İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/144 E. 2026/331 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/144
Karar No
2026/331
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/144 Esas - 2026/331

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/144 KARAR NO : 2026/331

DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabete bağlı Tespit/Men/Ref, Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 26/03/2024 KARAR TARİHİ: 13/07/2026 Yazıldığı tarih : 17/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: " Davacının kurulduğu 2003 yılından bu yana, 20 yılı aşkın süredir .... sektöründe tanınmış bir konuma gelmiş olup Türkiye çapında yüzlerce satış noktası ile birlikte ..., denildiğinde akla ilk gelen firmalardan olduğunu, Çok sayıda tescilli markası ve tasarımları bulunduğunu, Ürünlerini kurulduğu günden bu yana “...” markası altında satışa sürdüğünü, davacıya ait websitesinde “...” ismi altında ... ürünlerinin teşhir edildiğini, Bu fiilin, davacının hem “...” ibareli markalarına hem de kurulduğu günden bu yana sektörde kendini tanıttığı ticaret unvanına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, belirterek tecavüzün tespiti, durdurulması ve tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. Davacı vekili 20/05/2026 tarihli bedel artırımı dilekçesinde " Davalının eylemleri nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi zararın Bilirkişi Raporu'ndaki tespitler doğrultusunda EN AZ DAVACI FİRMA CİROSU ÜZERİNDEN HESAPLANAN TAZMİNAT OLARAK TESPİT EDİLMESİNİ, Ancak taleple bağlılık ilkesi uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, işbu dilekçemizle artırmış olduğumuz müddeabih tutarı olan 433.410,13 TL üzerinden davamızın kabulüne ve 433.410,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, 50.000 TL olarak dava başında talep edilen manevi tazminat tutarının da kül halinde kabulüne, Dava dilekçemizdeki sair taleplerimizin de kabulüne, " şeklinde talepte bulunmuştur. SAVUNMA: Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Davacı şirketin, ülke ve dünya çapında bir firma olduğunu, Davacının sınai mülkiyet haklarına oldukça önem verdiği gibi birçok sayıda tescilli markası ve tasarımları bulunduğunu, Uyuşmazlığa konu tasarımların müvekkil tarafından 2015 04309 sayı ile tescilli olduğunu, Davacının marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığını, belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük); Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları) "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." şeklindeki hüküm , Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden ; "Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , Araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.

"hükmü yer almaktadır.

DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafın dava dilekçesinin 19 ve 20. Sayfasında sayılan ... ibareli tescilli marka hakkının ve tescilli ticaret unvanının davalı tarafça marka ihlali ve haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanılıp kullanılmadığı, davalı firmanın ... sayılı tescilli olduğunu ileri sürdüğü markasının davacı iddialarını çürütüp çürütemeyeceği, ihlal söz konusu olduğu takdirde tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf hem marka tecavüzü, hem haksız rekabete dayanmış olup marka ihlali açısından çok sayıda ... ibareli markasını mesnet gösterdiği, tazminat talebi açısından ise SMK 151/2-c maddesine göre lisans bedeli seçeneği tercih ettiği görülmüştür. Ön inceleme duruşması yapılıp tahkikata geçildikten sonra bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 20/03/2025 tarihli Bilirkişi heyeti Kök Raporunda Özetle : "1.Davalının markasal kullanımları ile davacıya ait ... “... “...” ibareli markalar arasında benzerlik bulunduğu, 2.Davalının “...” ibaresini kullanım biçiminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu, 3.Davalının tescilli tasarımının ürünün görseline ilişkin bir koruma sağlasa da “...” ibaresinin izinsiz markasal kullanımına ilişkin iddiaları çürütmediği, 4.Davacının tazminat taleplerinin yerinde olduğu,." şeklinde ifade edilmiştir. İhlalin oluştuğu yönünde bilirkişi heyeti tarafından kanaat belirtilmekle bu kez bilirkişi heyetine 1 mali müşavir /SMMM bilirkişi dahil edilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 07/07/2025 tarihli Ek 1 Raporda Özetle ; " Davalı ... A.