İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/805 E. 2026/283 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/805
Karar No
2026/283
Karar Tarihi

T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/805 Esas - 2026/283 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/805 Esas KARAR NO : 2026/283

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 25/11/2024 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 16/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/08/2018 tarihinde müvekkilinin kasko sigortalısı aracın davalının sorumluluk alanında olan elektrik direk ve kablolarının yola devrilmiş olması nedeni ile tek taraflı trafik kazasına karıştığını, kazanın oluşumunda davalının tek kusurlu olduğunu, dava dışı sigortalıya 26.858,00 TL ödeme yapıldığını, davalıya gönderilen rücu mektubuna sorumluluğun...'a ait olduğundan bahisle cevap verildiğini, bu nedenle... aleyhine ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/320 esas sayılı dosyası ile zararın tazmini amacıyla dava açıldığını, mahkemenin pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verdiğini ve bu hali ile zarardan davalının sorumlu olduğu hususunun belirlendiğini, zararın tazmini amacıyla başlatılan... .... .... esas sayılı icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı, görev, yargı yolu, husumet, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi, iş bölümü, derdestlik, zaman aşımı, hak düşürücü süre, kesin hüküm, dava ehliyeti ve taraf ehliyetinin yokluğu itirazlarında bulunduklarını, davaya konu elektrik hattının yenilenmesi işinin dava dışı ...şirketine anahtar teslim olarak ihale edildiğini, üçüncü kişilere verilecek zararlardan da yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, yine bu sözleşme kapsamında işin Allianz sigorta tarafından sigortalandığını, demontaj işleri başlamadan önce müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını ve ilgili yazışmaları yaptığını, demontajı yapılacak direklerdeki tellerin hırsızlanması nedeni ile direklerin dengesini koruyamayarak devrildiğini, zararın üçüncü kişinin ağır kusuru ile gerçekleşmiş olması nedeni ile müvekkilinin sorumluluğuna ilişkin illiyet bağının ortadan kalktığını, alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile likit olduğundan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, İstanbul 35. İcra Dairesi'nin 2023/39028 esas sayılı dosyası, rücuya konu poliçe ile hasar dosyası, ödeme evrakı, sözleşme ve şartname, sigorta poliçesi, Jandarma tutanakları dosya arasına alınmıştır. Makine mühendisi ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyet 11/05/2025 tarihli raporunda özetle, zararın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu ve davacının sigortalısının halefi olarak ödediği tazminat bedelinin oluşa ve rayice uygun olduğunu ve davacının 26.857,70 TL talep edebileceğini bildirmişlerdir. Taraf itirazları üzerine alınan 13/07/2025 tarihli ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişlerdir. Bilirkişi heyetinden alınan 25/12/2025 tarihli ek raporda, kök rapordaki beyanlarını tekrar ettiklerini, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 9/10 hükmü gereği hırsızlık olayının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davalı ile ihbar olunan arasındaki sözleşmenin Yüklenicinin Görevi başlıklı hükmünde Kök ve ek rapor oluşa ve hüküm kurmaya elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. DEĞERLENDİRME: Dava; davacı sigorta şirketince, sigortalıya yapılan ödemenin halefiyet ilkesine göre TTK' nun 1472. maddesi uyarınca kusurlu yan aleyhine açılmış rücuen tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, zararın oluşmasında kimin kusurlu olduğu, davalı ile ihbar olunan yüklenici şirket arasındaki sözleşme gereği davalının zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı, tellerin hırsızlanması nedeni ile illiyet bağının kesilip kesilmediği noktasında yoğunlaşmaktadır. Davalı vekilinin yargı yolu, görev ve iş bölümü itirazının uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması, sigorta hukukunu ilgilendirmesi ve tarafların tacir olması nedeni ile reddine, ödeme tarihi gözetilerek zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının reddine, arabuluculuk tutanağı dosyada bulunmakla bu yöndeki itirazın reddine, derdestlik ve kesin hüküm itirazının somutlaştırılmaması ve dosyada bu yönde delil bulunmaması nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Sözleşmenin hat sökülmesi teknik şartnamesi bölümünün yüklenicinin görevi başlıklı kısmının 2- (3) bendinde, yüklenicinin bu iş kapsamındaki her aşamada meydana gelebilecek kazalara karşı bütün emniyet tedbirlerini alacağı ve işi sigorta yaptıracağı, meydana gelebilecek kazalardan doğan bütün maddi ve manevi zarar ve ziyandan sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de, bu hükümlerin ihbar edilen yüklenici ile davalının iç ilişkilerini düzenlemekte olduğu, zarar gören üçüncü kişi konumundaki dava dışı sigortalıyı ve onun haklarına halef olan davacı sigortacıyı bağlamayacağı, TBK'nun 69 maddesi hükmünden doğan sorumluluğu nedeniyle davalının husumeti bulunduğu ve davalının üçüncü kişilere verilecek zararlardan kusursuz ve yüklenici şirket ile aynı kanunun 61. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluğu bulunduğu, bu durumda, TBK’nun 470. maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenicinin zarardan tek başına sorumlu olduğunun kabulü mümkün olmadığından davalı yanın husumet itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 69. maddesinde “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden” sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın “doğan zararı gidermekle yükümlü” tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir. Buna göre, elektrik iletim direkleri de maddede belirtilen imal olunan şey kapsamında olduğundan, elektrik iletim direklerinin sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur. Davalı ağır özen yükümlülüğü doğuran bir hizmet yürütmekte olup enerji nakil hattı sahibi olan davalının tehlike arzeden yapı eserinin yapımı, bakım ve eksikliklerinden sorumlu olduğu, bu sorumluluğun hukuki niteliği itibariyle kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk olup, yaptığı iş nedeniyle her türlü önlemi davalının alması gerektiği, bu durumda, dava dışı kişilerce hırsızlık olayı sonucu agantaya alınan iletkenlerin kesildiği ve zarara neden olan hattın düşmesine sebebiyet edildiği kabul edilmiş olsa bile, yapı maliki olan davalının tehlike arzeden yapı eserinin bakım ve eksikliklerinden sorumlu olduğu, iletkenlerin hırsızlık sonucu kesilip kesilmediği veya tam olarak hangi saatte hırsızlık eyleminin gerçekleştiği tespit edilmemekle birlikte hırsızlık sonucu kesildiği kabul edilse bile hırsızlık eyleminin meydana geldikten sonra da elektrik direk ve tellerinin bakım ve onarımından davalının sorumlu olduğu dikkate alındığında illiyet bağının kesildiği ispatlanamadığından davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir (Aynı hırsızlık olayına dayalı başka bir aracın gördüğü hasara ilişkin olarak görülen ... ... ..... .... karar sayılı ilamının değerlendirildiği ... BAM 21. HD 2022/1550 esas 2025/131 karar sayılı ilamı emsal olmak üzere). Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının sigortalısına yapılan ödemenin rayice ve oluşa uygun olduğu, yukarıda açıklandığı üzere davalının zarardan sorumlu olduğu ve davacının rücu talebi yerinde olduğundan anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak likit olmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; DAVANIN KABULÜ İLE, ... .... .... esas sayılı icra takibine davalının itirazının iptali ile takibin aynen devamına, Davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 2.670,54 TL harçtan peşin alınan 472,17 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.198,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA, 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat KAYDINA, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 39.094,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı toplam 11.630,40 TL yargılama gideri ve 472,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair; davacı tarafın yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, değer itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2026

¸¸ ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/805, K. 2026/283, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-805-e-2026-283-k-d3ed0377f21b