İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/21 E. 2025/924 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/21
Karar No
2025/924
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/21 Esas KARAR NO :2025/924

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:30/12/2024 KARAR TARİHİ:19/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile ... şirketi arasında 18/04/2023 tarihinde belgelendirme sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşme kapsamında ... davalı şirkete belgelendirme hizmeti sağlayacak, davalı ise bu hizmet karşılığında sertifika başına yıllık akreditasyon yöntemi ücreti ödeyeceğini, ayrıca davalının ... veya yetkilendirdiği şirket olan müvekkili şirketin denetimine tabi tutulması durumunda denetim başına sözleşmede belirtilen miktarları ödemeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme mukabilinde davalı taraf, ... tarafından 27/06/2024 tarihinde gözetim denetimi adı altında denetlendiğini, müvekkili şirketin ise bahse konu denetim ücreti ve sertifika belgelendirme ücreti karşılığında 02/09/2024 tarihinde fatura kestiğini, müvekkili şirket faturayı davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin faturaya itiraz ettiğini, müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının borcunu ödememesi üzerine ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu belirtilerek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşme ve hizmet alımı olmadığını, verilmesi gereken hizmetlerin verilmediğini, sözleşme ve hizmetin verildiğine ilişkin bilgisayar kayıtlarının sunulması gerektiğini, davacı şirket ödeme almadığı zamanlarda hizmet vermediğini, sistemden müşterilerini çıkardığını, ödeme olmadığı için hizmet almadıklarını ve davacının ücrete hak kazanmadığı ortada olduğunu, davanın külliyen reddini, davalı lehine %20 kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, faturadan kaynaklı başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı aleyhine faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla 144.632,28 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 5.280,00 TL faiz olmak üzere toplam 149.912,28 TL üzerinden başlatılmış olan ... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile dosyanın 1 mali müşavir ve 1 alanında uzman bilirkişisine tevdine, karar verilmiş olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı şirketin, 2024 Yılı Ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri onayının yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait; 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Duruşma tutanağın davalı vekiline duruşma gününde tebliğ edildiği halde davalı şirketi ticari defterlerinin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, Cari hesaba konu edilen ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 02.09.2024 tarih, ... Numaralı içerikli 144.632,28.-TL tutarlı faturanın e- ticari fatura olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete tebliğ edildiği davalı şirket tarafından 26.09.2024 tarihinde aynı tutarda iade faturası düzenlenerek davacı şirkete Gelir İdaresi başkanlığı e- fatura portalı üzerinden tebliğ edildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü, 24.01.2025 Tarih, ... Sayılı yazısına ekli davalı şirket karşılaştırmalı Ba/Bs formuna göre; 2024 Yılında davalı şirketin, davacı şirketten 1 belge karşılığı KDV hariç 120.526,90.-TL tutarında mal/hizmet faturası aldığı, aynı dönemde davacı şirkete 1 belge karşılığı 120.526,90.-TL iade faturası düzenlediği, (KDV dahil 144.632,28.-TL) Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: davacı şirketin davalı şirkete 02.09.2024 tarih, ... Numaralı Gözetim denetim bedeli ve AFF bedeli içerikli 144.632,28.-TL tutarlı fatura düzenlediği, davalı şirketin bu faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığı, (davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturasının muhasebe hesap ve kayıtlarına alınmadığı) bu ticari iş ve işlemler neticesinde ödeme emri tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 144.632,28.-TL fatura alacağının olduğu, Taraflar arasında FSC ve PEFC Belgesi (Ağaç ve Orman ürünlerinin sürdürülebilir kaynaklardan temin edildiğini gösterir belgeler olarak tanımlanmaktadır) düzenleme ve temini konusunda bir sözleşmenin bulunduğu, belirtilen bu belgeleri veren ... ünvanlı şirketin Türkiye'deki işlerinin takibi, denetlenmesi ve temsilcisi konumundaki ... ... Ltd. Şti.nin uyuşmazlık konusunun davacısı olduğu, Davalı taraf ile ... isimli şirket arasında 18.04.2023 tarihinde belgelendirme sözleşmesi yapılmış olup, İşbu sözleşme kapsamında ... davalı şirkete belgelendirme hizmeti sağlayacak, davalı ise bu hizmet karşılığında sertifika başına yıllık akreditasyon yönetim ücreti (AAF bedeli) ödeyeceği ve denetimine tabi tutulması durumlarında denetim başına sözleşmede belirtilen miktarları ödemeyi taahhüt ettiğinin görüldüğü, Taraflar arasında akdedilen sözleşme mukabilinde davalı taraf, ... tarafından 27.06.2024 tarihinde gözetim denetimi adı altında denetlenmiş olduğu ve davacı şirket ... nın ise bahse konu denetim ücreti ve yukarıda da değinmiş olduğumuz sertifika belgelendirme ücreti (AAF bedeli) karşılığında 02.09.2024 tarihinde fatura keserek faturayı davalı şirkete göndermiş olduğu, davalı şirketin faturaya itirazda bulunmadığı gibi herhangi bir ödemede de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından ... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasına edilen itirazın 11.10.2024 takip tarihinden itibaren 144.632,28.-TL fatura alacağı, 5.280,00.-TL 02.09.2024 tarihli fatura alacağına TTK 1530 kapsamında işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 149.912,28.-TL, üzerinden iptali, (bkz: 5.5 temerrüt Faizi hesaplamaları) takip tarihinden alacağın tahsiline kadar asıl alacağa işleyecek faiz ile birlikte icra inkar tazminatı hükmü Mahkemenize ait olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan davaya konu edilen faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 8 günlük süre geçtikten sonra iade edilmiş olduğu, bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan fatura bedeli miktarınca alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2025/1096 Esas, 2025/1243 Karar Sayılı, 01/09/2025 Tarihli "... Dava; üç adet faturaya dayalı bakiye alacağın ve işlemiş faizin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. Davacı vekili, icra takibine konu edilen faturaların vadelerinin belli olduğunu, fatura tarihinden itibaren 60 gün vade tanındığını, vadenin belirli olduğunu ileri sürerek icra takip tarihine kadar hesaplanan gecikme faizi isteminin de kabulü gerektiğini ileri sürerek, kısmen red kararının kaldırılarak işlemiş faize hükmedilmesini talep etmiştir. TTK'nın 1530.maddesi; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. TTK. m. 1530 borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak; TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmaz. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı) Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda taraflar arasında yazılı bir mal tedarik sözleşmesinin olmadığı gibi davadan önce davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmemiş olması sebebiyle TTK 1530. Maddenin uygulanma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 144.632,28 TL 'nin %20'si oranında olan 28.926,46 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının kısmen reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine başlatılan takipte davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamamış olması nedeni ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının ... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 144.632,28 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 144.632,28 TL 'nin %20'si oranında olan 28.926,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 9.879,83-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.720,40-TL, tamamlama harcı olarak alınan 91,00-TL harcın toplamı olan 1.811,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.068,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta peşin olarak yatırılmış olan 1.720,40-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 91,00-TL harcın toplamı olan 1.811,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 488,40-TL ( başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 3.080,00-TL, bilirkişi ücreti: 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 13.568,40-TL yargılama giderinin %96,4 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 13.079,94-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 5.280,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL'nin %96,4 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 3.470,40-TL'sinin davalıdan alınarak, 129,60TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/21, K. 2025/924, T. 19.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-21-e-2025-924-k-9256884cbeb7