İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/256 E. 2026/413 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/256
- Karar No
- 2026/413
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/256 Esas KARAR NO : 2026/413
Bakırköy 4. İcra Dairesi : 2023/22998
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/03/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 YAZIM TARİHİ : 08/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında 01/12/2022 yürürlük tarihli ''Görüntülü ve Yazılı Haber Servisi Sözleşmesi '' imzalanmış olduğu, sözleşme uyarınca ...A' nın yaptığı Görüntülü ve Yazılı Haber Servisi davalı tarafından kiralanacak ve bu servis aracılığıyla elde edilen haberler davalının sahibi olduğu www.....com.tr isimli internet sitesinde yayınlanacağını, müvekkili şirket sözleşme süresince davalının sahibi olduğu internet sitesinde yayınlanmak üzere davalıya özel verilen portal ile haber servis edecek davalı- borçlu da bu hizmetin karşılığı olarak 21.000,00 TL + KDV müvekkil şirkete ödeyeceğini, davalı- borçluya müvekkili şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı olarak faturalar tanzim edilmiş, tanzim edilen faturaların ödenmemiş olduğunu, ayrıca sözleşmenin 12.1 maddesi uyarınca damga vergisi de davalıya ödenmesi için fatura edilmiş olduğu, tanzim edilen faturaların karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların içeriğinin, hizmetin ifasına ilişkin olduğu ve faturanın e- arşiv fatura olup temel fatura senaryosu ile karşı tarafa gönderildiği ve tebliğ edildiği izahtan vareste olduğu, müvekkili şirketçe düzenlenen faturalar e- arşiv olarak düzenlenmiş, E-Arşiv Fatura, e-Fatura kapsamında olmayan vergi mükellefi tüzel kişilere ve vergi mükellefi olmayan şahıslara gönderilen, kâğıt faturadaki tüm bilgileri içeren ve yasal olarak kâğıt faturadan hiçbir farkı olmayan elektronik evraklara verilen isim olduğu, E-Arşiv fatura kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturulan fatura internet dâhil olmak üzere her türlü elektronik araç ve ortamlar vasıtasıyla iletilebileceğini, E-arşiv fatura alıcısının bir posta kutusu hesabı olması gerektiği, satıcı tarafından oluşturulan e- arşiv faturalar bu hesaba iletilmekte olduğu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen fatura davalı taraf ile anlaşıldığı üzere sözleşmede de belirtilen tanımlı mail adresine iletilmiş olduğu, tüm faturalaşma sürecinde davalı ile sürekli olarak irtibatta kalınmış tüm faturalar karşı tarafın bilgisi dahilinde olduğunu, tüm faturaların usulüne uygun olarak kayıt altına alınmış olduğunu, davalı tarafından 8 günlük yasal sürede faturaya herhangi bir itirazda bulunulmamış olduğu, davalı- borçlu ile defalarca faturanın ödenmesi için iletişime geçilmiş, ancak olumlu bir yanıt alınamamış olduğu, işbu sebeple de alacağının tahsili için davalı borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatmış, başlatılan icra takibine, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup, takibin bu itiraz nedeniyle durmuş olduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirketin, davalı/ borçlu ile arasındaki ticari ilişki gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmiş antlaşma gereği gibi davalı- borçluya haberleri servis etmiş olduğunu, davalının, müvekkili şirketin sistemlerini kullanmış, müvekkili şirketin sistemleri davalıya sözleşme sonuna kadar açık kalmış olduğunu, davalı da sisteme son olarak 04.09.2023 07:50:02 de girmiş olduğunu, keza davalı sistemleri kullanmamış olsa dahi sistemler kullanıcıya tanımlandığı için hizmet verilmiş sayılmakta olduğu, ancak davalı/ borçlu ödemesi gereken fatura bedellerini ödememiş, davalı / borçlu borcunu ödemediği gibi müvekkilce başlatılan icra takibine de kötü niyetli olarak itiraz etmiş, müvekkil şirket son olarak arabuluculuğa başvurmuş ancak arabuluculuk görüşmelerinden de herhangi bir sonuç çıkmamış olduğunu, işbu sebeple, itirazın iptali için mahkemede huzurdaki dava ikame edilmiş olduğu, yargılama neticesinde davalı-borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, kötüniyetli davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında akdedildiği belirtilen 01.12.2022 Tarihli Görüntülü ve Yazılı Haber Servisi Sözleşmesi; müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşımadığı gibi; sözleşmede yer alan mail adresinin de müvekkili şirkete ait resmi bir mail adresi de olmadığını, müvekkili şirket tarafından, 01.12.2022 