Ş.’nin 01.01.2019 – 31.12.2022 tarihleri arası döneme ait cirosu üzerinden varsayımsal olarak hesaplanan tazminat tutarının 15.832.529,01 TL olduğu, Davacı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’nin 01.04.2019 – 31.03.2024 tarihleri arası döneme ait cirosu üzerinden hesaplanan tazminat tutarının 13.643.358,55 TL olduğu, ." şeklinde ifade edilmiştir. ... Hukuk Dairesinin .... sayılı emsal kararı gözetilerek lisans bedeli seçenek taleplerinden sadece davacının cirosu elde ettiği kazancın değil somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine , elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun makul bir miktar lisans bedeli olarak tespiti gerekir emsal kararından hareketle davalı firmanın kuruluş tarihi gözetilmeksizin ve davacının haksız rekabete dayalı "... " alanında ... markalarının kullanıldığı belirtilmiş olup tazminat hesabının da buna göre davalı firmanın kuruluş tarihi öncesine gidilmeksizin ihlalin oluştuğu tarih ve süreç dikkate alınarak hesaplanması gerektiğine, Mevcut bilirkişi heyetine ticaret hukuku ve marka konusunda uzman 1 bilirkişi ile ... ürünleri konusunda 1 sektör bilirkişisini ilave edilmek suretiyle tarafların kullanımları da dikkate alınarak, dosyaya yansıtılan kök rapora ve ek rapora karşı itirazlar, 28/07/2025 tarihli uzman görüşü de değerlendirilerek bilirkişi heyetinden ek 2 rapor alınmasına ara kararı verilmiştir. Davalı firmanın talebi üzerine 24/11/2025 tarihli ara karar ile SMMM bilirkişiye .... iline gidip gelmesi konusunda ve davalı kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Yerinde inceleme sonrası sunulan 03.03.2026 tarihli bilirkişi heyeti Ek 2 Raporunda Özetle; " Davalı tarafın itirazları ve dosyaya sunulan uzman görüşü çerçevesinde marka hukuku açısından belirtilmesi gereken ilk husus: uyuşmazlıkta ... ibaresinin, davalı kataloğunda, davalının ... markasından bağımsız olarak ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığıdır. Bu nedenle ... markasının uzman görüşündeki iddianın aksine davalının ... markasından bağımsız olarak değerlendirilmesinde ve bu ibarenin davacının ... esas unsurlu markaları ile benzerliğinin irdelenmesinde bir eksiklik veya hata bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle uzman görüşündeki “...” ibaresi davalı şirketin 500 küsür sayfadan oluşan 2023 yılı kataloğunun tek bir sayfasında kullanılmıştır. Her iki dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davalının kendi markasının .... belirgin bir şekilde yer aldığı sayfada, “...” ibaresini kullanıldığı göz önüne alınmadan sadece ... marka olarak kullanılmış gibi değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği görülmüştür. İki marka arasındaki benzerliğin incelenmesinde markanın bütünselliği ilkesi söz konusu olup, raporlarda bu ilkenin de dikkate alınmadığı, eksik inceleme yapıldığı tespit edilmiştir.” Biçimindeki görüş kabul edilebilir nitelikte bulunmamıştır. Diğer taraftan kök raporda da belirtildiği veçhile: davalı yan tarafından katalogda kullanılmış olan “...” markasında “...” ibaresi esas unsur iken, “....” ibaresi yardımcı unsurdur. Davacıya ait ... “... “...” tescilli markalarda “...” ibaresi esas unsur iken, “...”, “....” ibareleri yan unsurdur. Esas unsurlar arasındaki ayniyet nedeniyle davalı kataloğunda ... markasını gören ortalama tüketicilerin bu ibareyi davacı markaları ile karıştırması veya davacı ile davalı arasında bağlantı olduğunu düşünmesi de ihtimal dahilindedir. Öte yandan taraf marka ve kullanımlarının esas unsurları işitsel olarak aynı olduğundan davacı markalarının bazılarının yeşil ve turuncu renkten oluşması da markaları farklılaştırmaya yeterli olmamaktadır. Diğer taraftan huzurdaki incelemenin konusu marka hakkının ihlali olduğunda katalog sayfasındaki ürünün tasarımının davalıya ait olmasının da huzurdaki incelemeye bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle uzman görüşündeki a) Davacı şirketin ... harfleriyle başlayan tescilli markaları mevcuttur ancak “...” şeklinde tescilli bir markası mevcut değildir. b) Davalı şirket, “...” ifadesini bir ürünü ifade eden marka olarak kullanmamıştır. İhtarnameye konu katalog incelendiğinde kataloğun kapağında ve her bir sayfasında davalı şirketin tescilli markası açıkça/belirgin şekilde .... şeklinde kullanılmıştır. Yüzlerce sayfadan oluşan katalogda ... ürünlerinin bulunduğu sayfalarda tasarımları ifade etmek için “....” gibi isimlerin yanında tasarım hakkına sahip olduğu bir ürün için de tek bir sayfada “...” adının kullanıldığı görülmüştür.” Şeklindeki tespitlerde kabul edilebilir nitelikte bulunmamıştır. Yukarıdaki tespitler çerçevesinde davalı tarafın itirazları ve dosyaya sunulan uzman görüşünün marka hakkının ihlali açısından yapılan değerlendirmeyi etkileyemeyeceği kanaatine ulaşılmış ve kök raporda ulaşılan, marka işaretleri arasındaki “ayniyet” olgusuyla bir markanın tamamen taklit edilmesi, karşılaştırılan işaretlerin özdeş, farksız, tıpa tıp, aynen veya bire bir kopya olmaları kast edilir. Aynı olan markalar arasında herhangi bir tali unsur açısından dahi fark bulunmamaktadır. Markaların tüm unsurları ve bunların konumlandırma biçimleri tıpa tıp aynıdır. Normal şartlarda işaretlerin farklı yazı karakterleri veya farklı renklere sahip olmaları, markaların “ayniyet” kavramını değiştirmez. Ancak sonraki markada asgari ayırt edicilik düzeyindeki ek sözcük ya da grafik unsurlarının bulunması ayniyet kriterini ortadan kaldırmaya yeter nitelikte olacak ve artık ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin var olup olmadığının tartışılması gerekecektir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” kavramı ile de sonraki tarihli markanın/kullanımına konu sonraki tarihli markasal işaretin, tescilli markanın birebir aynısı olmasa dahi ilgili tüketicide bıraktığı genel izleniminin “hemen hemen aynı” olması kast edilmektedir. Diğer yandan işaretlerin benzerliğinde, görsel, sesçil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. İşaret ve kelimeler analiz edilmeli ve tüm kriterler tüketilmeli, bu yapılırken işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan dominant ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Zira yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilecektir. Davacı yukarıda sayılan markaları ile davalının markasal kullanımında esas unsurun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu ve davacının tescilli olup faaliyet gösterdiği ... emtiasında kullanıldığı kanaatine varılmıştır. Bu anlamda, "....” ibareli markalar ile davalının kataloğundaki “...” şeklindeki kullanımı arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu ve SMK m.29 koşullarının oluştuğu biçimindeki bilirkişi heyeti kanaati devam etmiştir. Davacı tarafından, uyuşmazlığa emsal teşkil edebilecek bir lisans sözleşmesinin varlığından bahsedilmediği ve dosyaya sunulmadığı, Mahkeme tarafından 21.03.2025 tarihli yazı ile ... (...) .... Davanın açıldığı 26/03/2024 tarihinden geriye yönelik son 1 yıla ait ... modeli ÜRÜNLERİNDE EMSAL LİSANS SÖZLEŞMESİ olup olmadığı yönünde bilgi verilmesinin istendiği, ... (...) tarafından 07.04.2025 tarih ve .... sayılı cevap yazısı ile belirtilen dönemde ... modeli ürünlerine dair herhangi bir emsal lisans sözleşmesi bulunmadığı hususunda cevap verildiği görülmektedir. SONUÇ; Davalının kataloğundaki “...” şeklindeki kullanımı ile davacının "....” ibareli markalar ile davalının kullanımı arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu ve SMK m.29 koşullarının oluştuğu, Davalı şirketin kullandığı “...” ibaresi ile davacı şirketin “... ŞİRKETİ” şeklindeki ticaret unvanı arasında ayniyet veya karıştırılma ihtimali bulunmamakta olup bu nedenle bilirkişi heyeti takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere uyuşmazlıkta davalı kullanımlarının davacı ticaret unvanına tecavüz teşkil etmediği, Davalının katalogdaki “...” biçimindeki kullanımının TTK m. 55’te yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü kapsamında değerlendirilebileceği kanaati oluşmakla birlikte, haksız rekabet konusunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Hesaplanan Maddi Tazminat Tutarlarının; Davalı ... A.Ş.’nin 01.01.2022 – 26.03.2024 tarihleri arası döneme ait cirosu üzerinden hesaplanan tazminat tutarlarının; %15 oranı üzerinden; toplam 433.410,13 TL olduğu, %10 oranı üzerinden; toplam 288.940,09 TL olduğu, %5 oranı üzerinden; toplam 144.470,04 TL olduğu, Davacı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’nin 01.01.2022 – 31.03.2024 tarihleri arası tüm ticari faaliyetinden elde ettiği ciro üzerinden hesaplanan tazminat tutarının 11.108.967,64 TL olduğu, Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz ederiz. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması veya ek rapor alınması yönündeki itiraz talepleri HMK 30. Maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilerek en son olarak her iki tarafın itirazları da değerlendirilip ve taraf kayıtları da incelenerek ek rapor düzenlendiği, raporun bu haliyle denetlenebilir olduğu gözetilerek bu taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; 1-Haksız rekabet davası; Her ne kadar davacı taraf vekili , davalı taraf eyleminin aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; .... .H.D.nin .... sayılı emsal kararında "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı ... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (... Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve ... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, " şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete de dayanamayacağından (yani bu halde kümülatif korumanın uygulanma alanı olmadığı ) haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir. 2-Marka Tecavüzü davası; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı vekili, davalı eyleminin müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Davacı tarafın "... ürünlerinde " ....” ibareli tescilli markaları bulunduğu , dava tarihinde de korumaları sürdüğü ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Davalı taraf savunmasında geçen ... sayılı tescilli sınai mülkiyet belgesinin ise 09.06.2015 tarihinde tescil edilen kapı-pencere profil ürününe ait tasarımı olduğu (marka değil) ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Dosyaya yansıtılan delil ve belgeler, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda sunulan bilirkişi kök raporunda "davalının ... web sitesinde kullanımlarının ... ,Davalı marka kullanımlarının, ... modeli adı olarak, websitesinde teşhir edildiği görülmüştür. Dolayısıyla, hem ... ürünü hem de bunun elektronik ortamda satış hizmetini içermektedir. " şeklinde ; ek 2 raporda da " Davalının kataloğundaki “...” şeklindeki kullanımı ile davacının "....” ibareli markalar ile davalının kullanımı arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu ve SMK m.29 koşullarının oluştuğu, " şeklindeki tespite bağlı ifadeden hareketle; Davalı tarafın işyerinde (07.01.2026 tarihinde yerinde inceleme) ve internet ortamında (... web sitesinde) cam balkonu ürünlerinde ... ... adı ve şeklinde markasal kullanımı ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden davalının işyerinde ve internet ortamında cam balkonu ve benzeri emtialardaki " ... ... " ibareli markasal kullanımlarının davacı tarafın ... ibareli markasının kapsamındaki emtialarla aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği, yine bilirkişi rapor içeriği ile anlaşıldığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, her iki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu mal ve hizmetlerde davalının " ... " ibareli markasal kullanımlarını gördüğünde bunun davacıya ait "... " ibareli tescilli marka kapsamında olan bir mal/ hizmet olarak algı yaşayabileceği , yani yanılabileceği , her iki markalı mal ve hizmetin işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği yani markalar arasında karıştırılma ihtimalini yaşayabileceği kanaatiyle taraf markaları arasında SMK anlamında