İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/811 E. 2026/873 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/811
- Karar No
- 2026/873
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/811 Esas - 2026/873 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/811 Esas KARAR NO : 2026/873
HAKİM : KATİP :
DAVACILAR : 1- 2- 3- VEKİLİ : Av DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- VEKİLİ : Av. MÜTEVEFFA DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;21.10.2023 tarihinde, Yakut Mahallesi Bekir Yıldız Bulvarı No: 63 adresinde davalının sevk ve idaresindeki 38 LV 646 plaka sayılı aracın, meydana gelen başka bir trafik kazasından dolayı yolun sağında park halinde bulunan ve müteveffa İsmail Duran'a ait olan 38 AAN 830 plaka sayılı araca çarpmak suretiyle, Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/144 E. dosyasında kain evrak ve belgeler ve 21.10.2023 tarihli otopsi raporunda da görüleceği üzere davacıların babası olan İsmail Duran'ın uzuvlarının kopması ile neticelenecek şekilde vefat etmesine sebebiyet vermiş olduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/59709 nolu soruşturma dosyasına ibraz olunan 09.11.2023 tarihli Trafik Bilirkişi Raporunda davalı sürücü Hilmi İkiler'in meydana gelen trafik kazasından dolayı asli kusurlu olduğu belirlenmiş olduğunu, davalı Hilmi İkiler'in sürücüsü bulunduğu 38 LV 646 plakalı araç kaza tarihi itibariyle, 100000164480097 poliçe numarası ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunmakta olduğunu, davaya konu trafik kazası nedeniyle Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/144 E. Sayılı dosyası ile kamu davası açılmış olduğunu, davacıların maddi zararlarının karşılanması amacıyla davalı sigorta şirketi ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de bir netice elde edilememiş olduğunu, mezkur trafik kazası nedeniyle davacıların maddi zararlarının karşılanması amacıyla davalı sigorta şirketine mail yoluyla 11.09.2024 tarihinde başvuru yapılmış ise de davalı sigorta şirketi başvuruya cevap vermemiş olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin giderleri taleplerimizin davalılardan müştereken ve müteselsilen, manevi tazminat taleplerimizin ise davalı Hilmi İkiler'den tahsiline karar verilmesi amacıyla Mahkemeye başvurma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/144 E. Sayılı dosyasında mevcut Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Bilirkişi Raporu, otopsi raporu ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında ihtiyati hacze karar verebilmek için gerekli yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, bu durumda alacağın varlığı ve miktarının kesin olarak ispatının bu aşamada gerekli bulunmadığı, İcra Ve İflas Kanununun 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle davalı Hilmi İkiler'in mal varlığına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini de talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, davalı Hilmi İkiler'in mal varlığına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, yapılacak olan yargılama neticesinde ise, 100,00 T.L. cenaze ve defin giderlerinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 21.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her bir davacı için 100,00 T.L olmak üzere toplamda 300,00 T.L. destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 21.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her bir davacı için 500.000,00 T.L olmak üzere toplamda 1.500.000,00 T.L. manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 21.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı Hilmi İkiler'den tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı Quick Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddini talep ettiklerini, başvuru (dava) şartı usulüne uygun şekilde yerine getirilmemiş ve davalının temerrüte düşürülmemiş olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddini talep Ettiklerini, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/3847 E. 2020/823 K. İlamının dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre "eğer taşıma ticari bir taşıma (taksi, otobüs vb.) değilse yasal faiz hükmedilmelidir." somut olayda davalı şirket tarafından sigortalanan aracın ticari kullanımı bulunmamakta olduğunu, bu nedenle faize hükmedilecek ise yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 17.hd. 2016/15343 e. 2019/6435 k. 21.05.2019 kt. ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacıların ve müteveffanın güncel vukuatlı nüfus kayıt örneğinin dosyaya eklenmesini ve destek payı hesabı yapılırken dikkate alınmasını talep ettiklerini, ölüm belgesi ve otopsi raporunun celbi ile müteveffanın ölümü ve kaza arasında illiyet bağının tespit edilmesini, aksi takdirde davanın reddini talep ettiklerini, dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'ne gönderilerek kusur oranının tespit edilmesini talep ettiklerini, davanın kabulü halinde tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, hesap raporu alınması halinde; tazminat hesabının, 2918 sayılı kanun'un 90/c maddesi uyarınca "trh-2010 hayat tablosu ile en az %1.65 teknik faiz (devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi) kullanılarak yapılması gerekmekte olduğunu, müteveffanın geliri ispat edilememiş olup tazminat