başlattığı, ancak taraflar arasında faiz oranına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'na göre böyle bir durumda kanuni faiz oranı uygulanacağı, reeskont faizinin yalnızca belirli sözleşmesel veya kambiyo ilişkilerinde geçerli olduğu, somut olayda uygulanamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği faiz oranı yasal olarak geçerli olmadığı, ve davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğu, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, itirazın haksız olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği, ancak taraflarınca yapılan önceki ödemeler ve davacının ispat edemediği dayanaksız alacak talebi dikkate alındığında, yapılan itirazın haklı olduğu, davacının her ne kadar asıl alacak üzerinden reeskont avans faizi talep etmişse de, bu faiz türünün somut olayda uygulanamayacağı, bu nedenlerle taraflarınca icra takibine yaptığı itiraz yerinde olduğu, davacının haksız davasının reddi gerektiği, yukarıda açıklanan ve re “sen gözetilecek diğer nedenlerle; fazlaya reddine, haksız yere icra takibi açılmış olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davacı tarafın kötü niyet tazminatı ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ------ Esas sayılı dosyası, Taraf Şirketlerin----- Kayıtları ve----- Formları, Fatura, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin usule ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas --------- sayılı dosyası---- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu 2024 yılına ait --- formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ---------- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.-----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ------ Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.Davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu anlaşılmakla TTK'nin 12.maddesi gereğince gerçek kişi tacir olduğu, davalının ise 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta olup takibin ve davanın dayanağının ise faturaya dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından --------Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir.Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2024 yılına ait ------- formları ve işin niteliği gereği diğer tüm deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan ve bulunmayan vekillere ve taraflara usulüne uygun olarak ihtar ve tebliğ edilmiştir. Bu kapsamda dosya ticari defterlerin incelenme günü itibarıyla ------- Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi ----tarafından düzenlenen-------- tarihli raporda özetle; Davacının 2024 dönemine ait ticari defterleri usul yönünden incelendiği; yapılan inceleme neticesinde davacının --------- dönemi Yevmiye, Defteri Kebir ve Envanter defterinin açılış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu’nun ‘Tasdik Zamanı’ başlıklı 221. maddesine uygun olarak süresinde yaptırıldığı, davacının 2024 dönemi Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin Türk Ticaret Kanununun 64/3 maddesine uygun süresinde yaptırıldığı, davacının incelenen 2024 dönemi ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak süresinde yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafın ise------ tarihli inceleme günü olan saat 13:30'da mahkemede hazır bulunmadığı, ara karar gereğincede inceleme gün ve saatine kadar Uyap sistemi üzerinden yerinde incelenme talebinin bulunmaması nedeniyle davalı ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan faturalar, banka ekstreleri ve ticari defter kayıtları birlikte incelendiğinde, taraflar arasında geçmişe dayanan ve süreklilik arz eden bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen---- tutarındaki faturanın muhasebe kayıtlarında --- hesabı yerine ------- hesabına kaydedildiği tespit edilmiştir. Bu kayıt şekli, söz konusu faturanın tahsil edilmiş bir tutar gibi muhasebeleştirildiğini göstermekte olup, ödemenin gerçekleştiğini gösteren herhangi bir somut belge veya bilgiye rastlanmamıştır. Dolayısıyla, ilgili kaydın fiili bir tahsilatı yansıtmadığı, muhasebe açısından hatalı bir kayıt olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, yapılan incelemelerde davalı tarafından banka havalesi ve çek yoluyla yapılan ödemelerin davacının ticari defterlerinde yer almadığı belirlenmiştir. Bu durum, davacının muhasebe kayıtlarında cari hesap bakiyelerinin düzenli olarak takip edilmediğini ve cari mutabakatın yapılmadığını göstermektedir. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibin dayanağını oluşturan faturanın, temel fatura senaryosu kapsamında oluşturulmuş bir e-fatura olduğu tespit edilmiştir. Ancak, faturanın dayanağına ilişkin olarak mal teslimine yönelik sevk irsaliyesi veya benzeri herhangi bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı görülmüştür. Davalı tarafın ----- dönemine ait karşılaştırmalı---- analiz formunda, davacı tarafından düzenlenen faturanın alım bildirimi olarak yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, davacı tarafından düzenlenen faturanın----- bildirimine yansımasıyla davalının söz konusu faturaya karşı TTK’nın 21. maddesi uyarınca süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı veya iptal süreci işletmediği değerlendirilmiştir. Son olarak yapılan incelemeler neticesinde yukarıda detayları gösterilen özet tabloya göre -----yılına ilişkin 218.803,30 TL tutarındaki faturalar karşılığında 182.000,00 TL tahsilat yapılmış, ---- yılına 42.680,30 TL alacak devretmiştir. ------ yılında ise takip dayanağı faturanın da içinde bulunduğu 98.400,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, buna karşılık 45.551,40 TL tahsilat gerçekleştirildiği ve takip tarihi itibarıyla takip konusu faturadan kaynaklı olarak davacı lehine 95.528,90 TL tutarında tahsil edilmemiş bakiye oluştuğu değerlendirildiği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından bir kısım itirazlar öne sürüldüğü görülmüştür. Ancak yapılan itirazlar ek rapor alınmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. ----- Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin fatura mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu faturadan kaynaklanan alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, önceki ticari ilişki ve ödemelerden dolayı 711.10 TL kısmın fazla istendiği, davacının ticari defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı şirketin, kendisine ve vekiline ayrı ayrı duruşma tutanağı ekli ihtar şerhli davetiye tebliğine rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve geçerli bir belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil de ileri sürülmediğinden borcun ifa edilmediği, bilirkişi raporu da gözetildiğinde dava konusu asıl alacağın varlığının ve miktarının kısmen sabit kabul edilmesi gerekmiştir.----- Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen davacının ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğinc temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3, 12, 16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tacir olduğu, davaya konu alacağın ise tacirler arası sözleşmeden kaynaklandığı ve ticari iş niteliğinde olduğundan tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu anlaşıldığından alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği anlaşıldığından takip tarihindeki yürürlükte bulunan avans faiz oranı da denetlenmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davalı-borçlunun-------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 95.528,90 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %51,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 95.528,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 711,10 TL) talebin reddine karar verilmiştir. ------Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları---- ile uyumlu olduğu anlaşılan davalının vergi dairesi kayıtlarından ------ davalının da kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, fatura, ticari defter ve belgeler ile bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan davaya konu hükmolunan asıl alacağın (95.528,90 TL TL) %20'si olan 19.105,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında davacının tamamına yakın haklı çıkmasının yanında hüküm sonucuna da yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması karşısında davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin ise reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak yani kabul ve ret oranına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 95.528,90 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %51,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 95.528,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 711,10 TL) talebin reddine, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın (95.528,90 TL TL) %20'si olan 19.105,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Davalının,2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince davacı/ alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğuna yönelik tazminat talebinin reddine, 5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 6.525,58 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.643,54 TL harçtan mahsubuyla kalan 4.882,04 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%99) üzerinden hesaplanan 4.554,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%1) üzerinden hesaplanan 46,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 1.643,54 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.258,94 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-)Davacı tarafından yapılan 150,00 TL posta ücreti ve 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.650,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%99) ve ret (%1) oranına göre 7.573,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 10-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-)Davalı davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 711,10 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/101, K. 2025/1055, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-101-e-2025-1055-k-0889eb2c2f1b