Diğer ·
2023/71 E. 2026/166 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2023/71
- Karar No
- 2026/166
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/71 KARAR NO : 2026/166
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2023 KARAR TARİHİ : 14/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DİLEKÇELER AŞAMASI Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 1992 yılında davalı ... tarafından düzenlenen yarışma sonucunda ...'na yerleştirilen "..." adlı ..., 2018 yılı Ağustos veya Eylül aylarında davalı tarafından sanatçının rızası alınmaksızın ve herhangi bir kamu yararı bulunmaksızın yıkılarak yok edildiğini, davacı tarafından gönderilen 17 Ekim 2018 tarihli e-posta ve 22 Ekim 2018 tarihli ihtarnameye rağmen davalı idarenin hukuka aykırı eylemini sürdürdüğünü, davalı idarenin 1. Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen resmi yazılarla eylemin ikrar edildiğini, Anayasa'nın 64. maddesi ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ilgili maddelerinin ihlal edildiğini, daha önce aynı konuda açılan ve işlemden kaldırılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen ... sayılı dosyanın devamı niteliğinde işbu davanın ikame edildiğini, davacının şeref ve itibarının zedelendiğini belirterek, öncelikle eserin ilk kez alenileştiği mahalde orijinal projesine uygun olarak yeniden umuma arz edilmesini, 275.000 TL manevi tazminatın 22 Ekim 2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini, ihtarname giderleri ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini ve 2023 / 218 sayılı dava dosyasının celbini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan lisans sözleşmesinde davacının dava dışı firmaya ait markalara dayanarak dava açamayacağının hükme bağlandığını, davacının hükümsüzlük talebinde bulunmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının hükümsüzlük talebine dayanak gösterdiği SMK 5/1-ç, 6/1 ve 6/4 hükümlerinin somut olaya uygulanabilir olmadığını, müvekkili firmanın marka başvuru tarihi olan 09.02.2018 tarihinde davacı ve dava dışı ...'nin müvekkil şirketin ortakları olduğunu, dava konusu markanın tescilinin bizzat davacı ve diğer ortağın iradesi ve kararı ile gerçekleştirildiğini, davacının 5 yıl sonra kötü niyet iddiasıyla dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, tüzel kişiliğin ayrı bir hukuki kişiliği bulunduğunu, müvekkili ile dava dışı ... arasında lisans ilişkisi mevcut olsa da dava dışı firmanın markalarının Türkiye'de yeterli korumayı sağlamadığının tespit edildiğini, dava dışı ... yetkilisi ...'in 22 Aralık 2017 tarihinde müvekkilinin marka başvurusu yapması için onay verdiğini, davacının SMK 6/5 maddesine dayanmadığını çünkü markanın tescilinden haberdar olduklarını ve izin verdiklerini, SMK 5/3 ve 5/1-ç maddelerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, dava dışı ... adına tescilli... sayılı marka ile müvekkil adına tescilli markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkil firmanın... kod numaralı markasının tescilinde kötü niyetin bulunmadığını, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep ve dava etmiştir. Davacı... vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle Öncelikle yargılamanın sonuna kadar davalının marka hakkından doğan korumaların müvekkil şirkete ve iştiraklerine karşı ileri sürülememesi, ... markasını taşıyan tüm eşyaların toplatılması, konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalının ...tescil numaralı "..." ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalı şirkete ait ticaret unvanından "..." kısmının ticaret sicilinden silinmesine, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesini tekrarla huzurdaki haksız davanın reddine ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ... davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davada hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." markasının 3. kişilere olası devrinin ve devrin sicile kaydının hüküm kesinleşinceye dek önlenmesini, ... tescil numaralı "..." markasının davalı tarafından her türlü mal ve hizmetlerle ilişkin, ayrıca her türlü iş ve tanıtım evrakları da dahil olmak üzere kullanımın engellenmesini, markanın kullanıldığı materyallere el konulmasını ve her halükârda bu tescilden kaynaklanan hakların müvekkili şirkete veya müvekkili şirketin iştiraklerine ve bağlantılı şirketlerine karşı kullanmasının engellenmesi için SMK’nin 159. ve HMK’nin 389 ve devamı maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir konulmasını ve markanın devrinin engellenmesine ilişkin tedbir kararının Türk Patent ve Marka Kurumu’na bildirilmesini, müvekkili şirketin gerçek hak sahibi olduğu, tescilli ve tanınmış “...” ve markalarını birebir aynen içeren ... tescil numaralı "..." markasının başvuru tarihinde lisans sahibi olan davalı tarafından tescil ettirilmiş olması nedeniyle SMK 10 maddesi uyarınca müvekkili şirkete devrini, bu taleplerinin reddi halinde SMK’nın 25 ile 5. ve 6. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinini, müvekkilinin “...”, ve türevi markalarından doğan haklarına, davalı tarafından gerçekleştirilen marka tecavüzü ve haksız rekabet fiilinin tespitini, durdurulmasını, giderilmesini, bu markaları taşıyan mal ve hizmetler dahil her türlü kullanımına son verilmesini, bu kapsamda davalıya ait marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden ... Ticaret Odasına kayıtlı ticaret unvanının da iptali ve sicilden terkinini, davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere 15 gün ara ile iki kere yayınlanmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Birleşen Davada Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin 2015 yılında davacının da kurucularından olduğu halde kurulduğunu, davacının da müvekkilinin nezdinde ortak iken marka başvuruları gerçekleştirildiğini ve ilgili marka bakımından davacının bilgisi dahilinde kazanımlar elde ettiğini, açıkladıkları tüm gerekçeler dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II.DELİLLER Mahkememizin ...E., ...K. Ve 18/10/2024 tarihli "Bu dava ile Mahkememizin... Esas sayılı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması, biri hakkında verilecek kararın diğer davayı etkileyecek olması ve Mahkememizin 2023/71 Esas sayılı davasının daha önce açıldığı görülmekle, HMK 166/1 maddesi gereğince her iki davanın BİRLEŞTİRİLMESİNE," şeklindeki Birleştirme Kararı TPMK' dan Davacı adına tescilli ... ..., ... ve diğer tüm tescilli "..." ibareli markaların; marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri, -Davalı adına tescilli... numaralı markanın; marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri celp ve tetkik edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen ... ...ve ... tarafından düzenlenen 30/01/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacının dava açma hakkına sahip olduğu, Davalının, ... numaralı “... ” Markası ile ...'in sahip olduğu ... numaralı “..." marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, Davalının ticaret unvanının davacının markayı kullanma hakını ihlal ettiği, Davalının kötüniyetli olup olmadığı konusunda takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 13/09/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; ESAS DAVA YÖNÜNDEN; a) Davacı ...'un davaya dayanak yaptığı belgenin, ... ile imzaladığı 20/12/2021 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesi olduğu, Lisans sözleşmesinin 9. maddesinde, davacının, hak ihlallerini lisans verene bildirim yükümlülü olduğu ve gerekli hukuki başvuruların lisans veren tarafından yapılabileceği düzenlenmiş olmakla, esas davada gerek lisans sözleşmesinin 9. maddesi gerekse de SMK m. 158 uyarınca davacı tarafın doğrudan hükümsüzlük davası açmada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı kabul edilebilecekse de nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, b) Davacı şirket, 2010 yılında “... Ltd. Şti unvanı ile kurulan davalı şirketin kurucu ortağı olması ve uzun yıllardır da bu unvanın kullanımına rıza göstermiş olduğu göz önüne alındığında, TTK uyarınca davalı şirket ticaret unvanını terkin koşulları olmadığının kabul edilebileceği, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; c)... tescil no.lu ... markasının ... sınıflarda ve ... tescil nolu markasının ... sınıflarda davacı ... adına tescilli olduğu, d)Davacı ...'nin Türkpatent ... Sınıflarda tescilli olan ... nolu "... markasının yenilememe nedeniyle sona ermiş olduğu, e)Hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil nolu ... markasının ... sınıflarda davalı adına tescil edilmiş olduğu, f) SMK m. 10 uyarınca marka sahibi tarafından markanın kendi adına devrinin istenebilmesi için öncelikle ticari vekil veya temsilci tarafından marka sahibinin izni olmaksızın markanın kendisi adına tescil edilmiş olması gerektiği; Davalı ... marka basvurusu icin davacı marka sahibi ...'den izin/onav aldığını ispat edememis olmakla ... nolu ... markasının davacıya devri konusunda SMK m. 10'un uygulama alanı bulabileceği, g) Davacı...’nin marka tescilleri bağımsız olarak davalı markası ile karşılaştırıldığında, davacı adına tescilli markalar ile dava konusu ... tescil no.lu marka aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzer olmamakla, SMK m. 5/1/ç’ye dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığının kabul edilebileceği, Taraflar adına tescilli