tarihi itibariyle davacı şirketten haber ajansı hizmeti alınmış; ancak hizmet alımının başlangıcından itibaren, davacının sunmuş olduğu hizmetin alınmasını sağlayan "receiver" cihaz arızalı çıkmış; davacıya bu durum bildirilmiş ve davacının önerisi ile arıza giderilene kadar, davacı firmanın alanında yetkinliğine ilişkin kamuoyunda yaratılan güvene dayalı olarak sorunun çözümü ve mağduriyetin bedelsiz ek süre tanımlanması ile giderileceğine inançla, vMix üzerinden hizmet alınmaya çalışılmış ancak bu yolla davacının taahhüt ettiği/sözleşmeye uygun hizmetin alınması mümkün olmamış olduğunu, hizmet alımına devam edilmesi mümkün olmamış olduğu, davacı şirket receiver cihazın yenisinin gönderilmesi gerektiğini ve fakat yurt dışından gelmesinin beklendiği şeklinde verdiği cevaplarla arızanın giderilmesi ve/veya hizmet alımının sağlanması noktasında hiçbir çözüm üretmemiş; müvekkilİ şirket tarafından dava konusu sözleşmeye istinaden sözleşmeye uygun hiçbir fiili hizmet alınması mümkün olmamış olduğu, bu hususta whatsapp yazışma kayıtları ve o tarihte müvekkili şirket çalışanlarının tanıklıkları ispata yarar delil niteliğinde olduğunu, davacı firma, 19.06.2023 tarihinde göndermiş olduğu elektronik posta ile o tarih itibariyle, toplam 151.068,94-TL vadesi geçen bakiyenin mevcut olduğundan bahisle gün içerisinde ödeme yapılmaz ise hizmetin kesileceğini belirtmiş olduğu, O tarihte herhangi bir ödeme yapılamadığından müvekkili şirket tarafından hizmetin 19.06.2023 tarihinde kesildiği bilgisi ve inancı ile hareket edilmiş olduğu, oysaki işbu dava ve dava konusu icra takibi ile davacı firmanın, hizmetin kesildiğinin ihbarından sonraki dönemde de haksız bir şekilde müvekkiline fatura kestiği öğrenilmiş; ancak kesilen faturalar hiçbir şekilde müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş olduğu, bu nedenlerle, müvekkili aleyhine başlatılan dava konusu icra takibinde, iddia ve talep edilen alacak meblağı likit olmadığından, takibe itiraz etme gereği doğmuş olduğu, müvekkili tarafından 19.06.2023 tarihinden önceki dönemde receiver arızası nedeniyle fiili hizmet alınamayan tarihleri ve davacının hizmetin durdurulduğuna ilişkin beyanından sonraki tarihleri kapsayan faturalara istinaden müvekkilinin herhangi bir ödeme yükümlülüğünün olmadığı açık olup; bu kapsamda alacak iddiasının yargılamayı gerektirmekte olduğu, davacı yan, fiili hizmet alımının olmadığı tarihler ile hizmeti durdurduğuna ilişkin bildirim yaptığı 19.06.2023 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin fatura kesmekte ve bu faturalara istinaden yapılan icra takibinde kötü niyetli ve gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istemekte olduklarını, bu nedenle de davanın reddi ile iddia edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini, alacaklı aleyhine alacağın %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1- Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır 2-Seğmenler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 27/03/2024 Tarih, .... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA ve BS dökümleri getirtilmiştir. 3-Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 04/04/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin karşılaştırılmalı BA/BS formları getirtilmiştir. 20/01/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-) Davacının 2022,2023 ve 2024 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, 2-) Davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmamış olduğu, 3-) Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 03/10/2023 tarihi itibariyle, davacının Davalıdan 226.248,96 TL Alacaklı oldukları, 4-) Davacı tarafından Davalı yana 2022 ve 2023 yılında kümülatif olarak KDV Hariç tutarı 191.388,96 TL, KDV Dahil tutarı 226.248,96 TL olan 10 Adet E-Arşiv Faturası düzenlenmiş olduğu, tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, Davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş fatura ve ödeme olmadığı, 5-) Davacı yan tarafından beyan dilekçesi ekinde aşağıdaki Log kayıtlarına ilişkin belge sunulmuş olduğu, ancak Mali branş dahilinde olmadığı için bu konuda değerlendirme yapılmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 6-) Taraflar arasında Görüntülü ve Yazılı Haber Servisi Sözleşmesi imzalanmış olduğu, Davalı adına .... tarafından imzalanmış olduğu görülmekte olduğu, 7-) Davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulu 17.05.2023 tarihli ... yazışmasında .... tarafından ... Yayınlarını aldıkları cihazın arızalı olduğu, sesi kestiği açıklanmış olduğu, tarihi görünmeyen yazışmada çalışan cihaz istendiğinin yazılmış olduğu görülmekte olduğu, Takdir in Sayın Mahkemenize ait olduğu, 8-) Davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulu 19.06.2023 tarihli mailde, davacı yandan .... tarafından davalı yana vadesi geçen bakiyenin 151.068,94 TL olduğu belirtilmiş olduğu görülmekte olduğu, 19.06.2023 itibariyle davacı alacağının bu tutar kadar olduğu ticari defterlerinde görülmekte olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 9-) Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 03/10/2023 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek yıllık Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, açık cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak işin yapılıp yapılmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 226.248,96-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya hizmet verdiği, bu kapsamda faturalar düzenlediği, aralarında açık hesap ilişkisi olduğu, davalının fatura borçlarını ödemediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı ise, aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte davacının verdiği hizmetin ayıplı olduğunu, arızanın giderilmesi hususunda çözüm bulunamadığını, davacının 19/06/2023 tarihinde 151.068,94-TL borcun ödenmesi, ödenmezse hizmetin kesileceği hususunda elektronik posta gönderdiğini, bu nedenle davalının ödeme yapmadığından hizmetin kesildiği inancı ile hareket ettiğini savunmuştur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür (TMK m.6). İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK m.190). Bu kapsamda davacı tarafın sözleşme ve ticari ilişki kapsamında faturaya konu hizmeti ürünlerin davalıya verdiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Davalının da hizmetin ayıplı olduğu husunda ispat yükü kendi üzerinde olup, davacı tarafından verilen hizmetin ayıplı olduğunu, ihbar ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirdiğini kendisinin ispat etmesi gerekir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce öncelikle davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin talimat mahkemesi aracılığı ile incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, ancak, davalı taraf süresi içinde bilirkişi ve talimat masraflarını yatırmamış ve defterlerini ibraz etmemiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen 20/01/2026 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Zaten aralarındaki ticari ilişki davalı tarafın da kabulündedir. Buna göre, Davacının incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 03/10/2023 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 226.248,96 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya 2022 ve 2023 yılında kümülatif olarak KDV Hariç tutarı 191.388,96 TL, KDV Dahil tutarı 226.248,96 TL olan 10 Adet E-Arşiv faturası düzenlenmiş olduğu, tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş fatura ve ödeme olmadığı anlaşılmıştır. Davalı, her ne kadar verilen hizmetin ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu hususta somut delil, yaptırılmış somut bir tespit sunmadığı, faturalara itiraz etmediği veya herhangi bir iade faturası düzenlemediği, ayıp iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Ayrıca, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafın alacağını oluşturan faturaların tamamının ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturaların, davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, düzenlenen faturalar kapsamında davacının davalıdan 226.248,96-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Davalı tarafın ise, takibe konu alacağı ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre, davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 226.248,96-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, -Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 2-Alınması gereken 15.455,06-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 2.732,53-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 12.722,53-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.732,53-peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.160,13-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.545,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2026
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır