İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/347 E. 2025/291 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/347
- Karar No
- 2025/291
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/347 Esas KARAR NO : 2025/291
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/07/2020 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında eser sözleşmesine dayanan bir alacağın mevcut olduğunu, tarafların davacı müvekkilinin yetkilisinin yurt dışında gördüğü, tasarımını yaptığı ve Türkiye'de ürettirip satışını yapmayı hedeflediği, iç tasarımının üstüne konulacak güneş panelleri ile iç kısım mobilya, elektrik ve şömine vb. malzemelerinin davacı tarafından belirleneceği ve malzemelerinin temin edilip, ödeneceğini, alüminyum ve cam kısımlarının ise davalı tarafından tedarik edilip montajının yapılacağı hareketli kış bahçesi (“ürün”) yapım işi için Ekim 2019'dan itibaren karşılıklı olarak görüşmelere başladığını, davalının 26.11.2019 tarihinde davacıya gönderdiği 48.750,00-TL KDV teklif üzerinden anlaştıklarını, taraflar arasındaki ürün yapımına dair anlaşmanın TBK kapsamında tipik bir eser sözleşmesi olduğunu, davacının davalı ile olan sözleşmeye duyduğu güven ve inancı ile “GLOB” olarak marka patentine başvurduğunu, söz konusu ürünün faydalı model başvurularını da yapıp patentini aldığını, davalının davacıya 13.01.2020 tarihinde gönderdiği e-mailinde ürünün camlarının çalıştıkları cam firmasından davalıya 22.01.2020 tarihinde teslim edileceğini, ürünün fabrikada montajının tamamlanmasından sonra her şeyi ile tamam halde 25.01.2020 tarihinde davacının belirttiği adrese teslim edeceğini bildirdiğini, 15.01.2020 tarihinde, ödeme şekli, ürünün teslimat adresi ve teslim süresinin teklif üzerinde el yazısı ile belirlendiğini, davacı tarafından ürünün son teslim tarihi açısından bir yazılı netlik kazandırmak amacıyla, teklife teslim tarihi olarak 05.02.2020 tarihinin not düşüldüğünü, bu tarihin 15.01.2020 tarihinde mutabakata varılan gizlilik sözleşmesinin son halinde de kabul edilerek imzalandığını, üretilecek olan ürünün geniş çaplı tanıtımı için 14.02.2020 olarak tanıtım günü belirlendiğini ve söz konusu ilk ürünün davalının taahhütleri sebebiyle dava dışı üçüncü bir kişiye satıldığını, dava dışı bu üçüncü kişi ile satış sözleşmesi imzalandığını, ürünün teslim tarihi olarak tanıtım gününün ertesi günü olan 15.02.2020 tarihinin belirlendiğini, bu anlaşmaya göre söz konusu ürünün en geç 05.02.2020 tarihinde davacının bildirdiği teslimat adresine teslim edileceği kararlaştırılmışsa da teslimatın davalının faaliyet alanlarına olan inanca ve taahhütlerine uygun şekilde ve zamanında ürünü üretememesi ve ürettirememesi sebebiyle (kusuru sebebiyle) gerçekleşmediğini, 22.04.2020 tarihinde ... 18. Noterliği'nden 11300 Yevmiye No ile davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede üründen beklenen faydanın elde edilememesinden kaynaklı ve bununla kısıtlı olmamak üzere müvekkilinin uğradığı tüm zararlar, hak kayıpları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ürünün en geç 04.05.2020 tarihinde müvekkiline teslim edilmesi, aksi halde TBK m. 125 uyarınca seçimlik haklarından olan ve TBK m. 473 sözleşmeden dönme hakkının kullanılacağının davalıya ihtaren bildirildiğini, asıl teslim tarihi olan 05.02.2020 tarihinden itibaren davalıya ürünü tamamlaması için toplamda 3 (üç) aylık bir ek süre tanındığını, 04.05.2020 tarihine kadar da söz konusu ürünün Kahraman Mimarlık'a teslim edilmediğini ve müvekkilinin de TBK m. 125'deki seçimlik haklarından olan sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, dava konusu olayların çözülmesine yönelik arabulucuya başvurulduğunu ve arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının temerrüdü sonucunda ürünün üretiminin davacı açısından yararsız kaldığını, davacının söz