olan markalar -davacı markalarının tanınmış marka olduğu da göz önüne alındığında- ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılmaya sebebiyet verebileceğinden, aynı/benzer hizmetler olan; ... sınıfta “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat- ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” ... sınıfta “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). ... sınıfta “Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri” yönünden ... no.lu markasının kısmi hükümsüzlük koş lları olduğunun kabul edilebileceği, i) Davacı ile davalı arasındaki hukuki/ticari ilişki SMK m. 6/2 kapsamda değerlendirilebilecek bir ilişki olup somut olayda SMK m.6/2 hükmü uyarınca hükümsüzlük koşulları olduğunun kabul edileceği, j) ... merkezli ...’nin ve markaları uluslararası geçerliliği olan firmalar arasında en bilinenlerden bir tanesi olduğu tespit edilmiş olmakla, SMK m. 6/4’e dayalı hükümsüzlük koşulları olduğunun kabul edilebileceği, k) Taraflar arasındaki hukuki/ticari ilişki nedeniyle davalı ...’un davacı ...’nin markalarından haberdar olduğu; Buna rağmen, 09/02/2018 tarihinde, davacı markalarının yazı ve şekil unsurlarından oluşan ... no.lu marka başvuru yapmış olması iyiniyetli bir davranış olarak nitelenemeyecekse de SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının olup olmadığını takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı ... ile davalı ...arasında imzalanmış olan 12/01/2015 tarihli Marka Lisans Sözleşmesi’nin 08/10/2021 tarihli ihbarname ile feshedilmesinden sonraki markasal kullanımların marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği, Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalının, davacı markasındaki ayırt edici unsurun aynısını taşıyan ticaret unvanını hizmetin sunumu sırasında işletmesinin tabelası, araç, gereç, basılı evraklar vb. şekilde kullanması durumunda, unvanını tescil edildiği şekilde kullansa dahi davacının tanınmış markasının işlevinin zarar görme ihtimali olduğu gerekçesiyle, SMK uyarınca davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkini koşulları olduğunun kabul edilebileceği, Yargıtay’ın kümülatif koruma kapsamında tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin birlikte olabileceği yönündeki içtihadındaki değişiklik göz önüne alınarak, davaya konu eylemlerin TTK m. 55/1/a/4 uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğini takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. HMK'nn 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen ..., ...,...ve ... tarafından düzenlenen 09/03/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; a) Kök raporda markasal yönden yapılan açıklamalara karşı beyan ve itirazlar değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı, b) Kök raporda TTK'ya dayalı ticaret unvanı terkini talebi yönünden davalı şirket unvanının terkini koşulları olmadığı yönünde görüş belirtilmişse de ek raporda ticaret hukuku alanında akademisyen bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre TTK uyarınca davalı şirket ticaret unvanının terkini koşullarının olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Asıl Davada Dava; Davacının yabancılık unsuru nedeni ile teminat yatırma yükümlüğünün olup olmadığı, davalının ... tescil numaralı "..." ibareli markasının hükümsüzlüğü istemi ile davalı şirkete ait ticaret unvanından "..." kısmının ticaret sicilinden silinmesi istemi yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığına yöneliktir. Birleşen Davada Dava; TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli ... numaralı markanın; davacı şirkete devri, devrin mümkün olmaması halinde markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalı şirketin ticaret ünvanının terkini ve hükmün ilanına ilişkindir. IV. GEREKÇE Dava konusu ve kapsamın itibariyle taraf sıfatlarının ve kendi aralarındaki iltisaklarının tespit edilmesi önem arz ettiği kanaatiyle tarih sıralamasına göre açıklamalar ile gerekçeye başlanılması tercih edilmiştir. Dava konusu ... ve şekil markaları sahibinin birleşen dava davacısı ... olduğu gerek esas davada gerekse birleşen davadaki kayıtlar ve taraf beyanları ile sabittir. Birleşen davanın davacısı ... hem davalı... ile hem de asıl davanın davacısı ... ile lisans sözleşmesi imzalamıştır. Ayrıca asıl davanın davacısı ... ile Birleşen davanın davacısı ...'ın asıl dava ve birleşen dava davalısı ...