İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/163 E. 2025/1065 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/163
- Karar No
- 2025/1065
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/163 Esas KARAR NO:2025/1065 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 25/02/2025 KARAR TARİHİ: 26/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalıdan olan bakiye cari hesap alacağı --------- tahsili amacıyla ----------sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, bu davanın sadece takipteki asıl alacak miktarı olan 64.284 TL alacağa yönelik itirazın iptali için açıldığını, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını davalının ----- sayılı dosyasındaki asıl alacağa yönelik haksız itirazlarının iptali ile takibin 64.284,- TL asıl alacak için devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İkame edilen bu davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği alacağın ödenmesi için icra takibi başlatılmadan önce davalıya herhangi bir bildirimde bulunulmadığından takip başlatıldığında davalının temerrüte düşürülmediğini, davacının takibe ve davaya konu ettiği faturayı müvekkiline tebliğ etmediğinden davalının faturaya, miktarına itirazlarını ileri süremediğini, icra takibi sonrası faturaları ve faturaların içeriğini gören müvekkilinin bu sebeple icra takibine karşı itirazlarını ileri sürdüğünü, davacının dosyaya sunduğu faturaların karşılığı olan ürünleri davalıya teslim ettiğine dair ispat yükümlülüğünün bulunduğunu, aksi halde bu faturaların bedellerinin ödenmesinden davalının sorumlu tutulamayacağını, takip talebinde faizin türü ve başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenizce yapılan inceleme neticesinde davalının davacıya borcu olduğunun tespit edilmesi durumunda icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,-------- esas sayılı dosyası, Tarafların Vergi Dairesi Kayıtları ve --- yılına ait ---- formaları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davanın dayanağı ---- esas sayılı dosyası----- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ---- kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu --- formları da dosyaya kazandırılmıştır. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ---- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.------ Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince taraflar ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ---- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ----- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle açık hesap alacağına (dosyaya yazılı olarak bir cari hesap sözleşmesi sunulmamıştır. Buna göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.) ------ dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince dayanılan ve gösteriler deliler ile tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu --------- formları ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek tüm deliller toplanmıştır. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ayrıca davalı vekiline mazereti kabul edilmek suretiyle ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir şekilde duruşma tutanağına havi davetiye gönderilmiş ve işbu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla---- resen seçilen SMMM ---- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen --- tarihli raporda özetle; 1. Davacı ------- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; 2. Davalı ------- Sayın Mahkemeye delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında ----- tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; 3. Davacı ---- incelenen ---defter ve kayıtlarına göre, ---tarihinden itibaren davalı ------- icra takibine konu edilen faturalardan kaynaklı 64.284,- TL alacaklı olduğu; 4. Davacının davalıya kestiği içeriği muhtelif puding olan e-faturaların davalı şirkete ----- üzerinden elektronik ortamda usulüne uygun tebliğ edildiği, söz konusu e-faturaları tarafların ----- Formlarına konu ettiği, dava dosyası içeriğinde davalı tarafından davacıya kesilmiş herhangi bir iade faturası görülmediği; 5. Tarafların ------- beyanlarında mutabık oldukları, davacı ---- davalı -------- döneminde 7 adet belge ile ------- tutarında Satım yaptığı, davacının bu beyanın incelenen defter kayıtları ile de uyumlu olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir.Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından rapora karşı bir kısım itirazlar öne sürüldüğü görülmüştür. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle davacının incelenen ticari defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereği delil niteliği taşıdığı, taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı vekiline yerinde incelemeye esas ara kararların bulunduğu duruşma tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen; davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan, her iki tarafça vergi dairesine beyan edildiği için sözleşme ilişkisi ve teslimin ispatlanması karşısında davalı şirket tarafından borcun ödendiğine ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi tarafların uyuşmazlığın doğduğu yıla ilişkin -------- bildirimlerinin birbiriyle uyumla olduğu da açıkça görülmüştür. Böylece dava konusu alacağın varlığının ve miktarının, takipteki asıl alacak gibi aynen sabit; itirazın haksız olduğu sonucuna varılmıştır.. -----Davacı vekili tarafından asıl alacak üzerinden itirazın iptali ve takibin devamı talep edilmiş ve bu miktar üzerinden harç tamamlanmış olduğundan buna göre delillerin değerlendirildiği ve karar verildiği bilinmelidir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında harçlandırılan dava değeri yönünden tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğinc temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3,16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tüzel kişi tacir olduğu, davaya konu alacağın ise tacirler arası sözleşmeden kaynaklandığı ve ticari iş niteliğinde olduğundan tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu anlaşıldığından alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği anlaşılmakla takip tarihindeki oranı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle sonuçta davacının davasının kabulü ile davalı-borçlunun ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının ------- asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 49,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle ---- asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. --------Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları ---- ile uyumlu vergi dairesi kayıtlarından ------ anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile ticari ilişkiyi ve borcu doğrulayan bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle , hükmolunan asıl alacağın ------- %20'si olan 12.856,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 64.284,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 49,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 64.284,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın ( 64.284,00 TL) %20'si olan 12.856,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.391,24 TL karar ve ilam harçtan, başlangıçta alınan 726,31 TL harç ve icra dosyasından alınan 371,51 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.293,42 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı 726,31 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 120,00 TL posta masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.049,21 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2025