İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/483 E. 2025/1026 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/483
Karar No
2025/1026
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/483 Esas - 2025/1026 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/483 Esas KARAR NO : 2025/1026

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11.07.2024 KARAR TARİHİ : 30.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 29.01.2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki olduğunu, davalıya üretimde kullanılmak üzere konsantre, şeker aroma vericiler, cam şişeler, etiketler ve kapaklar gönderildiğini, kendilerine gönderilen hammadde ve sarf malzemesi ile üretimin yapılması için şişe dolumu, kapaklama, etiket yapıştırılması gibi hizmetlerin verildiğini, davalı tarafından tamamlanan ürünlerin müvekkiline fatura edildikten sonra üretilen ürünler hakkında şikayetlerin geldiğini, yapılan incelemelerde davalı tarafın teslim edilen şişe kapaklarının gerekli ortam koşulları sağlanmadığından özellikle nem sebebiyle paslanarak bozulduğunu ve bu sebeple üretilen ürünlerin ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, bozuk ürünlerin davalı şirket ile mutabakat sağlanarak iade faturalarının düzenlendiğini ve toplamda 1.175.4245,49-TL tutarında alacaklı olduğunun davalı şirketçe kabul edildiğini, ancak yapılan görüşmeler neticesinde netice alınamadığını, tutarların ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine 30.01.2024 tarihinde .... numaralı dosyasında icra takibi başlatıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini belirterek davalı borçlunun itirazın iptali ile takibin devamına, davalı yanın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin üretime başlamadan önce üretim hattına ilişkin denetimleri yaptığını, herhangi bir eksikliğin olmadığına dair taraflarca teyit edildikten sonra üretime başlandığını, üretim tamamlanması ve analizi yapıldıktan sonra davacı şirketin onayı ile ürünlerin sevk edildiğini, ürünlerde müvekkili şirketten kaynaklanmayan varlığı iddia edilen ancak ispat edilemeyen sorunların müvekkili şirkete atfedilmeye çalışıldığını, davacı şirketin iddia ettiği teslim edilen şişe kapaklarının davalının bünyesinde gerekli ortam koşulları sağlanamadığından, özellikle nem sebebiyle paslanarak bozulduğu ve bu sebeple ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığının belirtmesi ile ilgili bir durum mevzubahis olmadığını, davacı şirkete gönderilen mailde de belirtildiği üzere davacı şirket tarafından sağlanan kapakların temin edildiği firmadan kaynaklandığını, davacı şirket ile müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun ve zamanında teslim edilen malların kabul edilmiş olduğunu, itiraz süresi geçtikten sonra yapılan ayıp bildirimin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, davacı şirketin ürünlerin tesliminin hemen sonra, gözden geçirme ve ayıbı bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dolayı alıcının teslim edilen satılanın ayıplarını kabul etmiş sayıldığını, davacı ile ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin çok büyük zarara uğradığını, iyi niyetli olarak sözleşmeyi sürdürme çabalarının sonuç vermemesi ve davacının edimini eksik ve gereği gibi yerine getirememesi neticesinde hem maddi hem de ticari itibar kaybı yaşadığını, bu nedenle, davacı şirket için satın alınan ürünler sebebiyle stoklarda bulunan ve müvekkili tarafından tespit edilen yardımcı malzemelerin, davacı şirketin siparişlerinin geri çekmesinden dolayı davalı şirketin stoklarında kalan ve davalı tarafından tespit edilen toplam 1.392.162,12-TL değerindeki yardımcı malzemelerin, davacı şirketin alacağından takas/mahsup edilmesini talep ettiklerini belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, müvekkili şirket alacağının, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, davacı şirketin talebinin ve zararlarının sayın mahkemece haklı görülmesi halinde, davacı şirketin davacının varlığını iddia ettiği alacaktan takas/mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraflar arasındaki niza konusu işe dair kayıtlar, davaya dayanak .... sayılı icra takip dosyası sureti celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. .... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından davalı aleyhine 29.01.2024 tarihinde, 13.02.2023 tarih ve .... numaralı 283.758,14-TL miktarlı fatura ile 13.02.2023 tarih ve .... numaralı 891.667,35-TL miktarlı fatura dayanak gösterilmek suretiyle, toplam 1.175.425,49-TL üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğu, davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süresi içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Öncelikle davacının ticari defterlerinin bulunduğu bildirilen yer itibariyle ilgili mahalde bir mali müşavir bilirkişi görevlendirilerek davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi hususunda bila tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına alınmış, takiben dosya davalının da ticari defter kayıtları ile birlikte tüm dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılması bakımından mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ile gıda mühendisi bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04.07.2025 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "...davacı tarafından takibe konu edilen iade faturalarının her iki taraf yasal defterlerinde de kayıtlı olduğu ve taraflarca ilgili dönem BA/BS formlarında ilgili vergi dairesine beyan edildiği, faturalara karşılık davalı tarafından ödeme yapılmadığı ve iade faturası tanzim edilmediği, davacı yasal defterlerinde takibe konu faturalardan kaynaklı davalıdan 1.175.425,49-TL alacaklı olduğu kayıtlı iken davalı yasal defterlerinde de davacı şirkete 1.175.425,29-TL borçlu olduğu, stokta kalan ürünler açısından, toplam 60.026,36 TL+KDV %18 10.804,74-TL olmak üzere toplam 70.831,11-TL olduğu, davaya konu edilen ürünlerin, üretim kaynaklı olabileceği kanaatine varıldığı, Gıda Mevzuatı (5996 sayılı Kanun ve bağlı yönetmelikler) ile belirlenmiş gıda güvenliği uygulamaları