Şirketinde pay sahibi oldukları tespit edilmekle birlikte bu üç şirketin organik yapısının izahı önem arz etmektedir. Birleşen davada davacı ...yılında ... hükümeti ve pırlanta sektörünün temsilcileri tarafından Pırlanta Yüksek Kurulu anlamına gelen “...” adı ile kurulmuş olup 2007 yılında bugünkü adını almıştır. Özelleştirilen ...’nin amacı pırlanta endüstrisinin ... ve dünya çapında temsil edilmesidir. Asıl davada davacı ..., tamamı Birleşen davada davacı...'a ait bir iştirak olup bağımsız bir yan kuruluşudur.Birleşen davada davacı ...'a ait markaların lisans sahibi olarak dünya çapında pırlantaların çeşitli testlerden geçirilerek sertifikalandırılması hizmeti vermektedir. Asıl ve birleşen davalarda davalı olan ..., 03/02/2010 tarihinde limited şirket olarak kurulmuştur. Birleşen davada davacı ... ve Asıl davada davacı ...Türkiye’de ticaret yapmak amacıyla davalı şirketi kurmuşlardır. Birleşen davada davacı ... ile asıl dava ve birleşen dava davalısı ... arasında 12/01/2015 tarihli Ticari Marka Lisans Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme ile Birleşen davada davacı ... tarafından asıl dava ve birleşen dava davalısı ... şirketine ... ve şekil markalarını kullanma hakkı tanınmıştır. Sözleşmede; “Lisans verenin, ticari markaları herhangi bir ülkede, bu ülkenin Bölge dahilinde olup olmamasına bakmaksızın veya ticari markanın bu ülkede tescil edilip edilmemesine bakmaksızın kendi adına veya hissedarları veya iştirakleri adına ya da ilgili yönetici veya müdürleri adına tescil etmesi yasaktır” şeklinde hüküm yer almaktadır. Asıl dava ve birleşen dava davalısı ..., 09.02.2018 tarihinde dava konusu ... no.lu markanın davalı şirket adına tescil başvurusu yapmıştır. 11/09/2018 tarihinde marka davalı şirket adına tescil edilmiştir. Birleşen davada davacı ... ile Asıl davada davacı ... 20/12/2021 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesi imzalamıştır. Birleşen davada davacı ... tarafından Asıl davada davacı ... ve şekil markalarını kullanma hakkı tanınmıştır. Sözleşmede; “Lisans verenin, ticari markaları herhangi bir ülkede, bu ülkenin Bölge dahilinde olup olmamasına bakmaksızın veya ticari markanın bu ülkede tescil edilip edilmemesine bakmaksızın kendi adına veya hissedarları veya iştirakleri adına ya da ilgili yönetici veya müdürleri adına tescil etmesi yasaktır” şeklinde hüküm yer almaktadır. Somut olayda gerek asıl davada gerekse birleşen davada ihtilaf konusu olan husus ... no.lu markanın asıl dava ve birleşen dava davalısı ... adına tescil edilmiş olmasıdır. Asıl dava yönünden; Asıl davada davacı ... iken Asıl dava ve birleşen dava davalısı ...'dır. Uyuşmazlık konusu ise ... tescil no.lu markaya ilişkin; hükümsüzlük, sicilden terkin ve davalı ticaret unvanından ... ibaresinin terkidir. Asıl davada davacı ..., Birleşen davada davacı ...'in hak sahibi olduğu “...” markaları üzerinde lisans hakkı sahibidir. Bu çerçevede, asıl davada davacı ... “lisans alan” olarak ...” markaları üzerinde ticari sözleşmeden kaynaklı hukuki menfaati vardır. Zira, lisans aldığı markanın aynısı veya benzerinin üçüncü kişilerce kullanılması ve/veya üçüncü kişiler adına tescil edilmesinde hukuki menfaati olumsuz etkilenmektedir. Ancak lisans alının dava açma ve takip yetkisinin tespiti için SMK 25. Ve 158. Maddeleri birlikte değerlendirmelidir. Dava açabilecek kişilerin SMK m. 25/2’de düzenlenmesinin yanı sıra, lisans alanların hangi hallerde doğrudan dava açabileceği SMK m. 158’de “Lisans Alanın Dava Açması ve Şartları” başlığı altında özel olarak düzenlenmiştir. SMK madde 158/2 gereğince lisans sahibinin hak sahibi tarafından dava açma hakkı açıkça sözleşmede sınırlandırılmamışsa ancak dava açma hakkı olacağına yer verilmiştir. SMK madde 158/2 somut olayımızdaki şartlar ile örtüşmektedir. Şöyle ki; Birleşen davada davacı ... ile Asıl davada davacı ... NV 20/12/2021 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesi incelendiğinde, lisans sözleşmesinin münhasır/inhisari lisans sözleşmesi olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin tarafları lisans alan Asıl davada davacı ..., lisans veren yani marka sahibinin ise Birleşen davada davacı ... olduğu sabittir. 20/12/2021 tarihinde Marka Lisans Sözleşmenin 9. maddesi incelendiğinde, Lisans alan sıfatındaki Asıl davada davacı ...'nin, hak ihlallerini lisans veren yani Birleşen davada davacı ...'a bildirim yükümlülüğü olduğu ve gerekli hukuki başvuruların lisans veren tarafından yapılabileceği düzenlenmiş olmakla, esas davada gerek lisans sözleşmesinin 9. maddesi gerekse de SMK m. 158 uyarınca lisans alan sıfatındaki Asıl davada davacı ...'nin doğrudan dava açmada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmakla asıl davanın davacısı ...'nin aktif dava ehliyetine sahip olmadığına kanaat getirilmesi ile asıl davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. Kararımıza emsal Yüksek Yargı Kararları ise aşağıdaki şekildedir; Yargıtay 11. H.D.'nin ...E.,...K.ve 26/02/2025 tarihli kararında da marka sahibinin lisans alana dava açma hakkı tanıyıp tanımadığı SMK madde 158/2 ve kendi aralarındaki sözleşme maddelerince incelenmesinin önem arz ettiği, lisans alanın ancak kendisine sözleşme ile bu hakkın tanınması halinde dava açabileceği, taraf ehliyeti olacağı yönünde "...davacının dava konusu tasarımı kullanımına esas olan inhisari olmayan lisans sözleşmesinin 9. maddesinde lisans veren tarafından, davacıya eldeki davayı açma yetkisinin verildiği, bu durumda davacının SMK'nın 158/2 hükmü uyarınca taraf ehliyetinin bulunduğu..." şeklindeki değerlendirmesi mevcuttur. Somut olayda lisans alana dava açma hakkı tanınmadığı yukarıda aktarılan sözleşme maddesi ile sabittir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. H.D.'nin ...E.,...K. Ve 07/05/2026 tarihli "Davacı şirket ile marka sahibi arasındaki 01/06/2017 tarihli sözleşmenin 4. Maddesinde; "Her iki taraf da markalara ait hak ve alacaklarını ve her türlü hukuki korumayı ve talepte bulunmayı istemekle yetkilidir" denilmişse de; inhisari olmayan lisans sahibinin yasada açıkça hangi hallerde kendi adına dava açabileceği düzenlenmiş olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ve sonradan ileri sürülen markalara dayanarak davacı şirketin markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan davanın kabulü ile lisans bedeline göre tazminata hükmedilmesi yerinde değildir." şeklindeki kararı ile de inhisari olmayan lisans sahibine marka sahibi ile arasındaki sözleşmede "Her iki taraf da markalara ait hak ve alacaklarını ve her türlü hukuki korumayı ve talepte bulunmayı istemekle yetkilidir" şeklinde yetki verilmiş olsa dahi SMK madde 158/3'e atıf yapılarak lisans sahibinin hangi hallerde dava açabileceğinin SMK kapsamında açıkça düzenlendiği belirtmiş, lisans sahibinin dava açma hakkı olmadığına karar verilmiştir. Mevcut dosya kapsamında SMK madde 158/3 şartlarının da oluşmadığı yani, lisans alan lehine söz konusu sürenin geçmesinden önce( SMK madde 158/2'de yer alan) mahkememizce verilen herhangi bir ihtiyati tedbir kararı olmadığı, bu şekilde lisans alanın SMK madde 158/3 kapsamında da dava açma hakkının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ne var ki, birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a Asıl davada davacı ... tarafından ihbarda bulunulması üzerine birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren- ... tarafından yargılama konusu ihlale ilişkin dava açıldığı ve mahkememiz işbu esasında birleştirildiği, bu sebeple artık lisans alan Asıl davada davacı... tarafında aktif husumetin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu süreç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 02/07/2025 tarihli "...davacı tarafından patent sahibine bildirim yapıldığı, buna rağmen patent sahibi harekete geçmediğinden, lisans sözleşmesi inhisari lisans sözleşmesi olmasa bile işbu davayı açabileceği, Yargıtay kararları ile bu bildirimin dava şartı değil, ispat şartı olduğunun kabul edilmesi nedeniyle," şeklindeki kararı ile de vurgulanmıştır. Birleşen dava yönünden; Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... davalısı ise Asıl ve birleşen davalarda davalı olan ... Şirketidir. Birleşen davada davacının birden çok talebi bulunmakla incelenen dava dilekçesinde ilk talep başlığını terditli şekilde düzenlediği, ilk talebini SMK m. 10 uyarınca markanın devri, terditli olarak ise ... tescil no.lu markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep ettiği, diğer taleplerini ise aralarında bir öncelik sıralaması yapmadan marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi; marka hakkına karşı haksız rekabet talepleri; davalı tarafın ... ve şekil kullanımının ticaret unvanından iptaline ve sicilden terkini; SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanı olmak üzere yığdığı anlaşılmaktadır. Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren...'ın ilk talebi olan SMK m. 10 uyarınca markanın devri yönünden gerçekleştirilen incelemede; Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmadan onun ticari vekili veya temsilcisi adına marka tescil edilmesi halinde ticari vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi yoksa söz konusu tescili kendi lehine devredilmesini isteme yetkisi olduğu düzenlenmiştir. SMK m. 10’un uygulanabilmesi için ticari vekil veya temsilci tarafından marka sahibinin izni olmaksızın markanın kendisi adına tescil edilmiş olması gereklidir. Fakat ticari vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi varsa, bu halde ticari vekil veya temsilci adına yapılan tescilin gerçek marka sahibi adına devri kabul edilemez. Geçerli sebebin yalnızca bir sözleşmeden doğması mümkündür. Dosya kapsamında incelenen kayıtlarla sabit olduğu üzere ...+şekil markalarının gerçek hak sahibi Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'dır. Bu husus gerek marka kayıtlarında gerekse de Birleşen davada davacı ... ile asıl dava ve birleşen dava davalısı ... arasında 12/01/2015 tarihli Ticari Marka Lisans Sözleşmesi'de yer almaktadır. Sözleşme ile Birleşen davada davacı ... tarafından asıl dava ve birleşen dava davalısı ... şirketine ... ve şekil markalarını kullanma hakkı tanınmıştır. Kullanma hakkı tanınmasına rağmen asıl dava ve birleşen dava davalısı ...Şirketi YK üyesi ... tarafından hiç bir hukuki karşılığı olmadan ... no.lu... markası asıl dava ve birleşen dava davalısı ... Şirketi adına tescil edilmiştir. Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... yönetim kurulu 15/10/2015 tarihinde toplanarak yönetim kurulu başkanı, başkan vekili ve üyelerin şirketi temsil ve ilsam yetkilerinin sınırları belirlenmiştir. ... üyesi olan ...’in B grubu imza yetkisi olduğu ve imza yetkisi kapsamındaki işler için şirket unvanı ve kaşesi altında münferiden atacağı imza ile şirketi tek başına temsil ve ilzam etmesi yetkisi verilmiştir. Ancak ne Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... şirketi ne de Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... şirketi ... üyesi ...’in dava konusu marka için tescil başvurusunda bulunması hususunda şirket organlarınca alınmış bir karar ibraz etmemiştir. Davalı şirket, ... üyesi ...’in şirket adına tek başına işlem yapma yetkisi olmasına rağmen iyiniyetinden dolayı marka başvurusu yapılması gerektiği düşüncesini şirket ortağı Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a bildirdiğini ve onayını aldığını beyan etmektedir. Ancak bu savunma dosya arasındaki deliller ile örtüşmemektedir. Şöyle ki; birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... ile asıl dava ve birleşen dava davalısı ... arasında 12/01/2015 tarihli Ticari Marka Lisans Sözleşmesi incelendiğinde; ...markalarının Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a ait olduğu, Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...tarafından bu markaların yetkili makamlar önünde tescil edilmiş olduğu, Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... tarafından asıl dava ve birleşen dava davalısı ...'a lisans sözleşmesinde yer alan koşullara tabi olarak tüm faaliyetlerini yerine getirmek amacıyla markalarını yalnızca kullanma hakkı verildiği, Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'ın lisans vermek için gerekli tüm haklara sahip olduğu ve markaların korunması için gereli tüm ücretlerin kendi tarafınca karşılanacağının belirtildiği gibi marka hakkının ihlali durumunda dava açma ve takip etme yetkisine haiz olduğuna ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Söz konusu sözleşmede Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... tarafından, asıl dava ve birleşen dava davalısı ...'a verilmiş herhangi bir kendi adına tescilli marka alma hakkı tanınmadığı sabittir. Asıl dava ve birleşen dava davalısı ...'ın söz konusu marka başvurusunu Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... bilgisi ve onayı ile gerçekleştirdiği savunmasına konu e-mailler incelendiğinde; marka başvurusu için Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-... yetkililerinin onay vermediği, olumsuz görüşte olduklarının bildirildiği, hatta bir şart koşulduğu, bu şartın da Asıl dava ve birleşen dava davalısı ....tarafından yerine getirildiğine dair bir kayıt bulunmadığı incelenen "... Türkiye’de farklı bir Nice sınıfında (.... sınıfta) yeni bir marka başvurusu yapılması konusunda ...’nin (Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...) hukuki mütalaasını kendisine ilettiği ve olumsuz tavsiyede bulundukları ifade edilmektedir. Devamla “Ancak ben bu açıklamaları farklı bir şekilde okuyorum ve bu riski önemli yada gerçekçi buluyorum. Bu nedenle, (ayrı bir belgede) ...’e bu kayıt için özel bir lisans vermeniz koşuluyla kaydı kabul edeceğim. bu Türk yetkilileri için önemli olmayacak, çünkü bu belgeyi görmeyecekler veya talep etmeyecekler, ancak bize yeterli güvenliği sağlayacaktır. Lütfen kabul edip etmediğinizi bildirin” şeklindeki mail içeriklerinden anlaşılmıştır. Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Numaralı ve 08/06/2026 tarihli "... Dallant markasının 1958 yılından beri dava dışı şirket adına tescilli olduğu görülmekle, davalının istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davacı istinafı yönünden ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 10. maddesi uyarınca davacının, markanın devir ve tescilini talep ettiği, anılan Yasa hükmü uyarınca markanın devri ve tescilinin talep edilebilmesi için öncelikli şartın söz konusu markanın gerçekteki marka hakkı sahibinin davacı olması olduğu,..." şeklindeki kararında da belirtildiği üzere SMK m. 10 kapsamında devir talebinde bulunmanın mutlak şartının devir talep edenin söz konusu markanın sahibi olması gerektiği, somut olayda bu şartın sağlandığı görülmektedir. Netice olarak, SMK m. 10 uyarınca marka sahibi tarafından markanın kendi adına devrinin istenebilmesi için öncelikle ticari vekil veya temsilci tarafından marka sahibinin izni olmaksızın markanın kendisi adına tescil edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda Asıl dava ve birleşen dava davalısı ...'ın marka başvurusu için Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'dan izin/onay aldığını ispat edememiş olmakla, ... no.lu markasının Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a devri konusunda SMK m. 10’un uygulama alanı olduğu kabul edilerek terditli taleplerden ilkinin kabulüne karar verilmiş ve ... no.lu ... markasının Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a devri yönünde hüküm tahsis edilmiştir. Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'ın dava dilekçesinde ilk talep başlığını terditli şekilde düzenlediği, ilk talebini SMK m. 10 uyarınca markanın devri, terditli olarak ise ...tescil no.lu markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep ettiği anlaşılmakla birlikte HMK madde 111 kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmede; terditli taleplerden aslının kabulüne karar verildiği bu sebeple fer'i talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle ... tescil no.lu markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'ın taleplerinden olan markaya tecavüz iddiasının değerlendirilmesinde; Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ...E., ... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih...E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T.,... E. ... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren... ile Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... arasında imzalanmış olan 12/01/2015 tarihli Marka Lisans Sözleşmesi 08/10/2021 tarihli ihbarname ile feshedilmiştir. Lisans sözleşmesinin “lisans Dönemi Sonrası Yükümlülükler” başlıklı 5. maddesinde lisans alanın sözleşmenin sona ermesinden sonra ticari markalar ve ismin tüm kullanımını durduracağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshinden sonraki markasal kullanımlar marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilerek Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a ait ... markalarının Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... tarafından kullanılması yönündeki tespitlerin Birleşen dava davacısı marka sahibi-lisans veren-...'a ait marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile bu tecavüzün men'i ve ref'ine karar verilmiştir. Davalı taraf, markasal kullanımının dayanağının ... tescil no.lu markası olduğunu beyan etmektedir. Ancak SMK m. 155 uyarınca, önceki tescilli hak sahiplerinin açtıkları tecavüz davasında sonraki tescilin dayanak savunma yapılmasının önü kapatılmıştır. Bu düzenleme ile kötüniyetli kişilerin sınai mülkiyet sistemini kötüye kullanmasını önlemek amaçlanmıştır. Bu kapsamında Asıl dava ve birleşen dava davalısı ... 'ın SMK m. 155 uyarınca dayanak yaptığı marka başvurusu/tescili yönündeki savunmalarının kabul edilmesi mümkün değildir. Ticaret unvanının iptali ve sicilden terki talebinin değerlendirilmesinde ise; Davacı ile davalı aynı alanda faaliyet göstermektedir. SMK uyarınca davalı şirket unvanının terkini koşulları olup olmadığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarih, ... E. ve... K. sayılı kararı ile birlikte incelendiğinde; "... davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanıldığı ve davalının faaliyet gösterdiği hizmet sektörünün davacıların markalarının kapsamındaki hizmet sınıfları ile benzer olduğu, bunun sonucu olarak; davacılara ait marka ile davalıya ait ticaret unvanı arasında, sunulan hizmetin kaynağı hakkında karışıklık söz konusu olabileceği gibi sunulan hizmetin diğerlerinden ayırt edilmesi işlevini haiz olma ihtimalinin bulunması nedeniyle davalıya ait ticaret unvanının, hizmet sunumu sırasında marka gibi algılanma ihtimali yanında davacılara ait tescilli markaların işlevlerine zarar verme ihtimalleri bulunduğu, zira hizmet sınıflarında kullanılan markalarda, marka işaretinin konulabileceği somut bir ürün bulunmadığından bu işaretin hizmetin sunulduğu bina, araç, gereç, basılı evraklar vb. tanıtma vasıtalarıyla kullanımının mümkün olduğu, bu sebeple mal sınıflarında tescilli markaların aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmasının aynı özellikleri taşımayacağı...bu itibarla davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin, markaların tescilli olduğu hizmetlerdeki faaliyetler sırasında davalının ticaret unvanında aynen kullanımının 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptığı yollama ile aynı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi gereğince davacıların marka haklarına tecavüz teşkil etmekte olup davalının bu eylemi, davacılar tarafından marka haklarına dayalı olarak yasaklanabileceği, hal böyle olunca; davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin, davalının ticaret unvanının ek ve asıl unsuru olarak faaliyette olduğu hizmet sektöründe kullanımının, davacılara ait marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu..'' gerekçesindeki şartların somut olayda vuku bulduğu, davalı şirket hizmet sektöründe faaliyet gösterdiği, hizmet sınıflarında markanın konulabileceği somut bir ürün bulunmadığından bu işaretin hizmetin sunulduğu bina, araç, gereç, basılı evraklar vb. tanıtma vasıtalarıyla kullanımı mümkün olduğu, atıf yapılan Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalının, davacı markasındaki ayırt edici unsurun aynısını taşıyan ticaret unvanını hizmetin sunumu sırasında işletmesinin tabelası, araç, gereç, basılı evraklar vb. şekilde kullanması durumunda, unvanını tescil edildiği şekilde kullansa dahi davacının tanınmış markasının işlevinin zarar görme ihtimali olduğu gerekçesiyle, SMK uyarınca davalı şirket unvanının “...” ibaresinin terkini koşullarının olduğu kabul edilmiştir. Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından, kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin ve buna dayalı tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-ASIL DAVA HAKKINDA : -Davacı ...'un davaya dayanak yaptığı belgenin, ... ile imzaladığı 20/12/2021 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesi olduğu, Lisans sözleşmesinin 9. maddesinde, davacının, hak ihlallerini lisans verene bildirim yükümlülüğü olduğu ve gerekli hukuki başvuruların lisans veren tarafından yapılabileceği düzenlenmiş olmakla, asıl davada gerek lisans sözleşmesinin 9. maddesi gerekse de SMK m. 158 uyarınca davacı tarafın doğrudan hükümsüzlük davası açmada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı anlaşılması ile DAVANIN USULDEN REDDİNE, a-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 179,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 552,10.-TL'nin davacıdan alınarak davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 2-BİRLEŞEN DAVA HAKKINDA Davacının terditli talepleri incelendiğinde; -İLK TALEBİ OLAN ... tescil numaralı markanın davacı ... adına SMK madde 10 uyarınca DEVRİ talebinin KABULÜNE, -TERDİTLİ TALEBİ OLAN ... tescil numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE talebinin, İLK TALEBİ KABUL EDİLDİĞİNDEN REDDİNE, -Davalı tarafından Davacı tarafın marka hakkına tecavüzün TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, -Davalı tarafından Davacı tarafın marka hakkına karşı haksız rekabet taleplerinin kümülatif koruma gereği REDDİNE, -Davalı tarafın ... ve şekil kullanımının ticaret unvanından İPTALİNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, Karar kesinleştiğinde sicilden terkin için müzekkere yazılmasına, -SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine, a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 269,85.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 462,15.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b-Birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan 269,85.-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Kabul edilen SMK madde 10 uyarınca devir ve tecavüze yönelik davada Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalı birleşen dosya davacısından alınarak davacı birleşen dosya davalısına verilmesine, d-Red edilen haksız rekabete ilişkin davada Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacı birleşen dosya davalısından alınarak davalı birleşen dosya davacısına verilmesine, e-Birleşen dava ve asıl davada birleşen dosya davacısı tarafından yapılan 3.100,00.-TL posta ve tebligat gideri, 11.750,00.-TL bilirkişi ücreti, 269,85.-TL başvuru harcı, 38,40.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 15.158,25.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 7.579,13.-TL yargılama giderinin davalı birleşen dosya davacısından alınarak davacı birleşen dosya davalısına verilmesine, f-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avanslarının yatıranlara iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.14/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır