İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/433 E. 2025/355 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/433
Karar No
2025/355
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/433 Esas - 2025/355

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2023/433 KARAR NO : 2025/355

DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabete dayalı Tespit, Durdurma, Önleme, Ref Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2025 Yazım Tarihi: 15/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin faaliyet konusu gereği insan ve hayvan sağlığında kullanılmak üzere 05 / 30 / 31 / 35 / 45. Sınıflarda yer alan emtianın üretim ve satışı yaptığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ... tescili sayılı “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, “...” markasını istihsal ve istimal edenin ve kullanıldığı sınıflarda maruf hale getirenin müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen ürün grubu ile aynı amacı ihtiva eden protein tozunun müvekkili şirket adına tescilli olan “...” ve “...” ibaresi ile gerek söyleyiş ve gerekse logo olarak benzer şekilde davalıya ait .... internet sitesinde ve ..., ..., ..., ... gibi aracı internet sitelerinde kullanıcı yorumlarına bakıldığında yaklaşık 2021 yılından bu yana satışının yapıldığının tespit edildiğini, müvekkili adına tescilli markanın kullanımı ile ilgili herhangi bir izin bulunmadığını, davalıya .... Noterliğinin 10.04.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tecavüze son verilmesinin ihtar edildiğini, davalının müvekkili ile iletişime geçerek tecavüz eylemlerini ikrar etmek suretiyle ürünlerin 30 gün içerisinde satışının durdurulacağının bildirildiğini, ancak davalının kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak kullanıma devam ettiğini, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı kullanımlarının müvekkili şirketin maddi-manevi zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz nedeniyle uğradığı fiili kaybın ve SMK 151/2-b maddesi uyarınca hesaplanacak yokun kaldığı kazancın tazmininin talep edilmesi gerekliliği doğduğunu beyanla; müvekkili adına tescilli markadan kaynaklı haklara davalı tarafın tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, üretilen ya da ithal edilen ürünlere ve tanıtım evrakına el konulmasına ve imhasına, SMK 150. maddesi uyarınca şimdilik 1.000,-TL maddi, 100.000,-TL manevi tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. Davacı vekili 27/06/2025 tarihli dilekçe ile maddi tazminatı talebini 30.000 TL ye çıkarmıştır. SAVUNMA: Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. (Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ......" hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.

"hükmü yer almaktadır.

DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... tescil sayılı marka hakkının davalı tarafça internet sitesinde e-ticaret ortamında satışa sunulan ürünler dolayısıyla marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemi oluşup oluşmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın gıda (besin) takviyelerini de içeren 05 / 30 / 31 / 35 / 45. Sınıflarda 22.07.2020 tarihinde başvurusu yapılan 30.12.2020 tarihinde tescil edilen "..." ibareli ... sayılı markası dava tarihinde koruma altında olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan ve celbedilen deliller açısından tahkikat aşamasında bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. 27.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda "Davacı tarafın dosyaya sunduğu belgeler ve heyetimizin, davacı tarafça bildirilen internet adresleri üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde, davalıya ait olduğu iddia edilen marka kullanımlarının “...”, “...”, “...” şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu kullanımlarda “...”, “...”, “...” ibarelerinin yanında yer akan “...” ibaresi, ürünü tanımlar nitelikte bir kelime olup, bu ibarenin marka vasfı bulunmamaktadır. Davacıya ait tescilli marka ise, kırmızı renkle, büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. “...” ibaresi, “...” şeklinde okunmakta olup, İngilizce bir kelimedir. “...” ibaresi, “artış, artma, yükselme, destek” anlamları taşımaktadır. Dava konusu ürünlerin bir besin takviyesi olduğu ve “...” ibaresinin “destek” anlamı gözetildiğinde, “...” markasının ayırt edici