İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/932 E. 2025/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/932
- Karar No
- 2025/811
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/932 Esas - 2025/811 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/932 Esas KARAR NO : 2025/811
HAKİM :..... KATİP :....
DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. .....
DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin; davalı şirketten, aralarında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı olarak, cari hesap ekstresinde de belirtildiği üzere, 128.545,00.-TL bakiye alacağı bulunduğunu, davalının tüm şifahi taleplere rağmen, müvekkile olan bakiye 128.545,00.-TL borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için, ... 3. Genel icra Müdürlüğünün 2024/74722 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra, haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, itiraz üzerine, İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, ... 3. Genel İcra Müdürlüğü’ nün 2024/74722 E. sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, Asıl alacak olan 128.545,00.-TL’ ye, icra takip tarihinden itibaren, ticari avans faizi işletilmesine, İcra takibine kötüniyetli olarak itiraz eden davalı/borçlunun %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, ilamsız icra takiplerinin hukuka aykırı bir şekilde başlatıldığını, Davacı tarafça takip dayanağı belge olarak gösterilen, Davacı yanca müvekkili adına düzenlenmiş faturalarda Mal/Hizmet açıklamaları "tadilat onarım bedeli" şeklinde olduğunu, Davacı tarafın, müvekkili şirkete ait restorana ilişkin olarak birtakım tadilat ve onarım işleri yapmayı taahhüt ettiğini, ancak taraflar arasında yapılacak işin mahiteyi, fiyatı ve nitelikleri kararlaştırılmadığını, taraflar arasında bir sözleşme kurulmadığını, esaslı noktalarda anlaşma olmadığını, Davacı tarafın, müvekkili şirket sahibi ile kurmuş olduğu samimiyet nedeniyle kendisine iyi niyetli olarak bir miktar avans ödemeleri yapıldığını, ileride anlaşılacak olan muhtemel sözleşme ilişkisi için şimdiden avans olarak para talep ettiğini ve bunun için de fatura kestiğini, Ancak sözleşme yapılması ve işin; tanımının, niteliklerinin, kapsamının ve özelliklerinin belirlenmesi dâhil olmak üzere hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğini, avans mahiyetinde davacıya yapılan bu avans mahiyetindeki peşin ödemeleri suistimal ettiğini, bir türlü anlaşmaya yanaşmadığını, taahhütlerini de yerine getirmediğini, Müvekkili tarafından tutulan, Davacı tarafça düzenlenen faturaları ve kendisine avans mahiyetinde yapılan ödemeleri gösteren cari hesap ekstresi ile davacı yanın icra dosyasına dayanak olarak sunduğu cari hesap ekstresi farklı olduğunu, söz konusu farklılığın müvekkilinin, Davacıya yaptığı elden ödemelerin Davacı tarafından cari hesap ekstresine işlenmemesinden kaynaklandığını, Davacı vekili tarafından müvekkile vaat edilen hizmetinin yerine getirildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak açılan işbu davanın müvekkil yönünden reddine, Dayanaktan yoksun ve haksız olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacı taraf aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Takip dosyası, -Faturalar ve ba/bs formları, -Ticari defter ve kayıtlar, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu ... 3. Genel İcra Dairesi'nin2024/74722 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 128.545,00 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip usulünce başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 24/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 25/11/2024 tarihli dilekçesiyle, ödeme emrine süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu eldeki davanın da süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip talebinde borcun sebebinin "muavin defterdeki fatura ve ödemelere göre bakiye alacak" olarak belirtildiği, takibin dayanağı belge olarak muavin defter dökümü ve faturaların takip talebine eklendiği görülmüştür. Dosyamız kapsamında, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 22/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Davacı ... ...'ın kanuni defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; 2024 yılında 120.YO3-Alıcılar(... Yemek Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi) hesabında davacı tarafından düzenlenen 4 adet faturanın toplamının 5.650.140,-TL. olduğu, davacı kayıtlarında bu rakamın borç olarak kaydedildiği, davalı taraftan yapmış olduğu tahsilatlarının toplamı 3.700.000,-TL. ve 50.000,-USD karşılığı 06.05.2024 tarihli Merkez Bankası efektif alış kurundan 1.621.595,-TL. olmak üzere 5.521.595,-TL. lik tahsilat yapılarak 128.545,-TL lık borç bakiyesi kaldığı, Davacı tarafından düzenlenen 02.04.2024 tarihli 1 nolu fatura 19.140,-TL.nin karşılığı 19.04.2024 tarihinde ... EFT olarak 223508 evrak no ile davacı ... ... hesabına gönderildiği halde davacı kaydında yer almadığı, davacının kayıtlarında davalıdan düşülmesi ve hesaba alacak kaydedilmesi gerektiği, yine 05.06.2024 tarihli ve 50.000,-USD olarak davalı tarafından davacıya gönderilen havalenin davalı tarafından kayıtlara ... kuru üzerinden alınması, Merkez Bankası efektif kuru üzerinden TL.ye çevrilmemesi sonucu 8.160,-TL eksik ödeme olması dolayısı ile davalının kayıtlarında davacı hesabına borç kaydedilmesi gerektiği, Düzeltme kayıtları dikkate alındığında davacının davalı taraftan alacağının 109.405.- TL. Olduğu, Davalı ... Şirketi'nin 2024 yılında 320.Satıcılar(... ...) hesabının incelenmesinde; davacı tarafından düzenlenen 4 adet faturanın toplamının 5.680.140,-TL. olduğu, davalı taraf kayıtlarında 30.04.2024 tarihli ve 2 nolu faturanın 966.000,-TL. yerine 996.000,-TL. olarak 30.000,-TL. fazla alacakkaydedildiği,2024 yılında davalının davacı tarafa yapmış olduğu ödemelerinin dekont toplamı 3.700.000,-TL. ve 50.000,-USD olduğu, 03.05.2024 tarihli Y.Kredi Bankasından davacı ... ... hesabına gönderilen 500.000,-TL.lık havalenin muavin defter kaydında olmadığı, buna karşılık elden ödeme ve kredi kartı ödemeleri olduğu, 390.700,-TL.lık elden ödeme ve 255.000,-TL.lık kredi kartı ödemesi olmak üzere 645.700,-TL.ık ödemenin bulunduğu, hesabın 1.865,-TL.lık alacak kalanı verdiği, Davalı tarafta yapılan 390.700,-TL.lık alan imzası olmayan tutanak ve davacı adına ödendiği kaydedilen ve belge ibraz edilemeyen 3 adette 255.000,-TL.lık kredi kartı ödemeleri olmak üzere toplam 645.700,-TL.lık ödemenin davacı kayıtlarında bulunmadığı dikkate alındığında takdir Sayın Mahkemenin olmakla bu ödemelerinde bu haliyle kabul edilemeyeceği ve davalının kayıtlarında davacı hesabına borç kaydedilmesi gerektiği 30.04.2024 tarihli ve 2 nolu faturanın 966.000,-TL. yerine 996.000,-TL. olarak 30.000,-TL. fazla alacak kaydedildiği, dolayısı ile davalının kayıtlarında davacı hesabına borç kaydedilmesi gerektiği, 03.05.2024 tarihli Y.Kredi Bankasından davacı ... ... hesabına gönderilen 500.000,-TL.lık havalenin hesapta kayıtlı olmaması dolayısı ile davalının kayıtlarında davacı hesabına borç kaydedilmesi, Takdir Sayın Mahkemenin olarak belirlenen düzeltme kayıtları yapıldığında davalının davacıya borcunun 109.405.-TL. Olduğu, Davacı tarafından düzenlenen 4 adet faturaya TTK'nın m.21/f.2 hükmü gereğinde itiraz edildiğine dair dosya kapsamında - bir bilgi, belge bulunmadığından, itiraz edilmediğinin değerlendirildiği, Davacı tarafından 128.545,-TL. fatura alacağından kalan bedel üzerinden takip talebinde bulunulmasına rağmen, yapılan incelemeler sonucunda davacı alacağının 109.405,-TL. olduğu, Takip tarihinden itibaren faiz talebinin uygun olduğu," hususları belirtilmiştir. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. .. ..., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu ve tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, davacı tarafından tanzim edilen takip konusu faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı öte yandan HMK'nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan taraf defterlerinin birbirini doğruladığı/örtüştüğü kalemlerin tarafları bağlayacağı hususları hep birlikte gözetildiğinde davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve davacının alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Bununla birlikte bakiye