konusu ürünün Türkiye genelinde tasarımı ve satışı konusunda öncülük ettiğini, bunun yapılan patent başvurularından da anlaşıldığını, davalı ile görüşmelerin başladığı Ekim 2019 ayında veya anlaşılan teslimat tarihinde söz konusu ürünün satışı başkaca şirketlerce Türkiye genelinde başlamadığından, davacının ürün sayesinde Türkiye genelinde bir sükse ve fark yaratmayı hedeflemiş olduğunu, söz konusu ürünün benzerlerinin cam, polikarbon gibi çeşitli materyallerden olmak üzere çeşitlilik halinde başkaca firmalar tarafından üretildiğini, seri üretime dahi geçilip piyasaya sürüldüğünü, bunun dahi ürünün üretiminin imkânsız veya olanaksız olmadığını, üretim konusunda davalıdan kaynaklanan bir kusurun var olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin kanun hükümlerine uygun şekilde sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, sözleşmeden dönme halinde alacaklının uğradığı menfi zararların giderilmesini isteme hakkı olduğunu, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar yönünden menfi zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin, davalının 05.02.2020 tarihinde teslim etmesi gereken ürüne dayalı olarak üçüncü kişi ile yaptığı satış sözleşmesinde kararlaştırılan 15.02.2020 tarihli teslimatı gerçekleştiremediklerini, bu nedenle de 29.02.2020 tarihinden itibaren cezai şart ödeme yükümlülüğünün muaccel hale geldiğini ve 25.000,00-TL cezai şart ödemek zorunda kaldığını, davacının sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler ve masraflar yönünden menfi zararları olduğunu, davalı tarafından ürünün yapılmasına duyulan inanç nedeniyle marka patentine başvurulduğunu, yeni bir marka oluşturulduğunu, davacının ilk ürün için yapmış olduğu ve davalı ile yaptıkları sözleşme olmasaydı yapmayacakları masrafların güneş panelleri için 3.350,00-TL (26.12.2019), marka tescil-faydalı model için 4.820,30-TL (02.01.2020), şömine için 5.000,00-TL (29.01.2020), faydalı model başvurusu için 50,00-TL (01.02.2020), marka başvurusu için 500,00-TL (01.02.2020), patent araştırma rapor ücreti için 826,00-TL (28.05.2020), davalıya gönderilen ihtarname için 325,86-TL (22.04.2020), ürünün iç mobilyası için 3.672,00-TL (30.05.2020) olduğunu, şömine için davacının yapması gereken kalan ödemenin (İlayda Şömine ile yapılan sözleşme gereği) 11.520,00-TL olduğunu, ilaveten davalıya 16.01.2020 tarihinde 30.000,00-TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması sebebiyle de uğranılan menfi zararlarının bulunduğunu, davacının davalının temerrüdü ile gelinen noktada üründen beklenen yararı elde edemeyeceğinden ve ürün sebebiyle davacının fazlaca zarara uğramasından bahisle, başka bir şirket vasıtasıyla ürünün üretimi konusunda henüz anlaşmadığını, ancak ürünü yaptırmak niyetiyle Mayıs 2020 tarihinde başka bir firmadan teklif alındığını, davacının aldığı bu teklifin kaçırılan fırsat sebebiyle menfi zararının hesaplanmasında yardımcı olacağını, ancak yalnızca iki teklif arasındaki farkın hesap edilmesinin kaçırılan fırsat sebebiyle uğranılan menfi zararı karşılamayacağını, Eylül 2020'de ürünün seri üretimine önden alıcısı olsa da olmasa da geçilecek olduğunu, kaldı ki bu hususta Kartalkaya, İzmir ve İstanbul vb. olmak üzere birçok şehirdeki otel ve restaurantla iletişime geçildiğini, ürünün davacı tarafından yapılan küçük tanıtımları ile söz konusu kişilerden seri üretimden itibaren ürünü alım garantisi alınmış olduğunu, dolayısıyla ürünün asıl kullanıma uygun olduğu aylar olan kış aylarında yeni alıcılarına satışı ve tesliminin sağlanacak olduğunu iddia ederek; davalının ürünü teslim etmede kusurlu olarak gecikmeye düşmesi sebebiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının menfi zararlarından; yapılan harcamalara istinaden 18.543,30-TL, İlayda Şömine'ye sözleşme gereği yapılmak zorunda olan 11.520,00-TL. Best