iltibas oluştuğundan davalı eyleminin SMK 7 ve 29.ncu madde kapsamında marka tecavüzü, oluşturduğu kanaatine varılarak marka tecavüzü sabit görülerek " davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, bu eylemlerin MEN'ine, REF'ine, " şeklinde karar verilmiştir. Maddi Tazminat konusu ; Davacı taraf 151/2. maddenin (c) fıkrasında belirtilen " Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. " yöntemine göre hesaplanacak şekilde ıslah dilekçesinde " Davalının eylemleri nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi zararın Bilirkişi Raporu'ndaki tespitler doğrultusunda EN AZ DAVACI FİRMA İROSU ÜZERİNDEN HESAPLANAN TAZMİNAT OLARAK TESPİT EDİLMESİNİ, Ancak taleple bağlılık ilkesi uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, işbu dilekçemizle artırmış olduğumuz müddeabih tutarı olan 433.410,13 TL üzerinden davamızın kabulüne ve 433.410,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini," talebi dikkate alındığında; Davalı taraf eyleminin marka ihlali oluşturduğu yukarıda açıklandığından davalı tarafın defterleri üzerinde (yerinde inceleme) de yapılan inceleme sonunda bilirkişinin hesapladığı " Maddi Tazminat Tutarlarının; Davalı ... A.Ş.’nin 01.01.2022 – 26.03.2024 tarihleri arası döneme ait cirosu üzerinden hesaplanan tazminat tutarlarının; %15 oranı üzerinden; toplam 433.410,13 TL olduğu, %10 oranı üzerinden; toplam 288.940,09 TL olduğu, %5 oranı üzerinden; toplam 144.470,04 TL olduğu, " şeklindeki tespitten hareketle davacı açısından oluşan maddi zararın lisans bedeli seçeneğine göre hakkaniyet gereği ortalama değer olarak " %10 oranı üzerinden; toplam 288.940,09 TL olduğu," kanaatine varılarak 288.940,09 TL maddi tazminatın 26.03.2024 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine bedel arttırım ( 433.410,13 TL ) dilekçesine göre fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir. Manevi tazminat konusu; Yukarıda izah edildiği şekli ile davalı eyleminin marka ihlali oluşturduğundan " talep edilen 50.000,00TL manevi tazminatın 26.03.2024 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, " ( bu oran belirlenirken davalı taraf eylemi nedeniyle davacının tesçilli markasının müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar dikkate alınıp takdiren tayin edilmiştir ) " şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Tüm bu açılardan Marka Tecavüzü istemli açılan davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Haksız rekabet istemli açılan davanın REDDİNE, 2- Marka Tecavüzü istemli açılan davanın KISMEN KABULÜNE, davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, bu eylemlerin MEN'ine, REF'ine, 3- Davacı tarafça talep edilen bilirkişi raporunda hesap edilen 288.940,09 TL maddi tazminatın 26.03.2024 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- Davacı tarafça talep edilen 50.000,00TL manevi tazminatın 26.03.2024 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 23.152,99 karar ilam harcından peşin alınan 870,96 TL+ 7.385,00TL ıslah harcı= 8.255,96 TL'nin düşümü ile bakiye 14.897,03 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacının yaptığı; 38.000,00 TL bilirkişi ücreti, 4.865,62 TL tebligat ve yargılama gideri, 8.255,96 TL harç masrafı olmak üzere toplam 51.121,58 TL nin yargılama giderinin YARISININ 25.560,79 TL nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Marka Tecavüzü istemli açılan dava yönünden; Maddi tazminat yönünden;(kabul edilen kısımda) AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücreti, manevi tazminat yönünden 50.000,00 TL vekalet ücreti, tazminat dışındaki istemler yönünden 55.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 160.000,00 TL davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, (reddedilen maddi tazminat kısımda )AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 8-Haksız rekabet istemli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.13/07/2026

Katip .... E imza

Hakim .... E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/144, K. 2026/331, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-144-e-2026-331-k-bddbfa0f222b