Diğer ·

2024/171 E. 2026/69 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/171
Karar No
2026/69
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/171 Esas KARAR NO : 2026/69

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, davalı tarafça müvekkillerinin marka hakkına tecavüz edildiğini ve haksız rekabetin tespitini, müvekkillerinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını ve tecavüzün kaldırılmasını, “...”, “... dürüm”, “... ...” ve “...” isimlerinin yer aldığı ürünlere el konulmasını, tecavüzün devamını önlemek adına tedbirler alınmasını ve masrafları davalı’ya ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhasını, müvekkilllerinin fiili zararının belirlenmesi adına müvekkillerinin marka hakkının kullanılmasına ilişkin belgelerin davalı tarafça sunulmasını ve fazlaya ilişkin haklarnın saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-tl tutarında maddi tazminat ile 1.000,00-tl tutarında yoksun kalınan kazanç taleplerinin kabulünü, haklı davalarının kabulünü, tüm yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesini, talep ve dava etmiştir.

Mahkememize sunulan 11/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı markaları ve tespit edilen markasal kullanımları ile kullanımların gerçekleştirildiği mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği yönünde görüş ve kanaatleri bildirilmiştir. Mahkememize sunulan 16/07/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle ; Esas mahiyette kök raporda arz ettiğimiz görüş ve kanaatlerimizin devam ettiği, Davalının ortağı olduğu şirket 2023-2024 ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takdir sayın Mahkemeye ait olmak üzere defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalının satışlarını 600-Yurtiçi Satışlar hesabının altında KDV oranlarına göre takip ettiği, ürün ya da şube satışlarına ilişkin alt hesapların kullanılmadığı, bu nedenle de dava konusu satış miktarının tespitinin yapılamadığı, Davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil ettiği kanaatinin oluşması halinde davacının talep edebileceği yoksun kalınan kazancın takdirinin BK madde 50 hükmü uyarınca sayın Mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememize sunulan 05/02/2026 tarihli ikinci ek bilirkişi raporunda özetle ; Nihai karar ve takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Ek raporda arz ettiğimiz görüş ve kanaatlerimizin devam ettiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Yüce Mahkemenizin takdirlerine tespit ve kanaatlerini bildirilmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Uyuşmazlık markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ortadan kaldırılması ile maddi tazminat talebine ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ). SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille; Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır. a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.

Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Mahkememiz dava dosyası incelendiğinde davacıların markalarının; 2006/... kod numaralı görselini ihtiva eden “...”+ "şekil" ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 29, 31 ve 43. sınıfında, 2021/... kod numaralı görselini ihtiva eden “... ...”+ "şekil" ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 43. Sınıfında, 2021/... kod numaralı görselini ihtiva eden “... ...”+ "şekil" ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 09, 16, 29, 30, 35 ve 43. Sınıfında Sınıfında, 2023/... kod numaralı görselini ihtiva eden “... ...” + "şekil" ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 29. 30. 35 ve 43. Sınıfında başvuruya konu edildiğini ancak Mal ve Hizmet Bilgileri kısmında hiçbir sınıfa ait bilgi bulunmadığı, ... adına kısmi yayın kararı verildiği, 2023/... kod numaralı görselini ihtiva eden “basic ... ...”+ "şekil" ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 29. Sınıfında tescill olduğu davalı kullanımlarına ilişkin davacı tarafından Davacı tarafından 29 Ağustos 2024 tarihli ... yevmiye nolu .... Noterliği tarafından E-Tespit tutanağı yaptırıldığı anlaşılmıştır. Tespit edilen markasal kullanımlarda davacı yana ait markalarda yer alan ... ibaresi ihtilaf konusu 43. sınıftaki hizmetler bakımından tanımlayıcı mahiyetteki “...” “...” “...” “sos” kelime unsurları ile birlikte kullanılmıştır. Davacı yana ait 2006/... başvuru numaralı marka “...” unsurundan ibarettir. 2021/... başvuru numaralı markada ... ibaresine diğer unsurlara nazaran daha büyük boyutta yer verilmiştir. 2023/... ve 2023/... başvuru numaralı markalarda ... ibaresine birtakım tali nitelikte kelime unsurları ile yer verilmiştir. Davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımlarının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Tespit edilen kullanımların talep eden markasından farklı ibareler ihtiva ediyor olmasına karşın söz konusu ibarelerin ihtilaf konusu 43. sınıftaki hizmetler bakımından tanımlayıcı mahiyette olması nedeniyle ihtiva edilen farklılıkların kullanımları davacı markalarından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, dolayısıyla ilgili kullanımlar ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilebileceği kanaatine varılmıştır. Tespit edilen kullanımlarının davacı yanın markalarının tescilli olduğu 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri. “ hizmetleri üzerinde gerçekleştiği değerlendirilmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabete ilişkin talebinin yargıtay güncel kararları doğrultusunda; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete yönelik talepler yönünden, (Yargıtay 11.HD'nin 2024/2085 E- 2025/416 K., 2024/1738 E- 2025/58 K.,2024/1482 E- 2025/38 K., 2019/5189-1852 E-K, 2021/89-3054 E-K sayılı kararları) da göz önüne alınarak reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz ettiği kanaatine varılarak aşağıdaki davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davalı eylemlerinin, davacıya ait marka hakkına tecavüzünün tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve kaldırılmasına, 2-Davalıya ait “...”, “... Dürüm”, “... ...” ve “...” isimlerinin yer aldığı ürünlere el konulmasına, karar kesinleşince masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, 3-Davacının maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine 4-Davacı tarafın yoksun kalınan kazanç talebi yönünden 1.000,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Haksız rekabete ilişkin talebin güncel Yargıtay ilamları doğrultusunda reddine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 732,00 TL karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen haksız rekabet talepleri yönünden davalı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen yoksun kalınan kazanç yönündeki tazminat talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yatırılan toplam 855,20-TL harcın (peşin+başvuru) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davacı tarafından yapılan 25.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 2.152,00 TL posta gideri toplam 27.152,00-TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 20.364,00-TL olmak üzere yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı tarafından yapılan 9.500,00-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap olunan 2.375,00-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 14-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk sarf ücretini kabul ve ret oranına göre hesap olunan 2.700,00 TL'sinin davalıdan, 900,00-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 15-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/06/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Diğer, E. 2024/171, K. 2026/69, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-171-e-2026-69-k-b9933795b4f9