İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/454 E. 2025/410 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/454
- Karar No
- 2025/410
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/454 KARAR NO : 2025/410
DAVA :1-Marka Tecavüzünün Kaldırılması 2-Marka (... sayılı) Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 04/11/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Yazıldığı Tarih: 06/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili Kurumun .... tescil numaralı "...." markasının davalı ... adına 29, 30 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen bu markasının davacıya ait markalarla iltibas oluşturduğu, davalının bu markayı “....” adresinde bulunan işletmesinde kullandığı, davalının bu eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, zira davalı işletmenin tabelasında ve yazarkasa fişinde "..." ibaresinin davacı markalarıyla iltibas yaratacak şekilde kullanıldığı, davalının davacı Kurumun bir bayisiymiş gibi hareket ederek tüketicileri yanılgıya sevk ettiği, davalı taraf adına tescil edilmiş olan ... tescil numaralı "... - ... " markasının da davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunması sebebiyle hükümsüzlük davasının açılması mecburiyeti doğduğu, markaların ve tescil kapsamındaki malların benzer olduğu, ayrıca 6769 s. SMK’nın 155. Maddesi uyarında, bu markanın davalı adına tescilinin davalı kullanımları yönünden hukuki uygunluk sebebi sayılamayacağı, davalı markasında kullanılan "..." ibarelerinin bir tesadüf eseri tercih edilmiş olamayacağı, tüm .... sathında "..." ibaresiyle direkt davacı Kurumun kastedildiği, davacı Kurumun hiçbir bayisinin bulunmadığı, kendi bünyesindeki halihazırda 17 adet satış mağazasında perakende satış yapmakta olduğu, davalının mağaza tabela, etiket ve fişinde "..." ibarelerinin kullanıldığı, davalı marka ve logosunun davacı Kurumun mağaza ve emtialarında kullandığı marka ve logosuyla benzerlik oluşturduğu, bu benzerliğin basiretli bir tacirin rastlantısal bir seçimi olamayacağı, davalıya ait markanın kullanımında verdiği imajın davacı Kurumun markasını ihlal ettiği, davacı Kurumun hak sahibi olduğu markalar ile davalı markalarının ticari hayatta karıştırılmaksızın ve biri diğerini çağrıştırmaksızın varlıklarını sürdürmelerinin olanaksız olduğu, tüm bu sebeplerle 6769 sayılı SMK'nın 5. 6. ve 25. maddeleri uyarınca davalıya ait markanın kötüniyetli tescilinin kabulü ile tümden hükümsüzlüğüne; eğer Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise (HMK 111. maddesinde düzenlenen terditli dava hükmü dikkate alınarak) davalı markasının davacı Kuruma ait markalar ile benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmektedir. Ayrıca davacı Kurumun taşra teşkilatı olan .... 18/09/2024 tarihinde çekilen ve dava dilekçesi ilişiğinde sunulan fotoğraflardan anlaşıldığı üzere dava konusu ihlallerin gerçekleştiği işyeri tabelasında ve fişlerde "..." ifadelerinin halen kullanılmakta olduğu, böylece davalı tarafça tüketicilerin yanıltıldığı, davacı Kurumla aynı emtia branşında ticari faaliyet gösteren davalıya ait işyerindeki ihlallerin bir bütün olarak marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, fiş, işyeri tabelası ve fiyat etiketlerindeki ihlallerin devam edip etmediği ve başkaca ne gibi marka tecavüzlerinin mevcut olduğunun tahkikat aşamasında yapılacak keşifle sabit olacağı, davalı ...'ın yetkilisi olduğu ....adresindeki işyerinde kullanılan markaların davacı Kuruma ait tescilli markalar ile iltibas yaratması sebebiyle davalıya ait işletmede kullanılan; tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, poşetler, ambalaj kağıtları, internet ve sosyal medyadaki kullanımları ile tespit olunacak tüm ihlallerin 6769 sayılı SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca hükmen kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkile ait marka olan “... - ... ...” markasının görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden davacı tarafa ait “...” ibareli markalardan farklı olduğu, markada yer alan “...” ibaresinin müvekkilinin ad ve soyadının baş harflerini temsil ettiği, “...” ibaresinin bireysel bir ad-soyadı içermesi sebebiyle ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, “...” ibaresinin ise markanın tescilli olduğu emtiaya işaret eden, sektörde yaygın kullanımı olan tanımlayıcı ve dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ifade olduğu, davacı iddialarına konu benzerliğin “...” ve “...” gibi ifadeler üzerinden ileri sürüldüğü, hâlbuki bu ibarelerin ürünün cinsi ve türünü gösteren tanımlayıcı ifadeler olduğu ve tek başlarına ya da birlikte kullanıldıklarında markaya tek başına ayırt edici bir karakter kazandırmayacağı, bu nedenle karıştırılma ihtimali iddiasının yerinde olmadığı, bu tür tanımlayıcı ifadelerin sektörde faaliyet gösteren pek çok işletme tarafından yaygın şekilde kullanıldığı ve bu ibareler üzerinde davacı tarafın tekel iddiasında bulunamayacağı, davacı tarafın markası ile müvekkilin markası arasında karıştırılma ihtimali doğuracak düzeyde benzerlik bulunmadığı belirtilerek davanın reddi talep edilmektedir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. Tescilli Sınai Mülkiyet hakkı markadan dolayı açılan davada .... Mahkemeleri yetkili olduğunda yetki itirazının reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir..", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davacı tarafın dava dilekçesinin 2. Sayfasında belirtilen çok sayıda tescilli markalarına bağlı olarak davalı tarafın ... sayılı markasının SMK 25. Maddesine göre hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, 2-Davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen tescilli markalarına bağlı davalı taraf eyleminin marka ihlali oluşturup oluşturmadığı , davalı tarafın tescilli markasının savunma gerekçesi olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa ait muhtelif sınıflarda ....sayılı markaları olduğu ; Davalıya ait ... numaralı “ ... – ... ... ” ibareli markası olduğu; Celbedilen ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Tahkikat aşamasında alınan 30/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; " MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ YÖNÜNDEN İNCELEME davacı adına .... sayılarla tescilli markalar ile davalıya ait olup hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ... sayılı markanın aynı ya da benzer olup olmadığı ve karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Karıştırılma ihtimali, incelenen vakayla ilgili tüm faktörler dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirilmelidir. Ortalama tüketici, markayı bütün olarak algılar ve markanın detaylarını değerlendirmeye girişmez. Bu bütünsel değerlendirmede, markaların ihtiva ettikleri ibare ve şekillerin anlam ve ayırt edicilik gücü, bu ibare ve şekillerin marka örneği üzerinde konumlandırılış şekli, boyutları, ön planda ya da geri planda kullanımları bu genel intiba ve global etkiyi belirleyen önemli hususlardır. Buna göre, ilgili mal ya da hizmetler için jenerik bir anlamı bulunmayan, özgün ve ayırt edicilik gücü yüksek ibare ve şekiller ile marka örneğinde diğer unsurlara göre ön plana çıkarılan işaretlerin markasal algıya etkisinin daha yüksek düzeyde olacağı, bu tür işaretlerin orta düzeydeki tüketiciler nezdinde doğrudan, ilk bakışta ve refleks olarak dikkati çekeceği ve hatırda kalacağı muhakkaktır. Buna karşılık, ilgili mal ve hizmetler için tanımlayıcı nitelikte olan ve piyasada yaygın olarak kullanılan işaretler ise ayırt edici nitelikten yoksun ya da ayırt edici nitelikleri zayıf olacağından markasal algıya etkileri de zayıf olacaktır. Taraflara ait ihtilaf konusu marka örnekleri karşılaştırma kolaylığı açısından aşağıda birlikte sunulmaktadır. Tabloda, davacıya ait aynı nitelikteki markalardan birer adet örneğe yer verilmiştir. (RAPORDA) Davacı markaları: - Davacıya ait bazı markalarda “...” harfleri, diğer bazılarında ise “...” harfleri ayırt edici nitelikteki asli ve baskın markasal unsurlar olarak kullanılmaktadır. - Davacıya ait bazı markalarda ise davacı Kurumun önceki ve mevcut unvanları olan “...” ve “...” ibareleri “... / ...” harfleriyle birlikte ya da bu harfler olmadan logoyla birlikte kullanılmaktadır. - Bunların yanısıra, davacı markalarında büyükbaş hayvan başından oluşan logonun önceki ve mevcut tasarımları, markanın bütününe hakim olan baskın unsurlar olarak kullanılmaktadır. Davalı markası: - Davalıya ait marka, kırmızı bir zemin üzerinde, beyaz renkli standart yazı karakterleriyle yazılmış olan “... – ... ...” ibarelerinden oluşmaktadır. - Davalının ad ve soyadı olan “...” ibareleri ile birlikte bunların baş harfleri olan “...” harfleri davalı markasının asli ayırt edici unsurunu oluştururken “...” ibareleri, gerek sahip oldukları anlam ve ilgili piyasadaki yaygın kullanımları gerekse marka örneğindeki konumu ve kullanım şekli itibariyle markasal bir unsurdan ziyade markanın faaliyet alanına işaret eden tanımlayıcı unsurlar olarak yer almaktadır. Taraflara ait bahse konu markalar benzerlik ve karıştırılma ihtimali yönünden incelendiğinde, davacı markalarının bazılarında “...” ve “...” harflerinin, diğer bazılarında ise “...” ve “...” şeklindeki Kurum unvanlarının ayırt edici niteliği haiz asli unsurlar olarak öne çıktığı, ayrıca büyükbaş hayvan başından oluşan logoların ve markaların bütüne hakim olan tasarımların ayırt edici niteliğe katkı yaptığı, davalı markasında ise asli ayırt edici unsurların “... – ...” ibarelerinden oluştuğu, “...” ibarelerinin ise ayırt edici niteliği bulunmayan tanımlayıcı unsurlar olarak yer aldığı, asli ayırt edici unsurları itibariyle markalar arasında benzerlik bulunmadığı, ayrıca kullanılan renkler, yazı karakterleri, logolar ve genel tasarımları itibariyle de markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, kavramsal, görsel ve işitsel yönlerden ihtiva ettikleri unsurların tamamıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı markaları ile davalı markası arasında karıştırılmaya sebep olabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası ile davacı markaları arasında karıştırılacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, markalarda ortak unsur olarak kullanılan “...” ibarelerinin ilgili piyasada herkes tarafından kullanılan tanımlayıcı ibareler olduğu, markaların renk, yazı karakteri ve logosu gibi şekli unsurlarının da tamamen farklı olduğu raporun önceki bölümünde açıklanmıştır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, davalı markasının tescilinin kötü niyetli olup olmadığı hususundaki takdir Sayın Mahkemeye aittir. MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİALARI YÖNÜNDEN İNCELEME Davacının marka hakkına tecavüz iddiaları, davalıya ait “....” adresinde bulunan işletmenin tabelasında, etiketinde, yazarkasa fişinde "..." ibarelerinin davacı markalarıyla iltibas yaratacak şekilde kullanıldığı, davalının davacı Kurumun bir bayisiymiş gibi hareket ederek tüketicileri yanılgıya sevk ettiği, davalı marka ve logosunun davacı Kurumun mağaza ve emtialarında kullandığı marka ve logosuyla benzerlik oluşturduğu, bu benzerliğin basiretli bir tacirin rastlantısal bir seçimi olamayacağı, davalıya ait markanın kullanımında verdiği imajın davacı Kurumun markasını ihlal ettiği yönündeki iddialara dayanmaktadır. Davacının tecavüz iddialarına ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde, davalıya ait işletmenin tabelası, alış veriş ve satış fişi ve vergi levhasının fotoğraflarından oluşan deliller sunulmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamaları ve deliller arasında bulunan 18.09.2024 tarihli tutanağa göre, bu delillerin davacı Kurumun taşra teşkilatı olan .... temin edildiği anlaşılmaktadır. Davacının tecavüz iddialarının incelenmesinde, dosyada mevcut olan ve aşağıda görüntüleri paylaşılan bahse konu deliller esas alınmıştır. (RAPORDA) Yukarıda fotoğrafları sunulan davalı kullanımları incelendiğinde, vergi levhasında “...” unvanı, alışveriş fişinde “... ...” unvanı ve satış fişinde “... ...” unvanı kullanılmaktadır. Sunulan fotoğraflardan ... ve şarküteri ürünlerinin satışı yapılan ve kasap olarak faaliyet gösterdiği anlaşılan davalıya ait dükkan tabelasında “... ...” ibareleri ile birlikte “...” harfleri ve satır figüründen oluşan bir logo kullanılmaktadır. Tabelada “...” ibareleri “...” ibarelerine oranla daha büyük boyutlarda ve ön planda kullanılmaktadır. Davalının bahse konu kullanımlarında orta düzey tüketiciler nezdinde markasal algı yaratacak nitelikteki işaretlerin “...” ibareleri ile “... harfleri ve satır figüründen oluşan logo” olduğu görülmektedir. Tabelalarda ve alışveriş fişinde yer verilen “...” ibareleri ise markasal bir unsurdan ziyade davalı işletmenin faaliyet alanını gösteren ve bu işletmede satışa sunulan ürünlere işaret eden tanımlayıcı unsurlar olarak yer almaktadır. Davalı işletmenin tabelasında ya da işletmeye ait başka herhangi bir tanıtıcı malzemede davacı markaları ile karıştırılacak nitelikte başka bir işarete de rastlanmamıştır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, davalıya ait işletmenin tabelasında, alışveriş ve satış fişlerinde ve vergi levhasında kullanılan işaret ve unvanların davacı adına tescilli bulunan ve yukarıda detaylı sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. SONUÇ; i- Davalıya adına ... sayı ile tescilli bulunan ve hükümsüzlüğü talep edilen “... – ... ...” markasının davacı adına .... sayılarla tescilli bulunan ve iş bu raporun (4) nolu bölümünde detaylı sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. ii- Davalıya ait “....” adresinde, ... ve şarküteri ürünlerinin satışının yapıldığı kasap dükkanı olarak faaliyet gösteren işletmenin tabelasında, alışveriş ve satış fişlerinde ve vergi levhasında kullanılan işaret ve unvanların davacı adına tescilli bulunan ve iş bu raporun (4) nolu bölümünde detaylı sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bilirkişiden rapor alınması yönündeki talebi HMK 30 uncu maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilerek sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: (Marka Tecavüzü davasında) SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı tarafın muhtelif sınıflarda ; .... sayılı ve ayrıca .... ibareli ....sayılı tescilli marka hakkının davalı işyerinde kullanımı nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Tahkikat aşamasında alınan 30/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE;" Davacının tecavüz iddialarına ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde, davalıya ait işletmenin tabelası, alış veriş ve satış fişi ve vergi levhasının fotoğraflarından oluşan deliller sunulmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamaları ve deliller arasında bulunan 18.09.2024 tarihli tutanağa göre, bu delillerin davacı Kurumun taşra teşkilatı olan .... temin edildiği anlaşılmaktadır. Davacının tecavüz iddialarının incelenmesinde, dosyada mevcut olan ve aşağıda görüntüleri paylaşılan bahse konu deliller esas alınmıştır. (RAPORDA) Yukarıda fotoğrafları sunulan davalı kullanımları incelendiğinde, vergi levhasında “...” unvanı, alışveriş fişinde “... ...” unvanı ve satış fişinde “... ...” unvanı kullanılmaktadır. Sunulan fotoğraflardan ... ve şarküteri ürünlerinin satışı yapılan ve kasap olarak faaliyet gösterdiği anlaşılan davalıya ait dükkan tabelasında “... ...” ibareleri ile birlikte “...” harfleri ve satır figüründen oluşan bir logo kullanılmaktadır. Tabelada “...” ibareleri “...” ibarelerine oranla daha büyük boyutlarda ve ön planda kullanılmaktadır. Davalının bahse konu kullanımlarında orta düzey tüketiciler nezdinde markasal algı yaratacak nitelikteki işaretlerin “...” ibareleri ile “... harfleri ve satır figüründen oluşan logo” olduğu görülmektedir. Tabelalarda ve alışveriş fişinde yer verilen “...” ibareleri ise markasal bir unsurdan ziyade davalı işletmenin faaliyet alanını gösteren ve bu işletmede satışa sunulan ürünlere işaret eden tanımlayıcı unsurlar olarak yer almaktadır. Davalı işletmenin tabelasında ya da işletmeye ait başka herhangi bir tanıtıcı malzemede davacı markaları ile karıştırılacak nitelikte başka bir işarete de rastlanmamıştır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, davalıya ait işletmenin tabelasında, alışveriş ve satış fişlerinde ve vergi levhasında kullanılan işaret ve unvanların davacı adına tescilli bulunan ve yukarıda detaylı sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde tespit ve değerlendirmeye mahkememizce de iştirak edilerek Davalıya ait “....” adresinde, ... ve şarküteri ürünlerinin satışının yapıldığı kasap dükkanı olarak faaliyet gösteren işletmenin tabelasında, alışveriş ve satış fişlerinde ve vergi levhasında kullanılan işaret ve unvanların davacı adına tescilli bulunan sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığından SMK anlamında marka tecavüzü oluşturmadığından bu davanın reddi gerekmiştir. (Hükümsüzlük davasında); SMK 6/1 maddesi açısından; Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının .... sayılı tescilli Markaları ile davalı şahsın ... numaralı “.... ” ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil,anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ; Diğer yönden bu husus tahkikat aşamasında sunulan 30/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda bu husus "Davalıya adına .... sayı ile tescilli bulunan ve hükümsüzlüğü talep edilen “....” markasının davacı adına .... sayılarla tescilli bulunan ve iş bu raporun (4) nolu bölümünde detaylı sicil bilgileri verilen markalarla karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde de izah edildiğinden bu görüşe iştirak edilerek taraf markaları arasında karıştırılma yani iltibas ihtimali oluşmadığından SMK 6 ve 25.nci maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Marka tecavüzüne yönelik açılan davanın REDDİNE, 2-Marka hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın REDDİNE, 3-Marka tecavüzünü yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-Marka hükümsüzlüğünü yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-Marka Tecavüzü yönünden;AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-Marka Hükümsüzlüğünü yönünden;AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.15/10/2025 Katip ... E imzalıdır
Hakim ... E imzalıdır