hesabında asgari ücret esas alınması gerektiğini, 7327 sk. madde 18- bu tazminatlardan;... b) destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,..hesaplanır. zmss genel şartları ek-3 madde 4 – hesaplamalarda esas alınacak iskonto oranı, %1,65 olduğunu ve bu oranların dikkate alınması gerektiğini, somut olayla ilgili varsa açılmış davalar, soruşturma, kovuşturma dosyaları ve tahkim başvuruları araştırılarak celp edilmeli ve dosyaların sonucu değerlendirilmeli, henüz sonuçlanmamışsa işbu dosya açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini, davaya konu kaza nedeniyle sgk tarafından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması için sgk'ya müzekkere yazılmasını, sigorta şirketleri ve diğer kurum ve kuruluşlardan davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmasını talep ettiklerini, kazaya karışan 38 lv 646 plakalı araç davalı şirket nezdinde 04.08.2023- 04.08.2024 tarihleri arasında zorunlu mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ve limiti ile sınırlı olduğunu, yapılacak bir tazminat hesaplamasında davalı şirketin poliçedeki sorumluluğunun göz önüne alınması gerekmekte olduğunu, 6100 sayılı kanun uyarınca davacı yan, tüm delillerini dava dilekçesi ekinde tebliğ etmesi gerektiğini, bu nedenle taraflarına tebliğ edilmeyen delillere karşı beyanda bulunma ve delil sunma haklarını saklı tutuklarını belirterek, zamanaşımı itirazları olduğunu bildirir, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini aksi takdirde esastan reddini, davanın kabulü halinde ise; dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden, davalı şirket aleyhine faize, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faize hükmedilmesi halinde "dava dilekçesinde yazılı miktar yönünden dava tarihinden, ıslahla artırılan miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren" yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı Hilmi İkiler'in cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 21/10/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıların desteği İsmail Duran’ın vefatı nedeni ile davacıların destekten yoksun kalma tazminat talebi ile manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, davalıların tazminat taleplerinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. SGK'ya, Kocasinan İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Didim İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Sigorta şirketine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Araçların trafik tescil kaydının dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. Mahkememiz 28/02/2025 Tarihli Ara Karar evrakı ile "1-a)Maddi tazminat talebi yönünden davacıların İİK’nın 257/1.maddesindeki koşullara uygun ihtiyati haciz talebinin KABULÜ ile; takdiren 400,00-TL alacağın %15'u oranında HMK.'nın 87. Maddesine göre nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde, davalı Hilmi İkiler'in borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, b)Manevi tazminat talebi yönünden davacıların İİK’nın 257/1.maddesindeki koşullara uygun ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile; takdiren 200.000,00-TL alacağın %15'u oranında HMK.'nın 87. Maddesine göre nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde davalı Hilmi İkiler'in borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz 01/04/2026 Tarihli celsesine gelen davacı tanığı İsmail Semih Duran; "Vefat eden İsmail Duran benim dedem olur, kazadan sonra karşı tarafın bize maddi manevi herhangi bir desteği olmamıştır, dedem vefat ettiğinde emekliydi, dedem hatırladığım kadarıyla 63 yaşındaydı, davalı taraf kazadan sonra bize baş sağlığına gelmiştir, şuan babamın işlettiği ve pastırma sucuk benzeri ürünleri sattığımız iş yerini dedem kurmuştur, ölmeden önce dedemin de ortak olduğu bu işletmeyi şuan babam işletmektedir, tanıklık ücret talebim yoktur, dedi." şeklinde, Davalı tanığı Nimet İkiler; "Davalı Hilmi İkiler benim eşim olur, kazadan sonra ben ve eşim baş sağlığı ziyaretine gidemedik ancak damadım dünürlerim İsmail Duran'ın ailesine baş sağlığı ziyareti yapmıştır, bizde olaydan sonra çok üzüldük, ben daha önce tansiyon hastası olmadığım halde üzüntünün etkisi ile hastalandım, eşimde aynı şekilde kazadan dolayı çok üzüldü, tanıklık ücret talebim yoktur, dedi." şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür. Mahkememiz 26/02/2025 Tarihli celsesinin 8 nolu ara kararı gereğince Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verildiği, 01/09/2025 Tarihli ATK raporunda, dosyada bulunan eksikliklerin giderilerek dosyanın yeniden gönderilmesinin talep edildiği, eksikliklerin giderilerek dosyanın yeniden ATK'ya gönderildiği, ATK raporunun dosyamıza gönderildiği incelenmesinde özetle; "A) Davalı sürücü Hilmi İKİLER'in % 100 ( Yüzde Yüz ) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa sürücü İsmail DURAN'ın kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememiz 01/04/2026 Tarihli celsesinin 3 nolu ara kararı gereğince Aktüer bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi raporunun 10/06/2026 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Konuya dair yüksek yargı ve aktüer uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle müteveffa babalarının desteğinde bulunmayan davacı çocuklar yönünden destek zarar hesabı yapılamadığı hususlarında hazırlanan raporumu Mahkemenin takdirlerine saygı ile sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Davacı tarafça davalı sigortaya 11/09/2024 tarihinde mail ile başvurulmasına rağmen davalının 8 iş günü içerisinde ödeme yapmayarak 24/09/2024 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü anlaşılmış ve davalı sigorta yönünden bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça temerrüt faizine karar verilmesi talep edilmiş ise de davalı sürücünün kullandığı 38 LV 646 plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olması nedeni ile yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılarak kararda yasal faize hükmedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 21/10/2023 tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti amacı ile Adli Tıp Kurumundan 13/02/2026 tarihli rapor alınmış ve raporda, davalı sürücü Hilmi İKİLER'in meydana gelen kazada % 100 ( Yüzde Yüz ) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü İsmail DURAN'ın ise kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüştür. Aktüer bilirkişiden alınan 10/06/2026 tarihli raporda ise, konuya dair yüksek yargı ve aktüer uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle müteveffa babalarının desteğinde bulunmayan davacı çocuklar yönünden destek zarar hesabı yapılamadığının belirtildiği görülmüş ve raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Davacıların destek zararı olmadığı anlaşılmakla birlikte cenaze ve defin giderine yönelik taleplerinin yerinde olduğu değerlendirilmiş, talepten davalı Hilmi İkiler’in kusurlu araç sürücüsü olarak, davalı sigorta şirketinin ise kusurlu aracın olay esnasında geçerli ZMMS poliçesi olmaması nedeni ile sorumlu olduğu anlaşılmış ve böylece, Maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 100,00 TL cenaze ve defin giderinin davalı Hilmi İkiler’den olay tarihi olan 21/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere (sakatlık/ölüm gideri teminatı kapsamında) temerrüd tarihi olan 24/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise, davacıların müteveffanın ölümü nedeni ile yaşadıkları acı ve üzüntüler, davalının ekonomik ve sosyal durumu, olayın meydana gelmesinde davalının kusur durumu, tanık beyanları hep birlikte dikkate alınmış ve böylece, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, her bir davacı için 250.000,00-TL olmak üzere toplam 750.000 TL tazminat bedelinin davalı Hilmi İkiler’den olay tarihi olan 21/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ayrı ayrı hakkettikleri bedelin verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede; Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır. (Ankara BAM 25. HD 2025/666 E. 2025/904 K, Bursa BAM 13. HD. 2024/1143 E. 2025/687 K. Ve Adana BAM 3. HD. 2023/834 E. 2025/1142 K. Sayılı ilamları.) Bu husus dikkate alınmak suretiyle reddedilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 100,00-TL cenaze ve defin giderinin davalı Hilmi İkiler’den olay tarihi olan 21/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere (sakatlık/ölüm gideri teminatı kapsamında) temerrüd tarihi olan 24/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, her bir davacı için 250.000,00-TL olmak üzere toplam 750.000-TL tazminat bedelinin davalı Hilmi İkiler’den olay tarihi olan 21/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ayrı ayrı hakkettikleri bedelin verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Maddi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 6,83-TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 5.124,62-TL peşin harçtan düşümü ile artan 4.392,62-TL olarak değerlendirilmesine, 4-Manevi Tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 51.232,50-TL harcın, iadesine karar verilen 4.392,62-TL'den düşümü ile artan 46.839,88-TL harcın davalı Hilmi İkiler'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) gerekçede açıklandığı üzere DAVACILARDAN alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacılar tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harç, 5.124,62-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.552,22-TL harcın davalılardan (Davalı Quick Sigorta Anonim Şirketi 0,74-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı taraflara verilmesine, 7-Davacılar tarafından yapılan bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve ihtiyati haciz harcı olmak üzere 13.837,70-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 13.832,17-TL'sinin davalılardan (Davalı Quick Sigorta Anonim Şirketi 1,84-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı taraflara verilmesine, bakiye kısmın ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 9-Maddi tazminat davasının kabul edilen kısım yönünden; Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı taraflara verilmesine, 10-Maddi tazminat davasının reddedilen kısım yönünden; Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 300,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 11-Manevi tazminat davasının kabul edilen kısım yönünden; Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 118.500,00-TL vekalet ücretinin davalı Hilmi İkiler'den alınarak davacılara verilmesine, 12-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/09/2026
Katip e- imzalıdır
Hakim e- imzalıdır