niteliğinin düşük olduğu değerlendirilmiştir. “...” ibaresi de İngilizce bir kelime olup, “karışım” anlamına gelmektedir. “...” ibaresinin, ürünün karışım olduğuna dair bir tanımlama yaptığı, bu nedenle “...” ibaresinin tali unsur olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, davacı markası kapsamında başkaca ayırt edici bir unsur bulunmamaktadır. Dolayısıyla, tescilli bir marka olarak, asgari seviyede korunması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı markası “...” ibaresinden oluşmakta iken, dava konusu kullanımlar, “...”, “...”, “...” ibarelerinden oluşmaktadır. Dava konusu edilen “...” ibaresi, davacı markasının aynısı iken, “...” ve “...” ibareleri, “...” kelimesine “-...” eki eklenmiş halidir. “-...” eki, “...” kelimesini görsel ve işitsel olarak farklılaştırmadığı gibi, anlam olarak da farklılık oluşmamıştır. Zira “...” kelimesi “artış, artma, yükselme, destek” anlamlarına gelirken, “...” ibaresi, “artırılmış, desteklenmiş, yükselmiş” anlamlarına gelmektedir. Sonuç olarak, dava konusu edilen tüm kullanımlar, davacı markası ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerdir. Dava konusu edilen ürün "gıda (besin) takviyeleri” emtiası olup, bu ürün, davacı markası kapsamında aynen yer almaktadır. “Ayniyet”, emtianın birebir örtüşmesini ifade etmektedir. Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki malların aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmelidir. Zira marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Bu kapsamda, somut olayda, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler nezdinde, “...” ve ““...”, “...”, “...” markaları arasında bir irtibat kurulması ve davalının kullanımındaki markanın davacı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması, dolayısıyla iltibas ihtimali (karıştırılma tehlikesi) mevcuttur. Açıklanan nedenlerle; davacının tescilli markası ile davalının kullanımına konu işaretler benzer olup, davalının kullanımlarının davacının tescilli markasında yer alan emtia ile aynı ürün üzerinde gerçekleştiğinden, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere tespiti yapılmıştır. Davacının tescilli markası ile davalının kullanımına konu işaretlerin benzer olduğu, davalının markasal kullanımını gerçekleştirdiği emtianın davacının markasında aynen yer aldığı, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, Maddi tazminat hesabının davalı tarafça ( davalı tarafça 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılına ait satış faturaları, Genel Mizan, 2021, 2022, 2023 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile 2024 yılı Kurum Geçici Vergi Beyannamesi dosyaya sunulduğu (davalı tarafça sunulmadığı takdirde bağlı olunan vergi dairesinden 2021, 2022, 2023 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile 2024 yılı Kurum Geçici Vergi Beyannamesinin istenilmesine) takdirde SMK 151/2-b maddesine göre maddi tazminat hesabı yapılabilecektir. ) dosyaya gerekli bilgi ve belgeler sunulduğu takdirde hesaplanacağı, " şeklinde ifade edilmiştir. 22/01/2025 tarihli ek raporda " Tecavüz eyleminin varlığı Sayın Mahkemece sabitlendiği takdirde tazminat talebinin yerinde olduğu, Davacının tercihi olan 6769 sayılı SMK’nın 151/2 maddesine göre, davacının davalıdan talep edeceği yoksun kalınan kazanç tutarının 3.084,15 TL tutarında olacağı," , 30/05/2025 tarihli ek 2 raporda " Dosya muhteviyatı incelendiğinde davalı yana ilişkin yalnızca 2021 yılı Kuurmlar vergisi Beyannamesi ve aki mali tabloların ilgili vergi dairesince dosyaya sunulduğu görülmüş olup, 2021 yılına ait mali tabloların tetkikinde: Davalı yanın 2021 yılında net satışlarının 1.187.130,45 TL, brüt satış karının 241.393,61 TL, faaliyet karının 19.838,70 TL olduğu, dolayısıyla davalı şirketin faaliyet karının toplam net şatışlarının %1,67115’ ne tekabül ettiği, görülmektedir. Ancak tespit edilen toplam net satışlarının davalı şirketin tüm faaliyetlerine ilişkin olduğu, anlaşıldığından davaya konu ürünlerin toplam satış içerisindeki payının tespit edilemediği, ... A.