ve genel gereklilikleri uyarınca, bir gıda üreticisi, toptancısı veya ithalatçısının, güvenli olmayan gıdaların geri çağrılmasını sağlayacak bir sisteme sahip olması ve bunu uygulaması gerektiği, üretilen mallardaki ayıbın üretimin yapılmasından perakende sevkiyatından sonra ortaya çıkması nedeni ile dava konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu değerlendirmesi yapılabilir olmakla birlikte, ayıp yönüyle nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, .... sayılı takip gerek mali açıdan tarafların defterlerini doğrulaması, gerekse teknik inceleme neticesinde ürünlerin gizli ayıplı kabul edilmesi nedenleri ile davacının takibe konu ettiği, 891.667,35-TL ve 283.758,14-TL fatura alacağı olmak üzere 1.175.425,49-TL talep edebileceği, davacının takip tarihinden sonra 3095 Sayılı Kanunun 2/2.maddesi gereğince avans faizi talep edebileceği, takip tarihi itibari ile .... verilerine göre avans faiz oranının % 44,25 olduğu, talep doğrultusunda değişen oranlarda avans faizi talep edebileceği, mahkemenin takdirinde olmak üzere davalının, davacının ürünlerine ilişkin olarak stoklarında bulunan malların değerinin toplam 60.026,36-TL+KDV %18 10.804,74-TL olmak üzere toplam 70.831,11-TL olduğu..." yönünde tespitlerde bulunulmuş, tarafların kök rapora karşı beyan ve itirazlarının karşılanması için dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 15.10.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ise görüş ve kanat değiştirilmediği bildirilmiştir. Davacı özetle; davalı ile yapılan anlaşma kapsamında davalı tarafından üretim, şişe dolumu, kapaklama ve etiketleme işlemlerinin yapıldığını, ancak yapılan incelemelerde davalının üretimini yaptığı şişe kapaklarının davalı tarafından doğru saklama koşulları sağlanmadığından paslandığının ve teslim edilen işin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sonrasında dava konusu iade faturalarının davalıya gönderildiğini ve davalı ile mutabakat sağlandığını ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını iddia etmiş, davalı ise özetle, iş ayıplı olmadığı gibi davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında da bulunulmadığı ve geri çekilen siparişler nedeniyle tam tersine kendilerinin alacaklı olduğu savunularak davanın reddi istenmiştir. Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davalı taraf, akde uygun teslim olgusunu; varsa ayıbın varlığını ve ihbarda bulunulduğunu ispat yükü ise bundan hak çıkaracak olan davalı üzerindedir. Somut olayda, dosyaya mübrez bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğu üzere, davalı tarafından davacıya teslim edilen işin gizli ayıplı olduğu, HMK md. 222 gereğince tarafların kesin delil niteliğini haiz ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından işin ayıplı olmasına dayanılarak düzenlenen ve eldeki davaya konu icra takibine dayanak yapılan 13.02.2023 tarih ve 283.758,14-TL miktarlı fatura ile 13.02.2023 tarih ve 891.667,35-TL miktarlı faturanın, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve her iki tarafın ticari defterlerinde davacının davalıdan 1.175.425,49-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davalının, kesin delil niteliğini haiz kendi ticari defterlerindeki bu kayıtlar aleyhine delil oluşturur. Buna göre, davalı tarafından ayıplı iş nedeniyle davacı tarafından kesilen iade faturalarının ticari defterlerine işlenmesiyle, iade faturalarının benimsenerek kabul edildiğinin ve bu kayıtlara göre davacıya 1.175.425,49-TL borçlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Tarafların kesin delil mahiyetindeki ticari defterlerine yansıyan karşılıklı mutabakatları nazara alındığında, davalının süresinde ayıp ihbarı yapılmadığına dair iddiasının eldeki dava bakımından bir önemi bulunmamaktadır; yukarıda belirtildiği üzere, bilirkişi heyetince davalı tarafından teslim edilen işin gizli ayıplı olduğu tespit edilmiş olup davacı tarafından ayıp ihbarı mahiyetindeki iade faturaları (Emsal: .....'nin, 22/03/2010 tarih ve .... sayılı ilamı) düzenlenerek davalıya gönderilmiş, davalı tarafından da itiraz edilmeyip benimsenerek ticari defterlerine işlenip kabul edilmiştir. Bunun yanında, dosyaya mübrez e-posta yazışmaları ile de davalıya usulünce ihbarda bulunulduğu açık olmakla beraber, mevcut hukuki durum karşısında davalının süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunmasının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Son olarak, davalı tarafından davacının iptal ettiği siparişler nedeniyle stoklarında kalan mal nedeniyle zarara uğradığından bahisle takas/mahsup talebinde bulunulmuş ise de, yukarıda yapılan tespitler çerçevesinde, davalı tarafından ayıplı ifada bulunulduğu sabit olmakla, davalının kendi kusurunun varlığı karşısında davacıdan menfi zarar talep edemeyeceği açık olduğundan, davalının takas/mahsup talebi reddedilmiştir (Benzer şekilde: .... sayılı ilamı). Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/2. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Somut olayda davalının takibe itirazının haklı olmadığı, takibe dayanak faturaların her iki tarafın da ticari defterlerine kayıtlı olup takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 235.085,098-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; davalının .... sayılı takibe itirazının iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, 2-Hükmolunan alacağın %20’si olan 235.085,098-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gerekli harç 80.293,31-TL olmakla davacı tarafından peşin yatırılan 14.196,20-TL harçtan düşümü ile bakiye 66.097,11-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 182.313,82-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından karşılanan 135,00-TL tebligat masrafı, 20.000,00-TL bilirkişi ücreti, 14.196,20-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere 34.758,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 30.12.2025

Katip .... ¸

Hakim .... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/483, K. 2025/1026, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-483-e-2025-1026-k-e24d64b2ffc2