İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/193 E. 2025/1068 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/193
Karar No
2025/1068
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/193 KARAR NO : 2025/1068

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2025 KARAR TARİHİ : 26/12/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'nin vinç kiralama ve vinçle ilgili muhtelif çalışmalara yönelik faaliyetleri olduğunu, davacı ile davalı arasındaki hizmete karşılık olarak davacı tarafından davalıya çeşitli dönemlerde faturalar tanzim edilmiş ise de davalı taraf icra takibine de konu edilen fatura alacaklarına ilişkin 692.530,40 TL'lik bakiyeyi ödemediğini, bunun üzerine --- İcra Dairesi'nin ----. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini takibin durdurulduğunu, İcra takibine konu ve dava dilekçesi ekinde de sunulan faturalardaki hizmetin davalıya verildiğini, faturalara yönelik vinç çalıştırma tutanakları ve detaylarının dilekçe ekinde sunulduğunu, davalının almış olduğu hizmete karşılık ödemesi gereken bedeli davacıya ödemediğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının (borçlunun) icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının (borçlunun) takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline, fazlaya dair ve sair haklarımızın saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP / TALEP :Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirketin temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.

DELİLLER : -----. İcra Dairesinin ----Esas sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2024 Yılı BA/BS Formları, Vinç Çalışma Tutanakları, ----- Görüşmeleri, Banka Dekortları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sebep ve sonuçları açıklanarak takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davanın dayanağı ----.İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığın oluştuğu 2024 yılına ait BA-BS formları celbedilmiştir. Ayrıca işbu davada 6100 sayılı HMK'nin 31. maddesinde düzenlenen “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek duruşmada davacı vekilinden davadaki talebinin hangi miktara ilişkin olduğu hususu açıklattırılmıştır. Davacı vekili tarafından talebin asıl alacak olan 692.530,40 TL miktara göre harç yatırıldığı ve talebin yalnızca bu miktara ilişkin olduğunun sözlü olarak beyan edildiği ifade edilmelidir. (Yargıtay ----Karar sayılı ilamı ). 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 Sayılı TBK'nin 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.' şeklinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesi ise iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nin 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. 6100 sayılı TTK'nin 12. Maddesi gereğince davacının gerçek kişi tacir, 16/1 maddesi gereğince de davalı ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da esen sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara göre açık hesap ilişkisi nedeniyle oluşan bakiye alacağın (dosyaya yazılı olarak bir cari hesap sözleşmesi sunulmamıştır. Buna göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.) (Yargıtay HGK'nın ----- Karar sayılı kararı) tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde eser sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya süresinde yanıt vermediğinden HMK'nin 128. maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edildiği kabul edilerek sadece davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2024 yılına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller tüm deliller. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ayrıca davalı şirkete ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir şekilde davetiye gönderilmiş ve işbu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla --- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 13/11/2025 tarihli raporda özetle; 1. Davacı ...’nin incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; 2. Davalı ----- 24.10.2025 saat 14:05 yapılan bilirkişi incelemesinde bulunmadığı, Sayın Mahkemeye delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; 3. Davacı ...’nin incelenen 2024 yılı defter ve kayıtlarına göre, 31.0.2024 tarihinden itibaren ve 26.11.2024 takip tarihinde de davacı ...’nin davalı------ 692.530,40 TL alacaklı olduğu; 4. Dava dilekçesinde yer verilen ve alacağın kaynağı olduğu iddia edilen davacının davalıya kestiği e-faturaların davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun tebliğ edildiği ve davacının incelenen defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu e-faturaların eklerinde Çalışma Tabloları ile kiralayan ve operatör tarafından imzalanmış Vinç Çalışma Tutanaklarının yer aldığı; 5. Davacı tarafından davalıya kesilen e-faturaların davacı tarafından merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, Bs-Ba formlarına konu edildiği ve tarafların Bs Ba formlarında mutabık oldukları, dava dosyası içeriğinde davalı tarafından davacıya kesilmiş herhangi bir iade faturasının görülmediği; 6. 2024 yılında davacının davalıya yaptığı satışlar ile davalının davacıdan aldığı alımlarda mutabık oldukları, davalı ----- davacı ...’den 2024 döneminde 6 adet belge ile KDV hariç 734.442,- TL tutarında alım yaptığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dosyaya, davacı vekili tarafından beyanlarını içeren dilekçe verilmiş; davalı şirket yönünden ise bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan veya itiraz yansımamıştır. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı şirkete usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren duruşma tutanağına havi davetiye tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemiş ve dolayısıyla üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil ileri sürülmediği ve sonuçta her halde davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu her iki taraf yönünden kesinleştiğinden ve kesinleşen işbu rapor hakimi de bağlayacak nitelik kazandığından kesinleşen işbu bilirkişi raporuna göre dava konusu edilen alacağın varlığının ve miktarının sabit kabul edilmesi gerekmiştir. (Yargıtay ------ Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında harçlandırılan dava değeri olan alacak yönünden ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve HMK'nin 31.maddesig gereğince yaptırılan açıklama ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3, 12. 16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tacir olduğu, davaya konu alacağın ise tacirler arası sözleşmeden kaynaklandığı ve ticari iş niteliğinde olduğundan tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu anlaşıldığından alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği anlaşılmakla takip tarihindeki oranı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle sonuçta davacının davasının talep gibi harçlandırılmış toplam miktar üzerinden kabulü ile davalı-borçlunun ----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 692.530,40 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 692.530,40 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 470 vd, TTK, 3,10, 16/1,18/1,2,19/1, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1,2, 190,191,194, 198, 222, 266 vd.281, 282,320,321,322 ) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları (BS formları ) ile uyumlu vergi dairesi kayıtlarından (BA formu) anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın (95.528,90 TL TL) %20'si olan 138.506,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. (İİK,67/2) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun-----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 692.530,40 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 692.530,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın (95.528,90 TL TL) %20'si olan 138.506,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 47.306,75 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 8.112,19 TL harç ile icra dosyasından alınan 3.714,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.480,06 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.340,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 8.112,19 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 885,00 TL posta masrafı. 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere olmak üzere toplam 17.200,09 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı şirket kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca toplam 109.879,56 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/193, K. 2025/1068, T. 26.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-193-e-2025-1068-k-9d46ae818079