Ş. (...)’un Sayın Mahkemenize göndermiş olduğu, 03.01.2025 tarihli cevabi yazı ekinde gönderilen Satıcı Adı: ... Satıcı Unvanı: .... Şirketi V.Kimlik No: ... ile davalı yanca satışa sunulan " “...”, “...”, “...” şeklinde ÜRÜNLERE AİT davalı şirketin 24.01.2024 – 08.08.2024 dönemine ait satışlarının aşağıda yer alan tabloda listelendiği: Davalı şirket tarafından 2162 adet işlem ile toplam 410.487,30 TL tutarında satış yapıldığı, Davalı şirket tarafından yapılan satışların 58 adet işlem ile toplam 8.840,67 TL tutarlık kısmının iade edildiği davalı şirketin ... üzerinden 24.01.2024 – 08.08.2024 dönemine ait net satışlarının: 410.487,30 – 8.840,67 = 401.646,63 TL olduğu, İşbu veriler üzerindne davalı şirketin satış maliyetlerinin, faaliyet giderlerinin tespit edilemediği, ancak 2021 yılı mali tablolarından tespit edildiği üzere şirketin %1,67115 oranında faaliyet karı elde ettiği varsayımıyla, Davalı şirketin 24.01.2024 – 08.08.2024 dönenime ait faaliyet karının: 401.646,63 * %1,67115 = 6.712,18 TL olacağı, anlaşılmıştır. Yine raporun önceki bölümlerinde yapılan açıklamalar dâhilinde ihlale konu marka kullanımına ilişkin ürün satışlarının %5’inin yoksun kalınan kazanç olabileceği değerlendirilmiştir. 24.01.2024 – 08.08.2024 tarih aralığı için hesaplanan yoksun kalınan kazancın (6.712,18 * %5=) 335,61 TL tutarında olabileceği, kanaatine ulaşılmıştır. Tecavüz eyleminin varlığı Sayın Mahkemece sabitlendiği takdirde tazminat talebinin yerinde olduğu, Davacının tercihi olan 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesine göre, davacının davalıdan talep edeceği yoksun kalınan kazanç tutarının 335,61 TL tutarında olacağı, Manevi tazminatın ve miktarının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, "Şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE; Marka ihlali açısından; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf "..." ibareli ... sayılı marka hakkının davalı firma tarafından internet ortamında satışa sunulan gıda takviyesi ürünleri dolayısıyla ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Davacının gıda (besin) takviyelerini de içeren 05...... Sınıftaki 30.12.2020 tarihinde tescil edilen "..." ibareli ... sayılı markasının dava tarihinde koruma altında olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan ve celbedilen kayıt ve belgeler sonrası alınan 27.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre;" heyetimizin, davacı tarafça bildirilen internet adresleri üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde, davalıya ait olduğu iddia edilen marka kullanımlarının “...”, “...”, “...” şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Davacı markası “...” ibaresinden oluşmakta iken, dava konusu kullanımlar, “...”, “...”, “...” ibarelerinden oluşmaktadır. Dava konusu edilen “...” ibaresi, davacı markasının aynısı iken, “...” ve “...” ibareleri, “...” kelimesine “-....” eki eklenmiş halidir. “-...” eki, “...” kelimesini görsel ve işitsel olarak farklılaştırmadığı gibi, anlam olarak da farklılık oluşmamıştır. Zira “...” kelimesi “artış, artma, yükselme, destek” anlamlarına gelirken, “...” ibaresi, “artırılmış, desteklenmiş, yükselmiş” anlamlarına gelmektedir. Sonuç olarak, dava konusu edilen tüm kullanımlar, davacı markası ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerdir. Dava konusu edilen ürün "gıda (besin) takviyeleri” emtiası olup, bu ürün, davacı markası kapsamında aynen yer almaktadır. “Ayniyet”, emtianın birebir örtüşmesini ifade etmektedir. Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki malların aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmelidir. Zira marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Bu kapsamda, somut olayda, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler nezdinde, “...” ve ““...”, “...”, “...” markaları arasında bir irtibat kurulması ve davalının kullanımındaki markanın davacı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması, dolayısıyla iltibas ihtimali (karıştırılma tehlikesi) mevcuttur." tespitinden hareketle ; davalının internet ortamında satışa sunduğu “...”, “...”, “...” markalı GIDA TAKVİYESİ ürünleri ile davacının 05.nci Sınıftaki "..." ibareli ... sayılı markası arasında ortalama tüketici grubu nazarında iltibas ve karıştırılma ihtimali oluştuğu kanaatine varılarak davalı tarafın eyleminin 6769 sayılı SMK 29.ncu maddesindeki marka ihlali oluştuğu sonucuna varılmıştır. Haksız rekabet açısından ise; TTK Madde 55/1-a " Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; ...... 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," haksız rekabet sayılmıştır. Yukarıda belirtilen 27.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda geçen "Dava konusu edilen ürün "gıda (besin) takviyeleri” emtiası olup, bu ürün, davacı markası kapsamında aynen yer almaktadır. “Ayniyet”, emtianın birebir örtüşmesini ifade etmektedir. Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki malların aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmelidir. Zira marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Bu kapsamda, somut olayda, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler nezdinde, “...” ve ““...”, “...”, “...” markaları arasında bir irtibat kurulması ve davalının kullanımındaki markanın davacı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması, dolayısıyla iltibas ihtimali (karıştırılma tehlikesi) mevcuttur. " şeklinde tespit ve kanaate mahkemece de iştirak edilerek davalının bu tür eylemi aynı zamanda TTK 55.nci madde anlamında maddesindeki haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Maddi Tazminat konusu; Davacı taraf 151. maddenin (b) fıkrasında belirtilen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” yöntemine göre hesaplanacak şekilde başlangıçta 1.000,-TL .....sonraki tarihli dilekçesinde 30.000 TL talebi dikkate alınıp marka ihlali ve haksız rekabet oluştuğundan bilirkişi heyetinin ek raporunda "Davacının tercihi olan 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesine göre, davacının davalıdan talep edeceği yoksun kalınan kazanç tutarının 335,61 TL tutarında olacağı, " şeklinde belirtilmiş ise bu rakam hayatın olağan akışına göre çok düşük olduğu, yine raporda geçen "davalı şirketin ... üzerinden 24.01.2024 – 08.08.2024 dönemine ait net satışlarının: 410.487,30 – 8.840,67 = 401.646,63 TL olduğu, " ifade edildiğinden buna göre tazminat oranı makul hesaplanmadığı kanaatiyle davalı eylemi aynı zamanda Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında "haksız fiil" de sayılarak BK 49 ve 50/2.nci maddesine takdiren 30.000,00 TL talep edilen tazminat net satış miktarına göre makul kabul edilip bu tazminatın 21/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. Manevi tazminat konusu; Davacı taraf dava dilekçesinde " 100.000,-TL" şeklindeki talebi incelendiğinde marka ihlali ve haksız rekabet oluştuğundan takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 21/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,( bu oran belirlenirken davalı taraf eylemleri nedeniyle davacının tesçilli markasının taklitlerinin müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar dikkate alınıp takdiren tayin edilmiştir ) şeklinde karar verilmiştir. Nihayetinde aşağıdaki hüküm verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, 3-Davalının bu tür eylemlerinin DURDURULMASINA, REF'İNE, ÖNLENMESİNE, ENGELLENMESİNE, 4-İhlal oluşturan ürünlere EL KONULMASINA, ihtiyati tedbir yoluyla el konulan ürünler de dahil karar kesinleştiğinde bu ürünlerin imha edilmesine, 5-Davacı tarafça talep edilen Ve Borçlar Kanunu 50/2 maddesine göre takdiren 30.000,00 TL tazminatın 21/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat istemiyle ilgili olarak takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 21/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 7-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez İLAN EDİLMESİNE, 8-Davacının bu davada haklılık oranının 6/7 oranında davacı lehine olduğunun tespitine, 9-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.464,8‬0 TL karar harcından peşin alınan 1.724,83 TL peşin harç + 500,00 TL ıslah harcı= 2.224,83‬ TL'nin düşümü ile bakiye 500‬,00 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 10-AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden 30.000,00 TL vekalet ücreti, manevi tazminat yönünden 40.000,00 TL vekalet ücreti, tazminat dışındaki istemler yönünden 40.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 110.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 11-Davacının yaptığı; 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.202,25 TL tebligat gideri, 5.464,80 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.667,05 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 6/7'si olan 14.286,04 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı 24/09/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/433, K. 2025/355, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-433-e-2025-355-k-6b642636ffe7