Alüminyum'a yapılan ödemeye istinaden 30.000,00-TL, dava dışı üçüncü kişiye cezai şart olarak yapılan ödemeye istinaden 25.000,00-TL, daha iyi bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılması yönünden -şimdilik- 7.000,00-TL ve toplamda -şimdilik- 92.074,16-TL'nin davalıdan en yüksek ticari faiz ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı imalatın deneme niteliğinde olduğunu, davaya konu edilen kış bahçesinin ilk olarak davacı şirket yetkilisi Gülşah Kahraman tarafından yurt dışında görülüp davacı şirket yetkilisi tarafından söz konusu tasarımın yapılıp yapılamayacağının müvekkili şirkete sorulduğunu, müvekkil tarafından ürünün yapılabilme ihtimalinin bulunduğu, ancak denenmesi gerektiği, üretim aşamasında risklerin bulunduğu hususlarının belirtildiğini, bu kapsamda da söz konusu görüşme üzerine 26.11.2019 tarihinde davacı şirket yetkilisi tarafından gösterilen ürünün 48.750,00-TL 4 KDV fiyatına yapılabileceğinin mail vasıtasıyla teklif edildiğini, bu teklif üzerine tarafların bir araya geldiğini ve davacı şirket yetkilisinin ürünün üretilip üretilmeyeceğini görmek istediğini belirttiğini, davacı şirket yetkilisinin onayı üzerine de müvekkilinin davaya konu ürünün üretilebilmesi için çalışmalara başladığını, taraflar arasındaki ilişkinin bundan ibaret olduğunu, kış bahçesi yapımına ilişkin üretimin başladığı tarih itibarıyla Türkiye'de henüz örnek bir ürün olmadığından söz konusu sürecin bir Ar-Ge çalışması olduğunda şüphe bulunmadığını, başlangıçta ürünün istenilen biçimde yapılıp yapılamayacağının, yapım süresinin ne kadar olacağının tam olarak bilin(e)mediğini, bunun bilincinde olan müvekkilinin verdiği teklifte ürünün teslimine ilişkin davacı tarafa herhangi bir teslim tarihi taahhüt etmediğini, davacı ile yapılan görüşmelerin ürünün yapılabilmesi halinde seri üretime geçileceği yönünde olduğunu ve dava konusu ürünün tamamen deneme niteliğinde olduğunu, bu hususun da yine davacı şirket tarafından kabul edildiğini, davacının ürünün yapılıp yapılamayacağını sorduğunu ve müvekkilinin 48.750,00-TL *4* KDV fiyatına yapabileceğini ilettiğini, söz konusu ürün tamamen deneme niteliğinde olduğundan basiretli bir tacirin ilk üretime ilişkin teslim tarihi taahhüt etmeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin iletmiş olduğu teklif formu üzerine tamamen müvekkili şirketin bilgisi dışında teslim tarihi ekleyip buna binaen müvekkilini temerrüde düşürdüğünü iddia ettiğini, davaya konu ürünün tamamen deneme niteliğinde olup müvekkil şirketin yalnızca bir adet ürüne ilişkin teklif verdiğini, taraflar arasında seri üretime ilişkin anlaşma olmadığını, deneme niteliğindeki ürüne istinaden davacının geleceğe yönelik harcama yapmasının davalıyı bağlamayacağını, davacının henüz üretileceği dahi belirli olmayan ürüne ilişkin üçüncü kişilerle anlaşma yapmasının davalıyı bağlamayacağını, müvekkil şirket tarafından 26.11.2019 tarihinde verilen teklifte, davacı şirkete teslim tarihi taahhüt edilmediğini, teklif formunda da açıkça görüldüğü üzere müvekkili şirketçe ödeme ve işin teslim süresinin karşılıklı görüşme ile belirleneceğinin ifade edildiğini, ancak dava dilekçesinde de davacı tarafça ikrar edildiği üzere işbu teklif formuna teslim tarihi ve diğer hususların davacı şirket tarafından el yazısı ile sonradan eklendiğini, müvekkili tarafından hiçbir zaman karşı tarafa teslim tarihi bildirilmediğini, müvekkilinin davacı şirket tarafından hiçbir sorumluluğun yerine getirilmediğini bildirmesi ve yapılan harcamalara ilişkin 30.000,00-TL talep etmesi üzerine davacı şirket tarafından 16.01.2020 tarihinde müvekkilinin hesabına 30.000,00-TL havale yapıldığını, müvekkilinin söz konusu ürünün yeni bir ürün olması sebebiyle harcamaları kendi hesabından yapmayacağını açıkça bildirdiğini, bu aşamadan sonra cam büküm işlemlerine geçildiğini, bu süreçte ve daha işin başlangıcında bükümlü cam imalatının sıkıntılı olabileceği, bu camı yalnızca ... Cam San. A.