İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/689 E. 2025/366 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/689
Karar No
2025/366
Karar Tarihi

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/689 Esas - 2025/366 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/689 Esas KARAR NO : 2025/366

HAKİM :.... KATİP : .....

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av... Av. ... Av. .....

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ : 29/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2025

Mahkememize açılan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile dava dışı şirket olan .... çek nolu, 09.07.2024 vade tarihli 524.120,66 TL bedelli çeki teslim ettiğini, ancak firmada çekin kaybolduğunu, akabinde dava dışı firmanın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/438 E. dosyasıyla çek iptali davası açtığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/35233 Soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduğunu, daha sonra çekin cirolanarak davalı tarafından bankaya ibraz edildiğini, ödeme yasağı olduğundan ödenmediğini, bunun üzerine ... 1.Genel İcra Dairesinin 2024/52004 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, ancak ... 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/145 değişik iş sayılı dosya ile icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde karar verildiğini, kararın uygulandığını, bu çekten dolayı müvekkilinin dava dışı firma Parteks şirketine borcunu ödediğini belirterek, borçlu olmadıklarının tespitine, alacağın %20 'sine isabet eden tutarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, dava konu çek ile ilgili öncelikle davacıdan teyit alındığını, davacının, lehtar şirkete ödeme yapmış olması şahsi bir defi olup müvekkil şirkete karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, çekin bankaya 09/07/2024 tarihinde ibraz edildiğini, ödeminin 25/07/2024 tarihinde yani müvekkilinde olduğunu öğrendikten sonra yaptığını, davacının ağır kusuru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLER : ... 1. Genel İcra Dairesinin 2024/52004 Esas sayılı dosyası, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/438 Esas sayılı dosyası, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/35233 Soruşturma sayılı dosyası, ... 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/1020 Esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/537 Esas sayılı dosyası, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/145 D.İş sayılı dosyası uyaptan getirtilmiş incelenmiştir. DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, davalının ... 1 Genel İcra Müdürlüğünün 2024/52004 sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe koyduğu senetteki ciro eden Parteks şirketi adına atılan imzanın adıgeçene ait olmadığını ve kötü niyetli olarak senedin iktisap edildiği iddiasına dayalı davacının ciro isliselsi kopuk senet nedeniyle davalıya borcunun olmadığının tesbiti ve kötüniyet tazminatı isteminden ibarettir. Tarafların uyuşamadıkları hususlar; davalı tarafından ... 1 Genel İcra Müdürlüğünün 2024/52004 sayılı dosyasında takibe konulan bonoda ciro silsilesinin kopuk olup olmadığı, davacının ... 1 Genel İcra Müdürlüğünün 2024/52004 sayılı dosyası takip tutarınca borçlu olup olmadığı, taraflar yararına kötüniyet tazminatına hükmedilip edilmeyeceği noktalarında toplanmıştır. Davacı çekin keşidecisi davalı ise ciro yoluyla çeki almış olan hamildir. 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez''. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. 6102 sayılı TTK’nun 686/1. maddesi; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır”. hükmünü içermektedir. Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; ticari senetteki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez. Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. maddesi uyarınca; “Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca ticari senetteki geçersiz imza sadece imza sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur ve senetteki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. İmzaların bağımsızlığı ilkesi olarak adlandırılan bu ilke gereğince de geçerli imzaların sahipleri başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kendi sorumluluğundan kurtulamazlar. Bu nedenle de kendi imzasını inkar etmeyen davacı keşideci lehtarın imzasının sahte olduğuna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. Eş söyleyişle; lehtar imzasının sahte olması hâli, keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Öte yandan; senedi şeklen düzgün silsileye dayalı olarak ele geçiren hamilin son cirodan önceki cirolardaki imzaların sahte olduğunu bilmesi mümkün olmadığı gibi, böyle bir sorumluluk da kendisine yüklenemez. Senet borçlusu ile senet alacaklısı arasındaki kişisel itiraz ve savunmalar senedi şeklen düzgün ciro silsilesi yolu ile ele geçirmiş olan iyi niyetli hamile karşı da ileri sürülemez (Ayni yönde Yargıtay 19. HD 2012/11634 e ve 2012/16753 K Karar sayılı ilamı, ... BAM 22. HD. 2022/1303 E ve 2025/265 K sayılı kararı, ) Somut olayda, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince imzası inkar edilmeyip tartışma konusu yapılmayan davacının davaya konu çekten dolayı mahkemece sorumlu tutulmaması yönündeki istemi yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Davanın reddine, 2-Uygulanan ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından, davalının tazminat talebinin reddine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 8.950,68 TL indirilmesi ile arta kalan 8.335,28 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.120,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 82.618,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2025

Katip .... ¸E-İmzalıdır

Hakim .... ¸E-İmzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/689, K. 2025/366, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-689-e-2025-366-k-b302db412414