alacağın tespiti bakımından; davacı tarafından düzenlenen 4 adet faturanın toplamının 5.680,140 TL olmakla birlikte, davalı taraf kayıtlarında 30/04/2024 tarihli ve 2 nolu faturanın 966.000,00 TL yerine 996.000,00 TL olarak 30.000,00 TL fazla kaydedildiği, davalının davacıya yaptığı ödemelerin dekont toplamının 3.700.000,00 TL ve 50.000 usd olduğu(usd ödemesinin 05/06/2024 ödeme tarihindeki TCMB efektif alış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek tahsilat kaydedildiği), yine 2 nolu fatura için değinilen düzeltme dikkate alındığında davacının bakiye 109.405 TL alacağının hesaplandığı anlaşılmıştır. Bu noktada Usd ödemesinin ödeme tarihindeki efektif alış kuru üzerinden TL karşılığının belirlenmesi isabetli bulunmuştur. Buna karşılık davalı kayıtlarında elden ödeme ve davacı adına yapıldığı iddia edilen kredi kartı ödemeleri olarak toplam 645.700,00 TL'lik ödeme kaydı bulunmakta ise bu ödemelerin davacı defterinde kayıtlı olmadığı ve davalı tarafından bu ödeme savunmalarına ilişkin tevsik edici herhangi bir belge sunulmadığı görülmüştür. Bu yöndeki savunmanın davalı tarafından yazılı deliller ile usulünce ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Diğer yandan davalının cevap dilekçesinde yemin delili de gösterilmiş olup bu nedenle yüksek mahkemenin istikrar kazanan içtihatları çerçevesinde yemin delili hatırlatılmıştır. Bilindiği üzere yemin, kesin delillerdendir; bir başka anlatımla yemin hakkındaki hükümlere uyulmasıyla o vakıa kesin biçimde kanıtlanmış olur. Davalı tarafından yemin deliline dayanılarak, özetle; 13/05/2025 tarihinde 198.400,00 TL'ye tekabül eden 6.200,00 usd; yine 17/05/2025 tarihinde 128.000,00 TL'ye tekabül eden 4.000,00 usd ve yine 14/06/2025 tarihinde 64.300,00 TL'ye tekabül eden 2.000,00 usd olmakla 390.700,00 TL tutarında elden ödeme olgusu yönünden davacıya yemin teklif edilmiştir. Davacı asil 25/11/2025 tarihli celsede yemini eda etmiş ve özetle; " yemin metninde geçen tarihlerde veya mekanlarda kesinlikle adı geçen .. ... elden para teslim almadım, davaya konu ettiğim tutar bakımından tarafıma elden herhangi bir ödeme yapılmamıştır, .. ... isimli kişiyi birlikte iş yaptığımız için tanıyorum, fakat elden para ödendiğini kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüldüğü üzere davacı özetle, davaya konu alacak yönünden elden ödeme almadığına dair yemin etmiştir. Hal böyle olunca davalının ödeme savunmasının yazılı deliller veya yemin delili ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında davacının açık hesap ilişkisine konu faturalara dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek 109.405,00-TL asıl alacak üzerinden takibin devamı gerektiği anlaşılmıştır. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu itibarla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Reddedilen kısım yönünden davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 3. Genel İcra Dairesi'nin 2024/74722 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 109.405,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (109.405,00-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 21.881,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gereken 7.473,46 TL karar ve ilam harcından 1.552,50 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 5.920,96 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 1.552,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.980,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının karşıladığı 505,00 TL tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.505,00 TL yargılama giderinin, 4.685,32 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 819,68 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 19.140,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.600-TL'nin davanın kabul oranına göre 3.063,97-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 536,03-TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 10-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı, davacı vekilinin ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025 Katip ....
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR