İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/528 E. 2026/161 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/528
- Karar No
- 2026/161
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/528 Esas - 2026/161 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/528 KARAR NO : 2026/161
... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2024 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 25/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğu; bu ilişki kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı tarafa yönelik faturalar düzenlenip, ilgili malların teslim edildiği; cari hesap dökümünden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın 585.480,97.-TL borcu bulunduğu; davalı tarafın borcunu ödememesi üzerine ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı; davalı tarafın borca haksız olarak itiraz ettiği ve icra takibinin durdurulduğu ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuğa başvuru zorunluluğu çerçevesinde yapılan başvuru üzerine.... arabuluculuk numaralı ve 16/07/2024 tarihli tutanağı ile anlaşma sağlanamadığı beyan edilmiş olup; davalı şirketin itirazlarının iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davacının işbu davasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu; müvekkilinin davacı tarafa bir borcu bulunmadığı; davacı tarafın icra takibine dayanak teşkil eden faturalarına konu malların müvekkil şirkete teslim edilmediği; davacının da müvekkile teslime dair dosya kapsamına bir delil sunamadığı; davacının esasında müvekkilden bir alacağı bulunmadığı; bu hususun taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile açıklığa çıkacağı; taraflara ait BA ve BS formlarının celbi ile taraf ticari defterlerinin dava konusu edilen alacağın varit olup olmadığı bakımından incelenmesi gerektiği; bu inceleme neticesinde müvekkili şirketin davacı tarafa iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığının sübuta ereceği beyan edilmiş olup; huzurdaki davanın reddine; davacı tarafın, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : .... Duruşma Tutanakları. .... Tarafından Düzenlenen 16/05/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :.... ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan, Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "davacı ile davalı arasında (yazılı olmayan) ticari satım sözleşmesi akdedilmiş bulunduğu" hususunda, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen satım sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 585.480,97.-TL asıl alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; alacağın mevcut bulunmadığının tespiti halinde, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafında, davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline ve davalının, dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığı; icra takibine dayanak teşkil eden faturalara konu malların müvekkiline teslim edilmediği belirtilerek davanın reddine ve davacının, dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemesi : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. Mali Müşavir .... Tarafından Düzenlenen 16/05/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacı ile davalı tarafın BA ve BS formlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve 3 adet belge karşılığı toplam 532.255,40.-TL mal ve hizmet satışı yapıldığı; davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu; davacının ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davalıdan 585.480,97.-TL alacaklı olduğu; davacı tarafından 16/02/2024 tarihinde davalıya 3 adet fatura düzenlendiği ve bu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; davacı tarafından 16/02/2024 tarihinde davalı adına 3 adet e-irsaliye düzenlendiği ve bu irsaliyelerin iptal veya iade işlemi gördüğüne dair kayda rastlanmadığı; taşımanın .... plakalı araçla .... tarafından yapıldığı ve emtianın davacı şirketin fabrikasından çıkış işlemlerine ait kayıtların bulunduğu; taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığı; davacının icra takip öncesi dönem için faiz talep etmediği; tarafların tacir olması nedeniyle icra takip sonrası dönem için talep edilen avans faizi oranının yasal normlarda olduğu hususları rapor edilmiştir. 16/05/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından itiraz sunulmadığı; davalı vekili tarafından ise 16/06/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davacı tarafa borçlu olduğu kanaatine varılmış ise de bu tespitin kabul edilemeyeceği; müvekkiline faturalara konu malların teslim edilmediği; davacı şirketin malı teslim ettiğine dair bir evrak sunamayışının raporda dikkate alınmadığı; asıl uyuşmazlık konusu olan malların usulüne uygun teslim edilip edilmediği tespit edilmeden borcun varlığının kabul edilmesinin hatalı olduğu; müvekkil şirket tarafından güven ilişkisi nedeniyle malların satın alındığına dair kaydın ticari defterlere işlendiği ancak malların teslim alınamaması nedeniyle ödemenin de yapılmadığı; raporun eksik ve hatalı olduğu" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Davalı tarafından sunulmuş itiraz beyanları detaylı bir şekilde incelendiğinde; "malların fiilen teslim edilmediği; davacı ile aralarındaki geçmişe dayalı 'güven ilişkisi' sebebiyle satın alınmış gibi ticari defterlere kayıt yapıldığı ve davacının teslime ilişkin ıslak imzalı bir evrak sunamadığı" beyanlarının ticari davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kanuna uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine kesin delil teşkil etmekte olması; basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan davalı tarafın, teslim almadığı iddia edilen malların faturalarını kendi ticari defterlerine işlemesi, bunu itiraz konusu yapmaması ve üstelik resmi olarak vergi dairesine BA formu ile beyan etmesi karşısında, sonradan sırf irsaliyede imza yokluğu üzerinden veya 'güven ilişkisi' gerekçesiyle borcu inkar etmesinin hukuken korunamaz nitelikte olması; ve bu doğrultuda davalının kendi defterlerindeki kayıtların aleyhine kesin delil teşkil etmesi nedeniyle, söz konusu itiraz beyanlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ii. Bilirkişi Raporu İle İlgili Nihai Değerlendirme: Mahkememizce, bilirkişi raporu üzerinde yapılan değerlendirmede; dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esasa müessir bulunan ve değerlendirilmemiş bir husus bulunmadığı; Mahkemenin 05/02/2025 tarihli ara kararında açıkça incelenmesi istenilen "mal teslimi bulunup bulunmadığının ve ilgili belgelerin tespiti" hususunda, malların davalıya fiilen teslim edilip edilmediğine dair ıslak imzalı veya elektronik onaylı teslim tesellüm belgelerinin doğrudan irdelenmemesi, yani irsaliyeler veya sevk belgeleri üzerinde davalının malı teslim aldığına dair bir imzasının olup olmadığının incelenmemesi açısından kısmi bir eksiklik bulunsa da, e-irsaliyelerin düzenlendiği ve ... plakalı nakliye aracı ile .... isimli şoförün tespit edildiğinin anlaşılması; tespit edilen işbu imza eksikliğinin, "davalı tarafın 3 adet faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması ve vergi dairesine sunulan Ba formlarında bu alımı bizzat beyan etmesi" hususları dikkate alındığında, davanın sonucuna müessir nitelikte bulunmadığı; rapor kapsamında belirtilen verilerin, dosyada mübrez deliller ile örtüşmekte olduğu; bilirkişinin tespit ettiği 16.02.2024 tarihli faturalar ve bedellerinin, vergi dairesinden celp edilen BA/BS formlarındaki 532.255,40.-TL mal alım bedeliyle; icra takibine konu edilen 585.480,97.-TL tutarındaki asıl alacak miktarının ise cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarıyla uyumlu bulunduğu; ayrıca raporda uyuşmazlığın çözümünde etkili olan tarafların 2024 yılına ait e-defterlerinin, BA/BS formlarının, e-faturaların, e-irsaliyelerin ve cari hesap dökümleri gibi delillerin değerlendirilmiş olduğu; raporun herhangi bir çelişki barındırmadığı ve neticeten hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; davacı tarafından, ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli; faturalara konu emtianın davalı tarafa teslim edilip edilmediği hususunda toplanmaktadır. Dosya kapsamında alınan denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında da tespit edildiği üzere; davacı tarafından düzenlenen faturaların, davalının ticari defterlerine kaydedilmiş ve BA formu marifetiyle ilgili vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında, kanuna uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine kesin delil teşkil eder. Davalı tacirin; kendi ticari defterlerine işlediği ve vergi idaresine resmen bildirdiği faturaya konu malı teslim almadığını soyut bir "güven ilişkisi" iddiasıyla savunmasının, hukuken itibar edilebilir bir durum olmadığı ve tacirin basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Neticeten; faturaya konu malların davalı şirkete teslim edildiği, davalının fatura içeriğini kabul ettiği ve icra takip tarihi itibariyle davacıya 585.480,97.-TL tutarında borçlu olduğu hususu tam bir kanaatle sübuta ermiştir. Bunun yanı sıra; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi uyarınca, dava konusu alacağın likit nitelikte olduğu ve davalının itirazında tümüyle haksız olduğu anlaşıldığından, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının da oluştuğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen işbu hususlar doğrultusunda; davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, 585.480,97.-TL asıl alacak üzerinden (asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren) işletilecek avans faizi ile icra takibinin devamına, 2) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 117.096,20.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan/davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya/davacılara ÖDENMESİNE, 3) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 39.994,21.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 7.071,16.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 32.923,05.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 7.071,16.-TL peşin harç, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.559,56.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.000,00.-TL bilirkişi ücreti ile 485,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 10.485,00.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 5) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 585.480,97.-TL üzerinden) takdir edilen 93.676,96.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca...kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 06/03/2026
... ¸ ¸ Gerekçeli Karar