Ş'nin yapabileceğinin belirtildiğini, dava dışı şirketin ilk denemelerde başarısız olduğunu ve bu durumun yazılı olarak davacı şirkete bildirildiğini, başarısız olunan cam bükümlerine ilişkin masrafların da müvekkili tarafından karşılandığını, dava dışı şirketin bu konuda müvekkiline fatura kestiğini, taraflar arasında gizlilik sözleşmesi dışında herhangi bir yazılı sözleşme imzalanmamasına ve müvekkil şirketçe herhangi bir teslim tarihi taahhüt edilmemesine rağmen davacı şirket yetkilisinin 14.02.2020 tarihinde ürünün lansmanının yapılacağını belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisinin ürünün belirtilen tarihe kadar yapılmasının mümkün olmadığını, söz konusu ürünün yeni bir ürün olması sebebiyle denemeye tabi tutulması gerektiğini ve gerekli onayı aldıktan sonra piyasaya sürülebileceğini ifade ettiğini, tüm bu süreçte davacı tarafa yazılı bilgi verildiğini, davacı şirket tarafından ürün imalatının fabrikada, yerinde görüldüğünü, davacı şirketin basiretsiz hareket ettiğini, yaptığı harcamaları müvekkili şirketten talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ve kusursuz olduğunu, davacının ... 18. Noterliği'nin 22.04.2020 tarih ve 11300 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkiline 04.05.2020 tarihine kadar süre verdiğini, bu ihtarnameye ... 25. Noterliği'nin 13.05.2020 tarih ve 05469 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirdiği ve söz konusu ürüne ilişkin teslim tarihi verilmediğine ilişkin cevap verdiklerini, henüz ortada bir teslim tarihi yokken davacı yanın dava dışı üçüncü bir şirketle sözleşme imzalamasının basiretsiz olarak hareket ettiğini gösterdiğini, dosya içerisine sunulan belgelerin her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğunu ve kabul etmediklerini, davacı tarafça yapımı istenilen ürünün hâlihazırda tamamen bitmiş bir şekilde müvekkilinin adresinde olduğunu, davacı şirketten ürünü teslim alması ve bakiye tutarı ödemesinin talep edildiğini, davacının ise ürünü teslim almayacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin yargı yoluna başvurduğunu bildirdiğini, davacı şirket yetkilisi Gülşah KAHRAMAN'ın üretime ilişkin tüm süreçten haberdar olduğunun sosyal medya hesabından (Instagram) yapmış olduğu paylaşımlardan dahi açıkça görüldüğünü, paylaşım görselinin altında yer alan "lansman planları yaptığımız" şeklindeki ifadeden dahi ürünün proje aşamasında olduğunun anlaşıldığını, davacı şirket yetkilisinin paylaşımının altında "elimizden geleni yaptık...solar cam olarak üretilip yaz-kış kullanılabilecek olan bir sistemi çift cam uyguyamadıkları için gerçekleştiremedik..." şeklindeki ifadeden özellikle davacı şirketin cam büküm işleminden haberinin olduğunun çıktığını, dava dilekçesinde ürünün benzerlerinin piyasaya sürüldüğü belirtilse de davacı şirket yetkilisinin paylaşımında belirttiği üzere müvekkilin imal ettiği ürün camı itibarıyla diğer ürünlerden farklı olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya bilirkişiye tevdi olunmuş bilirkişi raporunda: Dosyada mevcut bilgi ve belgelere istinaden yapılan inceleme neticesinde Davacının talebinde haklı olup olmadığı hususunda hukuki değerlendirme ve nihai takdirin Sayın MahkemeMize ait olduğu, Talep edilebilir alacak miktarlarının bilirkişi raporunun sonuç kısmında gösterildiği şekilde olabileceği kanaatine varılmıştır. Dosya tekrar bilirkişilere tevdi olunmuş bilirkişiler ek raporunda: Dosyada mevcut bilgi ve belgelere istinaden yeniden yapılan inceleme neticesinde bilirkişi ek raporunun “İtirazların değerlendirilmesi” başlığı altında yapılan açıklamalar gözönünde bulundurularak davacının talebinde haklı olup olmadığı hususunda hukuki takdiri tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce 2020/297 Esas sayılı dosyada yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki sözleşmenin vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2022/485 Esas ve 2024/316 Karar sayılı ilamı ile; "Taraflar arasında davalı şirketin 26/11/2019 tarihli 300.2019 no'lu "alüminyum işleri için düşeyde 50x60 mm demir profiller ve alüminyum kapaklı cephe profilleri, oturma alanında 50 mm'lik cephe profilleri, alt kısmında çift taraflı alüminyum levha, taş yünü, 40x12x3 mm kutu profiller ve ...sac ile zemin oluşturulması, 6 mm temperli low-e 62/44 cam * 16 hb * 6 mm temperli düz ısı cam takılması işlerini" konu alan teklifi üzerine davacı şirketin kabulü ile sözleşme ilişkisi kurulduğu ihtilafsızdır. Bu sözleşme , mahkemece “Vekalet Sözleşmesi” niteliğinde kabul edilerek, TBK 502/2 uyarınca vekalet sözleşmesi hükümleri uygulanması gerektiği, davalının dava konusu tasarımın üretilememesinde kusurunun bulunmadığı, vekalet sözleşmesi hükümleri uyarınca davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin ispat olunmadığı gerekçesiyle davacının talepleri yönünden davalının sorumluluğunun bulunmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükmü ile 04.06.1958 gün ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, maddi olayları açıklamak taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak yasa hükümlerini tespit etmek ve uygulamak hakime ait bir görevdir. Davada, davacı tarafça yukarıda belirtilen ve davalı tarafça inkar edilmeyen teklifin taraflarca kabulü ile kurulan eser sözleşmesi ilişkisi olduğu nitelendirilerek; yüklenicinin yüklendiği edimini ifa etmemesi sebebiyle sözleşmeden dönme ve verilen iş bedelinin iadesi ile müspet ve menfi zararın tahsili istenmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun19'uncu (818 Sayılı BK'nın 18.) maddesi hükmü gereğince, sözleşmenin “amaca göre” yorumlanması gerekmektedir. Yorumda genel kural, tarafların gerçek ve ortak amaçlarının tespit edilmesidir. Sözleşmenin her maddesi ve kısmı, sözleşmenin tümü gözönüne alınarak yorumlanmalıdır. Davaya dayanak alınan sözleşmenin kapsamı , amaca göre yorum kuralına ve yukarıda açıklanan yasal yönteme göre yorumlandığında; eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, TBK'nın 470 vd maddeleri gereğince taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi ilişkisi olduğu kabul edilerek esasının incelenmesi gerekirken, taraflar arasındaki sözleşmenin nitelendirilmesinde hataya düşülerek vekalet sözleşmesi olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kabul edilerek ,tarafların yasal delillerinin toplanması ve eser sözleşmesi hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın esasının çözümlenmesinden ibaret olmalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına," mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dava, sözleşmeden dönme nedeniyle ödenen iş bedelinin iadesi ve alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık taraflar arasında eser sözleşmesi bulunup bulunmadığı, sözleşme kapsamında davalının alüminyum ve cam kısımlarını tedarik edip etmediği, davalının temerrüde düşüp düşmediği, teslim tarihinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, ürünlerin üretilmesi ve tesliminde yaşanan gecikmenin davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ürünlerin teslime hazır olup olmadığı, davacının temerrüdünün bulunup bulunmadığı böylece davacının davalıdan maddi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Davalı tarafça her ne kadar taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de; istinaf kaldırma ilamında belirtildiği üzere davada, davacı tarafça yukarıda belirtilen ve davalı tarafça inkar edilmeyen teklifin taraflarca kabulü ile kurulan eser sözleşmesi ilişkisi olduğu nitelendirilmesi gerekmekte olup, davalının bu itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında teslim tarihine ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; dosya kapsamında bulunan whatsapp mesajları incelendiğinde, davalı tarafın whatsapp mesaj içeriğinde geçen 25.01.2020 tarihinin davacı tarafça da uygun görülerek davalı tarafa bildirildiği anlaşılmakla teslim tarihi 25.01.2020 olduğu değerlendirilmiştir. Taraflar arasında yapımı kararlaştırılan “ Alüminyum işleri için düşeyde 50 x 60 mm demir profiller ve alüminyum kapaklı cephe profilleri, oturma alanında 50 mm'lik cephe profilleri, alt kısımında çift taraflı alüminyum levha, taş yünü, 40 x 12 x 3 mm kutu profiller, ...saç ile zemin oluşturulması, 6 mm tamperli low-e 62/44 cam * 16 hb * 6 mm tamperli düz ısı cam takılması işi”ne ait 6 mm tamperli low-e 62/44 cam * 16 hb * 6 mm tamperli düz ısı cam takılmasına ilişkin kısmın davalı tarafça dava dışı ... Cam San.AŞ'ye yaptırılacağı anlaşılmakta olup, taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yüklenicinin taraflar arasında kararlaştırılan ürünü veya bir kısmını üçüncü kişiye yaptırması mümkün bulunmakta olup, ürünün gerek bizzat kendisi gerekse üçüncü kişiye yaptırılması sırasında, üstlendiği işin yapımı aşamasındaki süreci iş sahibinin haklı menfaatlerini de gözetmek suretiyle, sadakat ve özenle ifa etme ve yönetme yükümlülüğü altındadır. Davalı tarafça her aşamada ürüne ait camların üretiminde sorun yaşandığının davacıya bildirildiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamında; davalı tarafından dava konusu üründe kullanılacak camların ... Cam San.AŞ tarafından 22.01.2020 tarihinde teslim edileceğinin Whatsapp mesajı ile davacıya bildirilmesini müteakip, davalı tarafından davacıya keşide edilen ... 25. Noterliği'nin 13.05.2020 tarih 05469 yevmiye nolu cevabi ihtarname tarihine kadar; dava konusu ürünün teslim edilip edilemeyeceğine, teslim edilemeyecek ise bunun sebeplerine, dava dışı ... Cam San.AŞ tarafından yapılan üretim aşamasında başarısız olunan cam bükümlerine ilişkin denemelere, davalı tarafça hali hazırda tamamen bitmiş bir şekilde davalı şirketin adresinde olduğu belirtilen dava konusu esere ait bükümlü camların, dava dışı ... Cam San. A.Ş. tarafından hangi tarihte teslim edildiğine, dava konusu ürünün hangi tarihte teslime hazır hale geldiğine ilişkin bir açıklamaya / bilgi ve belgeye rastlanılmamış olup, davalı tarafça bu iddiası ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalının kusuru nedeniyle davacının haklı olarak sözleşmeden döndüğü, kanaatine varılmıştır. Eser sözleşmesinin dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracak olup, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, tarafların sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilecektir. Dosya kapsamından bu sözleşme gereğince davacı tarafça davalıya iş bedeli olarak 30.000,00 TL'nin gönderildiği, davacının iş bedelinin iadesini talep ettiği görülmekle talebin kabulü ile 30.000,00 TL iş bedelinin davalıda tahsiline karar vermek gerekmiştir. Menfi zarar sözleşmenin ifası için yapılan ve sözleşme ilişkisi kurulmamış olması halinde yapılmayacak olan masraflar olup, menfi zararların fesih ya da tasfiyede kusursuz olsa dahi sözleşmenin diğer tarafından talep edilmesi mümkündür. Menfi zarar diye nitelendirilen imalât ve harcamalar taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmasa idi yapılmayacak olan masraf ve imalâtlar olduğundan sözleşmeden doğan hak ve alacaklar kapsamındadır. Başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması sebebiyle uğranılan zarar yönünden yapılan incelemede; dosyaya sunulan Angora Ahşap ... Tic, San. A.Ş.'ye ait 07.05.2020 tarihli teklif metninde işin 55.000,00 TL+KDV'ye yapılması teklif edildiği görülmekle, davacının davalıdan 7.375,00 TL talep edebileceği değerlendirilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ile bu zarar kalemi yönünden 7.000,00 TL talep edilmiş, 27/03/2025 tarihli dilekçede zarar kaleminin rapor doğrultusunda 7.375,00 TL olduğu bildirilmiş, toplam alacak kaleminin dava dilekçesi ile talep edilen alacak kaleminden düşük olması nedeniyle harç ikmal edilmediği belirtilmiş ise de; her alacak kaleminin ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça bu alacak kalemi yönünden ıslah dilekçesi sunulmadığı gibi 375,00 TL kısım yönünden harç ikmali de yapılmadığı görüldüğünden bu alacak 7.000,00 TL üzerinden değerlendirilmiştir. Davacı tarafça 3. kişiye yapılan cezai şart ödemesi yönünden yapılan incelemede ise; henüz üretimi tamamlanmayan, test aşamalarından geçmeyen, teslimi yapılmayan ve yeni bir üretim konusu olan bir ürüne yönelik olarak davacının üçüncü kişiyle yaptığı satış sözleşmesinin tamamen kendi iradesi ile yapılan bir eylem olduğu, basiretli tacir gibi davranması gerektiği değerlendirilerek bu ücretin davalıdan tahsil edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Yine davacı tarafça dava dışı 3. kişi ile yapmış olduğu sözleşme kapsamındaki harcamalar talep edilmiş ise de, davalı tarafından davacıya gönderilen 26.11.2019 tarih 300.2019 nolu teklif mektubunda; davacı tarafından talep edilen alüminyum işleri için düşeyde 50 x 60 mm demir profiller ve alüminyum kapaklı cephe profilleri, oturma alanında 50 mm'lik cephe profilleri, alt kısmında çift taraflı alüminyum levha, taş yünü, 40 x 12 x 3 mm kutu profiller, ...saç ile zemin oluşturulması, 6 mm tamperli low-e 62/44 cam * 16 hb * 6 mm tamperli düz ısı cam takılması işlerinin, imalat, nakliye, işçilik, montaj dahil yapılması için teklifte bulunulduğu, güneş panelleri ile şömine montajının teklif fiyata dahil olduğuna ilişkin bir açıklamaya ise yer verilmediği, davacı tarafça bu masrafların davalıdan talep edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Davacı tarafça her ne kadar marka ve patent başvuru ücretinin tahsilini talep etmiş ise de; davacının tamamen kendisine ait olan söz konusu sınai mülkiyet hakları bakımından herhangi bir zarar kaleminden söz edilebilmesi mümkün olmayıp, davacının uyuşmazlık konusuna ilişkin söz konusu hakların masraflarını zarar kalemi olarak davalıdan tahsilini talep edemeyeceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, faiz başlangıcı olarak davacı tarafça sözleşmeden dönme tarihi olan 05.05.2020 olarak belirlenerek (04.05.2020'ye kadar işin tamamlanması aksi takdirde sözleşmeden dönüleceğine ilişkin ihtar gözününe alınarak) aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; - 30.000,00 TL iş bedeli ve 7.000,00 TL daha iyi bir sözleşme yapma fırsatı kaçırılması nedeniyle uğranılan zarar olmak üzere toplam 37.000,00 TL'nin 05.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davaya verilmesine -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.527,47 TL harçtan peşin alınan 1.572,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 955,07 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.572,40 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 350,00 TL posta masrafı, 54,40 TL başvurma harcı ve 21.600,00 TL bilirkişi masrafı toplamı olan 22.004,40 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 8.845,77 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 99,75 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 59,65 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerine bırakılmasına, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin kabul-ret oranına göre 789,36 TL'sinin davacıdan, 530,64 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflarca tarafından yatırılan gider ve delil avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2025
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı